![]() |
| İstanbul Kırmızısı-Ferzan Özpetek |
Başka yönetmenlerde az bulunur cinsten bir şiir var O'nun filmlerinde. Öyle bir şiir ki, hüzünle umudu harmanlıyor. Öyle bir şiir ki, sanki bambaşka bir dünya varmış gibi, sadece sevgi varmış gibi, zorluklar bile sevgiyle doluymuş gibi... Masalmış gibi...
Yazarın çocukluğundan anılar günümüze doğru akarken, insanın yüreği de gidip gidip geliyor. Nasıl bir içtenlik, nasıl bir naiflik, nasıl bir güzellik...
"İstanbul Kırmızısı" demiş yazar kitabın adına, okuyucu olarak kendimi kırmızıların izin sürerken buldum ben de. Kimi zaman yaşlı annenin elbise kırmızısı, kimi zaman ansızın gelen bir kazada akan kanın kırmızısı, kimi zaman maviyle karışan gün batımı kırmızısı, Gezi'deki kadının elbise kırmızısı, suyu sıkılan narın kırmızısı, şehrin lalelerinin kırmızısı ve anneannenin bir ritüel gibi aksatmadan içtiği konyağın kırmızısı...
“Öykü hırsızı” diyor kendine Özpetek, ne de güzel söylüyor. Sokakta beliriveren anlık bir kadın siluetinden öyküler çıkarabilmek için, sanatçı gibi bakmak gerekiyor çünkü dünyaya. Öykü hırsızı olabilenlere gönlümüzün akışı, biraz da bundan değil midir zaten...
Mart 2017'de sinema olarak da izleyeceğiz İstanbul Kırmızısı'nı. Ama kitabın aynısını çekmemiş söylediğine göre. “Aynı şeyi yapmaktan sıkılırdım!” diyor bir söyleşisinde. Bence de şahane bir karar bu!
Önce kitabı okuyun derim ben, sonrasında film gelsin. Çünkü Ferzan Özpetek filmleri ayrı güzel, kitapları ayrı güzel... İyi ki böyle güzel insanlar var da, nefes alabiliyoruz... Günüme güzellik, sevgi, umut kattığınız için size çok teşekkür ediyorum sevgili Ferzan Özpetek, ruhunuzun güzelliğine sağlık...
Bakın nasıl da şahane bir fragman var film hakkında... Heyecanlanmamak elde değil...










