yeni yıla meydan okuyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni yıla meydan okuyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2015 Pazar

2015'i uğurlarken mersi'lerden bir demet!

2015'i uğurlarken teşekkürü borç bildiğim şeyler ve insanlar var. Bakalım öyle doğaçlama yazıyorum, unuttuklarım olursa affola.

1- Muhalefet partilerinin gösterdikleri şahane performanslara şapka çıkartıyorum ve bu yazımın başında öncelikle kendilerine teşekkürü bir borç biliyorum. Sayelerinde son yıllarda görev bilerek yakından takip ettiğim politikadan uzaklaştım, huzuru buldum. Şu anda haber bile izlemediğim için memleket meseleleri karşısında çakır keyif bir hal içindeyim. Yani ana başlıkları ister istemez biliyorum, ama linklere tıklamıyorum. Kafam bulanık anlayacağınız. O linklerin içinin çöplük olduğunu bana öğreten ana, yavru, yeğen, kuzen ne kadar muhalefet partisi varsa hepiciğine sevgilerimi iletiyor ve kendilerini 2015'de bırakıyorum. 2016'da benimle değ(ıl)sınız!

2- Madem siyasetten açtık, o halde Ahmet Hakan'a da teşekkür etmeden geçemeyeceğim. “Olur mu şaptan şeker...” şeklinde başlayan atasözünün doğruluğunu sayesinde anlamıştır artık birileri.. Kendisini de 2015'de bırakıyorum, mümkünse 2016'da benden uzak bir yerlerde olsun. Yazsın elbette, basın özgürlüğüne saygımız sonsuz, mesela Zimbabwe'deki yemek kültürünü falan anlatsın. Olmadı, Cihangir'in dansöz oynatılmayan mekanlarında aromalı kahvesini içerek bir sonraki seçimlerdeki adaylığına hazırlanabilir. Kendisine de teşekkürü bir borç biliyorum, ne güzel de esiyor rüzgar oradan buradan...

goodbye 2015
3- Hemen olayı kişiselleştirmem lazım! Zira fazla politik maddelerden gidersem kimbilir ne aksi yorumlar gelir! Ama olayı kişiselleştirmeden önce toplumu tahammülsüz hale getirip kutuplaştıran, kendisi gibi düşünmeyenlere saldırtan zihniyete de bir teşekkür etmem lazım. Çatışma adrenalindir, ne güzel birbirimize laf sokuşturarak zinde kalıyoruz, tişikkirlir sipirmin! Ama mümkünse gelme olur mu 2016'ya! Ben orada artık birbirine saygı sevgi duyan, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpülen, eski Türk filmlerindeki ülkemin naif insanlarını görmek istiyorum mümkünse.

4- Size de teşekkürler ey kapitalistler! Sayenizde 2015'de ne güzel savaşlarımız oldu, ne şahane silahlar satıldı, ekonomi canlandı. Ama yetti gari (da), gelmeyin 2016'ya, geçmişe hapsetme iksirini içirmek istiyorum hepinize...

Welcome 2015!

5- Bir teşekkür de memleketi şantiyeye çevirenlere gitmeli. Yaşasın beton krallığı! Sahi beton dökme makinesi sesine aşık bir çevre bakanı vardı değil mi, ne tatlı ve tontondu! Hepiciğine teşekkürlerimi mikser makineleri ile fışkırtmak geliyor içimden. Coşuyorum adeta!

6- Bir teşekkürü de reyting sistemini değiştirip eğitim kriterini ortadan kaldırarak “onu mu giysem bunu mu giysem, onunla mı evlensem bununla mı evlensem, büyük abi evinde kime ne entrika çevirsem, en güzel ses benim uleynn!” şeklindeki muhteşem programlarla gönlümüzü şenlendirenlere gönderiyorum. Sanat nedir ya, içerik nedir, edebiyat nedir! Boş işler onlar, memleketimizin insanının gevşemeye ihtiyacı var. Bütün tv kanalları tevesekiz gibi olmalı diyen zihniyete teşekkür ediyor ve kendilerini 2015'in renkli dünyasında bırakmak istiyorum.

7- Teşekkür edecek çok kamu kurumu var, ama ben olayı kişiselleştirmek istiyorum. Mesela eski iş yerimin tuhaf kadınlarına çok ama çok teşekkür ediyorum. Detaylara girmeyeceğim, ama sayelerinde “kadınların çoğunlukta olduğu ofislerden uzak durulması gerektiğini” bir kez daha anladım ve gördüm. 2015'de kaldılar Allahtan ve lütfen 2016'da benimle olmasın öyle kadınlar!

2016 güzel olacak!

8- İyi bir işte çalışıp iyi maaş aldığı için övünen, mesela sadece işinden bahsetmek için arkadaşlarını arayan herkese çok teşekkür ediyorum. 2015 sizin yılınızdı, orada kalmalısınız. Belki orada daha çok kazanırsınız!

9- En yakın arkadaşlarının başarısını hazmedemediğini gizlemeyip sivri diliyle laf sokuşturmaya çalışan, moral bozma uzmanı dost görünümlü kişilere de teşekkür borcum var. En azından dürüst oldukları için onları da 2015'de bırakma ödülüyle kutsamak istiyorum.

10- Son olarak kendime teşekkür ediyorum. Saydığım, sayamadığım teşekkürü hak eden herkesi fark edip onları 2016'ya taşımama kararı aldığım için...


Sadeleşmek iyidir.
2016 bütün safraların döküldüğü, bulutlar kadar hafif, melekler kadar saf, çocuklar kadar şirin, şirinler kadar güzel bir yıl olsun... Güzel insanların güzel hayalleri 2016'da gerçek olsun!


Hoşgeldin cici 2016 :)

Sevgiyle efenim, mutlu pazarlar...

not: Varsa sizin de teşekkür etmek istedikleriniz, 2015 bitmeden yorum bırakabilirsiniz aşağıya, aman diyeyim küfür içermesin...


Devamını Oku

31 Aralık 2014 Çarşamba

2015'e girmeden önce son içsel yolculuk!

Evet ülkede abuk subuk şeyler yaşandı ama yine de 2014 benim evimde, ruhumda huzurlu bir yıldı. Sanırım kendi farkındalıklarım arttı, huzurumu bozan ortamlara, işlere, insanlara “hayır” demesini daha çok bildim sanki.


Tabi ya, çok sevdiğim yazma işini profesyonel hayata taşıdım mesela, artık işim sadece yazmak. Tişörtün etiketinde “a” harfi unutulmuş, montların 1000 tanesinde baskı hatası olmuş, kumaşlar yetmemiş, düğmeler yanlış gelmiş gibi düşününce saçma gelen gereksiz stresler vardı tekstil hayatında. Sanki fersah fersah uzaklaştım o dünyadan. Artık sadece araştırıyorum ve yazıyorum. Haa zor elbette, beyin yorgunluğu haddinden fazla. Ama olsun, seviyorum ben. İleride roman yazacağım günler de gelecek biliyorum.

Sigara bağımlılığından kurtuldum, bu da şahane bir kazanımdı benim için. “İnsan isteyince her şeyi başarır!” adlı yaşam felsefeme bir çakıl taşı daha eklemiş oldum. Ne de güzel oldu, aferin bana...


Canımı sıkan insanlarla arama çat diye mesafe koyabiliyorum artık, dolayısıyla da beni üzemiyorlar. Eskiden olsa aman ayıp olur, aman kaç yıllık arkadaşım, aman yüz yüze bakıyoruz falan derdim. Artık öyle demiyorum, kapris çekmek yok, oh rahatladım! Neden aramıyorsun diyenleri iyicene aramıyorum mesela. Şunu yap, bunu yapma gibi emrivaki yaklaşanlara direkt kapılarımı kapattım. Yakınmış gibi davranırken alttan alta iğneleyenleri de ilgisizliğimle cezalandırıyorum. Daha ne olsun ki! Hep birilerini üzmemek için yaşanmıyor gerçekten de. Evet özel birkaç kişiyi üzmemek gerekir doğru, ama gerisi için artık özel çaba harcamıyorum. Hafifledim.

Bir de affetmeyi öğrendim. Daha doğrusu beni üzen insanları artık kafama takmayıp içten içe “sizi affettim, artık özgürsünüz” terapisi yapıyorum, ohh sen sağ ben selamet. İnsan negatif enerjilerin her türünden uzak durmalı.


Hayatın değerini daha iyi anlıyorum sanırım, bu da içimi huzurla dolduruyor. Evet birçok olumsuzluk var bakıldığında, ama olsun ben şükretmeyi de biliyorum. “Thankfull” olmak diyor ya İngilizler, öyle işte. 2015'e sağlıkla ve iç huzuruyla girdiğim için şükran dolu içim.

Birileri kalkmış gavur icadı bu işler diyor, her sene olduğu gibi yine aldırmıyorum. Yeni başlangıçlar güzeldir, yeni başlangıçlar enerji verir insana, yeni başlangıçlar tazeliktir. Dolayısıyla 2015'e girerken kim ne derse desin heyecanlı ve de mutluyum.



Akşama nevaleler ufak ufak hazırlandı, bir iki meze yapılacak, "çoook eğleneceğiz çoook!" diyesim geliyor, dedim ya nedense bu yılbaşında içim sanki daha bir kıpırtılı gibi... 

Yeni yıl dileğimi mi soruyorsunuz, şöyle:

Geçen sene dilemeyi unuttuğumuz bütün güzellikler 2015'de gerçekleşsin...
Ve içimiz sevgi ile dolsun bu yıl, sevgi dolu olan yüreklerin dilekleri zaten gerçek olur...



O halde geleneği bozmayıp sabahın bu saatlerinde Zeki Müren'le girelim yeni yıla hep birlikte..

Devamını Oku

31 Aralık 2013 Salı

Yeni yıla meydan okuyorum, bu sefer yemezler!

#blogfırtınası etkinliğinde atladığım gün sayısı çok, onları tamamlayacağım elbette, bari son günü kaçırmayayım dedim.


Gün 31.Konumuz yeni yıl. Yeni yıldan beklentileriniz, yeni yıl kararlarınız ya da aklınıza ne gelirse…

Sevgili Yeni Yıl kardeşim, öyle şirin resimlerine, iyilik güzellik, mutluluk getireceğin safsatalarına bu sefer inanmıyorum bilesin. Maymun gözünü açtı artık, yemezler.

Yıllardır bizi oyaladın, hep kendini en yeni olarak lanse ettin, eskiyi kapatıyoruz,yepyeni olacak her şey dedin; dedin dedin de 1 Ocak sabahı kalktığımızda hiç de farklı bir dünyaya açmadık gözlerimizi yıllardır.

 Hani her şey değişecekti?

Tamam piyango biletine büyük ikramiye vuran kişi belki farklı bir sabaha uyandı, ya geriye kalan milyonlarca biz ne olduk? 

 Aynı kıl komşu ile karşılaştık merdivende, iş arkadaşımız kaldığı yerden ukalalığa devam ediyordu 2 Ocak günü, başbakan yine yüksek perdeden bağırıp duruyordu televizyonda.  Ha bazılarımız seni karşılama ritüelini abarttığı için akşamdan kalma bir baş ağrısı, mide bulantısı ile uyanmış olabiliyor 1 Ocak sabahlarında, bak bir tek bu konuda haklısın. Ama dünya aynı yerinde duruyor be üstat sen gelsen de gelmesen de! Hâla da utanmadan bizi kandırmaya devam ediyorsun, biz de sana her sene inanıyoruz ya pes doğrusu!

Yani şimdi dünya güneşin etrafında dönerken, 365 gün önce geçtiği noktaya geri geliyor, yeni bir döngüye giriyor diye neden abartıyoruz ki her şeyi? Eğer bütün bu tantananın nedeni dünyanın güneş etrafında 365 gün gibi uzun bir sürede sallana sallana dönmesiyse, o halde her sabah güneş yeniden doğduğunda da yapsak ya bu ritüelleri.

yeni yil degil, yeni gun!



Yaşasın yeni bir gün başladı” desek ya! Yaşasın yeni bir gün, yeni umutlar, yeni başlangıçlar diye dans etsek ya. Dansöze gerek yok bence de, güneşi karşılama dansı etsek ya şafak vakti! Hem dünya bu kendi etrafında dönme işini çok daha çabuk hallettiği için hak etmiyor mu özel bir kutlamayı? Dönmeye başladığı noktaya her 24 saatte bir geri dönmüyor mu? Garibim çok çalışkan, kısa sürede işini bitiriyor diye kutlama yapmayacak mıyız yani? İlle de savsaklayarak 365 günde bitirdiği işi mi bekleyeceğiz?

Ya yeni yıl bir sene de gelme, bir düşünelim, nerede yanlış yapıyoruz ortaya çıksın ak kaşık kara kaşık!

Belki de bu kadar mutsuz olmamızın nedeni bu erteleme huyumuzdur, bu alışagelmişten sıyrılamayışımızdır, bu da senin yüzündendir!

 Yeni umutlar, yeni başlangıçlar için 365 gün beklemesek, her yeni güne aynı güzel pozitif gözlerle baksak belki de çoğu sorunumuz kendiliğinden hallolacak, kim bilir?

hosgeldin yeni gun!


Yeni yılcığım, bak seni kırmak istemiyorum ama şu küçük kardeşin Yeni Gün’e de biraz fırsat versen diyorum artık! Tamam, anladık büyüksün, iyi de azıcık kenara çekil, nedir bu ego yahu!

Bak şimdi, adet yerini bulsun diye ilk dileğimi söylüyorum ben de sevgili yeni yılcığım ve diyorum ki:

-        Yeni yıl kardeş, senin eskimeni beklemeden her günümü yeni bir başlangıç olarak alacağım ve her yeni günün değerini bilerek, hakkını vererek yaşayacağım. Öyle ki yeni bir yıl geldiğinde coşacak ekstra bir sebebim kalmayacak!

Nasıl ama; şımarık şımarık gelen, kendini bir şey zanneden yeni yıl ancak bu şekilde ters köşeye yatırılırdı bence de. Oh be ne güzel de meydan okudum yeni yıla, hep bunu yapmayı istemiştim!

           Bu kadar laf ettikten sonra elbette sizin yeni yılınızı kutlamıyorum; Yeni Gün’lerinizin her biri size mutluluklar getirsin, 365 gün sonrasında sevinmeye, coşmaya, iyi dileklere alışmış bir huzurla sıradan bir günü, yani 1 Ocak 2015'i karşılarsınız zaten diyorum.

Sevgiyle, her daim…






Devamını Oku