Uzun zamandır ne yazıyorum ne de
okuyorum. Blog arkadaşlarımı ziyaret bile edemiyorum. Ama bütün bunlar
düzelmeli. 2026’da olmamalı bu erteleme halleri.
Ve evet, ertelenmiş bir teşekkür
yazısı var, yeni seneye kalmasın diye her gün düşündüğüm ama işte son güne
sıkıştırdığım… Geç de olsa başardım yazmayı, bu da bir şey...
Geçen sene hatırlıyorsanız yeni
yıl hediyem Refika’nın Mutfağı’ndan gelmişti; gönlübol çay bardakları…
Spotify’da Good Morning Jazz açık.
Tatlı tatlı çalıyor arka planda.
Saat 12.33. Az önce bugünün 30
Aralık olduğunu hayretle fark ettim. Yarın yılbaşıymış ya! Ben daha birkaç gün
var sanıyordum. O kadar kopmuşum demek ki akıp giden zamanlardan.
Önceden de söylemiş olabilirim; bu
sene bir tuhaf geçti. Bir tuhaf yalnızlaşma senesi olabilir, kendi kendimle
konuşma senesi de olabilir. Merak etmeyin delirmedim; öyle sesli sesli
konuşmuyorum. Sadece beynimde bana talimatlar veren, beni onaylayan; bazen de
teselli eden iç sesim biraz daha duyulur oldu.
Evet arka plandan gelen sabah cazı
gerçekten çok iyi.
Son beş, belki altı; bilmiyorum
belki de sekiz senedir yeni yıllarda simli kartlar atıyordum yakınım
hissettiklerime. Hatta ilk başlattığımda bu geleneği, kartları alanlar aşırı
mutlu oluyordu; postacının getirdiği faturalardan sonra tuhaf geliyordu demek
ki. Gerçekten millî ve de inandırıcıyken; bazılarının içine Milli Piyango
bileti de koyuyordum. Millî Piyango almıyorum elbette artık. Boşver, tatlı
anılardı hepsi, geçti gitti; arkalarından yakınmaya gerek yok.
Neyse işte, geçen sene attığım
kartların yarısından fazlası ulaşmadı yerlerine. Ben anlamıyorum, eskiden
kaybolmazken mektuplar, bunca teknolojiye rağmen nasıl oluyor da… Amaan, şimdi
bu da laf mı! Postanedeki bey de söylemişti geçen sene; eğer sigortalı
göndermezsem kaybolurmuş! O zaman yeni yıl kartının ne anlamı kalır ki? Ben
bilmiyor muyum kargo poşetine koyup güvenle göndermeyi… Zarfı görecek alan
kişi… Ne güzel pembeli mavili zarflar da almıştım. Neyse işte, geçen sene
galiba sekiz kart atmıştım, sadece ikisi ulaşmıştı yerine. Ve yağmurlu, fırtınalı bir günde nasıl da çabayla gitmiştim postahaneye...
Bu sene de göndermeyi düşünüyordum
aslında, sonra birden vazgeçtim.
Ne gerek var ki! İnsan
ilişkilerine olan inancım pek kalmadığı için diyorum; yıllarca sürprizler
yaparsın, o sürprizleri yapacağın ânları hayal edersin, o sevdiğin insanların
yüzlerindeki gülümsemeyi defalarca ama defalarca gözünün önüne getirerek mutlu olursun.
Sonra bir bakmışsın, aaa bir çırpıda silinmişsin, seni yok sayıvermişler.
Artık böyle; birini hayatından çıkarmak istersen uzun uzun nedenini niçinini anlatmaya gerek yok. Spotify aile listesinden siliyorsun, hoop o insan hayatında sanki hiç olmamış gibi siliniveriyor. en postundan modern zamanlar bunlar...
O yüzden diyorum; en simli
ve güzel kartları insan belki de kendisine atmalı!
Zaten son yıllarda moda oldu
yeniden bu kartlar! Ben sokak aralarındaki kırtasiyelerden zor bulurken o simli
kartları, şimdi internette zibilyon tanesi satılıyor! Amaan; bunalım,
melankoli şu bu olmaya gerek yok yani, boşveeerr...
Gerçekten bu kadar çok yazmamın
tek sebebi sadece şu arkada çalan sabah cazının tınıları. Sanki
notalar beynime girdi de oradan da parmaklarıma hükmediyor gibi. Bak işte
inceden bir saksafon sesi ve piyano tınısı. Başka dünyalara ışınlıyor adeta beynimi... Ben hiç
anlamam müzikten, türlerinden falan. Kulağıma ne hoş gelirse, ruhuma ne hitap
ederse on an onu severim. Bu aralar televizyonda genelde caz müzikleri açık,
bir de kırmızı kiremitli ev ve yağan kar manzarası… Ne bileyim arınıyorum
herhalde içimin cızlarına karşı çalan cazla...Cıza karşı caz, hadi bakalım, bu da mı gol değil!
Yılbaşı kartları diyordum; her şey
bu kadar kolay, bu kadar elinin altında olunca değeri de kalmıyor bir
şeylerin. Çocukken çok acıkınca elimize tutuşturulan kalın dilim
ekmekler mesela. Üzerine Sana yağı, onun da üzerine tuz serpilmiş ekmekler.
Neden reçel değil de tuz? Tereyağına benzesin diye mi acaba? Hiçbir fikrim yok.
Nasıl güzel yerdim o ekmekleri ben. Gluten mi yoktu o zamanlar, ya da ne
bileyim Sana yağları daha mı faydalıydı, hiç kilolu çocuk da olmazdı…
Dün akşam, akşam yemeği için
tencerede kestane pişirdim. Kestaneleri yıkayıp, üzerlerine artı şeklinde
bıçakla çentik atıp, sonra bir tatlı kaşığı tuz ve bir tatlı kaşığı şeker
ekleyip, bir parmak kadar da su ekleyip tencerede; ocağın üzerinde; kısık ateşte
pişmeye bıraktım. Kestaneler suyunu çekti, çizildikleri yerlerden iyice açıldı,
sonra yumuşadı. Tencerenin dibi hafiften kararmaya başladığında kestaneler de
pişmiş oldu. Eskiden böyle yapılırdı, hiç internetten tarife bakmadım. Niye
bunu anlattım ki şimdi? Ne bileyim, aklıma geleni yazıyorum işte. Bir çeşit yıl
sonu bilinç akışı gibi, yıl sonu beyin temizliği geldi haanım!
Biliyor musunuz bizim mahallede
hâlâ akşamları bozacı geçiyor sokaklarda ve bağırıyor:
“Boza boozaaa, bozacııı…”
Orhan Pamuk’un son okuduğum
kitabındaki gibi. Neydi adı “Kafamda Bir Tuhaflık..” Orada da bozacı vardı,
kitapta en çok o aklımda kalmış.
Demek Orhan Pamuk’un da zaman
zaman kafasında tuhaflık olabiliyor.
Kafam bir tuhaf ya bu aralar,
kendime yandaş olarak Nobelli yazarı nasıl da seçtim ama... Böyle olmak
lazım, seçici olmak yani. Melankolide bile avamdan kaçınmak lazım. Ne bileyim
çıtayı yükseğe koyacaksın, kafan bi tuhafsa; Nobelli yazarlar da yarenin olacak.
Ha bir de arka planda mutlaka caz olacak...
Yıllardır yeni yıl menüm sabittir.
Tencerede üç buçuk dört
saatte pişip tel tel olan kuzu kol, pirinç pilavı, yaprak sarması,
paçanga böreği, kereviz salatası…
Yarınmış yılbaşı! Yapar mıyım
acaba bu sene de! Hiçbir kıpırdanma yok!
Kokina alırdım her sene, bu sene
onu da almadım.
Ama güzel bir şey oldu, Refika
Birgül’ü bilirsiniz. Öylesine denk geldim Instagram'da bir gönderisine. Gönlübol
adında tombik çok şirin çay bardakları tasarlamışlar. “Çay en çok bize yakışır,
çünkü...” cümlesini en güzel tamamlayan beş kişiye o bardaklardan hediye
edecekmiş. Ben de şöyle bir şey yazmıştım çalakalem:
Çay en çok bize yakışır çünkü; hakkında ne söylesek eksik kalır.
Biliriz ki çay içmek, sadece çay içmek değildir…
Mesela umutsuzluğa düştüğümüzde “hadi yeni bir çay demleyelim”
diyerek ayağa kalkar ve asla enseyi karartmayız.
Çay; final zamanı sabahlayan öğrencinin dopingi; misafire sunulan
kekin ekürisi; yorgunluğu gidermenin en mucizeli iksiri; her şeye sıfırdan
başlamanın motive edicisi; dumanı tüten simitin adı konmamış yakın akrabasıdır.
Sosyal medya hikâyelerinde kahve fincanı gibi fazla arz-ı endam eylemez; çünkü
reklama ihtiyacı olmaz.
Bize yakışmasın da kime yakışsın bu çay?Beş çayı içen kraliçe, verebilir mi böyle bir
cevabı 😊
Beğenmiş, bana o harika
bardaklardan hediye gönderdi. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Adeta tuhaf ruh halime
mucizeli bir yanıt gibiydi bu hediye.
Bak işte diyordu, bak işte yeni
yılın sürpriz hediyesi insanın hiç tanımadığı birilerinden sürpriz bir şekilde
gelebilir diyordu.
Ne bileyim, kendi yazdığım “çay
güzellemesi” nin içindeydi şifa belki de.
“Hadi yeni bir çay demleyelim!”
Bunu ben söylediysem, demek ki
uygulamak da bana düşerdi. Kendi kendime ilaç oldum sanki. Çok mucizeli bir şeydi bu bence...
Bazen böyle göz açıp kapayana
kadar küçücük mucizeler gerçekleşebiliyor. Asıl güzel olan ise o mucizeleri
görebilmek ve gördüğünde duyduğun o sevinç... Paha biçilemez anlar bunlar...
Bu yazıyı gerçekten hiç okumadan
yazıp duruyorum dakikalardır, 2024’ün çer çöpü ne varsa akıp gitsin diye belki
de.
Ve evet, caz müziği şahane ve bir
dize geliyor aklıma:
“…Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar….”
Bu son zamanlarda ruhuma dokunan
caz müzikleri, bu hiç olmadık bir zamanda Refika Birgül’den gelen “Gönlübol”
adındaki şirin mi şirin çay bardağı hediyesi ve bu yazdığım ama farkına bile
varmadığım” Yeni bir çay demleyelim” cümlesi sanki 2025’in ipuçlarını
getirmiş bir araya…
Ve bu “bir
caz müziği gibi akıp giden” yazının sonunda diyorum ki; 2025’de Gönlübol
bardaklarımla yeni taptaze çayımı içerken, arkadaki caz müziği gibi şıkır
şıkır, kolaycacık ve telaşsız akıp gitsin hayat kendi yolunda ve üzmeden ve tüm doğallıyla ve mutlu ederek…
NOT: Bu başı sonu belli olmayan yazıyı sonuna kadar okuyan varsa aranızda; size de görebildiğiniz,
gördüğünüzde mutlu olabileceğiniz küçüklü büyüklü mucizeler diliyorum 2025'de, hem de
kalpten...
Blog
yazarları için YENİ YIL SEPETİ, bloğu olmayanlar için sürpriz
hediyelerden oluşan çekilişimiz sona erdi.
İlk
kez çekiliş yaptığım için ben de en az katılımcılar kadar
heyecanlıydım. Bu güzel hediyelere sponsporluk yapan Firststeps'e
tekrar teşekkür ediyorum.
1-
HEDİYE SEPETİ ÇEKİLİŞİNİ KAZANAN:
Çekiliş
bloglarını çıkardığımda 27 blog katılımı ve ek haklarla
birlikte 156 katılım hakkı arasından wmaraci/cekilisaraci ile
kazanan takipçimiz Denizinsarkısı bloğunun sahibi +DENİZ YILDIZ oldu, kendisini tebrik ediyorum, yeni yılın
bol şans getirmesini diliyorum.
2-
SÜRPRİZ HEDİYELER ÇEKİLİŞİNİ KAZANAN:
Sepet haricinde minik sürpriz hediyeler vereceğimiz ikinci çekilişimizin kazananı ise 21 katılımcı arasından, AYŞE YERSİZ oldu. Kendisini de tebrik ediyorum, hep
şanslı olmasını diliyorum..
KAZANAN
TALİHLİ TAKİPÇİLERİMİZ'in gün içerisinde iletişim bilgilerini evdeyazar@gmail.com adresine bildirmelerini rica ediyorum.
İlk çekilişimde beni
yalnız bırakmayan tüm blog dostlarına teşekkür ederim, heyecanlı çekilişlerde tekrar görüşmek üzere diyorum..
Yeni yıl heyecanının hepimizi iyiden iyiye sardığı bugünlerde, bir yandan yılbaşı akşamı için planlar yaparken bir yandan da “ne hediye alacağım?” endişesi içerisine giriyoruz. Yılbaşına kısa bir zaman kala alışveriş merkezlerinde telaşla gezmek yerine sizin için hazırladığımız alternatif hediye ve kampanya önerilerini mutlaka inceleyin!
Sizin için ilk seçtiğim hediye alternatifi ev hediyesi almayı düşünenlerin oldukça ilgisini çekecek!
2014'ün en güzel kahvaltıları, en hoş sohbetleri için Vestel’in sunduğu kahvaltı setlerine mutlaka göz atın derim!
Vestel yılbaşına özel hazırladığı kahvaltı setleri ile hediye alışverişini kolaylaştırıyor. Kırmızı, Inox ve Siyah Kahvaltı Setleri hem şıklığı ile göz dolduracak, hem de sevdiklerinizi çok mutlu edecek. “Hediyem yılbaşı ruhuna uygun olsun!” diyenler için kırmızı set ideal bir seçim.
Vestel Inox Su Isıtıcı, Dijital Tost Makinesi, Türk Kahve Makinesi'nden oluşan Inox set de çok şık ve pratik bir alternatif. Bu setin farkı ızgara olarak da kullanılabilen Vestel Dijital Inox Tost Makinesi.
Modern ve şık bir hediye arayanlar içinse önerimiz Siyah Set. Vestel Siyah Su Isıtıcı, Ekmek Kızartma Makinesi ve Filtre Kahve Makinesi içeren bu set farklı tasarımı ile benzersiz bir hediye olmaya aday.
Setler için buradan online sipariş verebilir, ücretsiz kargoyla hemen hediyelerinize kavuşabilirsiniz! Unutmadan, Vestel Kahvaltı Setleri 2014 yeni yıla özel hazırlandı. Yılbaşı’ndan sonra bu şekilde set olarak bu fiyatlarda bulmanız pek mümkün değil.
Özel, başka hiçbir yerde olmayan bir hediye arıyorsanız Vestel'de harika bir öneri daha var: Yılbaşı özel tasarımlı Türk Kahvesi Makinesi yeni yıla özel indirimli sadece 59 TL!
Yeni yıl, yeni umutlar, yeni hediyeler… Peki 2014 için dileğiniz hazır mı?
Siz sevdiklerinizi unutmayıp yeni yıl hediyeleri alırken Garanti de sizi unutmamış!
2013 yılını geride bırakırken yeni yıldan yeni dilekler eksik olmuyor. Yeni yıla girerken Garanti Bankası bazılarımızın dileklerini duymuş gibi sosyal medya takipçilerini sevindirecek bir kampanya yapmış!
Yeni yıl hediyeniz Garanti Link’ten!
Yıl boyunca farklı kampanyalarla fırsatlar sunan Garanti Link, 2014’e girerken çuvalını hediyelerle doldurmuş bir Noel Baba gibi bacanızdan inmeye hazırlanıyor. Günde en az 10 kere kontrol ettiğimiz sosyal medya hesaplarımızı Garanti Link ile Link’leyerek 14 şahane hediyeden birini kazanmaya hak kazanıyoruz. Televizyondan tablet bilgisayara, telefondan fotoğraf makinasına kadar birbirinden değerli hediyelerden birine sahip olmak çok da kolay. Benim dileğim yeni yılda sevdiklerimle her anımı ölümsüzleştirebileceğim bir fotoğraf makinası. Sizin dileğiniz ne?
Siz de buradan sosyal medya hesaplarınızı Link’leyin, 14 şahane hediyeden birini kazanma şansı yakalayın!.
Diğer bir önerim ise moda ile teknolojiyi bir araya getiren Samsung Galaxy Gear! Çarpıcı renk seçenekleri, ince ve zarif tasarımı ile giyilebilir teknolojileri günlük yaşama daha da entegre eden Samsung Galaxy Gear alan herkese, 32GB microSD kart hediye ediliyor. 31 Aralık’a kadar geçerli olan kampanya ile hem yeni yılın en şık hediyesi olmaya aday Galaxy Gear’a, hem de yeni yılda en güzel anılarınızı rahatça saklayabileceğiniz 32GB microSD karta sahip olabilirsiniz.
Yenilikçi ve modaya önem veren kullanıcılara siyah, beyaz, gri, turuncu, sarı ve roze gibi çarpıcı renk seçenekleri sunan Galaxy Gear, 1.9 megapiksel BSI sensörlü kamerası ve 1.63 inç Super AMOLED ekranı ile kullanıcıları cezbediyor.
Telefonunuz cebinizdeyken bile bağlantıda kalmanızı sağlayan Galaxy Gear’da bulunan dahili hoparlör sayesinde telefonsuz konuşma deneyimini sunuyor. Örneğin, bir yandan yılbaşı partiniz için hazırlanırken, diğer taraftan telefon konuşmalarınızı yapabilir, alarmınızı kurabilir, mesaj yazabilir ya da takvim girişlerinizi oluşturabilirsiniz.
Kampanya hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayın: http://www.samsung.com/tr/campaigns/galaksidenhediye/