22 Nisan 2023 Cumartesi

DİYALOGLAR-1- Neden ayakkabıların ters yöne bakıyor?



Adam:
“Şu renklere bir bak! Masa örtüsündeki bordodan, giydiğin bluzdeki vişne çürüğüne; yer döşemesindeki gül kurusundan, ayağımdaki ayakkabının kızıl kahvesine kadar bak! Ama ne olur, bir kareye sığdır gördüklerini! Ayırmadan, bütüne bak!

Seninle yıllar önce düşünü kurduğumuz film karesi tam da böyle değil miydi?

Hatırlıyor musun, nasıl da konuşmuştuk detayları?

Böyle bir mutfakta bir akşam üstü, tam da ambiyansa uygun tondaki kırmızı şarabı açacaktık birlikte. Önce senin kadehini doldurmak isteyecektim. Şarabın kristal cama düşüşündeki şiiri görüp susacaktık bir süre. Sonra kendi kadehimi… Bir yerlerde Gabrielle Ferri, Remedios’u söyleyecekti. Biz duyacaktık. Penceremizin önünde coşkulu sardunyalarımız olacaktı.”   

Kadın: “Evet tam da o sahnedeyiz, ufak tefek farklılıklar olsa da, o ânı yaşamıyor muyuz? Neye takıldın anlamadım”

Adam: “Hayır. O sahne bu sahne olamaz! Resme yeniden bak! Şarap yok. Çay var. Hem zaten bardaklar da kristal değil. Çayın dökülme sesi yok. Üstüne üstlük, önce senin bardağını değil, kendiminkini doldurmuş olmalıyım, ki zaten içip bitirmişim çoktan. Elinde sigara var, ama ortada sigara paketi yok! Senin kafan karışmış!

Kadın: “Lütfen yazdığın senaryolarla hayatımızı birbirine karıştırma! Nereden çıkarıyorsun bütün bunları!”

Adam: “Masanın altına bak o halde, bana hak vereceksin.”

(Kadın masanın altına bakar ve susarak sigarasından bir nefes daha alır)

Adam: (Azıcık sinirli gibi, ama yine de sakin sesle)

“Yine göremedin. Sence çıkardığın ayakkabıların neden ters yönlere bakıyor?

Kadının yüzünden bir anlık bulut geçer, ne diyeceğini bilemez.

İçerideki televizyondan yüksek bir ses duyulur:

“Bizim damak tadımız değişti. Neden inek etinde ısrar ediyoruz ki! Koyun eti yememiz lazım; hem daha ucuz, hem de yağlı yağlı, mis gibi…"

Not: Foto alıntı Senaryonline

 https://www.instagram.com/p/CrGmJlNoT0S/



Devamını Oku

1 Nisan 2023 Cumartesi

Bu sabah mahallede karnaval var!

Sabah sabah çok şaşırdım. Nasıl şaşırmayayım ki! Zaten eğlence, şarkı türkü sesleri nedeniyle zıplayarak kalkmışım yataktan. Daha gözlerimi ovuşturmaya bile zaman bulamamışım. Neler olduğunu anlamak için hemen salonun camından bakıyorum. Orijinali İngilizce olan bir filmin Türkçeye çevrilmesi sonucu tam da anlamını bulamayan o meşhur replik çıkıveriyor ağzımdan o an.

"Vay canına!" diyorum.

Gördüklerime inanmak için derin derin soluk alıyorum.

Şaşırdım

Karşı komşu, meraklı çok bilmiş, nam-ı diğer adını “Arzu’nun Annesi” olarak kafama kodladığım Şükûfe Hanım bile yarı beline kadar sarktığı camdan alkışlarla eşlik ediyor karnaval havasına. Ne oldu, bir şey mi oldu demeye kalmadan, düzenin adamı olması sebebiyle zaman zaman tatlı tatlı atıştığım ve fakat insan olarak da sevmekten geri durmadığım Laz Bakkal Ali Abi sesleniyor kafasını yukarıya kaldırarak:

“Yahu insene aşağıya, büyük kutlama var!” diyor.

 “Ne kutlaması Ali Abi, bayram değil seyran değil” dememe fırsat da vermiyor ve bitemeden ağzımda patlıyor cümlem. Noktalama işaretimi yutmak zorunda kalıyorum, hem de susuz.

 Evet uzaktan bize doğru gelen bir insan seli görüyorum. Fener alayları mı dersiniz, mehter takımları mı dersiniz, aklınıza gelebilecek her türlü kutlama mevcut. Hatta Kızıl Ordu Bandosu bile sıraya dizilmiş. Sesler birbirine karışıyor ama nasıl bir ahenk içinde, anlatamam size. Keşke hepiniz burada olsaydınız da görseydiniz o coşkuyu. 

Coşkulu halk korteji

Mahallenin kedileri bile iki ayaklarının üzerine kalkmışlar dans ediyorlar! Allah sizi inandırsın, hiç de abartmıyorum. Anlattıklarımın eksiği var, fazlası yok!

mutlu kediler dansta

 Kırmızı uçuşan elbiseleriyle tango yaparak ilerleyen çiftler, onların ardında parmak uçlarında dans eden Kafkas Ekibi. Hemen sonra Çayda Çıracılar, Ege’nin Efeleri, Güney’in Halaycıları… Laz Horoncularının ardında Erik Dalı Gevrektirciler olmazsa olmaz tabii ki! Pamuk helvacılar sonra, tahta uzun ayaklarının üzerinde yürüyen akrobatlar ve politikacılar gibi lafları değil de portakalları atıp tutan jonglörler… Bir cümbüş bir cümbüş ki, sarıp sarmalıyor herkesi bu coşku. Ve ben de kendimi kaptırıyorum akışa. Cesaret gibi mutluluk da bulaşıcı çünkü!

Hem eğleniyorum, hem de hâlâ neler olup bittiğini anlayamaya çalışıyorum. Kafamda deli sorular... "Bir gecede ne değişebilir ki?" diye düşünüyorum. Bu sabah neden coşuyoruz böyle? Yoksa bu anlatmaya çalıştığım şeylerin ardından “1 Nisan Şakası” mı çıkacak? İnsan hiç kendi kendine 1 Nisan şakası mı yapar canım? Yok artık daha neler! 

Sonunda gençlerin yaşlılarla birlikte attıkları sloganlardan gerçeği öğreniyorum.

Meğer bütün bu cümbüş eğlence 1 Nisan Şakası değilmiş. İçimden şükrediyorum, iyi ki  kendi kendime böyle umut dolu, insanda soğuk duş etkisi yapmayan, sahici olması muhtemel olup da insanı heyecanlandıran 1 Nisan Şakası yapmamışım!

Evet, çok da merakta bırakmayayım sizleri. Meğer bizim memlekete bir gecede demokrasi gelmiş de ondanmış bu karnaval havası!

Vay be, hayat gerçekten de basit ve güzelmiş…

Anladınız siz!

Benden bu kadar sevgili dostlar. Gerisi size, birlikten doğacak gücünüze ve hayallerinize ne kadar bağlı olduğunuza kalmış.

Mutlu Nisanlar efendim; esenlikle, şenlikle… 


not: Görseller www.shutterstock.com'dan alıntıdır. 


 


Devamını Oku