Açıkçası bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin hızına erişmek çok zor. 2012 yılında tekstile ara verdiğim dönemde başladım internet için yazı yazmaya. Çok değil dün gibi diyecektim de aradan on dört sene geçmiş! 2016-2023 arasında yine tekstile döndüm, sonra yine yazı çizi işlerine devam…
Havalıydı evde bir şeyler yapıp
para kazanmak o zamanlar. Pandemi oldu sonra, çoğu kişi evden çalışmaya başladı da sıradanlaştı. Vay be, bütün bunlar nasıl da hızlı gelişti!
Bize ilk zamanlar “makale” adı altında ürün tanıtımı, blog yazısı falan yazdırıyorlardı reklam ajansları. Her tarafı anahtar kelimelerle dolu, normal okuyucular için oldukça sıkıcı yazılardı. Mesela konu sabun olsun diyelim.
“Sabun, temizlik için kullanılan bir maddedir. Sabun nasıl kullanılır
diye merak edenler, sabunu avuçlarına alıp su ile köpürtebilir. Sabunların
kokuları da değişmektedir. Sabun kullanmak
için sabun kuru halde saklamak gerekir…”
Ben öylesine yazdım bu örneği ama
yazılar üç aşağı beş yukarı böyleydi. Okuyucular kimsenin umurunda değildi; amaç koyulaştırdığım “anahtar kelimeler”
yardımıyla Google’ın dikkatini çekmekti. Bunun için de bugüne kıyasla nerdeyse “dutluk” gibi olan internette “SEO uyumlu makaleler”
yazdık, aslında hâlâ da yazmaya devam ediyoruz.
Bilmeyenler için söyleyeyim:
SEO = Search
Engine Optimization yani Türkçesiyle Arama Motoru Optimizasyonu
Web siteleri daha çok okunsun,
daha çok müşteri çeksin diye bilgisayarcılar, SEO’cular yani, bir çok teknik
düzenleme yapıyordu web sitelerinde, hâlâ da yapmaya devam ediyorlar. Bizler, o
günün “Makale yazarı” denilen tipleri olarak, bu SEO’cuların istekleri doğrultusunda
yazılar yazardık, web sitelerinin Google’da görünür olmaları için çalışırdık. Aklınıza
gelebilecek pek çok konuda yüzlerce yazı yazdım o zamanlar. Birçoğu çöp olan
yazılar…
Sanki üzerinden asır geçmiş gibi geliyor şimdi, konu hakkında pek çok şey söyleyebilirim. Elbette amatör olarak, sadece hissettiklerimi. Konunun teknik kısımları ile hiç ilgilenmedim zira…
İnterneti Çöpe Çevirdik SEO yazılarıyla
Bugünden bakınca, yaptığımız şey interneti çöpe çevirmekten başka bir şey değildi. Paralı askerler gibiydik anlayacağınız. Eli kalem tutan, bir şekilde işsiz kalmış, iyi kötü okuduğunu anlayacak kadar dil bilen binlerce insan… O zamanlar tabii ki Google translate çok iyi de değil. Yabancı sitelerden bulduğumuz yazıları iyi kötü “uyarlama” çeviriler yapıp yeniden yazarak kandırmaya çalışıyorduk Google Hazretlerini.
O da bir yere kadar “yiyordu” bizim yaptıklarımızı! Bu şekilde belki de hiç hak etmediği halde pek çok web sitesi Google aramalarında ilk sayfalarda çıkıyor, onların görünürlükleri arttıkça müşterileri artıyor, para kazanıyorlardı. Bizler de adına yazı bile denilmeyecek, ama o günlerde “makale” denilen çöpleri yazan paralı askerlerdik. Yani şimdi düşünüyorum da, internet bir denizse, bizler de o denizin kenarında oturup içine çöp atmak için minimum para verilerek kiralanan insanlardık…
Google Uyandı Sonra
Bu işler sektör haline gelmeye
başladı sonra. Hani nasıl ki bir zamanlar tarlasını satıp gelip kot atölyesi
açıp tekstil patronluğuna evrilen tipler vardı. O hesap; önüne gelen ajans
kurup üç kuruş paraya yazdırdığı çöp yazıları büyük firmalara pazarlamaya
başladı. Bir taraftan emek sömürüsü beyaz yakalıyı sarmalarken bir taraftan da internet
çöp yazılarla dolmaya devam ediyordu. Elbette Google buna kayıtsız kalmadı. Yazıların
içi anahtar kelime çöplüğü olan web sitelerini öyle cezalandırdı ki, değil ilk
sayfada çıkmak, neredeyse Google’da görünmez oldular! Google’da görünmemek de çoğunu
ticaret dünyasından silmeye yetti, ya da küçüldüler…
Makaleden İçeriğe Evriliş Süreci
Sonra bu bizim makale işleri yavaş
yavaş “içerik” adını almaya başladı. Öyle bir noktaya gelindi ki, bu yazılara “makale”
diyenler ile “içerik” diyenler sanki farklı sınıflara ait gibi olmaya
başladılar. Nasıl desem, içerik diyenler kolej mezunu, makale demeye devam edenler
ise ilk okul mezunu muamelesi görmeye başladı. Hiç işten anlamayıp yazan kişilerin
emeğini sömüren küçük “girişimciler” yavaş yavaş piyasadan silindi ve yerlerini
büyük büyük “İçerik Ajansları” almaya başladı.
Bizler artık içerik üretiyorduk! Evet,
elbette ben de içerikçilerin içinde yerimi almıştım. Yazılarımız artık SEO
odaklı anahtar kelimelerle dolu değil, okuyucu odaklıydı. “Content is king”’di artık, yani iyi içerik her şey
demekti.
Okuyucu odaklı, anahtar kelimelerden
arınmış, asla kopya olmayan yazılar (içerikler) yazmaya başladık. İşin özüne bakarsanız
okuyucu, ya da kullanıcı, yine kimsenin umurunda değildi. Google “okur odaklı”
yazıları sevdiği için öyle yazıyorduk. Yani king dediğimiz şey içerik değil,
hâlâ Google’dı.
(Bu, yazıların içeriğe
evrilme sürecinde ortaya çıkan Instagram ve orada paylaşılan videolar da artık "içerik" diye anılıyor biliyorsunuz, bu konudaki hislerimi de uzun uzun anlatırım
sonra)
Hoş
geldin Yapay Zeka
Sonra ne zaman olduğunu
anımsamıyorum LLM’ler çıktı piyasaya. Large Language Model, yani Türkçesiyle
Büyük Dil Modelleri…
‘2017’ye kadar LLM’ler okuduğunu
anlıyor ama yazamıyordu. Bak 2017 diyorum, şunun şurasında 10 senelik bir
mazisi bile yok! 2017’de Google’da yayınlanan bir makale ile atılmış bugünkü
LLM’lerin temeli! Hıza bakar mısınız...
Bütün bunlar olup biterken bir çok
model denendi ve ilk kez 2020’de GPT-3 modeli metin yazmaya başladı. 2022’de de
herkesin kullandığı ChatGPT halini aldı. Sonra bir sürü yeni adla çıkanlar var,
Google’ın Gemini’si , Microsoft’un Copilot’u gibi.
Milyarlarca kelimeye dayalı büyük
veri setleriyle eğitilen yapay zeka modelleri bunlar. İnsan dilini anlıyor, metin
analizi yapıyor, çeviri yapıyor, benim gibilerin üç dört saatte yazacağı 1000
kelimelik içeriği saniyeler içinde yazıyor ve “beğenmediğin yerleri söyle,
hemen değiştireyim” diyor.
GPT, metni yalnızca analiz eden
değil, bağlamı anlayarak yeni metinler üretebilen büyük dil modeli olan ChatGPT’ye sordum GPT nedir diye, kendisini böyle tanımlıyor:
GPT" kısaltması “Generative Pre-trained Transformer” anlamına gelir. Bunu parçalara ayırırsak:
- Generative (Üretici): Yeni içerik üretebilir. Örneğin metin, kod, şiir, özet gibi.
- Pre-trained (Önceden eğitilmiş): Çok büyük miktarda veri üzerinde önceden eğitilmiştir. Bu sayede dilin yapısını, kelimeler arasındaki ilişkileri ve farklı konuları öğrenmiştir.
- Transformer: 2017’de tanıtılan bir yapay zekâ mimarisi. Dilin bağlamını anlamada çok güçlüdür; bir cümlenin başındaki kelimeyle sonundaki kelime arasındaki ilişkiyi yakalayabilir.
Kısacası GPT,
insan dilini anlamak ve üretmek için tasarlanmış bir yapay zekâ model
ailesidir. Bugün kullandığımız birçok sohbet botu, yazı asistanı ve içerik
üretim aracı bu mimariyi temel alır.
Çok Uzun Oldu Farkındayım Ama, Bunları Kendime Not Diye Yazıyorum
Muhtemelen buraya kadar pek okuyan
olmamıştır bu yazıyı, öyle ya artık yapay zekanın beğendiği gibi “kısa kısa”
olması lazım yazıların. Ben biraz da kendi dönüşümümü kendime not gibi yazıyorum
aslında burada.
Çok Kullanışlı Bir Amele Olan Ben, Kendimi Yapay Zekayı Eğitirken Buldum!
Evet, tam da böyleyim. Nasıl ki bundan on dört sene önce Google’ın çöp içeriklerle dolmasına hizmet eden SEO
yazarlığı işlerine başladıysam, 2023’den bu yana da yapay zekayı eğitecek türlü
türlü projelerde işler yapıyorum yine evden, yine oturduğum yerden ve evet yine
çok para kazanmayarak… Amele style…
2023’de ikinci tekstil maceram da
hüzünle sonuçlanınca içerik işlerine döneyim dedim. Bir de baktım ki etrafta yapay
zekâ eğitme işleri var. Elin Amerikalısı, ne bileyim İngilizi Linkedln’de
ilanlar açmış, Türkçe bilen insanları yapay zekayı eğitme projelerine
çağırıyor. Ülkemizde çıt yok tabii ki! Benim şu “Çağa uyum sağlamalıyım, biraz da para kazansam fena mı
olur” diyen şahane, ama amele eğilimli beynim bu projelere bir daldı pîr daldı… Yapay zeka öğrensin diye 3-4 ay yüzlerce SMS
diyaloğu yazdım mesela bir proje için. Sonra yine yapay zeka konuşmayı öğrensin
diye yüzlerce kelimeyi on beşer kere okumuşluğum da var. Üstelik biliyordum eğitildikçe
işimi elimden alacaktı bu yapay zeka, artık içerikleri ben değil o yazacaktı! Ama
ne yaparsın işte, ekmek parası… Hâlâ da o projeleri kovalıyorum bir yandan, yalan yok...
En son geldiğim noktada ne yaptığımı
söyleyeyim…
Ben Artık Yapay Zekanın Yazdıklarını Denetleyen Editörüm!
Geldiğimiz noktada yapay zeka
evden SEO uyumlu içerik üreten, kategori yazısı, ne bileyim blog yazanların
işlerini tatlı tatlı ellerinden almaya başladı. Çünkü neden olmasın! Bir kere hızlı yazıyor,
elli kere beğenmesen bir yazıyı elli bir kere düzenliyor ve hiç gıkı da
çıkmıyor bu eleştirilerden. Sonra sigorta istemiyor, ekmek istemiyor, su istemiyor.
İnsan yazarlar gibi kaprisleri de yok! Üstelik hiç dinlenmeden
çalışabiliyor, hal böyle olunca ne oluyor? Google’da üstlerde çıkmak isteyen
firmalar, içerik “ihtiyaç”larını yapay zekanın metinleriyle gidermeyi tercih
ediyor tabii ki! Hoşgeldin yeni dünyanın postmodern style köle zihniyeti!
Ama bir sorun var... Şimdilik yapay zekaya pek güvenmemek gerekiyor; uydurabiliyor, periyodik hata yapabiliyor. Yani yapay zekanın yazdığı metinleri kontrol edecek benim gibi “insan” editörlere hâlâ ihtiyaç var şimdilik. Şimdilik diyorum, ileride bu işi de elimizden alacaklarını öngörmek için kahin olmaya gerek yok netekim.
Hoşgeldin GEO uyumlu içerikler
Bu kadar uzun bir girişten sonra
asıl konumuza gelelim. Bizler, yani webde içerik yazan kişiler artık yazdıklarımızı
Google bulsun diye değil, Yapay Zeka referans versin diye optimize etmeye başladık.
Dolayısıyla günümüzde Google için SEO uyumlu yazılar demode, artık moda olan
GEO uyumlu yazılar.
Bunu başka bir yazıda uzun uzun
anlatırım da kısaca söyleyeyim, yapay zeka uzun
paragrafları sevmiyor. Bilgi öbekleri şeklinde iki üç satırlık bölmecikler
olacak yeni yazılarda. Başlıklar olacak,
“bu nedir?, nasıl yapılır?” gibi ve lafı dolandırmadan cevap verilecek o sorulara.
Eskiden “Bununla birlikte, bu bağlamda, dolayısyla…” gibi kelimeleri kullanıp
cümle süslemek entellikti ya, yapay zeka bunlardan nefret ediyor. Kısa
olacaksın kardeşim diyor… Anlatacağım bunları bir sonraki yazımda.
Son Söz; kendimizi kandırmayalım!
Demem o ki, şimdilerde biz kendimizi yapay
zekayı eğitiyor sanıyoruz ya, bu büyük bir yanılgı! Aslında o bizi eğitiyor ve
yavaş yavaş kendine benzetiyor.
O yüzden buraya kadar okuduysanız hem
bu uzun yazıyı yazanın, hem de bu uzun yazıyı okuyan kendinizin kıymetini çok
iyi bilin. Şaka yapmıyorum; çok geçmez bizlere gerçekten dinozor muamelesi yapar bu gelişmeler…
Sevgiyle efenim, insan kalarak hem
de…
















