Geçenlerde
ekranlar arasında gezinirken denk geldim, 3-5 saniye duraklayıp
izledim.
Haber
aynen şuydu:
“İbrahim
Büyükak 300.000 liraya son model bir jeep aldı” Kimdir bu
İbrahim Büyükak acaba dedim, internette bir dolaştım. Karşıma
şöyle bir bilgi çıktı:
"Eser Yenenler, Oğuzhan Koç ve İbrahim Büyükak, 3 adam adını verdikleri talk show programını başarı ile yürütmektedirler. İbrahim Büyükak, hazırcevap, oldukça zeki, esprileri ile gülme krizine sokan adam, 1983 doğumlu....vs" Evet magazin konuşmayı hiç sevmem ama dayanamadım bu haberi görünce, konuşmam lazım.
"Eser Yenenler, Oğuzhan Koç ve İbrahim Büyükak, 3 adam adını verdikleri talk show programını başarı ile yürütmektedirler. İbrahim Büyükak, hazırcevap, oldukça zeki, esprileri ile gülme krizine sokan adam, 1983 doğumlu....vs" Evet magazin konuşmayı hiç sevmem ama dayanamadım bu haberi görünce, konuşmam lazım.
O
programa bir kez denk gelmiştim, daha doğrusu Cem Yılmaz'ı konuk
ettikleri için kısa bir süre katlanmaya çalışmıştım.
Zorlama espriler, zeka yoksunu laflar, kendini gereksiz övmeler,
erken gelen para ve şöhretin getirdiği hazımsızlık... Ne
ararsanız vardı da bir tek gerçek espriler yoktu. “Jeep”
kokusu vardı ortamda desem, anlarsınız siz zaten!
![]() |
| 11 kasım 1944'de doğdu Kemal Sunal |
Hani büyüklerimizin çokça bahsettiği “Yeni Türkiye” imajı var ya, işte Yeni Türkiye'nin komedyenleri de bu arkadaşlar...
Yılmaz
Erdoğan'ın Mükremin Çıtır ve hatta Vizontele saflığı ve
temizliğini bulacağımı umut ederek, başlarda birkaç
bölüm izledim BKM Mutfak'tan. Hiç ama hiiç gülemedim ne yalan
söyleyeyim. Bir yapaylık, bir zorlama, bir kendini tekrar etme
halleri alıp başını giderken, bu arkadaşlar da Yeni Türkiye'nin
komedi fenomenleri oldular, haa pardon bir de recep ivedik vardı
sahi!
İşte hıyarlı baba, havuçlu anne ve kıllı recep ivedik...
Ülke olarak bunlara gülüyoruz, algı ve bilinç düzeyimiz de aynı
kişi başına düşen GSMH'nın (gayri safi milli hasıla) biz fark
etmeden on bin dolarlara dayanması(!) gibi sanal alemde yükselmiş de
yükselmiş! İlahi Sürahi, İlahi Komedya...
Bugün,
rahmetli Kemal Sunal'ın 70. doğum günüymüş, kendisini minnet,
saygı ve sevgi ile anarken, iyi ki doğdun, iyi ki hayatımıza
girdin Kemal Sunal derken düşünmeden de edemedim: Kemal Sunal son
dönemin bu komik(!) adamlarını görseydi acaba ne derdi?
Geçen
hafta sonu Gül Sunal'la bir söyleşi yapılmıştı gazetede, şöyle
diyordu Gül Sunal:
“Ama öyle bir havası yoktu Kemal’in. Başka bir işte çalışıyor gibiydi. Çok sonra fark ettik ünlü olduğunu. Star havası yoktu. Bizim mutluluğumuzun sebebi de bu mütevazılıktı. Canımızın istemediği hiçbir şeyi yapmadık biz. Öldükten sonra çok çocuk okuttuğunu öğrendim. Anlatmayı sevmezdi. Daha da saygı duydum.
”
Yılmaz
Erdoğan'ın balon gibi şişirdiği, televizyon dahisi (!) Acun'un
allayıp pullayarak piyasaya sürdüğü bu hazımsız arkadaşlar
paralarını pullarını jeep'lerini basına malzeme yaparken, büyük
usta Kemal Sunal nasıl yaşamış ibret alırlar mı acaba? Hiç
sanmıyorum.
Gül
Sunal bakın neler söylemiş:
“19 Ocak 1975’te evlenmeye karar verdiğimizde, Salak Milyoner, Köyden İndim Şehire, Hababam Sınıfı, Salako, Yalancı Yarim gibi birçok film çekmişti. Bir ev tuttuk. Orada iyiydik, hamileyken doktor nemden dolayı oturmamamı söyledi. Ezo ve Ali’yi ilk kez o eve götürdüm geçenlerde. İnanamadılar. O kadar nem kokusu vardı ki evde. Misafir geleceği zaman patates kızartırdık, kızartma kokusu rutubet kokusunu bastırsın diye. Ama biz mutluyduk, bugün yine gider otururum, Kemal’in olması şartıyla tabii. “
Söyleyecek
bir lafım yok gerçekten de, hem ben ne anlarım ki mizahtan, âkil
adam Yılmaz Erdoğan mutlaka en iyisini biliyordur!
İçi
boş balonların şişirilip şişirilip zengin edildiği başka
ülke var mıdır bilmiyorum ama ben artık ekranlarda gerçek
sanatçıları, gerçek sanat eserlerini görmeyi cidden çok
özledim. 1980 gibi alengirli bir yılda çarpık siyasi karakterleri
hicveden Zübük gibi bir filmi çekenlere de, oynayanlara da selam
olsun diyorum, Kemal Sunal'la sizi başbaşa bırakıyorum...


