apart tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
apart tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2016 Pazartesi

Avşa Adası'ndan İzlenimlerim

Geçen hafta salı ve cumartesi arasında 4 gece Avşa Adası'ndaydım. Daha önce hiç gitmediğim Avşa'nın pozitif enerjisi ruhuma o kadar iyi geldi ki, yazmasaydım olmazdı. “Ada nasıldı?” diye sorarsanız, eskilerin tabiriyle “nev-i şahsına münhasır” cevabını vermek gelir içimden. Yani kendine özgü, değişik ama sıcacık bir karakteri var bence Avşa'nın. Ne İstanbul'un Prenses Adaları gibi aristokrat, ne Cunda gibi pahalı, ne Ege'ye benziyor, ne de Akdeniz'e! Dedim ya değişik bir atmosferi var; ama sizi hemen sarmalayan sıcak bir atmosfer bu. Adada kaldığım 5 gün boyunca eski Türkiye'de gibi hissettim kendimi. Belki de Avşa'da beni en çok rahatlatan duygu buydu. 

 

Yani bizim Anadolu insanı vardı ya hani, özlediğimiz, sevdiğimiz, bizden olan, kanımıza işleyen; işte Avşa'da o ruhun henüz tamamen yitip gitmediğini gördüm. İnancını inançsızlığını giyimiyle kuşamıyla haliyle tavrıyla gözler önüne sermeyen, hani denize de giren, mayo da giyen, ortamı olunca iki duble içkisini içen, nasıl desem Münir Özkul Adile Naşit kıvamında olmasa da, yine de mütevazı bir insan tiplemesi vardı ya hani, işte onu gördüm Avşa'da! Kutuplaştırılmamış günlerden kalmış bir insan topluluğuydu içimi ısıtan. Etnik kimliğin, dini kimliğin, maddi gelirlerin önemsenmediği, dışarıdan bakıldığında herkesin eşitlendiği zamanlara bir yolculuktu sanki Avşa benim için. İşte bu yüzden çok huzurluydum tatil boyunca. Ülkeme dair umutlar bile yeşerdi içimde, çünkü reset çektim sanki hayata; haber dinlemedim, televizyon izlemedim, sosyal medyadan uzak durdum.

Avşa'nın mütevazı sahili

Sıfır beden kaygısı duymayan, çoğu evli ve çocuklu kadınlar; eşlerinin ne giydiğine karışmayan adamlar, çığlık çığlık denize giren mutlu çocuklar, yani Türkiye'nin bildik tanıdık yurdum insanları vardı Avşa'da. Sevgilisini koluna takıp gelen öğrenci de vardı, tekstil fabrikasında işçi olan da vardı, emekli öğretmen karı koca da vardı, ev hanımı da vardı, ama dedim ya herkes halk plajında eşitlenmişti...

Avşa'ya IDO ile gidiş

Marmaray ile Yenikapı'ya 10 dakikada geçtim, indiğim yerden İDO'nun servisine bindim. IDO ile 2 saat 45 dakikada Avşa'daydım. Buraya kadar her şey çok güzel. Ama IDO, denizin tek hakimi olduğu için bilet fiyatları uçuk! 2 saat 45 dakikalık yolculuk için verdiğiniz neredeyse bir uçak parası! Zaten sistem de uçak sistemi! Erken davrananlar biletini 35 TL'ye alabiliyorken, benim gibi iki gün önce alanlar 70 TL'yi, son gün alanlar ise 100 TL'yi gözden çıkarmak zorunda kalıyor. Şimdi güzel güzel tatil yazısı yazacağım fazla eleştirmeyeyim diyorum ama, söylemeden de geçemiyorum işte. Bu kadar özelleştirme, bu kadar para hırsı gerçekten de bu cennet ülkenin bünyesine fazla geliyor! Diyorum, ve bu konuyu kapatıyorum.

Avşa'da konaklama
Avşa'da benim gördüğüm kadarıyla fazla otel yok. En yaygın konaklama biçimi ise pansiyonlar ve apart odalar. Ben üzeri yemyeşil sarmaşıkla kaplı, dolayısıyla serin, denize 15 adım uzaklıkta şirin mi şirin bir apart odada kaldım. Yatak, küçük bir mutfak ve banyodan oluşan yaklaşık 15 metrekarelik apartın en güzel özelliği ise her odanın bahçeye açılan kapısı önünde kendine ait tahta bir masa olmasıydı. İhtiyacım olan mutfak eşyalarının da olduğu bu apartta minimal hayatın gayet de mümkün olduğunu deneyimleme şansını yakaladım. Gördüm ki, insan pekala da 15 metrekarede yaşayabiliyor; 3 tane bardak, 2 tencere, 3 tabak ile bal gibi de ihtiyacını karşılayabiliyor! Bulaşık hemen toparlanıyor, fazla eşya olmadığı için ortalık dağılmıyor, hoş yürüyecek pek alan da kalmıyor sana ama, dışarısı var, sahil var, ne yapacaksın geniş odayı! Ağaçların serinliği sayesinde klimaya ihtiyaç duymuyorsun. Hafiflik, mutluluk getiriyor, daha ne olsun!

Ağaç varsa, klimaya ne gerek  var!

Avşa'da yeme içme
İskelenin sağında ve solunda kumsalın önünde yer alan dar sokaklar boylu boyunca yeme içme mekanları ile dolu. Ada neredeyse 18 saat ayakta olduğu için mekanlar da çok yönlü hizmet veriyor. Yani sabah sokak boyunca her işletme kahvaltı verirken, bu işletmelerin çoğu öğleden sonra waffle ve kumpir dükkanlarına dönüşüyor. Bazıları ise kebapçı ya da balıkçı oluyor akşamları.
Avşa'da kahvaltı!


 Ben sadece bir kere haricinde hiç dışarıda yemek yemedim. Adanın sebzeleri o kadar taze ve ucuz ki, açıkçası yaptığım her yemekten oldukça da keyif aldım. Adada et de ucuz, sebze de ucuz. Ama siz dışarıda yemeği tercih ederseniz, açık büfe kahvaltılar ortalama 15 TL, bir porsiyon balık ya da et yemeği de ortalama 20 TL civarında. Fiyatlar İstanbul ile kıyasladığınızda oldukça ekonomik. Bir top dondurma 75 kuruş, daha ne olsun...


Avşa'nın mis kokan domatesleri
Avşa'nın yerli zeytinleri
 Ama dediğim gibi kendi yaptığım yemeklerle hafifledim resmen, bir daha gitsem Avşa'ya, yine apartta kalır, yine kendi yemeğimi kendim yaparım. Çünkü Avşa'nın ruhu bence bu tarza daha müsait sanki... Bir çok market var, fırın var, kasap var. Her şeyi ucuz olarak temin etmek mümkün. Tabii ki en son ramazan bayramında 2500 kişinin yaşadığı adaya 130.000 kişi gidince çıkan kıtlık haberlerini okumuşsunuzdur. Okumayanlar buradan detayları öğrenebilir.  Bayramda seyranda gitmemek lazım!

Avşa'nın  sahilinde yemek çok!
Ada Karası adlı yerli şarabı da meşhurmuş, ama ben bu sefer tadamadım, bir dahaki sefere artık!
Avşa'nın havası

Mükemmeldi. Serindi, hiç terlemedim. Odada bir pervane vardı, çalıştırma ihtiyacı bile duymadım. Tertemizdi havası, sabah nasıl da iyi geliyordu temiz havada yürümek!

Avşa'nın denizi ve güneşi

Deniz hemen derinleşmiyor, temiz, serin; ben çok sevdim. Koli basili var mıdır bilmem ama, öğleden sonra bile dalga çıkmayan havuz gibi deniz, benim gibi yüzme konusunda sıkıntı yaşayanlara ilaç gibi gelecektir. Senelik iyot ve D vitamini depoladım ben, saatlerce kumsalda ve suda kalmama rağmen güneşten aşırı da yanmadım. Dedim ya, Avşa üzmüyor insanı... Her şey orta karar, çok güzel, insana “hayat böyle bir şey olmalı” dedirten cinsten... Adada her yer halkın plajı, para vermiyorsunuz doğa ananın sunduğu nimetlerden yararlanmak için. İlle de şezlong kiralamak isterseniz, o da gün boyu 8 TL. Ama kendi şemsiyenizi getirip kumsala dikseniz, kimse size bir şey demiyor; yani olması gerektiği gibi, yani dedim ya herkes eşit!

Avşa'nın güzel denizi

Avşa'nın gece hayatı

O kadar enteresan bir yer ki Avşa, bir tatil beldesinde olması gereken her şeyin minyatür hali mevcut. Yani diskosu da var, 5-6 işletmeden oluşan barlar sokağı da var. Akşamları sahil oldukça kalabalık oluyor. Açıkçası ben akşam yemeğinden sonra apartın huzurlu bahçesinde kitap okuyup erkenden uyumayı tercih ettiğim için Avşa'nın gece hayatı hakkında fazla yorum yapamayacağım. Ama sanırım bir hareket var.

Avşa'nın kedi köpekleri
Ben kedi köpeklerle fazla haşır neşir olmayı sevmem, daha doğrusu tırsarım itiraf edeyim. Ama adanın kedi köpekleri beni bile ürkütmeyen cinstendi, efendilerdi anlayacağınız. Ne sesleri çıkıyordu, ne de insanı rahatsız ediyorlardı. Verdiğim yiyeceği kapıp gizlice yiyen, ve daha vermem için sırnaşmayan ada kedileri keşke Kadıköy'ün şımarık kedilerine biraz kalenderlik dersi verseler!

Avşa'nın  efendi köpekleri 

Motor gürültüsü yok!
Huzur...

Ada sahilinde yaz sezonu boyunca motorlu araç yasak, arka sokaklarda tek tük araba gördüm ben. Dolayısıyla motor gürültüsü yok. İnsanlar elektrikli ve sessiz motorlar ya da bisiklet kullanıyorlar. Zaten her yer yürüme mesafesi olduğu için sorun da yok. Bu da adanın güzelliğine güzellik katıyor.

İskelenin sağı solu
Çok meraklıyız ya inşaat yapmaya, ve inşaat yapılan yerleri ortalama halktan koparıp ultra zenginlerin hizmetine açmaya! Avşa'da da denizi doldurmuşlar, yat limanı yapıp adanın çehresini değiştireceklermiş. Neden bilmiyorum, bu inşaat yarım kalmış. Ama olan adanın doğal dengesine olmuş! Dolan deniz, rüzgarların yönünü etkilemiş ve işte bu nedenle iskeleyi arkanıza alıp sola döndüğünüz kısım, çok rüzgarlı olduğu için tercih edilmiyormuş. Ben de öğrendiklerimin yalancısıyım, bilmiyorum işin aslını. Ama bildiğim bir şey var; bırakalım artık doğayla uğraşmayı, bir ada da sakin kalsın! Yatlar Avşa'ya da gelmeyiversin, nasılsa gidecek çok yerleri var! O yatlar gelince bu deniz bu kadar temiz kalacak mı, hadi kaldı diyelim, fiyatlar yükselmeyecek mi, o zaman nereye gidecek tatil için, emekli öğretmen Ruhi Bey Amca...

Sonuç,


Ülkemiz gerçekten çok güzel! Çok güzel denizlerimiz var, çok güzel sebzelerimiz, meyvelerimiz var. Çok güzel insanlarımız da var. Özümüze dönsek, değerlerimize sahip çıksak, esen rüzgarlara kapılmasak, birilerine körü körüne inanmasak yeter de artar bu ülke bize, hem de hepimize...
Devamını Oku