Billur Kalkavan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Billur Kalkavan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2022 Pazar

Çare Olamayacağın Şeylere Üzülmeyeceksin!

Bugün dünyadan göçtü Billur Kalkavan. Kanser olduktan sonra konuştuğu bir video dolanıyor sosyal medyada. Böyle şeyleri genelde okur geçeriz, dinler geçeriz ya. Bana öyle olmadı. Gerçekten bir aydınlanma yaşadım. Vermeye çalıştığı mesaj yumruk gibi vurdu kafama sanki. Işıklar içinde uyusun, kendisine gerçekten çok teşekkür ediyorum. Şöyle diyor özetle:

“Hep ver hep ver olmaz. İnsanın al ver dengesini kurması lazım. Vermeyi bilmek kadar almayı da bilmek lazım. “İstemem” demek, ben kendi kendime yeterim demek, biraz da kibir bu. Kibir doğru bir şey değil. Ben bu dengeyi kaçırmışım.

 Duygularınıza dikkat edin. Duyarlı olmak ve duygusal olmak başka şeyler. İşte orman yangınları, kadına şiddet, çocuklara yapılanlar… Her şeyi içselleştirmek doğru bir şey değil. Her şeye yetemez ki insan! Ben hep bu duyguları içime gömmüşüm. Neşeliyim ve dışa dönüğüm, enerjiğim ya. Zannediyorum ki; neşemle her şeyi aşarım. Aşamıyorsun işte! Bir laf vardır, herkese söylerim ama kendim uygulayamamışım:

“ÇARE OLAMAYACAĞIN ŞEYLERE ÜZÜLMEYECEKSİN!”

Çok güzel bir şeyin altını çizmiş Billur Hanım. Duyarlı olmakla duygusal olmayı karıştırmamak lazım diyor. Yani bencil olun, olan biten ile ilgilenmeyin demiyor! Aksine elinizden geleni yapın, üstünüze düşeni yapın, ama elinizden gelmeyen şeyler için de kendinizi yiyip bitirmeyin diyor.

Mesela içimizden kaçımız -muhalif ya da yandaş fark etmez- televizyon kanallarında bağıra bağıra konuşulan, sinir katsayısının tavan yaptığı politika programlarını izleyip sinirden içi içini kemirir hale gelmiyor? Sen sen sen, biz…Peki ne geçiyor elimize? Kocaman bir hiç! Üstüne uykusuz kalınan geceler, mide krampları! Neyseki ben dört beş senedir bıraktım o işleri. Hatta sabahları kahvaltı yaparken izlediğim sabah haberlerini bile “en light” kim sunarsa onu dinliyorum. İçim kaldırmıyor negatif şeyler duymayı. Özne farklı, olaylar hep aynı. Ve  Billur Hanım’dan aldığım derse göre dertlenmeyeceğim artık, elimden çözüm gelmeyen şeyler için.

Sonra iş yerlerini düşünelim. Kaçımız “Bu adam bu koltuğu hak etmiyor, patron bu kadına boşu boşuna para veriyor, ben görevimi yaptım ama bu işten şirket zarar etti! ” gibi konulara dertlenmiyoruz ? Hatta ben, şu anda çalıştığım iş yerinde göz göre göre patronun parasını cebine atan, yani bir şekilde hırsızlık yapan insanlar hala bu işyerinde nasıl oluyor da çalışıyor diye uykusuz kaldım daha geçen hafta. Tepkimi dile getirdim mi, evet getirdim. Değişen bir şey oldu mu? Hayır. Patron hırsızlara, yalakalara, çalışıyormuş gibi davrananlara, ağlayıp vicdanına oynayan yalancılara para dağıtmak istiyorsa bana ne oluyor ki? Alan razı, veren zaten vermeye razı!  Adalet yoksa yok, ben gerçeğin avukatı mıyım?  Billur Hanım gelecek bundan sonra aklıma.

Çare olamıyorsam, üzülmeyeceğim….

Sonra bir de bireysel ilişkilerde insanı çökertenler var. Gelip sana dertlerini anlatıp seni üzer üzer, üzerler. Elinden bir sey de gelmez. Sonra arkanı bir dönersin, bakarsın ki o çok dertli kişi düğünde halay çekme videosu atmış sosyal medyasına. Çünkü dertlerini sana yükledi gitti, rahatladı…

İşte buna da bir son vermek lazım. Yani sadece kötü gününde gelip sana ağlayıp ağlayıp iyi günlerini başkalarıyla yaşayanların dert babası da olmamak lazım.

Yani, çare olamıyorsan, üzülmeyeceksin…

Bir de öfkelerden ve nefretten de kurtulmak lazım. Mesela babanın karısı sana laf mı sokuşturuyor, sen de onunla  tatlı tatlı dalga geçeceksin. Nefret ederek kendini zehirlemeden, olayı içselleştirmeden, yani uzatmadan kısa keseceksin ve orada bitecek konu.

Çünkü her organın duygularla ilişkisi var. İster inanın ister inanmayın. Nasıl ki "Dert verem eder" der atalarımız, üzüntüden nasıl ülser olursa insan… Nefretten ve kinden de hasta olunuyor.

Sana zarar veren o insanı hayatından çıkarıver, çıkaramıyor musun, o zaman görmeyiver. Ama gerçekten görmeyiver. İçine atarsan olmuyor.

Tekrar minnetle anıyorum Billur Hanım’ı…

Unutmayalım,

ÇARE OLAMIYORSAK ÜZÜLMÜYORUZ… 

Sağlıkla ve sevgiyle kalın...

 

 

Devamını Oku