23 Mart 2026 Pazartesi

Batum Gezi Yazısı #2- Uçak Anıları, Host ve Hostesler...

Beni bilirsiniz,  zaten hepi topu iki üç tane olan gezi anılarımda gittiğim yerle ilgili detaylara üçüncü dördüncü yazıda ancak sıra gelebiliyor. Elime kağıdı kalemi alınca çenem düşüyor, oysa normal hayatımda hiç de çok konuşan biri değilimdir. Kağıt kalem demişken, evet mecaz değil. Seyahate çıkarken çantaya ilk koyduğum şey defter ve kalem oluyor.

Kaldığım yerden devam ediyorum…

Dün tarihi yazmayı unutmuşum, hemen ekleyeyim; takvimler 6 Mart 2026, günlerden cuma. Ve hâlâ havaalanındayız. Serinin birinci bölümünde uzun uzun anlattığım lounge keyfinden sonra artık vakit geliyor. Saat öğlen on iki buçuk gibi kapıya gidiyoruz. Lounge 203 kapısının yanındaydı, bizim uçak da 205 B’den kalkacak. Nazar değmesin şahane şansımız devam ediyor; lounge’dan çıkıp kapıya gitmek neredeyse 5 dakika…

İnsanlar kuyruğa girmiş. Normalde 12:30’da uçağa almaları gerekiyordu, 15 dakikalık gecikmeyle alıyorlar. Bu kadar gecikme kadı kızında da olur. Körükten geçiyoruz, en sevdiğim… Otobüs yerine körükten geçmeyi yeğliyorum tabii ki. Aklıma yıllar yıllar önce Adana’ya uçakla ilk gidişim geliyor. Uçak binek araba gibi havalimanın kapısına kadar yerde “yürüyerek” gelmişti de gülmüştüm. Aslında ne büyük konformuş! Küçük ve minimal olmak demek minimal stres demek, huzur demek…

Zihnimden bunlar geçerken uçağa biniyoruz. Yerimiz ortalarda. Çoğu koltuk da boş. Oysa bu kampanyalı uçuşlar genelde boş olmaz. Belki İran’daki saçma savaş nedeniyle aktarmalı yolcular biletlerini iptal etmiştir. Ya da insanlar kaygılanıp gezilerini bile iptal etmiş olabilir; bilet nasılsa ucuzdu, gözden çıkarmışlardır.

Uçuş 1 saat 45 dakika sürecek. Yani 13:05’de kalksa, 14:40 gibi ineceğiz. Batum bizden 1 saat ileride olduğu için yerel saatle 15:40 gibi Batum’da olacağız. Ama uçak yarım saat geç kalkıyor. Fakat bilin bakalım ne oluyor? Şahane pilotumuz 1 saat 45 dakika yerine 1 saat 15 dakikada uçuruyor bizi ve tam vaktinde iniyoruz. Her şey şahane…

Artık Herkes Hostes Olabilir!

Baştan söyleyeyim; kimse bana ayrımcı, şekilci falan demesin ama bir şeyi de belirtmezsem içimde kalır! Neticede gözlem bu. Yani gördüğümü aynen aktarıyorum buraya. Evet söylüyorum:

Bence artık hostes olmak için eskiden gerekli olan fizikî şartlar artık uygulanmıyor!

Oh be, söyledim rahatladım...

Yine hangi detayı uzatacağımı merak edenler için anlatayım efendim…

Üç hostes var uçakta, bir de kabin amiri beyefendi. Birinci hostes, esmer, dudakları silikonlu, iri yapılı. Hani derler ya “kemikleri iri” diye, öyle biri. İkinci hostes çakma sarışın, boyu taş çatlasa 165 olabilir belki de daha kısa. Dudakları öyle böyle silikon değil, sanırsınız silikon vadisi…Kirpikler deseniz abartmıyorum çizgi film karakterleri gibi kaşa değiyor. Yanakları hiç sormayın gergin birer elma... Yani benzetmek gibi olmasın demek isterdim ama benzetmekten de kendimi alamıyorum maalesef.  Hani vardı ya bir ara ismi lazım değil birinin “kedicikleri”… Bu hostes hanım abla bildiğiniz onlardan. Dudağının öne doğru yaptığı çıkıntıyı alttan bir ölçsek en az iki santim gelir o çıkıntı! Yahu aslında yüz hatları da güzel olan biri bunu kendine niye yapar hiç anlamam!

Gelelim üçüncü hostese… Bildiğin 42 beden! Bayağı yani, kemikleri kalın olanlardan değil, dümdüz 42 beden.

Bunları niye anlatıyorum? Çok değil biraz eskiden hostes deyince insanların aklına çıtı pıtı mankenler gelirdi hatırlamıyor musunuz? Bence artık standartlar değişmiş. Haa, bu tabii ki iyi bir şey. Fırsat eşitliği neticede. 

Demek ki bu saatten sonra herkes hostes olabilir! 

Bu üç hostes hanımın ortak özelliği ne peki? Suratsız olmaları… Bu yazıyı temize çekerken aradan on yedi gün geçmiş olmasına rağmen sarışın ablanın kibirli ve suratsız hali gözümün önüne hâlâ gelebiliyorsa, siz düşünün artık bıraktıkları etkiyi.

Başta da dedim ya normalde hosteslerin güzelliği beni niye ilgilendirsin? Ama işte polis bakışlı olunca arkadaşlar, ister istemez insan da böyle detayları görebiliyor. Ne demiş atalarımız? Söyleyene değil, söyletene bakacaksın…

Host Beyefendinin Halleri

Hostesler böyle de host beyefendi nasıl derseniz, kendisi muhtemelen kabin amiri ve yaptığı işten bıkmış gibi. İki kulağının yanlarını tıraş etmiş, tepedeki saçları simsiyah. Belli ki dip boya zamanı da gelmiş. Görüntüsüne bakılırsa emekliliğine az kalmış olabilir. Host ve hosteslerden nazik olmalarını bekliyoruz ya, bu beyefendi de tam tersi.

Uçak kalktığında efsane olan “kaptan pilotunuz…” diye başlayan konuşmayı dinleyerek gülümseriz ya hani, ritüeldir neticede. Uçakta da böyle bir konuşma var ama biraz itici gibi, şaşırıyorum. Bir de bakıyorum ki bizim kabin amiri olduğunu tahmin ettiğimiz beyefendi almış eline telefonu, perdenin önünde konuşuyor. Bak işte şimdi yazarken anımsıyorum; “Bayanlar baylar ve sevgili çocuklar…” diye hitap etmiyor kaptanlar gibi. Bir gergin, ne bileyim bir bıkkın…

23 Nisan’da çocukları bakan yaparlar ya, öyle gibi. Bu arkadaşa da “zaten emekliliğine az kalmış, bari mikrofonu verelim de kaptan gibi konuşsun” demişler diye düşünüyorum. Ama olmamış host bey, kaptan karizması dediğin öyle sinirli bakarak olunmuyor. Yılların tecrübesi size yaramamış olabilir mi?

Yolcular Yiyor İçiyor, Uçuş Keyifli…

İlk defa uçak içinde bu kadar yiyecek içecek satıldığına şahit oluyorum. Hele önlerde birileri var, sürekli şarap istiyorlar. Küçük şişelerin biri gidiyor biri geliyor. Eee gerçi uçaktan önce yedik içtik ihtiyacımız yok ama bu sınırsız lounge hizmeti uçakta da geçerli olsa ya… Şaka bir yana da herkese standart sunulmayan özellikle kokan şeyleri yiyemem öyle yandakine göstere göstere. Utanırım ben! Kapalı ortam neticede; arkadan birileri köfte yiyor mesela kokuyor azıcık ortalık. Evet bu kadar ayrıcalık da olmaz böyle göstere göstere… Uçakta ne bileyim öndeki perdeden sonra bir perdeli bölme daha olsun, altı koltuklu mesela. Herkes gitsin sırayla orada yesin kokan yemeğini… Nasıl çözüm ama, antikapitalist ruhum nasıl da yaratıcı…

Sürekli şarap içmeye devam ediyor önlerdeki tipler. E Batum’a giden insanların çoğu kumara gidiyor zaten. Yiyip içmenin hesabını yapacak halleri yok ya!

İlk Defa Uçak Lavabosunu Ziyaret Ediyorum

Pilot gerçekten harika. Ne yükseldiğini ne de alçaldığını asla anlamıyoruz. Geçen sene Dalaman’a giderken aniden hava boşluğuna inince kulak zarımdan gelen yırtılmaya benzer ses hâlâ aklımdayken hem de… Uçağın içi madem bu kadar “bar” havasında, çok merak ettiğim lavabo ve tuvaleti ziyaret edeyim diyorum. Ferhan Şensoy’un on küsur saatlik Küba yolculuğunu da anlattığı Hacı Komünist kitabındaki uçak tuvaleti macerası aklımda yer etmiş. Üstat öyle bir sigara tiryakisi ki, o tuvalette havanın nasıl sigara dumanını çektiğini ve artık abartıp elinde şarapla tuvalete gittiğini falan anlatır bu kitabın başlarında o nefis üslubuyla.

Ön tarafa ilerliyorum. Kore saçlı host beyimiz “içerisi dolu” diyor otoriter tonda, öndeki perdenin tam arkasındaki geniş boş koltuğa oturup yayılarak bekliyorum. Biri çıkıyor nihayet. Çakma sarışın kedicik hanım abla ben girmeden kontrol ediyor peçeteleri falan. Küçük ama ergonomik tasarlanmış bir yer. Hava ile emiş gücü olan sifonu da böylece denemiş oluyorum. Elimi yüzümü yıkayıp çıkacağım zaten, benimkisi ihtiyaç değil sadece merak…

Tabii ki o anda aklıma bin bir türlü muziplik de gelmiyor desem yalan olur. Mesela uçaklar bu wc’nin altını açsa, ve tüm atıklar uçaktan atılsa ne olurdu? Dışarısı  -50 derece olduğu için anında donan afedersiniz çiş kristalleri yeryüzüne nasıl inerdi?  Turist kafası böyle bir şey işte… Gülüyorum. O kadar ihtiyacım varmış ki böyle gezmeye…

Bu kadar uçak muhabbetinden sonra inelim artık Batum’a değil mi ama...

O da yarına kalsın…

Kafanızı şişirmediysem beklerim efenim…

Bütün Batum notları burada.

Bunları okumak keyifliymiş derseniz de diğer gezilerim ise bu etikette:  gezi yazısı

not: Görselleri tasarlayan Gemini Nano Banana'ya teşekkürler...

0 yorum to “ Batum Gezi Yazısı #2- Uçak Anıları, Host ve Hostesler... ”

Yorum Gönder