april fool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
april fool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2025 Salı

Bu sene 1 Nisan'ı Pas Geçiyorum

Senelerdir bu blogda 1 Nisan günleri şakalı yazılar yazarım.

Bu sene pas geçiyorum!

Değişiklik olsun, 

Mesela bu sene 1 Nisan, Ciddiyet Günü olsun.

Ama sadece bu senelik, öyle yağma yok!

Vermeyiz gülüşümüzü uzun süre!

Meselâ memleket meselelerine kafa yoralım bugün…

Seneye aynı gün,


Şaka yapacak ortamlarımız olsun diye…

Sevgiyle ve umutla…

Devamını Oku

1 Nisan 2024 Pazartesi

31 Mart 2024 Seçimleri İptal Edilmiş !!

Az önce televizyonu açtım, duyduklarıma inanamadım! Spiker, duygusuz suratıyla gözlerini kameraya dikmiş aynen aşağıdaki şeyleri söylüyordu! Sevgili blog dostlarım;  duyar duymaz sizinle paylaşmak istediğim bu bilgiyi lütfen dikkatle okuyunuz. Bana inanmıyorsanız, açıp haber kanallarına bakarak detaylı bilgileri elde edebilirsiniz. İşte resmi açıklama:

“Sayın Seyirciler,

Resmi kaynaklardan aldığımız son dakika haberine göre 31 Mart 2024 tarihinde yapılan seçimler iptal edilmiştir!

 Tekrar ediyorum; dün yapılan seçimlerin tamamı yurt çapında iptal edilmiştir!

 Bu iptalin sebebi, biyolojik silah olarak ülkemize sızdırılan bir çeşit virüstür!

Ülkemizi derin bir felakete sürüklemesinden endişe ettiğimiz bu virüs hakkında ulaştığımız bilgileri okumadan önce, çocukları ortamdan uzaklaştırmanızı önemle rica ederiz.

Evet değerli vatandaşlarımız; 

MİT ve devletin derin örgütleri tarafından yapılan geniş çaplı tetkiklere göre ülkemize sızdırılan çok özel bir virüsün, muhalefeti sahte bir zafere ulaştırdığı tespit edilmiştir. Latince adı “Epidemia Spes” olan bu virüsün dilimizdeki anlamı “Umut Salgını” dır. Virüsün bulaştığı vatandaşlarımız bir çeşit beyin sisi yaşayarak bilinçsizce sandıklara koşmuş ve muhalefet partilerine oy vermiştir. Virüsün mutasyon geçirerek bir üst versiyonu olan Epidemia Fortis Ekrem-4 haline gelmesinden endişe edilmektedir. Latince adı "Epidemia Fortis Ekrem-4" olan virüsünün dilimizdeki anlamı Güçlü Ekrem Salgını” dır.   

Aşağıdaki belirtilerden en az iki tanesini kendinizde saptadıysanız maalesef siz de Epidemia Spes virüsüne yakalanmış olabilirsiniz.

ü  Sabah uyandığınızda içinizde durduramadığınız bir umut ışığı belirdiyse,

ü  Özgüven patlaması yaşıyorsanız,

ü  Çaresiz ve yalnız olmadığınızı hissediyorsanız,

ü  Kafanızın içinde “Hey Özgürlük”, “Bir Daha Bir Daha Yeniden Bir Daha Oy” gibi şarkılar sürekli çalınıyorsa,

ü  İçinizde durduramadığınız “ferahlama” duygusu varsa,

ü  Nabzınız hızlandıysa,

ü  Aynaya baktığınızda gözlerinizin içi gülüyorsa,

ü  Gelecekle ilgili güzel hayaller kurmaya başladıysanız...

Yukarıdaki belirtileri kendilerinde gören vatandaşlarımızın derhal en yakın Fortis Exitus (Cesarete Son) merkezine başvurarak “AntiSpes” (umut karşıtı) aşılarını olmaları gerekmektedir. 

Epidemia Spes virüsünün yaygınlaşıp mutasyon geçirerek “Epidemia Fortis Ekrem-4 formuna geçmesi durumunda cesaretin tüm ülkeye yayılmasından endişe edilmektedir. Nitekim bize gelen son verilere bakıldığında virüsün hızla yayıldığı ve kırmızı rengiyle ülke haritasının rengini değiştirdiği endişe ile izlenmektedir.

Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan bu günleri atlatmak için lütfen bizi ve talimatlarımızı izlemeye devam ediniz.

Sevgilerimizle, 

İmza:  Ulusal April Fool İzleme Komitesi 

 

Devamını Oku

1 Nisan 2023 Cumartesi

Bu sabah mahallede karnaval var!

Sabah sabah çok şaşırdım. Nasıl şaşırmayayım ki! Zaten eğlence, şarkı türkü sesleri nedeniyle zıplayarak kalkmışım yataktan. Daha gözlerimi ovuşturmaya bile zaman bulamamışım. Neler olduğunu anlamak için hemen salonun camından bakıyorum. Orijinali İngilizce olan bir filmin Türkçeye çevrilmesi sonucu tam da anlamını bulamayan o meşhur replik çıkıveriyor ağzımdan o an.

"Vay canına!" diyorum.

Gördüklerime inanmak için derin derin soluk alıyorum.

Şaşırdım

Karşı komşu, meraklı çok bilmiş, nam-ı diğer adını “Arzu’nun Annesi” olarak kafama kodladığım Şükûfe Hanım bile yarı beline kadar sarktığı camdan alkışlarla eşlik ediyor karnaval havasına. Ne oldu, bir şey mi oldu demeye kalmadan, düzenin adamı olması sebebiyle zaman zaman tatlı tatlı atıştığım ve fakat insan olarak da sevmekten geri durmadığım Laz Bakkal Ali Abi sesleniyor kafasını yukarıya kaldırarak:

“Yahu insene aşağıya, büyük kutlama var!” diyor.

 “Ne kutlaması Ali Abi, bayram değil seyran değil” dememe fırsat da vermiyor ve bitemeden ağzımda patlıyor cümlem. Noktalama işaretimi yutmak zorunda kalıyorum, hem de susuz.

 Evet uzaktan bize doğru gelen bir insan seli görüyorum. Fener alayları mı dersiniz, mehter takımları mı dersiniz, aklınıza gelebilecek her türlü kutlama mevcut. Hatta Kızıl Ordu Bandosu bile sıraya dizilmiş. Sesler birbirine karışıyor ama nasıl bir ahenk içinde, anlatamam size. Keşke hepiniz burada olsaydınız da görseydiniz o coşkuyu. 

Coşkulu halk korteji

Mahallenin kedileri bile iki ayaklarının üzerine kalkmışlar dans ediyorlar! Allah sizi inandırsın, hiç de abartmıyorum. Anlattıklarımın eksiği var, fazlası yok!

mutlu kediler dansta

 Kırmızı uçuşan elbiseleriyle tango yaparak ilerleyen çiftler, onların ardında parmak uçlarında dans eden Kafkas Ekibi. Hemen sonra Çayda Çıracılar, Ege’nin Efeleri, Güney’in Halaycıları… Laz Horoncularının ardında Erik Dalı Gevrektirciler olmazsa olmaz tabii ki! Pamuk helvacılar sonra, tahta uzun ayaklarının üzerinde yürüyen akrobatlar ve politikacılar gibi lafları değil de portakalları atıp tutan jonglörler… Bir cümbüş bir cümbüş ki, sarıp sarmalıyor herkesi bu coşku. Ve ben de kendimi kaptırıyorum akışa. Cesaret gibi mutluluk da bulaşıcı çünkü!

Hem eğleniyorum, hem de hâlâ neler olup bittiğini anlayamaya çalışıyorum. Kafamda deli sorular... "Bir gecede ne değişebilir ki?" diye düşünüyorum. Bu sabah neden coşuyoruz böyle? Yoksa bu anlatmaya çalıştığım şeylerin ardından “1 Nisan Şakası” mı çıkacak? İnsan hiç kendi kendine 1 Nisan şakası mı yapar canım? Yok artık daha neler! 

Sonunda gençlerin yaşlılarla birlikte attıkları sloganlardan gerçeği öğreniyorum.

Meğer bütün bu cümbüş eğlence 1 Nisan Şakası değilmiş. İçimden şükrediyorum, iyi ki  kendi kendime böyle umut dolu, insanda soğuk duş etkisi yapmayan, sahici olması muhtemel olup da insanı heyecanlandıran 1 Nisan Şakası yapmamışım!

Evet, çok da merakta bırakmayayım sizleri. Meğer bizim memlekete bir gecede demokrasi gelmiş de ondanmış bu karnaval havası!

Vay be, hayat gerçekten de basit ve güzelmiş…

Anladınız siz!

Benden bu kadar sevgili dostlar. Gerisi size, birlikten doğacak gücünüze ve hayallerinize ne kadar bağlı olduğunuza kalmış.

Mutlu Nisanlar efendim; esenlikle, şenlikle… 


not: Görseller www.shutterstock.com'dan alıntıdır. 


 


Devamını Oku

1 Nisan 2021 Perşembe

Ben, April's fool !

Beni bilenler bilir, bu blog açıldığından bu yana 1 Nisan şakası yapıyorum. Bazen sahici gibi, bazen de eğlenceli oluyor şakalarım. Zevkle yazarım hep. Bakıyorum da geçen sene bile yapmışım; hem de pandemi nedir doğru dürüst bilmezken ve dolayısıyla da ödüm patlarken…

Bu sene bu zinciri kırıyorum.  Artık sıra sizde!

Lütfen, n’olur, çok rica ediyorum, birisi bana “Bu yaşadığımız her şey şaka!” desin.

 

Mesela şöyle sıralayıp yazın bana biriniz;


Avro 9,78 TL olmuş! Şaka şaka Nisan Biirr!

Dolar 8,34 TL olmuş! Şaka şaka Nisan Biirr!

İstanbul Sözleşmesini iptal etmişiz! Şaka şaka Nisan Biirr!

Hafta sonları içki satmak yasaklanmış! Şaka şaka Nisan Biirr!

Covid-19 vaka sayısında Avrupa birincisi olmuşuz! Şaka şaka Nisan Biirr!

Mercimek, buğday ve hatta samanı bile ithal ediyormuşuz! Şaka şaka Nisan Biirr!

Genç işsizlerin sayısı çok artmış! Şaka şaka Nisan Birr!

Yabancı özel bir şirket, altın aramak için Kaz Dağlarını delik deşik etmiş! Şaka şaka Nisan Birr!

Ülkede okullar ticarethaneye dönmüş! Şaka şaka Nisan Biirr!

Memal Mırıçtaroğlu koltuğunu BIRAKMAYI asla düşünmüyormuş! Şaka şaka Nisan Birr!

Her gece televizyonlarda akşam 8 gece 12 arası dört saat boyunca ağlak diziler yayınlanıyormuş! Şaka şaka Nisan Birr!

Menemen soğansız yapılınca daha güzel olurmuş! Şaka şaka Nisan Birr!



HAMİŞ: Seneye 1 Nisan’da şaka yapacak ruh bütünlüğüne kavuşmak dileğiyle…



Devamını Oku

1 Nisan 2020 Çarşamba

CORONA-6-Bazı rutinler güzeldir


Koltukta uyumuşum. Gözlerimi ovuşturarak yavaşça uyandım ve cep telefonumu elime aldım, baktım saat 23:55’i gösteriyor. Tam bu sırada açık kalan televizyon ekranı kırmızıya boyandı ve “Son Dakika” spotu yanıp sönmeye başladı. “Bu saatte çıkan son dakika haberinden hayır gelmez” dedim kendi kendime ve kumandayı elime alıp öylesine başka kanala geçtim. Orada da aynı ekran çıktım karşıma “Son Dakika!”

Ne oluyoruz demeye kalmadan son derece genç ve medeni görünümlü biri göründü. Kendisini tanıttı. Başkanın birinci yardımcısı mıymış neymiş tam anlayamadım. Yeni atanmış galiba. Ama nasıl güzel bakıyor ve nasıl güzel konuşuyor bir görmeliydiniz. Pozitif enerjisi sanki başının etrafında hareler oluşturmuş gibi. O derece yani! Tabi bende uyku muyku kalmadı. Sesini açtım televizyonun, merakla dinlemeye başladım:


“Çok saygıdeğer yurttaşlarım” diye başladı konuşmasına. Bize mi diyor diye kuşkuya düşmedim desem yalan olur. Yurttaşına saygı duyan politikacı görünce insan bir garip oluyor ister istemez. Neyse, daha bir merakla dinlemeye devam ettim sonra bu gizemli beyefendiyi. Uykum da iyice açılmıştı. Gerisini ne siz sorun ne ben söyleyeyim diyemeyeceğim, çünkü olduğu gibi anlatıyorum işte. Ne bir eksik, ne de bir fazla... İşin özü, şöyle dedi o medeni yüzlü genç adam:

“Çok saygıdeğer yurttaşlar,

Korona virüsünün dünyayı esir aldığı bu kötü günlerde devlet olarak sizin yanınızdayız. Siz sakın ‘İşimi kaybederim, faturalarımı ödeyemem, maaş alamam’ gibi şeyler düşünmeyin. Öncelikle bilmelisiniz ki, saat 24.00’ü gösterdiğinde ülke olarak iki haftalık karantinaya giriyoruz ve saatler 24.00’ü gösterdiğinizde hepinizin banka hesaplarına bu ay için harcayabileceğiniz 10.000’er TL da geçmiş olacak. Sizin banka hesaplarınızı nasıl mı biliyoruz? Bundan kolay ne var ki? Endüstri 5.0’a girmek üzere olduğumuz  bu günlerde böyle bir soru sormadığınızı varsayıyoruz. Güle güle harcayın sevgili yurttaşlar. Elbette bu kadar az para size layık değil. Ayrıca elektrik, su, doğalgaz faturalarınız virüsten kurtulana kadar askıya alınmıştır. KOBİ’leri ve sanayicileri de unutmadık elbette. Özetle ödenmeyen çek ve senet kalmayacaktır.
Bu arada evlerinize her akşam bıraktığımız portakalları ve kivileri yemezseniz gerçekten darılırız.

Unutmayın, siz saygıdeğer vatandaşlarımız olmasa, bu ülke olmazdı!

Saygı ve sevgilerimizle,
İmza: April Fools





Devamını Oku

1 Nisan 2018 Pazar

Çaktıra Çaktıra Nisan 1!

Yazmayayım yazmayayım dedim yine de duramadım. Bilenler bilir; bu blog açıldı açılalı her 1 Nisan'da şakalar yaparım ben. Bugün bu geleneği hunharca bozasım var! “Şaka mı bu şimdi!” diyenlerinizi görür gibiyim. İster kara mizah deyin, ister mor mizah deyin; ne derseniz deyin. Bugün şaka maka yok arkadaş! Ne o öyle Nisan 1 diye arkadaşını arayıp “Artık seni sevmiyorum” demeler. “Çıkarın kağıtları, yazılı yoklama yapacağım” deyip Nisan 1 aşkına çocukları korkutmalar! Hoş günümüz çocukları bu şakaları da yemez ya, neyse... Onlara 10 gün internet kesilecekmiş!” şeklinde daha güncellenmiş şakalar yapın da görün bakalım nasıl da nisan 1 şebeleği oluyorlar!



Bak o kadar yazdım çizdim hala yüzünüzde bırakın gülümsemeyi, beyninizde bir gülme efekti bile oluşmadı. Ben hissetmiyor muyum sanıyorsunuz. Her bir şeyin farkındayım. Gülsenize arkadaş, şakalasanıza...

Siz de haklısınız gerçi... Şimdi içinizden bazıları

Memlekette nereye baksak şaka gibi gerçeklerle burun buruna geliyoruz, ne şakası!” deme klişesine düşmek üzere, farkındayım. Aslında hayatlarımız oldu baştan sona klişe! Ama ben yine de bu cümleyi kurmak istemiyorum. İtiraf edeyim ki bu cümlenin yerine ne koyacağımı da bilemiyorum.

Tamam Nisan 1 şakası yapmayabiliriz bir süre, ama hayatta gülünecek şeyleri yakalayıp bulabiliriz.

Diyorum ki içimizdeki şakacı kişiliği hayata küstürmeyelim.

Ne demiş arabeskin ulu manitusu:
"Bu da geçer arkadaş, sakın üzülme..."


Devamını Oku

1 Nisan 2017 Cumartesi

İnanamayacaksınız, herkes istifa etti!

Sabah kalktım, alışkanlık olduğu için direkt interneti açtım. Baktım sosyal medyada alt alta hep aynı haber:

-Herkes istifa etti!

Başlık enteresan tabii ki, insan merak ediyor. Herkes kim, bu herkes neredeki herkes, neden istifa ettiler, hangi görevlerini bıraktılar, istifalar kabul edildi mi... Bir taraftan da kafamda deli sorular. Meclisin hepsi istifa etse mesela; bakanlar, başbakan, bütün gri takımlı asık suratlı zat-ı muhteremler... İçimi aldı mı bir heyecan, ne yapacağımı şaşırdım. O arada kapı çaldı. Bizim üst kattaki “Politik Panik Perihan” nefes nefese kalmış, kesik kesik bir şeyler anlatmaya çalışıyor:

-Biliyor musun ne olmuş?
-Ne olmuş?
-Ya işte gitmişler gitmişler!
-Kim gitmiş, nereye gitmiş?

Demeye kalmadan merdivende olduğu yere çöktü. Politik Panik Perihan'ın ne dediği anlaşılmıyor, sanki kalbi yerinden fırlayacakmış gibi, konuşamıyor da! O'nu öylece bırakıp hemen içeriye girdim. Zaten sokak kapısına yakın olan mutfağa yöneldim. Dolabın kapağını açacak zaman bile yoktu. Kaptığım gibi tezgahın üzerindeki bardaklardan birini, soluğu kapının yanındaki damacanada aldım. Bir iki bastırınca pompayı, bardak doldu, yerlere de sular taştı ama neyse artık. Bizde taşanlar çoktan taşmış bir kere! Uzattım su dolu bardağı Politik Panik Perihan'a!


-Al biraz su iç, iç biraz sakinle!
Suyu kafasına dayadı, bir dikişte içti, nefesi biraz normale dönmeye başladı. “Hadi anlat şimdi ne olmuş?” dedim.

-Hepsi istifa etmiş!” dedi, devam etti. “Hepsi istifa etmiş, bitti artık, bütün sorunlarımız bitti, ben sokağa çıkıyorum, haydi sen de gel. Kutlamalar varmış meydanda!”

Böyle dedi ve beni orada bırakıp kendisi şuursuzca fırladı gitti! Sanki mutluluktan sarhoş olmuş gibiydi. O gittikten sonra eve girdim, kapıyı kapattım, kafam karman çorman. Demek yeni bir dönem açılıyordu, demek hepsi gitmişti. O ara sokaktan sesler, sloganlar gelmeye başladı. Camı açtım, insanlar karnavalda gibiydiler. Ellerinde ziller, düdükler, darbukalar. Bir coşku ki görmeniz lazım. Bir taraftan da slogan atıyorlar!

-Hepsi istifa etti, işte artık yeni bir bahar geldi!

Yok arkadaş” dedim kendi kendime, “Bu böyle olmaz!” Bu işin aslını astarını öğrenmem lazım. Yaklaşık bir saat internet sitelerinde gezindim, sosyal medya kanallarını alt üst ettim. Haberin sadece başlığı var, gerisi yok! Çıldıracağım neredeyse. İçimdeki merak gittikçe büyüyerek katlanılmaz hale geldi. Sonra birden yabancı kanalları açmak geldi aklıma. CNN'i açtım, yeni başkanlarının göçmenleri nasıl kovacağını anlatıyordu. BBC'yi açtım, o da Avrupa Birliği'nden kurtulmak için İngiltere'nin neler yapacağını anlatıyordu. Euronews'i açtım oradada da bir şey yoktu! İçim de içimi yiyordu. “herkes istifa etti” diye bir şey dolanıyordu ortada ama hepsi bu kadar! Sonra aklıma NHK kanalı geldi. Japonya Radyo ve Televizyon Kurumu,  yani bizim TRT'nin Japon versiyonu! Pek bir severim bu kanalı, arada huzur bulmak için dinlerim tatlı tatlı. Açtım NHK World'u, spiker kusursuz aksanlı bir İngilizce ile anlatıyordu; ekrana yapıştım adeta!

“The famous Japanese cartoon character Herkes has resigned!..”

Yani diyordu ki “Ünlü Japon çizgi film karakteri Herkes, istifa etti!”  Ben dumur tabii ki! Haberin devamında da şöyle diyordu, ben size direkt Türkçesini anlatayım:

- Ünlü çizgi dizi karakteri Herkes, yaptıkları ve söyledikleriyle izleyenlerin demokratik hak ve özgürlüklerine artık zarar verdiğini düşünerek istifa etti. İstifasını Japon halkından özür dileyerek canlı yayında veren Herkes'in çizeri şöyle dedi:

“- Siz, yani bizi dinleyen, bize güvenen herkes! Eğer Herkes istifa etmeseydi, karanlığa doğru sürükleniyordunuz!”

Öylece kalakaldım. Nisan 1 şakası olsaydı keşke bu yaşadıklarım!

Kapattım hemen NHK'yı, sonra sokağa baktım, kendinden geçerek eğlenen insanlara baktım. “Değil herkes, bir tek nefes bile istifa etmez bu ülkede. Dönün evlerinize, aklınızı başınıza toplayın!” demek istedim, diyemedim...

Kendi kendime şöyle dedim sonra :

- Nisan şaka ayıdır, haydi hep birlikte şakalayalım bu ay!

 İstifa etmeyen herkes, belki ders alır bu kez!

  Ne diyor Japonlar? 希望, “Kibō yani “umut!



Devamını Oku

1 Nisan 2016 Cuma

Yok artık daha neler!

Sabah kalktım, cep telefonumda bir mesaj!

“Lütfen banka hesaplarınızı kontrol edin!”

Fark etmemişim kimden geldiğini, hafif ürpertiyle dönüp baktım ki, gönderen bölümünde “Ekonomi Bakanlığı” yazıyor. Tırstım tabii ki, insan tırsmaz mı! Devletten mesaj gelecek, hem de ekonomi bakanlığından, üstelik parayla ilgili! İnsanın aklına türlü türlü şeyler geliyor. Devlet vatandaşına “lütfen” falan demez ki gerçi. Öyle ya, devlet dediğin emreder bir şekilde, üstten bakar... Bu mesaj sanki benimle eşit seviyede duran biri tarafından yazılmış diye yorumladım ama, huzursuzluk da yayıldı bünyeye ne yalan söyleyeyim. Kredi kartımı dolandırdılar da bakan beni mi uyarıyordu? Koskoca bakanın işi gücü yok muydu, niye benimle uğraşsındı ki?

İnternetten hesabıma bakmaya da cesaret edemedim açıkçası, ya virüsler tarafından ele geçirildiysem! En iyisi şube açılınca gidip hesabımın olduğu bankada birinci elden durumu öğrenmekti galiba. Bu düşüncelerle evin içinde dolanırken oyalanmak için televizyonu açtım. Gerçi sabahın bu saatinde haberler olurdu, onlar da malum, insanın içini karartırdı ya, neyse açtım evde bir ses olsun, azıcık oyalanayım diye. Televizyonda alışık olmadığım bir ekran geldi karşıma, “TRT-politika”! Onca vergi vermeme rağmen hiç izlemediğim TRT yeni bir kanal açmıştı demek ki!  Nasıl haberim olsun ki, bana hitap etmiyordu neticede. Tam kanalı değiştirecektim o da ne? Başbakan, ana muhalefet lideri, birbiriyle yanyana bile gelmeyen öbür iki muhalefet lideri bir masaya oturmuşlar, moderatör de Uğur Dündar! Gözlerime inanamadım, sakin sakin, kibar kibar konuşuyorlar. Ne bağıran var, ne öbürünün sözünü kesen var, neredeyse eskiden kalma bir program zannedecektim, malum Uğur Dündar hiç yaşlanmıyor! Ama öbürleri bildiğiniz günümüz politikacıları. Hayırdır inşallah dedim, kanalı değiştirdim. Haberlere denk geldim, sunucu konuşuyordu:

Gece yarısı çıkan yeni torba yasa gereğince bundan sonra milletvekillleri asgari ücret alacaktır. Bakanların altındaki milyon liralık arabalar hazineye devredilmiştir. Vekillerin  özel sağlık sigortası, kıyak emeklilik gibi bütün ayrıcalıklarına el konulmuştur. Herkes kendi şemsiyesini kendisi taşıyacak, kimseye özel uçak tahsis edilmeyecektir...”

Baktım saat geliyor, bu heyecanlı ve anlamsız konuşmanın devamını dinlemeden çıktım evden! Apartmanın önüne geldim, o da nesi, 2 şişe süt; üzerinde etiketler! Birinde üst kattaki, öbüründe de alt kattaki çocuğun adı yazıyor. Bir de not var, “aile bakanınızdan sevgilerle”... Şaşkınlık içinde yola koyuldum, bankaya gittim. Telaşla mesajı gösterdim görevliye, gülümseyerek “hemen paranızı veriyorum” dedi. “Nasıl yani?” dedim.

 “Devletimiz, kişi başına düşen milli hasılayı artık nakit olarak vatandaşına ödeme kararı aldı, sizin haberiniz yok mu?” dedi bankanın kibar görevlisi...

"Yok artık" dedim içimden,  "bu kadarına çocuklar bile inanmaz!"



Seneye bugün aynı konseptte görüşmek üzere efendim...
Devamını Oku

1 Nisan 2015 Çarşamba

Flaş Flaş Flaş! Kesintinin nedenine inanamayacaksınız!

Dün biliyorsunuz 77 ilimizde elektrikler aynı anda kesilmiş, Amerikalıların ancak dizisini izledikleri Revolution'ı hayata geçirmeyi başararak, adımızı tarihe altın harflerle yazdırmıştık.

Enerji Bakanı Ahmet Güneş, biraz önce nihayet ağzından baklayı çıkardı! Ben de belki duymayanlar olmuştur diye açıklamayı hemen size iletmek istedim. Bakın neler dedi:

Sayın ve çok değerli vatandaşlarımız, geçen sene de biliyorsunuz trafoya kedi kaçmış ve elektrikler kesilmişti. Bu seneki kesintiler ise çoook uzaklardan, uzaydan geldi. Evet yanlış duymadınız, uzayda bizi çekemeyen rakiplerimiz, “bu Türkiye denilen ülke nasıl bu kadar yüksek standartlara ulaşır, bunların ilerlemesine bir dur dememiz lazım!” diyerek gelip Ankara'daki şalteri indirmişlerdir. Bunu nereden mi biliyoruz, şalterin yanına bir mektup bırakmışlar. Evet böylece uzaylıların Türkçe konuşabildilerini de öğrenmiş olduk.

Bu arada çok önemli bir bilgiye daha ulaştık. Geçen sene tam da seçim günü trafoya girerek elektriklerin kesilmesine neden olan kediler de meğer uzaylıymış!”

Elbette bu saldırının karşılığını misli ile vermeyi düşünüyoruz, önce şu nükleer santralleri bir kuralım hele!

Nasılsa sizler birer ko... pardon ko-caman insanlarsınız, her zaman olduğu gibi bu dediklerime de inanırsınız, hepinizi sevgiyle kucaklıyorum, siz olmasanız ben de olamam...”


Seneye bugün daha farklı bir haberde görüşmek üzere...


April fools!



Devamını Oku

1 Nisan 2014 Salı

Flaş Flaş Flaş! İnanamayacaksınız şok haber!

Az önce CNN'de flaş alt yazı olarak geçti, önce gözlerime inanamadım, sonra internetten de kontrol ettim. Duyduğum cidden doğruymuş.

Seçimler iptal olmuş! Hem de ilginç bir gerekçeyle..

Enerji bakanına “seçim gecesi elektrikler neden kesildi?” diye sorulmuş, o da “trafoya kedi kaçtığı için elektrikler kesildi” cevabını vermiş. Bunun üzerine ülkemize leke sürmeye çalışan o menfur, o dış mihrakların casusu kediyi aramak için özel timler harekete geçmiş. Yapılan aramalarda  bir kamyon dolusu kedinin ele geçirildiği söyleniyor. Kedileri sorguya almışlar, evet yanlış duymadınız, cidden sorguya almışlar. Tibet'ten gelen kedi dilleri uzmanı hepsinin teker teker ifadelerini alıyormuş.
1st of april


Madem bir kedi yüzünden elektrikler kesilmiş ve seçimlere gölge düşmüş, bunu onuruma yediremem” diyen yüksek seçim kurulu başkanı istifa etmiş. Ardından i.m.gökçek de seçimlere şaibe karıştırılmasını onuruna yediremeyeceğini bildirmiş ve oylamanın yeniden yapılması gerektiğini, sayımların ise yabancı ve bağımsız gözlemciler eşliğinde olması gerektiğini ifade etmiş.

Şaka gibi geliyor size ama inanın gerçek bütün bunlar. Sözün kısası, 30 mart seçimleri iptal edilmiş ve önümüzdeki pazar günü oylama tekrarlanacakmış.

Hadi hayırlısı bakalım, seneye bugün yeni bir haberde beraber olmak dileğiyle...

keske saka olmasa:)





Devamını Oku