Baraka’da yemek bittiğinde saat 22:30’a geliyor. Dönüş yolunu yürüyecek gücüm hiç yok. Bolt uygulamasından taksi çağırıyoruz. 2 dk’da geliyor. 1,2 km’lik yol 3,5 GEL tutuyor. 1 GEL yaklaşık 16 TL! Şaka gibi! 56 TL’ye geliyoruz yani eve. Yani paramız bu kadar değersizken bile bu kadar ucuz geliyor taksi ücreti! Şoföre düz 5 GEL veriyoruz, sadece 80 TL! Kesin çok mutlu olmuştur, nerdeyse taksimetrenin iki katı bile bedava gibi! İstanbul’da 2026 itibariyle kısa mesafe indi bindi 210 TL, kilometre başı da 44 TL olmuş. Yani Gürcistan’da 20 dakikalık havaalanı yoluna verdiğimiz para ile ben Kadıköy’de sadece 3 dk falan gidebiliyorum! Önceden hayatımızda normal gelen şeyler birer birer lüks sınıfına giriyor ya, insanın midesinde hazımsızlık oluyor ister istemez.
Emekli Albay Sayıklamaları! Gerçek Acı Biberdir!
Çok değil yakın zaman öncesinde
bizim paramız değerliyken maalesef şu anda Gürcü Lari’si (GEL) 16 TL. Ben
Tiflis’e gittiğimde 2024 Mayıs’ında ise 12 Lira civarındaydı. İki senede yüzde
otuzdan çok değer kaybetmiş paramız…. Gerçekler acıdır, biber de acıdır, öyleyse
gerçek biberdir demek istiyor ve konuyu sahildeki kızgın kumların altına
ittiriyorum şu an. Çünkü bu bir gezi yazısı; gülümsemeliyiz. Ne yapalım; eskiden
paramız değerliyken sınırdan geçip Gürcistan’dan alışveriş yapardı bizim
Karadenizliler. Biraz da Gürcü kardeşlerimiz gelsin değerli paralarıyla bizden
alışveriş yapsın değil mi ama. Hep bana hep bana olmaz ki canımm!!
Bizde ne Yandex Go var, ne Uber
var, ne de Bolt taksi uygulaması var! Bunlar olsa, sarı taksilere dünya kadar
para vermek zorunda kalmayacağız, rekabet olacak. Sözde serbest piyasa ekonomisi
var bizim ülkemizde ama taksilerle rekabet edecek Uber yasak. Neden? Taksiciler
zarar görmesin diye. Tatil rezervasyonu için avantajlı fiyat sunan Booking
yasak. Neden? Ets, Odamax gibi yerli seçenekler kafalarına göre yerli turiste
fiyat geçirebilsin diye. En çok da Paypal’ın yasak olmasına üzülüyorum. Geçen
30 dolarlık minik bir ödeme alacaktım yaptığım işten, 10 dolar kesti bizim
güzide yerli bankamız! Paypal niye yok? Yurtdışına freelance yapılan ufak tefek
işlerden bankalarımız devasa komisyonlar kesebilsin diye yok. Bu aynı şeye
benziyor. Kırmızı başlıklı kızla büyükanne kılığına girmiş kurt gibi…
“Senin ağzın neden büyük nineciğim?”
“Seni daha iyi yiyebilmek için
yavrummm…”
Diyor sanki bir yerlerde birileri…
Bak görüyor musunuz, insan yurt
dışına çıkınca ufku nasıl açılıyor. Yani şimdi ben Bolt yerine oranın sarı taksisini
çağırsam kim bilir nasıl turist tarifesiyle kazık yiyecektim…Serbest piyasa girişimcileri
sağ olsun, vatandaş korunabiliyor elin Gürcistanında.
Neyse işte, biraz daha bu konuları
deşersem kendimi emekli albay gibi hissederim, aman diyeyim. Konuş konuş yaz
yaz ne oluyorsa sanki… Batum dizimize bu kadar “antireklam” arası yeter,
izlemeye devam edelim. Bakalım neler olmuş neler, maydanozlu köfteler…
Evde biraz dinlendikten sonra etraftaki barlara
bakalım diyoruz.
Cumartesi Akşamı Old Town’da Çılgın Köpek!
Biraz biraz canlanmış ortalık. Evin
yakınlarında pek çok bar var. Ben beklerken arkadaşım yolun karşısındaki bara
bakayım diyor. Neden sonra tanıdık sesle ürperiyorum. Tam barın önündeki köpek
arkadaşımı kovalıyor! Bende bir panik! Ama öyle böyle panik değil! Kendisi asla
köpeklerden korkmaz, bilakis sever, dokunur, yemek verir. Ama bu köpek benim
olduğum kaldırıma kadar kovalamış! Köpek çılgın gibi havlıyor bizimkinin
peşinde! İstemsizce çığlık atmaya başlıyorum Türkçe tabii ki. Ben bağırırken yan
taraftaki mekandan biri çıkıyor ve köpeği kovalıyor; sakinlikle
“Montlulara saldırıyor sadece, bir
şey olmaz” diyor Türkçe!
İyi de hava soğuk, herkes montlu. Acaba
sadece yeşil montlulara mı saldırıyor bu köpek? Adam paniğimi görünce su vermek
için ısrar ediyor, istemiyorum. Benim de montum yeşil bu arada. Ya ben de karşı
kaldırıma geçseydim? Neler olabileceğini düşünmek dahi istemiyorum… Köpeklere
yaklaşma çabalarımda beş adım geri götürüyor beni bu durum.
Sokak hayvanları evet olsun, ama
bu saldırganlara izin vermek ne derece doğru? Evet muhtemelen köpeğin yeşil
mont ile ilgili bir travması var. İyi de benim gibilerin köpeklerle olan
travmaları ne olacak?
Bütün modum düşüyor. Zaten gün
boyu yeterince yorulmuştum, bir de bu köpek muhabbeti üzerine tuz biber… Neyseki
burada her yerden Türk çıkıyor diyorum kendi kendimi avuturken!
Gürcistan sokaklarında çok köpek
var… Oradan hızla uzaklaşıyoruz. Bir yerlerden gelen canlı müzik sesine doğru
yöneliyoruz.
Miniminnacık Şahane Bar; FANJARA
İflah olmaz pozitif yanım yine devrede. O köpek olmasaydı belki de o bara girecektik ve Fanjara’yı bulamayacaktık. Gürcüce'de Pencere demekmiş.
Bir evin salonu kadar küçük bir
yer burası. Anladığım kadarıyla Old Town'da restore edilen mekanların bazıları Airbnb evlerine bazıları da bar ve kafelere dönüşmüş. Duvara film yansıtmışlar, sadece görüntü ama. İçeride orkestra var,
rock müzik yapılıyor. Yalnız o küçücük mekan için orkestra fazla gürültülü
gibi. Evin odasına orkestra kurduğunuzu ve amfiler olduğunu düşünün. Ama bir
süre sonra alışıyor insan, üstelik müzik gayet güzel.
Nasıl sevimli bir yer anlatamam. Sanki
sitcom gibi ortam. Şarkı söyleyen çocuk meğer orada barmenmiş, geliyor bize
merhaba diyor. Zaten iki masa var ortamda, bir de sağda solda ve barda birkaç sandalye
var. Bizim masaya oturan oldukça kibar biri benim 8 Mart’ımı kutluyor. Zamanında
Alanya’da tatil yaptığını anlatıyor. Sonra barda epi topu 7-8 tane olan bütün
kadınları bara çağırıyorlar. İki adım ötemize yani. Ve hepimize renkli shot
içkiler ikram ediyorlar, 8 Mart için. Dinleyicilerin arasından biri kalkıyor
şahane sesiyle İngilizce şarkı söylüyor. Ukraynalı olduğunu anlıyoruz. Belki de
savaş öncesinde ülkesinde müzisyendi ve mecburen buraya taşındı… Her insan bir
hikaye…
İşte böyle geçiyor ikinci gün
sevgili günlük. Eve gelince arı zehiri kremi ağrıyan dizime sürüyorum. Bir buçuk
ay boyunca günde en fazla 50 adımdan sonra ilk gün 9500, ikinci gün 13500 adımı
gören bünyenin “N’oluyoruz, konfor alanımdan niye çıktım” serzenişi normal
tabii ki!
Macera devam ediyor…
Gezinin tamamını okumak isterseniz
Bütün Batum notları burada.
Başka gezi yazısı yok mu diyenler
için de diğer gezilerim burada…




































