5 Nisan 2015 Pazar

Suçluları buldum!


Tepeden bakan insanlara olan kızgınlığımın temel iki nedenini çözdüm bu sabah!

Birinci suçlu insanlar değil, insanların yaptıkları işlermiş, ikinci suçlu da Türkçenin ekleriymiş!

İnsanlar yaptıkları işle var olmaya çalışıyorlar ya, bütün mesele buradaymış meğer...

Anlatıyorum efendim...

yan yana yaşayabiliriz!

Elimde olsa, şirketlerdeki bütün üst düzey yöneticilere bir aylığına onların gözünde değersiz olan işleri yaptırırım, ki anlasınlar sadece kendilerinin değil, herkesin önemli olduğunu!

Mesela genel müdür çaycı olacak, aynı kendisinin müdürken yaptığı gibi "bir çay getirsene" diyecekler ona, nezaket yok, rica yok, teşekkür tabii ki yok. Müşteri temsilcisi ofisboy olacak, müşteriyle görüştüğü için kendisini kaf dağında görürken birden “şu fotokopiyi hemen çek, ne biçim çekmişsin bir daha çek, oğlum sen laftan anlamaz mısın, adam gibi çek!” diyecekler. 
Muhasebeci şoför olacak, "bankaya git, oyalanma, parayı çek, şunu yap, bunu yap!" diye emrettikleri şoförler gibi birileri de onlara emirler yağdıracak...
Başbakan lağım temizleyecek mesela, önünde ceket ilikleyenler kokusundan yanına bile yaklaşamayacaklar, cumhurbaşkanı sabah 5'te kalkıp çöpleri toplayacak, içişleri bakanı gişede bilet satacak. Fazla da yorum yapamıyorum bu paragrafa, hakaret davası falan açarlar maazallah! Cumhurbaşkanına “çöpçü” demekten 2 yıl hapis cezası alan var mıydı sahi, olmuştur çünkü, olabilir de, olmayacak diye bir şey yok!

e-şi-tiz! nokta..


Daha da uzatmama gerek yok, ilkokul seviyesinde anlattım farkındaysanız.

Eşitiz işte, kendini bir şey sanmaman için ille de böyle basitçe bir anlatım mı istiyordun? “ demek istiyorum birilerine, onlar maalesef okumaya zaman ayıramayacak kadar meşguller. Blog gibi amatör şeyleri okuduklarını düşünemiyorum bile... O yüzden her zamanki gibi kendi aramızda dertleşiyoruz yine. 

Gelelim Türkçenin suçlarına:

yorsun” ekinden kurtarmak gerek bu anlattığım zavallıları. Mesela sekretere gider,
 “bu paketleri kargoya veriyorsun” “Onu öyle yapmıyorsun” “Bunu böyle yapmıyorsun” bıdı bıdı , bıdı bıdı... Yahu bizim misler gibi “misin, musun” eklerimiz var, kullansana işte, desene mesela “rica etsem bu paketleri kargoya verir misin?” diye... Yok demez, derse otoritesi sarsılır... Şimdiki zaman ekiyle “yapıyorsun, ediyorsun” diyecek ki,  karşı tarafa düşünmek için  zaman bırakmasın. Karşısındaki -kendisinden alt tabaka vatandaş(!)- duyduğunu hemen emir telakki etsin ve uygulasın.

Bir de “ alım, elim” ekleri var ki onların bazen anlamları akıllara zarar bir despotizme varabiliyor.
Mesela üst düzey arkadaş gelir der ki alt düzey olana “Bu dosyayı bundan sonra böyle düzenleyelim” veya der ki “ bu kolileri aşağıya taşıyalım” Şimdi bu söylemden ne anlıyoruz, birlikte yapılacak bir iş var gibi geliyor değil mi? Hayır öyle değil işte fiiliyat.. “Bu kolileri taşıyalım” diyen zat-ı muhterem kenarda elleri belinde beklerken o zavallılar kan ter içinde taşımaya başlar. E desene o zaman be zat-ı muhterem “Ali usta kolileri bir zahmet taşır mısın lütfen?”

Dedim ya, bütün sorun yapılan işlerde ve bu masum görünen ek'lerde! Yoksa hepimiz eşitiz aslında... Ve ben boş yere kızıyorum insanlara...

Sevgiyle...



10 yorum :

  1. Kabahatin bir kısmı da, insanlar üzerinde otorite kurmanın yolunun emretmekten geçtiğini zanneden, yetersiz ve kendine güvensiz bir toplum olmamızdan kaynaklanıyor belki de. İlginç bulduğum bir başlık, beni hoş bir yazıya getirmiş:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kendine güvenen toplumlarda böyleleri daha azdır mutlaka, mesela "please" sözcüğünü ne kadar çok kullanıyorlar...
      sevgiler :)

      Sil
  2. insanların her geçen gün artan bencillikleri yok mu işte.. bu ülkede lütfen diyeni aşağılarlar yahu.. güzel bir şey söyleyeni mahkemeye veriyorlar.. güzel anlatmışsın keşke okuması gerekenler okusa..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bencillik. Toplumu zehirleyen kötü bir hastalık...
      Bu tiplerden bir kişi bile bu yazıyı okuyup özeleştiri yapsa, yani denize atılan denizyıldızları misali...

      Sil
  3. Harikasın...ne güzel yazmışsın..
    elimde olsa diye başlayan paragraftaki şeyi çok ama çok isterdim.. ,
    mutlu bir hafta diliyorum,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, elimden sadece yazıya dökmek geliyor, belki birileri kendine gelir, ya da belki birileri birilerini uyarma gereği duyar...
      Sevgiler..

      Sil
  4. Şükür ki böyle insanlarla çalışmıyorum şu an...
    Gıcık durumlar gerçekten insanı iş hayatından soğutur böyleleri...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşinizin değerini bilin, sevgiler :)

      Sil
  5. Maalesef bu ekler sadece iş hayatında kullanılmıyor,her alanda karşımıza çıkıyor.Yazık! Benim de bu konuya benzer bir yazım olmuştu etrafınıza bakın bizden başkaları da var adı altında.umarım incelersiniz http://kapsonunkalemi.blogspot.com.tr/
    Yazılarım henüz sınırlı sayfam yeni oldugu için ama ilk ele aldığım konulardan biri bu oldu.Blogunuzu zevkle takip ediyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette yazınızı okurum, sevgiler.

      Sil