İnsan bazen düşünüyor. Benim bu
dünyaya gelme amacım ne? Misyonum ne? Bu sonsuz evrende başka boyuta geçtikten
sonra ardımda kalacak olan ne?
Bazıları buna cevap olarak;
“Ben bu dünyaya fayda sağlasın diye çocuklar yetiştirdim” diyor. Bu insanların hayatlarının merkezinde kendilerinden olma çocuklar, o çocuklardan dünyaya gelen başka çocuklar, torunlar oluyor. Bu düşünceye sarılıp kendilerini çok önemli hissetmelerini anlayabiliyorum. Sonuçta herkesin dünyada varlığını kutsayacak bir nedene ihtiyaç duymasından daha doğal ne olabilir?
Bazıları şanslı. Çünkü çocuklarının gerçekten dünyaya çok faydalı
olduğunu görecek kadar yaşıyor ve böylece dünyaya gelme misyonlarını tamamlamış
olmanın iç huzuruyla göçüyor başka boyutlara. Kimilerinin çocuğu bilim insanı
oluyor, ya da bir hastalığın tedavisini buluyor. Kimilerinin çocuğu sanatçı
oluyor, ardında müthiş eserler bırakıyor.
Tam tersi olanlar ne yapıyor peki?
Düşünsenize; dünyaya katkı olsun diye çocuk yapan ebeveynlerin bir kısmı da çocuklarının
azılı suçlu olması ile mücadele edebiliyor, ya da bir bağımlı olmalarıyla… Bir
diğer grup insanın bu dünyadaki varlık nedeni ise tamamen başkalarına zarar
vermek! İçlerinde delice kıskançlık var, delice nefret var, delice hırs var.
Dünyaya geliş amaçları sadece başkalarının kötü duruma düştüklerini görüp bundan
haz almak… Daha da kötüleri cani olabiliyor, içlerinden Hitler falan da çıkıyor.
Bu iki grup birbirlerini
dengeliyor bence. Yani iyiler ve kötüler dünyayı dengede tutmaya yarıyor.
Peki ya bunlardan hiçbiri olan insanlar… Onlar niye var? Yani bu dünyadan göçtüklerinde geride iyi ya da kötü hiçbir şey bırakmayanlar! Onlar niye var sahiden? Bence onlar da mizanseni tamamlamak için dekor olarak dünyaya geliyor. Bir tiyatro sahnesinde kenarda duran saksı gibi… Ortamı yeşillendirme amaçlı, sadece duran saksılar…
Ya da doğup, büyüyüp, yaşayıp, ölüp dünyada sadece bir “fiziksel görüntü” olarak yaşayıp gidenler… Bence mutlaka onların da evrenin işleyişine bir katkısı var. Kimyasal tepkimelerde tepkime sonucuna etki etmeyip sadece olayı hızlandıran “katalizör” gibi. Yani kötüler daha kolay kötülük yapsın diye, ya da iyiler iyilik yapsın diye rol alanlar; matematikteki etkisiz elemanın ‘bir tık’ daha işlevsel olanları… Katalizör insanlar…
Böyle bakınca sanırım içimizdeki
varoluş sancılarını daha kolay çözümleyebiliriz. Belki olan bitene dayanma
gücümüz de artabilir. Ne bileyim kendimizi bu yolla biraz rahatlatabiliriz de
belki. Kötülere kızmak yerine “ Bu adamın kötü olması, dünyayı dengeliyor” deriz.
Ya da “ Benim bu dünyadaki misyonum ne, ne işe yarıyorum ki, ne işe yaradım bugüne
kadar?” gibi sorularımıza şöyle yanıt vererek rahatlarız;
“Ben şahane bir katalizörüm. Ben olmasam,
dünyadaki bütün bu kötülükler ve iyilikler de olmazdı! Ben dünyadaki dengenin bir
parçasıyım. Domino taşları gibiyse dünya; aradan beni çekerlerse bütün dünya yıkılır!”


