Handan'ı
okuyup beğendiğimde, sevgili dostum KeyiftenYazar, “Bu aslında bir dörtleme" demişti ve geçtiğimiz 8 mart'ta
bana sürpriz yaparak serinin diğer kitaplarını göndermişti;
nasıl da mutlu olmuştum kargo paketini görünce...
Geçen
hafta tatile giderken Gizli Anların Yolcusu'nu yanıma aldım. 3
günde okuyup bitirince pişman oldum diğer kitapları da valize atmadığıma; kalan günlerde kitapsız ne yapacaktım? Hem Bora'ya
ne olmuştu, İlhami ne yapacaktı, Derya, Eda ve Handan hayatlarını
nasıl sürdüreceklerdi? Mecburen ikinci kitaba geçmek için
tatilin bitişini beklemek zorunda kaldım. Aslında iyi de oldu,
yoksa kitaba takılmaktan suya giremeyecektim. Zaten altı üstü
tatilim bir haftaydı! Demem o ki, bence Ayşe Kulin kitapları tatil için
mükemmel seçimler! Alın dörtlemeyi tatile giderken, okuyun
sırayla:
Gizli Anların Yolcusu, Bora'nın Kitabı, Dönüş ve
Handan...
Ben yanlışlıkla son kitabı en önce okumuştum ama fark
etmedi; zira kitaplar birbirinden bağımsız da okunabiliyor.
Ayşe
Kulin, bence müthiş sinematografik bir dille yazıyor kitaplarını.
Yani okurken aynı zamanda izliyorsunuz olayları. Bence okuduğum
kitaplarının hepsi kendi içinde dizi senaryosu da olur, sinema
filmi de, ki bazıları çekildi zaten. İyi bir hikaye anlatıcısı
Kulin, keyifle ve merakla okunuyor yazdıkları. Çok kolay, çok
kıvrak, çok akıcı, merak uyandıran bir dili var. Dedim ya tatil
için şahane seçimler; kafa dağıtmak için, iyi bir hikayenin
izlerini sürmek, sıkılmadan, seri okumalar yapmak için...
Açıkçası
son dönemlerde keşfetiğim Ayşe Kulin kitaplarını okurken elimde
kalem olmuyor, altını çizmeden okuyorum hızlı hızlı. Çünkü
hikayeyi takip ediyorum sözcüklerin izlerinden çok; şimdi ne
olacak acaba diye... Hani kimi kitaplarda geriye dönmek istersiniz,
bazı yerleri yeniden okumak istersiniz, altını çizdiğiniz
paragraflar olur, üzerinde uzun uzun düşündüğünüz bölümlere
takılırsınız; Kulin'in okuduğum kitaplarında öyle bir şey hiç
olmadı. O'nun kitaplarını okumak, nasıl desem; tam dinlenmelik,
tam kafa boşaltmalık, yani dizi film izlemek gibi...
![]() |
| Gizli Anların Yolcusu - Ayşe Kulin |
Gizi
Anların Yolcusu, bir yayınevinin sahibi olan İlhami'nin ağzından
yazılmış. Adamın hayatındaki inişler çıkışlar, aşklar,
yalanlar, aldatmalar... Bu kitaptan sonra Kulin'e LGBTT derneği
tarafından 2012 yılının “Hormonlu Domates “homofobi ödülü
layık görülmüş. Kitapta eşcinsellik doğru tanımlanmamış
diyor bu konuda eleştirisi olanlar. Ama bu bir roman, anlatılanlar
da yazarın bakış açısından ve hayal gücünden süzülen kurgu
karakterlerin hikayesi. Dolayısıyla ben bu noktada yazara haksızlık
yapıldığını düşünüyorum.
Birinci
kitap soru işaretleriyle bitince tatil dönüşü daha valizimi
doğru dürüst boşaltmadan ikinci kitaba, yani Bora'nın
Hikayesi'ne başladım. Yine bir iki günde okudum ama açıkçası
biraz da sıkıldım. Çünkü birinci kitapta anlatılanların
tekrar edildiği bölümler vardı. Bora'nın geçmişine döndük,
çocukluğuna gittik, en iyi dostuyla olan ilişkisini irdeledik. İlk
kitapta İlhami'nin bakış açısından anlatılanlar, bu sefer
eklemeler de yapılarak Bora'nın ağzından yazılmıştı.
Üçüncü
kitap Dönüş'ü ise bir günde bitirdim. Bu sefer anlatıcı,
İlhami'nin kızı Derya'ydı. Derya babasını anlamaya çalıştı
bu kitapta, babasını aradı...
Bana
kalırsa ikinci ve üçüncü kitaplar birinciye eklenebilirdi.
Böylece seriyi ard arda okuyan benim gibi okuyucularda sıkıntı
yaratan tekrarlar önlenmiş olurdu. Ama yazarın takdiridir, öyle
uygun görmüştür... Yazarları çok da eleştirmemek lazım
diyorum, onlar kırılgan insanlardır. Zira günün birinde ben de
roman yazacağım ya, en büyük hayalim bu ya, şimdiden gardımı
mı alıyorum nedir, pek bir empati kurmaya başladım bu aralar kendileriyle...
Sonuç
olarak, tatil kitabı arayanlara tavsiye ediyorum bu seriyi. Dördüncü
kitabı Handan'ı da burada detaylı bir şekilde yazmıştım.
Keyifli
okumalar efendim, sıcak yaz günlerini kitaplarla serinletsin herkes...




