8 Nisan 2026 Çarşamba

Batum Gezi Yazısı #9- Batum’da Dördüncü Gün, Çakma Gaudi Binası ve Detaylar

Bugün hava güzel. Kahvaltıyı yaptıktan sonra sahile doğru yürüyoruz. Teknelerin tamir edildiği yerden sağa doğru şehrin farklı bir sokağına dalıyoruz. Benim derdim Meryem Ana Katedralini görmek. Ve ne oluyor biliyor musunuz? Sağa döner dönmez Batum’un gerçek yüzüyle karşılaşıyoruz!

Batum’un Öteki Yüzü

Birdenbire trafik hızlanıyor, insanlar kalabalıklaşıyor. O güzel bonbon şekeri gibi binalar yerlerini bakımsız, sıkışık ve kirli evlere, düzensiz dükkanlara bırakıyor…

Old Town’daki minimalist tabelalarda yer alan Gürcü alfabesi ne kadar estetik görünmüştü gözüme. Oysa bu caddedeki tabelalar karman çorman ve rengarenk yazılar sadece kaotik duruyor.

Cadde boyunca yaşlı kadınların yerdeki tezgahlarda bir şeyler sattığını görüyorum. Eğer yaşlı kadınlar ve çocuklar yerlerde bir şeyler satıyorsa o şehirdeki gelir adaletini sorgulamak gerekir! Tiflis’te çok görmüştüm böyle manzaralar. Neden? Çünkü Tiflis’te turistik bölge ile halkın yaşadığı yerler buradaki gibi keskin çizgiyle ayrılmamıştı bence.

Birden ayılıyorum. Batum’da “Old Town” denilen küçük bir alanı allayıp pullayıp adeta “Truman Show” stüdyosu gibi turistlere ve zenginlere yönelik bölge yaratmışlar! Evlerin dışı şahane boyanmış, restore edilmiş, kaldırım taşları tamir edilmiş ve sokaklara kırmızılı beyazlı kamelyalar ekmişler. Böylece Old Town sanki bir film platosu haline gelmiş. Ben üç gündür platonun içini geziyormuşum mutlu mesut!

Çok ama çok şaşırıyorum bu keskin ayrımı ve birdenbire yüzleştiğim görünmez sınır çizgilerini fark edince. 

Batum 2005-2015 arasında sahil ve turizm şehri olması için hızlı bir değişime uğramış. Anladığım kadarıyla sahile ve Old Town’a ciddi yatırım yapılmış. Dünkü yazıda marka otellerden bahsetmiştim ya, bugün ara sokaklarda bile irili ufaklı otel ve casinoların olduğunu görüyorum. Her yer otel dolu sahil bandında.

Ama geride kalan mahalleler anladığım kadarıyla bu değişimden nasibini alamamış. Şehrin parlatılmış tarafında muhtemelen turizm sektörünün üst düzey yöneticileri veya yabancı yatırımcılar oturuyordur. Ya da belki bu kısımda oturan fazla kişi de yoktur. Katedral yolunda gördüğüm Batum halkı ise muhtemelen turizm çalışanları, emekçiler, işsizler ve yaşlılar…

Hani Nerde Kaldı Sakin Giden Arabalar?

Tiflis’e gittiğimde trafik ürkütücü gelmişti. Oranın deli gibi hızlı, sağdan soldan aniden çıkan arabalarını düşündükçe Batum’un trafiği ne kadar sakin diyordum iki gündür. Meğer turistik “fanusta” reklamları izliyormuşum. Ya inanmayacaksınız ama, Old Town dışında tam karşıdan karşıya geçerken soldan hızla gelen bir belediye otobüsü zııt diye önümden sağa dönüyor, hem de yayaya yeşil ışık yanarken! Resmen nutkum tutuluyor ve ardından bakakalıyorum!

Turistik bölge ile halkın yaşadığı bölge arasında fark bu kadar mı bariz olur? İnanın abartmıyorum, bu bölgede insanların kıyafetleri bile değişiyor! O bakımlı, kürklü, kuaförden yeni çıkmış gibi süslü köpeğini gezdiren kadınların yerini bezgin, soluk yüzlü ve soluk paltolu insanlar alıyor.

Bu kadar keskin sosyal geçişe tanık olmak elbette duygularımı da alt üst ediyor….

Katedrale gelmeden önce küçük bir meydanda mola veriyoruz. Büfeden kahve alıyoruz, sütlü latte. Yarım saat sonra sindirim sistemimi alt üst edeceğini bilmiyorum tabii ki o anda, güneşi hissederek keyifle içiyorum.

Katedral büyük, görkemli. Bahçesinde oturuyorum. Sonra eve doğru yürümeye başlıyoruz. Yine Old Town sınırlarından içeriye girmişiz. O kadar belli ki o bölgeye girişimiz. Kaldırımlar genişliyor, şahane ağaçlar yolda sağlı sollu… Araçlar yavaşlıyor cidden. Hepsi nazikçe yol veriyor karşıya geçerken. Evler şeker evler oluyor yine, her yer pırıl pırıl…

Batum’da Çakma Gaudi Binaları Keşfettim

Bunu anlatmasam olmaz…Ya, ben var ya bazen çok komik ve hiç unutamayacağım laflar edebiliyorum, olmadık şeylere olmadık isimler takabiliyorum.

Anlatmayı unutmuşum, şehirdeki ilk gün gördüğüm bu camlı binaya “Gaudi” demiştim. Barselona’ya gittiğimden değil, gezi videolarını hayran hayran izlemekten aklımda yer etmiş bu binalar. Eve giderken ne zaman bu binanın oradan geçsek Gaudi’ye geldik, Gaudi’den geçtik şeklinde söyleyip gülüyordum.

Son gün o binanın altında ne görüyorum dersiniz?

“Gaudi Restoran” tabelası…

Nasıl gülüyorum anlatamam size. Benim çakma diye dalga geçtiğim, bir yandan da taş ile camı ne güzel bir araya getirmişler diye de beğenerek lakap taktığım şeyi yapmışlar meğer. Ciddi ciddi de binanın altına “Gaudi Restoran” açmışlar!

Üstelik taş çakma Gaudi’nin karşısına bir de cam ve metalden oluşan çakmanın çakması bir tane daha bina bile eklemişler! Çinliler görse şapka çıkarır bu duruma.

Gerçekten kendimle gurur duyuyorum, bu espriyi nasıl da yakaladım ama…

Mide Bozma Keyfisi (!)

Sahte dünyanın sunduğu bu görüntüler, detaylar elbette turist ruhumu okşuyor. Katedrale giderken gördüğüm manzaralar ise “dünyanın ahvali” olarak belleğime kazınıyor. Eve yaklaşmışken tam da bir markete girmişken başlıyor midemde gurultu… Eski gezilerimde de benzer şeyler yaşadığımı bilenler bilir. Deeptone mesela, buraya kadar okuduysa ne zaman midemi bozacağımı merak etmiştir.  Evet bunun suçlusu o en son içtiğim latte olabilir, dün akşam yediğim hafif acılı İzmir Köfte de olabilir. Ya da ne bileyim alışık olmayan bünyeme sabahtan beri üç büyük kahve fazla da gelmiş olabilir.

Eve zor atıyorum kendimi, dışarıya çıkmaya cesaret edemiyorum. Akşam yemeğim Mevlana’dan gelen kuşbaşılı pide ve ayran oluyor; riske girmiyorum.

Oysa bara giderim diyordum. “Turist olmak, akışa kendini kaptırmaktır.” Cümlesi geliyor aklıma.

Yarın dönüyoruz artık, elbette son bölümü de detay detay anlatırım; siz hiç merak etmeyin 😊

Gezinin tamamını okumak isterseniz

Bütün Batum notları burada.

Başka gezi yazısı yok mu diyenler için de diğer gezilerim burada…


6 yorum:

  1. Vay be , gerçekten de Truman Show yaratmış demek adamlar. Aradaki bu kadar büyük fark inanılmaz.

    Gaudi Binası iyiymiş :D

    Ben de Paris'te üç gün bişi yemediydim, daha gitmeden bozulmuştu sindirim sistemim. Statda tuvalet sırasında beklemekten konseri izleyemeyeceğim diye korkuma bişey yiyememiştim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten inanılmaz, ben şok oldum bu kadar keskin sınırlar olmasına. Tiflis'de old tpwn yıkık dökük mesela, orada da Gudashvili diye bir yeri (bak adını bile unutmadım) restore etmeye başlamışlardı, çok güzeldi. Ama sokaklar hep yıkık dökük ve bakımsızdı. Turizm için sahte ışıltılar yaratıyorlar işte. Truman Show ne güzel öngörmüş bunları...
      Gaudi binasını görür görmez Barselona'ya gitmiş kadar oldum 😁😁
      Hatırlıyorum senin Paris maceranı, bir de konsere gitmiştin tek başına. O an için korkunç oluyor da, sonradan gülünecek anılar kalıyor akılda :) Her seyahat yeni macera.

      Sil
  2. allah seni, yemek içmek deyince evet hemen düşündüm, yandık diye :) senin mide de vallahi değişik yani bencesi senin mide yağ, süt gibi durumlarda kötüyü hemen hissediyor, bir de senin midenin çok farkında olduğun için aranız çok iyi ya sevmediği şeyi hemen sana bildiriyor :) güldür güldürde vardı, konuşan organlar :) bu geziden de çıkan sonuç şu var, insanlar brezilya, meksika, tayland, tayvan, hindistan gibi ülkeleri merak edip geziyorlar, trafik, gürültü, pislik, çöp, sokak hayvanları, kesilen internet, gibi durumlar var yani gezmeye mi gidiyoruz safariye mi :) yani o zaman amazona, dağlara gidin bari, aksiyon için :) demek ki tiflis batum da beyoğlunun arka sokakları gibi :) eminönü trafiği gibi :) avusturya, isviçre, norveçte rahat etmek varken yanii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Deep, aklıma geldin midem bozulunca, dedim yine bana gülecek :)) Lviv'de kruvasan yedikten sonra olmuştu, Tiflis'te börek yedikten sonra olmuştu. Evet tespitlerinde haklısın, aramız çok iyi, kötü şeyi bildiriyor :)))
      Güldür Güldür'de hatırladım o bölümü, ben zaten kendimi deşsem ne komiklikler çıkar kim bilir öbür organlarımdan da:)
      OBen Hindistan'a gezmeye gidenlerin videolarını bile izleyemiyorum, dediğin gibi insanlar nasıl gidiyor hiç anlamam.
      Batum'un turistik Old Town'ı güzeldi, arka sokaklara girmemek lazım.
      Tiflis'in ise doğası, parkları falan gerçekten şahane. Yani yemek sorunu olmasa Tiflis mi Batum mu sorusuna ben Tiflis derim. Batum Dubai gibi sonradan son yirmi yılda turizm merkezi yapılmaya çalışılmış aslında yapay bir yer. Tiflis ise gerçekten otantik bir yer. Haçapuri ve hinkel yiyebiliyorsan Tiflis'i tavsiye ederim :)
      Aahh, ahh yine yarama tuz bastın. Avusturya'daki Hallstatt'ın resmini iş yerimde yan camıma asmıştım :) Ben istemez miyim oralara gideyim... Özellikle Prag'ı görmeyi çok isterim. Yeri gelmişken buradan günün moda deyimiyle "manifest" yapayım da güzel güzel Evropa gezilerine de çıkayım 🥰🙏🏼
      Bu arada yazımı sonuna kadar okuduğun için ayrıca teşekkürler ✨

      Sil
  3. Batum'a gitmedim ve hep aklımda olan yerlerden biri. Şimdi her yazıyı tek tek okuyacağım:)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz, baştan söyleyeyim bu yazılar rehber niteliği taşımıyor. Çok aradığınızı bulamayabilirsiniz benden söylemesi :) Merak ediyorum yorumlarınızı, sevgiler 🥰

      Sil