takıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
takıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2016 Salı

Ocağı kapatmış mıydım?

Acaba ocağı kapattım mı, ütüyü fişte mi unuttum, kapıyı kilitlemiş miydim...” Mutlaka bu sorulardan bir tanesi size de tanıdık gelmiştir. Ölçüsü az ya da çok olabilir ama takıntılıyız bir şeylere yalan mı, haydi topluca itiraf edelim!

Bu duruma bilimsel olarak Obsesif Kompulsif Bozukluk diyorlar. Aklımıza gelen olumsuz düşüncelere takılı kalmamızın adı obsesif yani takıntılı olmak demekmiş. Paraya dokununca mikrop bulaşır diye elini yıkayanlar, hata yapmaktan korkanlar, rezil olmaktan korkanlar, her şeyden aşırı kuşku duyanlar bu tiplermiş. Simetri ve düzen hastalarını da unutmamak lazım tabii ki. Her şey ip gibi yerli yerinde ve düzenli olacak diye kendilerini yiyip bitiren tipler mesela... Mutlaka böyle birini tanıyorsunuzdur. Baktığımda bunlardan hiçbiri bende yok çok şükür. Yani ne aşırı derecede titiz ya da düzenliyim, ne hasta olmaktan korkarım, ne de umumi tuvaletlere girmekten çekinirim. Ama olayın bir de kompulsif “zorlayıcı” kısmı var ki, sanırım ben bu gruba giriyorum azıcık!

Uzman değilim elbette ama okuduğuma göre kompulsif bozukluk olan kişiler, bazı şeyleri tekrar tekrar yapmakla kalmayıp eksik yaparlarsa endişe (anksiyete) duyarlarmış. 

“ 3 kere sağ adımımı atmazsam işim ters gider” diyenler mesela... Kompulsif bozukluk olan kişilerin bazıları sık sık ellerini yıkarmış, bazıları bu olayı abartıp karşısındakiyle tokalaşmazmış bile! Bazıları kilit, ütü fişi gibi şeyleri sürekli kontrol edermiş. Hatta bazıları o kadar emin olamazmış ki kendilerinden, defalarca kapı kilidi kontrol etmekten evden çıkamazlarmış! Bir de sayma olayı var, yani rutin işleri yaparken sayı saymak. Mesela adım atarken kaldırım taşlarını saymak, merdivenleri saymak, bir şeyi belli sayıda yapmak, belirli kelimeleri sürekli tekrar etmek... Değeri olmayan şeyleri toplayıp briktirmekse kompulsif hallerin bir üst seviyesi oluyormuş. Neyse ki bunların çoğu bende yok. Eskiden merdivenleri sayardım, arabayla giderken plaka okuma hastalığım da vardı. Nasıl oldu bilmiyorum, bu takıntılar kendiliğinden geçti. Ama şu kontrol olayı var ya, henüz ondan kurtulmuş değilim. Evet abartılı boyutlarda değil ama, evden çıkarken ocağın kapalı mı değil mi olduğuna takıntım sürüyor maalesef.

Geçenlerde 3 gün için evden uzaklaşırken “ocak acaba kapalı mıydı?” sorusu otobüste geldi aklıma. Çok abartılı olmasa da endişelendim tabii ki. Akşamları öyle bir alışkanlığım olmamasına rağmen bir de çay demleyesim gelmişti evden çıkmadan önce. Buyur burdan yak! Hafızamda evden çıkmadan önceki son 5 dakikayı canlandırmaya çalışıyorum otobüste: “mutfaktaki camı kapattım, mutfaktan çıktım, kapının önüne gelip ayakkabılarımı giydim ve çıktım.” Başa sarıyorum görüntüyü, yok; ocak kısmı aklıma gelmiyor! “Yok canım, kesin kapatmışımdır” diyerek bu düşünceyi aklımdan çıkarmaya çalıştım. Hatta bir ara komşuları arayıp kapının dışındaki doğalgaz vanasını kapatmalarını isteyecektim neredeyse. Ertesi gün rahatladım kendime kendime.  "Yangın çıksaydı haberim çoktan olurdu" diyerek kendimi teskin ettim!

Çözümü buldum!


Geçen 1 haftalık tatile çıkmadan önce  bu takıntıyı yenmenin çözümünü buldum. Hem de oldukça basit bir yöntemle!  Bir “kontrol listesi” yaptım kendime. Evden çıkmadan önce yapılacak kontolleri içeren 10 maddelik bir liste hazırladım basit bir kağıda. Ve zihnimin beni yanıltacak pis oyunlarına karşı önlem olarak da kesin kural koydum! Yazdığım kontrolü yaptıktan sonra o maddedin yanına “tamam” işareti koyacağım dedim!"El mi yaman bey mi yaman" diyerek takıntıya meydan okudum anlayacağınız!


Beynime bu komut kesin olarak gitti. Yani yazılı talimatı kontrol etmeden işaretlemeyeceğim netleşti. En takıntılı olduğum madde olan ocağın kapalı mı olduğu konusunda ise çifte kontrol olarak bir de fotoğraf çektim ve evden çıktım. 


İnanır mısınız listeye ya da fotoğrafa bir kere bile bakma ihtiyacı duymadım tatil boyunca." Ocak kapalı mıyd?" konusu ise aklıma bile gelmedi. Yani pek sevgili Kompulsif Bey, basit bir liste sayesinde gündemimden çıkmış oldu, size de tavsiye ederim...

Endişesiz, kaygısız, takıntısız günler dilerim herkese, mutlu bayramlar...
Devamını Oku