27 Eylül 2026 Pazar

Yeni Bir Ben, Yeniden Ben...

En son 9 Nisan'da yazmışım, neredeyse 6 ay olacak. Ben eskiden anonim anonim ne güzel içimi döküyordum buralara. Keşke diyorum, keşke tanıdığım hiç kimseye buranın adresini vermeseydim... Oldu bir kere, pişmanım hakim amca... Yazma isteğimi körelttiler kör olmayasıcalar... Bakın hâlâ haklarında kötü söz edemiyorum. Nasıl da pambık gibi bir kalbim varsa...
E diyeceksiniz ki, yeni bir sayfa aç, orada yaz anonim anonim... İyi de blogu blog yapan, gelen yorumlar... Yıllarca neredeyse tanış olacak kadar birbirimizi tanıdığımız blog dostları olmazsa ne anlamı kalır yazmanın? Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan...  
"İki kere iki dört, elde var Ayten.." demiş ya Ümit Yaşar Oğuzcan... Ne müthiş bir cümle değil mi? İnsanın aklında bir şey varsa, matematik kurallarını bile yeniden yazabilir... O hesap yani; iki kere iki dört, elde var yine benim içsel yolculuğum diyorum ben de bu güzel şiirden apartıp. Bu kadar şahane bir cümleyi kendim yazabilseydim, şimdiye kadar evde değil, bir köşede falan yazardım zaten. Kendini ve yeteneklerini bileceksin arkadaş...

Yeni Kararlar Aldım

Bu kadar aradan sonra yeni kararlar almam lazımdı zaten. Dizi filmde yeni sezon başlangıcı gibi... Artık kendimi kasmayayım diyorum. Yani işte buraya yazdıklarımdan birileri alınır falan diye düşünmeden, öyle, içimden geldiği gibi, çalakalem yazayım; hatta ikinci okumayı yapmadan yayınlayayım. Çünkü kimselere yaranılmıyor bu hayatta. Aman kırılmasın, aramız bozulmasın diye yıllarca üzerine titrediğim insanlar birer birer sırtlarını dönmüşken, hem de eften püften nedenlerle...

Ben Şimdi Böyle Tatlı Tatlı Yazıyorum Ya;

Okuyanların bazıları, gamsız ve tasasız, hatta üstten bakan haller algılayabiliyor. Bazıları da bana gıcık oluyordur. Ama işte yazmak biraz da kendini bir metne gizlemek değil midir? Ne bileyim, ben de "mizahımtrak" kelimeleri ard arda sıraladıkça kendimi iyi hissettiğimi fark ettim. En acı olayları bile mizahla karışık anlatasım geliyor.  

Sonbahar da Geldi Çattı

Buraya bahar başlangıcında yazmışım en son. Şimdi de sonbahar başlangıcındayız. Şahane blulutlu havalar geldi. Seviyorum merkez. Öyle mahzun, öyle duygusal... Bak yazasım bile geri geldi.

Eski Dizilere Daldım

Politikada yaşanan "irezillikler", ekonomideki tanımlanamayan yabancı  şeyler, insanların hasetliği ve pislikleri derken... Efendime söyleyeyim, kitap okuma motivasyonum bile gitmiş madem, hadi o halde kendi paralel evrenimize dalalım dedim. Her sorunun sevgiyle çözüldüğü eski dizilere daldım. Önce "Melekler Korusun"u bitirdim. Şimdi de  "Canım Ailem"i izliyorum. Sıcacık aile ortamları, ohh mis gibi. 
Ne yapayım, dışarısı benim istediğim gibi değil. Ben de böyle sanal ortamlara dalıyorum. 

Neyse işte, ne anlatırım sonrasında bilmiyorum. Ama anlatmam lazım, yoksa içim şişer... İçim şişeceğine, şişe kebap dizerim... Bir patlıcan bir köfte, bir patlıcan bir köfte...
 "İh möhte istiyorum ayn köfte"  cümlesine hâlâ gülenlerin hepsine yürekten selam sevgi...








Devamını Oku