İşyerinde oldukça gergin bir gün geçirdikten sonra dolmuşa bindim,
eve gidiyordum. Normalde otobüse binerim ve yolda kitap okurum. Yani
telefonu toplu taşımada elime almam pek. O gün dediğim gibi hem
gergindim, hem de mesafe kısaydı. Dolmuşta oturduktan sonra açtım
telefonumun internetini. Peş peşe bildirimler gelmeye başladı.
Baktım Msn'den bir mesaj var. Eski çalıştığım iş yerlerinden
birinden tanıdığım, uzun süredir görüşmediğim, ama genel
olarak sevdiğim bir kadın arkadaş mesaj yazmış, çok şaşırdım.
Çünkü yıllardır arkadaşlığımız Facebook'da birbirimizin
gönderilerine “like atmak" şeklinde uzak bir mesafeden
yürüyordu. Özel mesaj atmasını bu yüzden garipsedim, meraklandım da. Canım
da sıkkın ya, muhabbet edip biraz kafamı dağıtmak için
kendisiyle mesajlamaya başladım:
- Karşı Taraf: Selam
nasılsın?
- Ben: İyiyim,
sen nasılsın?
- Karşı Taraf:
İyiyim
teşekkür ederim. Migros'dan alışveriş çeki kazandırıyorum,
seni de düşündüm. Telefonun faturalı mı yoksa?
-Ben: Evet
faturalı
- Karşı Taraf:
Cep
no yazar mısın bir de operatörü?
- Ben: 053..........
Şimdi
diyeceksiniz ki sen aptal mısın? Niye veriyorsun cep telefonunu?
Oysa o kadar çok sebep var ki cep telefonumu vermek için. Öncelikle
ben diyeyim 5 sene, siz deyin 10 senedir görüşmüyoruz bu
arkadaşla. Dolayısıyla cep telefonum kayıtlı olmayabilir O'nda.
Vermesem ayıp... Nitekim sonradan baktım ki bende de O'nun numarası
kayıtlı değilmiş. Ayrıca ek iş yaptığını düşündüm. Hani
var ya “Arkadaşını ekle şunu kazan” falan gibi işler.
Kendisine katkım olur dedim. Üstüne üstlük alışveriş çeki
kazanma fikri hiç fena değildi. Çünkü kendisiyle her ne kadar
uzun süredir görüşmesem de bu arkadaş güvenilir biriydi.
Telefon numarası vermemin asıl önemli nedeni ise baştan
söylediğim gibi o gün gergin olmamdı; kafamı dağıtmaya
ihtiyacım vardı. Yani demem o ki "ben kül yutmam!" diye
büyük büyük konuşmamak lazım. İnsanlar boş bulunup bu tür
kandırmacalara gelebiliyor, (şekil 1-A – ben) diye söylüyorum.
Neyse efendim; aramızda geçen konuşmayı aynen aktarmaya devam edeyim.
Telefon numaramı yazdım ya karşı tarafa üzümlü kek gibi, bakın sonra neler
oldu:
- Karşı Taraf:
Tamam, şimdi telefonunun mesaj bölümünden EVET YAZIP 5523'e
bir mesaj hazırla beklet. Ben sana gönder dediğimde
göndereceksin ok.
İşte
ben bu mesajı alınca şüphelendim... Öncelikle bu arkadaş
teknoloji ile bu kadar barışık olamaz diye düşündüm. Mesaj
yazıp bekletip saniyeler içinde gönderecek kadar hızlı değildir
bir kere anımsadığım kadarıyla. "EVET YAZIP 5523'e" kısmını büyük harfle yazmış bir de profesyonel pazarlamacılar gibi! Üstelik bu arkadaş
konuşmasında “ok” falan diyecek bir tip de olamaz. İçime kurt
düştü bir kere benim, yazmaya devam ettim.
- Ben:
Bir
dakika sen Selma'sın değil mi ? (Selma ismini şu an
uydurdum, arkadaşın gerçek ismini kullanmıyorum)
-Karşı Taraf: Evet
canım başka kim olacak Allah Aşkına
İşte
bu cevaptan sonra ben iyice işkillendim. Bakar mısınız nasıl da
dürüstçe yazmışım sonrasında:
- Ben:
Bu bir tuzak olabilir, nasıl bileceğim, ya virüsse?
Karşı
taraf hiç taviz vermiyordu benim bu dedektif hallerime, hatta
bir de trip atıyordu:
- Karşı Taraf:
Canım, yapmak istemiyorsan yapmayız.
- Ben:
Ne bileyim hesap ele geçirme olayları falan...
- Karşı Taraf: Zorlamıyorum
seni. Herhangi bir sorun olursa ben kefilim.
Bakar
mısınız nasıl da “cool” davranmış! Şüphelenmeme rağmen
hala oldurmaya çalışmış! Nasıl bir azimse bu... Bense iyice
işkillendim ama, öte yandan virüs atar bir şey yapar diye de
çaktırmamaya çalıştım ve kibarlığı elden bırakmadım...
İçimdeki merak ise cabası.
- Ben:
Yok
Selma'ya benzemiyorsun sen, yapmayalım. Nerede beraber
çalışmıştık?
O anda bunu sorduğumu düşününce harbiden de kendimi takdir ediyorum şimdi. Nasıl akıl ettiysem artık; kendi çapımda parola sormuşum, vay be...
Bu sorumun üzerine kısa bir aradan sonra şu cevabı aldım:
- Karşı Taraf:
Tekstil!
- Ben:
Neyse
teşekkür ederim, ben istemiyorum
dedim
ve mesajlaşmayı sonlandırdım. Kurnaz dolandırıcı bakmış
profillere “tekstil” var. İyi de “tekstil” ama hangi firma?
Yersem diye yazmış işte. Bir kez daha Facebook profilimde
çalıştığım şirket adı, tel no gibi özel bilgilere yer
vermediğim için kendime kocaman bir “aferin” dedim.
Sonra
Google'da “5523 dolandırıcılığı” araştırması yaptığımda
gördüm ki bir oyun firması adına faturalı hatlardan para çekme
dolandırıcılığıymış bu 5523 hikayesi. Üstelik 2014 yılından
beri bu şekilde devam ettiği halde 5523 numarası iptal
edilmemiş...
Kıssadan
hisse;
Siz
siz olun Facebook ya da başka sosyal medya platformlarında
kendinizi ortalara sermeyin. Özel bilgilerinizi paylaşmayın.
Siz
siz olun, arkadaşlarınızı iyi gözlemleyin, kim “ok” der, kim
demez bilin...
Siz
siz olun 5523 gibi kandırmacalara gelmeyin...
Vatandaşlık görevimi de yaptım ya; artık gönül rahatlığıyla gidebilirim. Aman diyeyim kimse kimseyi kandırmasın, kimse kandırılmasın!
Kalın sağlıcakla,
mutlu hafta sonları...