Geçen
hafta İzmir'e gittim, oldukça maceralı gidişimin detaylarını
son yazımı okuyanlar biliyor. İzmir benim için hep özeldir, hep
Türkiye'nin Avrupası derim İzmir için ama, bu sefer cidden
iliklerime kadar hissettim bu durumu. Neden derseniz, İstanbul gittikçe
Avrupa kenti olmaktan uzaklaştığı için olabilir mi acaba? Vaktiniz varsa madde madde anlatayım düşündüklerimi
1-
İstanbul'un kalabalığı gülümseme sınırını aştı! Darısı
elbette İzmir'e değil!
Eskiden
olsa, İstanbul çok kalabalık diyenlere gülüp geçerdim. “İnsan
alışıyor kalabalığa, sakinlik ne kadar banal!”
şeklinde mesnetsiz savunmalarım bile olurdu. Yok bu sefer öyle
demeyeceğim. *Bir gazete Tüik araştırmasını yayınlamış. Buna
göre İstanbul, Türkiye'nin toplam nüfusunun %18,5'unu
barındırıyormuş. Yapılan çalışma sonucu çıkan rakamlar
cidden ürkütücü. Her
gün yaklaşık 801 kişi İstanbul nüfusuna ekleniyormuş!
İyi de her gün 801 kişilik ilave oksijen mi veriliyor bu şehre,
her gün 801 kişilik ilave iş olanağı mı açılıyor, her gün
801 kişilik ilave yeşil alan mı ekleniyor? Her gün 801 kişiye
yeter mi bilmem ama bu şehirde en çok yapılan şey beton beton
evler! Her yer inşaat sahası mübarek. Üçüncü köprüyle
övünüyorlar ya, pardon o köprü kaç tane 801 kişiye yarayacak?
**İstanbul'un
nüfusu 2015'de yaklaşık 14.561.865 kişiymiş, İzmir'inse
4.154.203. “İyi
de yüzölçümüne de bak!”
diyeceksiniz biliyorum ben sizi. Ona da bakarız efendim, mühendis
kafası var ne de olsa, merak etmeyin analiz yapmak bizim işimiz...
(Off
bu kötü söylemin esprisi bile nasıl da itici, şöyle mi
demeliydim yoksa “Analiz yapmayı sizden öğrenecek değiliz!”
Tabii
ki öyle bir şey demem, diyemem, çok ayıp!) Konuya dönelim,
dersimiz coğrafyaydı. Denizi
doldurup yüzölçümünü büyütmüşler ve sonuç İstanbul için
5461 km²,
İzmir içinse 12.007 km².
Doğrusunu
isterseniz yazıdan koptum, saatlerdir Google'da yüzölçümler
arasında geziyorum. Yüzölçüm büyüklüğü açısından 81 il içinde İzmir
22. sırada, İstanbul ise 64. sırada yer alıyormuş!
![]() |
| İzmir'i sevmemek ne mümkün! |
Küçücük
bir kutuya sıkıştırılan, üst üste atılmış karıncalar
gibiymişiz İstanbul'da, sayılar öyle gösteriyor. Yani kaba
hesapla nüfusu yüzeye bölersek, 14.561.865/5461 = 2666 ve
4.154.203/12007= 345. Sonuç sürpriz değil, metrekareye
İstanbul'da 2.66 kişi düşerken; İzmir'de ise 0.3 kişi düşüyor.
Ben sayıları sevdiğim için böyle basit bir hesap yaptım. Ama
buna da gerek yok, yaşananlar ortada!
Kalabalıktan uçağı
neredeyse kaçırıyor olduğumu yazmıştım biliyorsunuz.. İzmir'e indim,
havaalanı bomboş, etrafta koşturan insan yok, birbirine çarpanlar
yok. Hal böyle olunca hizmet kalitesi de yükseliyor doğal olarak.
İstanbul'da bir görevliye soru sormaya kalksanız, aristokrat bir
aileden gelmiyorsa, -ki genelde gelmiyor!- asık suratla
geçiştirir, çoğunlukla sizi duymazdan gelir; bezmiştir zaten.
Metrekareye 3 kişi düşüyor kolay mı, hangi birine cevap versin!
Hiç bu açıdan düşünmemiştim kalabalığın etkisini, yazarken
aklıma geliyor. Avrupa'da nüfus az deniyor ya hep (bu konuyu
araştıramadım kusuruma bakmayın), kimbilir hizmet kalitesi ne
kadar artıyordur! Bize ne onlardan, yaşlı onların nüfusu!
Yurdumda her aile üç çocuk, üç de yetmez beş çocuk yapmaya
devam etsin, yaşayıp gidiyoruz işte kardeş kardeş demek isterdim
ama, ne yaşamak kaldı, ne de kardeşlik!
Aslında
mesele sadece kalabalık da değil! Direkt iyi planlama, iyi yönetim
ve yaşayanların kent kültürünü özümseme meselesi. Şehir
planlaması iyi yapılsa, inşaatlar yapılırken yeşil alanların
kişi başına oranı korunsa, her semtte kocaman parklar olsa, demir
ağlarla örülmüş olsa kentin herbir yeri (dünyanın ikinci
metrosu İstanbul'daymış diye övünüyoruz, keşke 141 yıl önce
Karaköy ile Beyoğlu arasında Fransız bir mühendisin yaptığı
dünyanın ikinci metrosunu bugüne dek geliştirebilseymişiz!)
Olmamış işte ne diyelim! O kadar yönetim gelmiş gitmiş,
kimsenin aklına şu şehre metro yapalım demek gelmemiş. Nüfusun
bu kadar artacağını mı düşünemediler, “ne gerek var canım!”
mı dediler, “hele sonra yaparız, acelesi ne?” mi dediler biz
bilemeyiz tabii ki. Ama şu var ki modern bir kentte yaşamak benim,
sizin, herkesin en doğal hakkı ve bunun için modern beyinler
gerekiyor.
İzmir'de
metroya hem sabah, hem de iş çıkış saatinde bindim, insanlar üst
üste değillerdi, çoğunluk oturabiliyordu. İnsanlar üstüme
üstüme gelmeyince derinden ve huzurla “oh be!” diyebildim.
2-
İzmir'in insanı hâlâ
nazik! İstanbul'da hoyratlık moda!
Taksiye
bindim, “buyurun hanımefendi” dediler, “kısa mesafe olabilir
gideceğim yer, şehrin yerlisi değilim” dediğimde “sorun
değil” diyerek 5 liralık mesafeye güleryüzle bıraktılar. İstanbul'da olsa
nasıl da söylenir taksiciler! Sokakta hiç tanımadığım bir
kadınla göz göze geldiğimde gülümsedik birbirimize modern
insanlar olarak. Metroda olması gerektiği gibi yaşlılara ve
engellilere yer veriliyordu. İstanbul'da değil yer vermek, çoğunluk
uyuma numarası yapar, yürürken omuz atar, yüksek sesle konuşup
başkalarını rahatsız eder. Metroda telefonla konuşan en az 4
kişi gördüm, hepsi de kısık sesle konuşuyordu. Ben alışkın
değilim buna, İstanbul'da yüksek ses kanıksanmış çünkü. Hem metroda, hem de dolmuşta kitap okuyanlar çoğunluktaydı, ne kadar önemli bir ayrıntı! İnanır mısınız Bornova-Karşıyaka dolmuşuna bindim iki kez,
ikisinde de şoför kısık sesle dinliyordu müziğini, arabesk
değildi zaten, bildiğiniz türküydü, hem de güzel olanlardan.
Bir de bizim Pendik-Kadıköy dolmuşlarını düşünün, içiniz
dışınıza çıkar, arabeskten boğulacak gibi olursunuz! İzmir'de
korna sesi duymadım desem yeridir, çünkü telaş yok, hayat yavaş
akıyor. Dolayısıyla yeşil yanar yanmaz öndekini taciz etmek için
kornaya basmıyor insanlar. İşte buna nezaket deniyor, İstanbul'un
bazı semtlerinde geçerli olan, gerisinde ise nazik olmanın
neredeyse suç işlemekle eşdeğer sayılayacağı bir yüce kavram!
![]() |
| İşte modern metro! |
3-
İzmir'in sokakları geniş, ferah; her evin önünde ağaç var!
Tabii
ben Bostanlı - Girne Caddesi - Aksoy'daydım hep. Çünkü seviyorum
oraları. Caddeler geniş, kaldırımlar alçak; karşıdan karşıya
geçmek için iğrenç üst geçitlerden geçmek zorunda değilsiniz.
Adım başı turunç, limon ve adını bilmediğim ağaçlar var.
İstanbul'da öyle mi? Anadolu yakasında, Kadıköyümde bir nebze
olsa ağaç var yine de, ya karşısı? Yüksek binaların plansızca
dikildiği bir çöle döndürdüler canım İstanbul'u! İnşaat en
kolay rant şekli çünkü, dik binayı kap parayı, bul karayı
sat dünyayı! O eskinin nakış nakış işlenen yalılarını,
ahşap binalarını, taş evlerini acımasızca yıkıp pis ve çirkin
ucubik yapılarla doldurmuşlar ve doldurmaya devam ediyorlar.
Avrupalılar salak çünkü, bu kadar rant varken hâlâ
Ortaçağ'dan kalan yapıları koruyorlar! Alemin en akıllıları
bizleriz, çevre bakanımız beton dökme makinesinin sesine aşık
olduğunu söylüyordu unuttunuz mu... Neyse sinirlenmeyeyim devam
edeyim.
4-
Karşıyakalı estetiğe önem veriyor!
Çöp
kutularını suni çim malzemesi ile kaplamışlar, ne kadar temiz ve
ne kadar hoş göründü gözüme. İki gün boyunca
sürekli dolaştım; ne yerlerde sigara izmariti gördüm, ne ağzına
kadar dolmuş ve yanlara taşmış çöp kutuları gördüm, ne de
kıyıda köşede atık gördüm. Herşey olması gereken gibiydi,
gerçekten kendimi bambaşka bir ülkede gibi hissettim. Zaten
Kadıköyümden çıkamayışım da bundandır. Kadıköy biraz
İzmir'dir çünkü gözümde.
![]() |
| İşte çöp kutusu, işte estetik! |
5-
Adım başı lokanta, restoran yok!
Bence
bu güzel bir şey, insan dışarıya çıkınca sadece yemek yemez.
Parka gider, sahile iner, çay içer, yürüyüş yapar. İstanbul'da
öyle mi ya, her yer yemekçi, her yer pis pis kokuyor!
![]() |
| Tabii ki boyoz yemeden dönmedim:) |
6-Kültür-sanat
meselesi
İşte
İzmir'in sınıfta kaldığı tek nokta bu. Bizim Kadıköyde hele
son dönemlerde neredeyse adım başı bir tiyatro sahnesi var,
Kadıköy Belediyemiz çoğu bedava olan şahane etkinlikler
düzenliyor, yetişemediklerim olsa da, en azından kültür sanata
doyacağımı biliyorum İstanbul'da. İzmir'de sanmıyorum böyle
olsun. Yanlış biliyorsam lütfen İzmirli dostlar yorumlarını belirtsin...
7-Hayat
İstanbul'dan daha ucuz İzmir'de!
1000
lira kira vererek oturacağınız 3+1 ev için İstanbul'da merkezden
ve denizden uzaklaşmanız gerekir, ama İzmir'de öyle mi? 1000 lira
kira vererek Karşıyaka'da, güzel bir evde oturabilirsiniz. Başka
şeylerin fiyatı nedir bilmiyorum, ama ev kirası iyi bir kriter
bence karşılaştırma yapmak için...
Uzun
bir yazı oldu farkındayım ama, dediğim gibi bu sefer İzmir'i
başka türlü sevdim ben. Keşke yurdumun her ili İzmir gibi olsa,
olabilse! Ama gönlünde yatan aslan nedir diye sorsanız, kalbim
Ege'de kalsa da galiba ille de Kadıköy derim... En azından şimdi
böyle, ilerisini kim bilebilir...
Sevgiyle
ve sağlıcakla kalın, gidiyorum bugünlük...
KAYNAKLAR:
*http://www.gazetevatan.com/istanbul-un-nufusu-ayda-24-bin-kisi-artiyor-815424-yasam/
**http://www.nufusu.com/il/istanbul-nufusu
***http://www.gazetevatan.com/istanbul-un-yuzolcumu-buyudu-711476-yasam/
****https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zmir
*****http://www.mynak.com/forum/illerin-yuzolcumleri-illerin-buyuklukleri-ne-kadar





