muhteşem yüzyıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhteşem yüzyıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2016 Cumartesi

Muhteşem Yüzyıl izliyorum yıllar sonra!

Bir süredir, akşam yemeği yaparken mutfağa emektar tabletimi götürüyorum, yemek yaparken Muhteşem Yüzyıl'ı izliyor ya da dinliyorum. Zaten mutfağım küçük olduğu için tablet fazlasıyla bu işi görüyor. Evet 2011 yapımı bu diziyi ben o zamanlar izlememiştim. Ortamlar “Hürrem Hürrem” diye yıkılırken, iş yerinde bu dizinin yorumları yapılırken ben hiç oralı olmuyordum. Şimdi niye mi izliyorum, çünkü mutfakta yemek yaparken film izleyemem, dikkatimi veremem. Haber zaten mümkün olduğunca izlemiyorum. Sabah 06:40-8:00 arası İrfan Değirmenci ile Sabah Haberleri yetiyor, diğerlerine katlanamıyorum. Ruh sağlığım açısından bu şekilde bir kararım var. Her neyse konu bu değil; konu Muhteşem Yüzyıl ve Hürrem Sultan...

Kimyon & Hürrem

Osmanlı tarihini pek bilmiyorum gerçekten de. Çünkü lisedeyken okutulan tarih hiç ilgimi çekmedi, hocamız da kötüydü ve uzunca bir süre tarihle pek ilgilenmedim açıkçası. Sonraları ufak ufak ilgi duymaya başladım. Sarık ve İstanbulin Kitabı'nı okuyup sevdikten sonra bu ilgim arttı. Hatta buradan okuyacağınız ve yorumlarla maaelesef trollenen bir yazım da var. Bilirsiniz Osmanlı'ya bir laf etmeye görün, hemen acımasız eleştiriler birbiri ardına geliyor. Malumunuz bugünlerde de Lozan kavgası yapılıyor.. Her neyse, sinirlenmeyeceğim, ben dizi anlatmaya devam edeyim, zaten ne olduğu ortada...



Ne diyordum, evet; tarihle daha yeni yeni ilgileniyorum. İlber Ortaylı'nın anlatımını seviyorum ve hatta elimde şimdilerde de Soner Yalçın'ın Galat-ı Meşhur kitabı var. Yani demem o ki, Hürrem Sultan hakkındaki bilgim gerçekten çok kısıtlı, sadece Osmanlı'daki en güçlü kadın olduğunu ve "Kadınlar Saltanatı" denilen dönemi başlattığını biliyordum diziyi izleyene kadar hepsi bu. Ama diziyi izleyince kadından harbiden nefret ettim.




Meral Okay (ışıklar içinde yatsın) satır aralarında çok güzel taşlamalar yapmış. Saraydaki gösterişle halkın yoksulluğu arasındaki uçurum, padişahın ve saray ahalisinin sadaka dağıtarak halkın gözünü boyaması, haremdeki kadınların değersizliği, padişahların ve yanındaki paşaların egoları, kız ve erkek çocukların ayrımı, iktidar hırsının gelebileceği kanlı boyutlar, padişahın annesi tarafından bile sorgulanamayıp “neden?” sorusuna “çünkü ben öyle uygun gördüm” yanıtını vermesi ve bu yanıt karşısında herkesin suspus olması, bir karış boyuyla koca paşalara emredebilen şehzadeler, küçücük çocukların tahta geçebilmesi, padişahın ağzından çıkanın sorgulanmadan uygulanması, harem ağalarının düşürüldüğü zavallı durum, dönemin saçma yayılmacı politikaları, tutuculuk, resim yapmanın bile günah sayılması, heykellerin uğursuzluk getirdiğine inanılması gibi gibi birçok şeyin dizide yer alıyor oluşu gerçekten güzel ve etkileyici.

Toplam 139 bölümlük dizinin henüz 40. bölümdeyim ama itiraf edeyim ki Hürrem'in entrikalarından cidden çok sıkıldım. Tamam tarihte de böyleymiş büyük olasılıkla, yoksa o sarayda o kadın nasıl söz sahibi olmuş kabul de yürek kaldırmıyor! Yani kötülerin hep galip gelmesinden nasıl hoşlanabilirim ki! Hürrem entrika çeviriyor ve hep kazanıyor, oysa azıcık da kaybetmesi gerekmez mi? Yani kötülerin cezalandırılması gerekmez mi? Bu durum adalet duygumu sarsıyor, olmuyor yani. Hayatta da böyle, ne bileyim mesela kötüler güçlendikçe canınız sıkılmaz mı? Kötü kalpli üvey annelerin ağlaması yüreğinizi serinletmez mi? Hitler ölünce milyonlarca insan sevinmemiş midir?

Yani birazdan yine yemek yapacağım ve 41. bölümü izlesem mi bilemiyorum. Oysa iyiydi mutfak ritüelim...

İnsanlar o dönem neden Hürrem yüzüğü aldılar?



Hatırlıyorum o dönem her yerde Hürrem yüzüğü satılıyordu. İyi de bu iğrenç kadının yüzüğünü neden takmak ister ki insan? Yani gerçekten de kötüleri yüceltmeyi çok mu seviyor bizim taoplumumuz? Ya da ne bileyim güce tapma hikayesi mi bu? Şaşırıyorum ve anlam veremiyorum.

Meryem Uzerli meselesi

Açıkçası Meryem Uzerli'yi takdir etmemek olmaz. Zira o olmasaydı “tükenmişlik sendromu” diye bir şeyin varlığından haberdar olmayacaktık. Ama geçenlerde haberi vardı, 12 milyon liraya villa alabilmiş hatun kişi. Yani hem “tükendim” diye izleyicisini ortada bıraktı, hem de o dizi sayesinde zengin oldu.



 Kimse kusura bakmasın ama bizim ülkemizdeki bu artistlerin Hollywood ayarında paralar kazanmasını hazmedemiyorum, sanki geri kalan tüm herkes Hollywood ayarında para kazanıyormuş gibi! Toplumdaki orta ve az gelirlinin kazancıyla üst düzeylerin kazancı arasındaki uçurum hiç bu kadar büyümüş müydü? Ya da eskiden sanatçılar, bu şımarık ablalar gibi çok kazanıyor muydu? Ya da kazandıkları para böyle gözümüze gözümüze sokuluyor muydu? Türkan Şoray yalı aldı, Kartal Tibet lüks araba aldı diye haberler çıkar mıydı basında?

O bu değil de, Meryem Uzerli'nin kötü Türkçesi ilk bölümlerde beni yormuyordu ama 40. bölüme yaklaştıkça kulaklarımı tırmalamaya başladı. Yani hanımefendinin bozuk aksanı bence izleyiciyi de tüketir cinsten... Şimdi bu benim söylediğim şey asla ayrımcılık değil, yani Türkçesi bozuk diye hanımefendiyi kınamıyorum. Sadece ekran karşısına çıkan kişinin düzgün konuşması gerektiği gerçeğinden yola çıkarak eleştiriyorum. Ne bileyim, o milyonları kazanırken az bir bütçe ayırıp bir aksan hocası tutabilirdi kendisine... Şimdi diyeceksiniz ki Hürrem Sultan Rutenyalı'ydı, aksanı kırık olabilir. İyi de haremdeki bütün kadınlar bir yerlerden gelmedi mi zaten, herkesin Türkçesi güzel de bir tek Hürrem'inki mi bozuk? Kimse kusura bakmasın ama Meryem'e iltimas geçmişler. Açıkçası ben bu aksandan rahatsızım bir izleyici olarak... Aslında belki de bu hanımefendi ve benzerlerinin hak etmedikleri deli paralar kazanmalarından rahatsızım belki de, bilemiyorum... 


Bir diziden nerelere geldik iyi mi, ne yapsam, mutfakta geçirdiğim saatlerde Hürrem Meryem'e katlansam mı, yoksa başka bir dizi mi bulsam kendime... Hayır hayır; elbette haber izleyip kendimi zehirlemeye niyetim yok...

Sevgi, saygı, hürmet, afiyetler efenim...


Devamını Oku