Sevgili Deep’in organize ettiği Ağaç Ev Sohbetleri 232. sayısında tekrar beraberiz. Bu haftanın konusu yine sevgili arkadaşımız Deep’den geldi. Kendisine teşekkür etmek isterim; harika bir konu seçmiş. Bakalım ne kadar kısa yazabileceğim…
"Alışveriş,
iş, iletişim, her şey internet üzerinden, artık yüz yüze kavramı kalmadı. Bu
iyi bir şey mi?”
İnterneti sevenlerdenim. Söylemesi ayıp Kitap Yurdu aboneliğim 2001’de
başlamıştı. İşyerindeki arkadaşlarım "ya dolandırılırsan" diyordu da ben aldırmadan zevkle
kitap siparişi veriyordum o zamanlar. İnternetten para nasıl kazanılır diye
bundan 11 sene önce meraklanmıştım. Daha remote çalışma diye bir şey
yaygınlaşmamıştı. Ne kadar heyecan vericiydi; yüzünü görmediğim, sesini duymadığım ODTÜ’lü gençler Ankara’dan Trello diye bir uygulamayla online içerik konularını
açıklıyordu. Biz de ekrandan sürükleyerek o içeriklere talip olup yazıyor ve paramızı
online olarak kazanıyorduk. Çağ atlamışız gibi gelirdi bana o zamanlar. Hoş sonra her şey çok
hızlandı, yapay zekâ aldı başını gidiyor. Bugün deli paralar kazanıyor insanlar
internet aracılığıyla. Ama ben de en azından kendi çapımda yaklaşık üç sene
evde yazı yazarak para kazanmıştım o zamanlar; pek de bilinmezken bu işler. Gayet
de keyifliydi. Blog mesela, internetin en güzel nimetlerinden.
Ama bu demek değildir ki internet ile beraber hayatımızda daha çok
görünür olan yapay zekâ gelişiminden ürkmüyorum. Veri kirliliği mi dersin,
manipülasyonlar mı dersin…
Bu konuda çok şey yazabilirim ama şöyle başlayayım:
Bence evinizde Meydan Larousse, Hayat Ansiklopedisi, Ana Britannica gibi ansiklopediler varsa gözünüz gibi bakın onlara, tozlarını falan alın. Zira ileride lazım olabilir! Google var ya, ne gerek var diyeceksiniz. Geçmiş olsun sevgili dostlar. Şimdiden internet, ChatGPT, Bard gibi yapay zekâ modellerinin ürettiği içeriklerle dolmaya başladı. En çok bu gelişme beni ürkütüyor. İçerik işleriyle ilgilendiğim için olayı yakından takip etmeye çalışıyorum. İsterseniz komplo teorisi diyebilirsiniz ama anlatayım bakalım bana hak verecek misiniz?
Evet yapay zekâ şahane şeyler yapıyor. Bir konu hakkında yazı yazmasını istiyorsun mesela, sana dakikalar içinde cevap veriyor; ama bazen çok da güzel uyduruyor! Bard ile bunu defalarca denedim. Örnek vereyim; Beybi Plastik için içerik üretiyordum geçen aylarda; Bard’dan yardım istedim. Bana firmanın 1975 yılında kurulduğunu yazmış. Kontrol etmek için resmi web sitesine baktığımda 1949’da kurulduğunu gördüm.
Tabii insanmış gibi konuşabiliyoruz ya Bard ile, “Sen bu bilgiyi nereden aldın, web sitesinde 1949 yazıyor, kaynaklarını göster” diye hafiften çemkirdim kendisine.
Bakın neler yazmış! Tam bir politikacı gibi lafı evirmiş çevirmiş ve kendini savunmuş. İnternette farklı bilgiler varmış da falanmış filanmış. Hayır ben sorgulamasam ve olduğu gibi Bard’ın yazdığını alsam – ki bunu asla yapmam, kopya olur- neyse işte birisi olduğu gibi bu yazıyı alsa rezil olacak! Bir de en sonunda söylediği şeye bakar mısınız. 1949 yılında kurulduğuna göre demek ki diyor, köklü bir şirket diyor. Anlayacağınız pişkin bir politikacı gibi uyduruk yazısını şahane bir şekilde de savunabiliyor.
Evet konu başlığı bulmada, diyalog yazmada, hikâye anlatmada gerçekten her geçen gün gelişiyor ama canlı canlı örneğinde gördüğünüz gibi yalan söylemede de maşallah insandan farkı yok. Evet mutlaka kendini geliştirecektir; ama şimdiden binlerce böyle içerik ile doldu bile internet, geçmiş olsun.
Tabii ki bunu Bard’a da sordum. Bakın ne demiş canım Bard:
Gördüğünüz gibi Bard bile kendine güvenmiyor, "kötü insanların
eline geçmemem lazım" diyor. "Benim içeriklerimi insan editörler kontrol ediyor" diyor. Atma Bard ya! Kim bu editörler! Nasıl yani, şimdi benim sorduğum şeylere verdiğin yanıtı birileri mi kontrol ediyor! Seni bence bizim politika dünyasına alalım, çok eğleniriz.
Aslında bu örneklediğim gelişmeler 1984 kitabında "tarihin yeniden yazılması distopyasının" teknolojik olarak mümkün olması gibi bir şey.
Evet kullanmayalım demiyorum, elbette yapay zekânın nimetlerinden
faydalanalım. Ama hayatımıza mükemmellik getireceğini de düşünmeyelim bence.
Yaşadığın Ülkeye Bak, Yapay Zekaya Güven
Şimdi bunu neden
anlatıyorum? Bu yapay zekânın nimetlerinden çok üçkağıt kısmına ilgi gösterir
bizim millet. Düşünsenize anneniz ya da en sevdiğiniz arkadaşınız sizi Whatsapp’dan
görüntülü arıyor. Telefonu açıyorsunuz, konuşuyorsunuz. Karşınızdaki kişi
sesiyle görüntüsüyle tanıdığınızı sandığınız kişi. Sizden acil para istiyor.
Göndermez misiniz? Ama işte geçmiş olsun, çünkü yapay zekâ sayesinde
dolandırıldınız! Çünkü yapay zekâ artık sesi de taklit ediyor, görüntüyü de
taklit ediyor. Alın size yapay zekâ sayesinde Zeki Müren’den 100. Yıl Parla marşı! Nağmeler,
yorum aynı sanat güneşi gibi değil mi? Evet görüntü biraz olmamış ama gelişiyor bu işler her geçen gün.
Yapay Zekâ İşleri Yapacak Biz de Hobilerimizle Uğraşacağız?
Yapay zekânın ele geçirdiği işler yüzünden bizim gibi ülkelerde
artsa artsa işsizlik artar. Çevirmenler, haftada 190 dakikalık dizi senaryosu
yazan senaristler, ürün tanımı yazan içerik üreticileri, Seo uzmanları, veri
analistleri, yazılımcılar, lojistik işçileri ilk aklıma gelenler. Geçenlerde
bir lojistik deposunda robotu gördüm. Boyu da uzun, koliyi en üst raftan tek
eliyle pehlivan gibi kaldırıp indiriyor. Bizim taşımacı Ahmet’ten ne kadar verimli olduğunu siz
düşünün artık.
Arabesk bir yaklaşım olacak ama, yapay zekânın yaptığı işler sayesinde ancak zengin ülkeler, ya da bizim gibi fakir ülkelerin zengin kodamanları hobileri ile uğraşabilir hale gelir. Coğrafya kader mi bilemem ama, bizim gibi ülkelerde yapay zekâ ile ancak bir politikacının ağzından manipülatif şeyler söyletilip halk galeyana getirilir.
Komplo Teorisi O Kadar Çok ki!
Daha dün burada okudum. Örneğin diyelim ki 2050 yılından sonra
kötü amaçlı çalışması için programlanan bir yapay zekâ modeli var. 2050’ye
kadar gayet güzel çalışıyor ve dünya çapında milyonlarca kullanıcı tarafından
benimseniyor. O tarih gelince sistemi bir anda duruyor. Eğer bu uygulama hayati
önemdeyse tehlikenin boyutunu düşünebiliyor musunuz? Bir anda bütün gps’lerin bozulması,
ne bileyim savunma sanayinin göçmesi, kalp pillerinin çalışmaması, internetin
çökmesi gibi pek çok şey geliyor insanın aklına.
En çok da internetin çökmesi! Düşünsenize Trendyol mesela, milyon dolarlık şirket gidip
mağaza mı açacak dünyanın bir yerinde? Yaz yaz bitmez.
Son Söz
Resmen çenem açıldı, çok sevdim konuyu. Muhtemelen yine yazarım. Diyeceğim o ki; yapay zekâ benim çok ilgimi çekiyor; olabildiğince gelişmeleri
takip etmeye çalışıyorum. Ama bir o kadar da komplo teorilerini takip ediyorum.
Göreceğiz bakalım neler olacak!
En insanî sevgilerimle efenim, çav bella…(bella ciao)












