Gündemi
takip etmeyeceğim, politikacıların ne söylediğine asla
aldırmayacağım demiştim güya. Nasıl olduysa oldu, kulağıma
çalındı bir şekilde o demeç:
“Kadınlar
iffetli olacak, herkesin içinde kahkaha atmayacak, yüzüne bakınca
yüzü kızaracak..”
demiş
bir devlet büyüğümüz. Kadın herkesin içinde kahkaha
atmayacaksa nerede kahkaha atacak sayın büyüğüm diye sormak
istiyorum ben de.. Mesela toplum içinde bir kadının çok gülesi
geldiyse ne yapacak? Kahkahasını içinde patlatırsa iç organları
zarar görmez mi? Ağzını yüzünü kapatıp hemen sessiz sakin bir
yere gidip orada gülüp geri mi gelecek? Her sokakta dört tarafı
kapalı “kadınlar için gülme kabinleri”
yaparsanız, en azından gülecek yer aramak zorunda kalmayız sayın
büyüğüm, bu önerimi bir düşünün isterseniz. Toki açar
ihaleyi, yapacak şirket çok nasılsa, ne olacak ki sanki!
İyi
de iş biraz karışıyor.. Mesela kadınlar sinemalarda komedi
filmlerine gitmeyecek de sadece belgesel ve dram mı izleyecek? Cem
Yılmaz'ı ne yapacağız o zaman? Yüzlerce lira sayıp Cem Yılmaz
gösterisine gitsek eskaza, orada biz kadınlara ayrıcalık olacak
mı, Cem Yılmaz istisnası var mı yani? Yoksa orada da mı gülmek,
kahkaha atmak yasak olacak? Belki de kadınlar ve erkekleri ayrı
ayrı oturturlar o zaman rahatça gülebiliriz. İyi de büyüğümüz,
“kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak” demiş,
“kadınlar arasındayken yasak yok” dememiş ki! Şimdi
benim kafam iyice karıştı; rica etsem sayın büyüğüm, bir
açıklayabilir misiniz kesin kurallar nedir? Nerede gülebiliyorum,
nerede kahkaha atabiliyorum? Yani bileyim de yanlış bir şey
yapmayayım sonra...
“Bir
kahkaha bir kilo pirzolaya bedeldir” diye bir atasözümüz vardır
bilirsiniz. Yani gülmenin, içten bir kahkahanın ne kadar sağlığa
yararlı olduğunu, bağışıklık sistemimizi güçlendirdiğini,
stres hormonlarını azalttığını anlatır bu söz. Hal böyleyken
sayın büyüğüm, biz kadınların sağlıklarına da müdahalede
bulunmuyor musunuz şimdi.. Ama alınıyorum bakın, bizi sevmiyor
musunuz yani şimdi siz, hasta mı olalım istiyorsunuz...
Ne
yapalım, bütün gün gülmemiz gelince biriktirelim, sonra da eve
gelince patlatalım bir kahkaha öyle mi? Aslında çözüm belli.. Kadınlar olarak eğer herkesin içine çıkmazsak bir
sorunumuz da kalmaz. Yani çalışmazsak, evde oturursak, sadece konu
komşu, eş dost akraba ile görüşürsek, kahkahalarımızı da
başkalarının yanında atmamış oluruz. Tabi ya, ben bunu niye
düşünemedim ki baştan..! Ne o öyle kadın erkek karışık iş
yerlerinde çalışmalar, çay saatlerinde dedikodu yapıp kahkahalar
atmalar.. Kadın dediğin oturur evinde çocuk bakar... Sayın
büyüğüm sizi şimdi çok daha iyi anlıyorum, ne derin bir
insansınız..
Sayın
büyüğüm, “kadınlar
herkesin içinde kahkaha atmayacak” demekle kalmamış,
bir de “kadınlar
hareketlerinde cazibedar olmayacak” demiş. “Cazibedar”
nedir diye araştırdım, “Alımlı, çekici, albenili”
demekmiş.
Ya bu kadın milleti de ne yapsa suç arkadaş, kimseye yaranamıyoruz!
Ya bu kadın milleti de ne yapsa suç arkadaş, kimseye yaranamıyoruz!
Azıcık
kendimizi salsak, birileri çıkıyor “Çirkin kadın yoktur,
bakımsız kadın vardır. Hemen ürünlerimizi kullan, güzelleş,
bak sonra karışmam haa!” deyip bize bir şeyler satmaya
çalışıyor. Birileri çıkıyor, “kadın dediğin cazibedar
olmayacak, tek kaş dolaşsan daha makbul” anlamına gelen bir
şeyler söylüyor. Biz şimdi ne yapalım, nasıl edelim, nerelere
gidelim?
Sayın
büyüğümü kırmak da istemiyorum, ama kafam da çok karıştı.
Rica etsem azıcık detay bilgi verebilir misiniz sayın büyüğüm..
Yani “cazibedar” olmak nedir bir anlatabilir misiniz?
Gülümseyebilir miyim mesela, ya gülümserken gamzelerim çıkarsa
ne yapayım? İnsanın gamzesi olması da suç mudur? Ayy ben
gerçekten stres oldum şimdi...
Sayın
büyüğüm ellerinizden hürmetle öpüyorum; bundan sonra kahkaha
atmamaya dikkat edeceğim, başka bir arzunuz da var mıydı
buyurunuz efendim...



