![]() |
| kampüs hayatı- fotoğraf alıntıdır.. |
Ege
Üniversitesi kampüsünün ortak bir bahçede konuşlanan kız-erkek
karışık yurdunda kalıyorduk... İlk 5 bina kız, sonraki 7 bina da
erkek yurduydu.. Yemekhanelerimiz de kendi binalarımızın içindeydi.. Ama en azından sınıf arkadaşlarımızla, yurt
arkadaşlarımızla binaya giriş saatine kadar bahçede
oturabiliyorduk, gitar çalıp şarkı söyleyebiliyorduk, geyik
çevirebiliyorduk.. Gülümseyerek anımsadığımız öğrencilik anılarımız, şimdi sakıncalı
bulunuyor! Gerçekten de inanamıyorum..
Üniversite
hayatı demek, biraz da kampüste vakit geçirmek demektir,
sosyalleşmek demektir.. Ege Üniversitesi'nin ve 9 Eylül'ün
Bornova'daki fakültelerinde okuyan öğrenciler, Bornova'daki
yurtta; Balçova'daki fakültelerinde okuyan öğrenciler ise
İnciraltı'ndaki yurtta kalırlardı.. Yani ulaşım sorunumuz
yoktu, her yere yürüyerek gidebiliyorduk.. Ama muhafazakar
iktidarımız, kız ve erkek öğrencilerin ortak bahçe kullanmasını
ahlaka (!) çok aykırı bulduğu için, Bornova'daki yurdu kız,
İnciraltı'ndaki yurdu ise erkek yurdu yapmış bildiğim
kadarıyla.. Zavallı öğrenciler, saçma sapan bir yol eziyeti
çekiyorlar şimdi.. Düşününce ne kadar da mantıksız geliyor kulağa.. Bir kampüs var, o kampüsün içinde yurt da var.. Cinsiyet ayrıştırması nedeniyle siz o yurtta kalamıyorsunuz.. Şehrin bir diğer ucunda, bahçesinde karşı cinsi göremeyeceğiniz bir yurtta kalmanız uygun görülmüş çünkü!!
Başbakan, dün yaptığı konuşmada gururla
bahsediyordu..
“
Kız ve erkek öğrenci yurtlarını ayrıştırma sürecimiz hızla
devam ediyor”
Bu
bir akıl tutulmasıdır, bu yaşanan sürece cidden anlam
verebilmek mümkün değildir. Bir lisede, kız ve erkek öğrencilerin
yemek saatlerinin ayrıştığını söyleyen bir haber daha okudum
dün.. Cidden ülke nereye doğru gidiyor, dehşetle izliyorum bütün
bu olan biteni..
Bütün
bunların üzerine tuz biber eken söylemse :
“Kız
erkek karışık evlerde oturan öğrencilerin evlerinde değişik
şeyler oluyor” cümlesidir.. Sanki bütün öğrenciler
evlerinde fuhuş yapıyormuş, sanki bütün öğrenciler evlerinde
molotof kokteyli hazırlıyormuş, sanki bütün öğrenciler
sapkınlık içindeymiş gibi hepsini zan altında bırakan bir
cümledir hem de..
.....
Hayata
cinsellik gözlüğü ile bakarsanız, elbette cinsellikten başka
bir şey göremezsiniz..
Gençlere
güvenmezseniz, gençleri baskı altına almaya
çalışırsınız.. Herkes aynı düşüncede, aynı yaşam tarzında
olsun derseniz, toplum mühendisliği yapmaya kalkarsanız,
Hitler'den bir farkınız da kalmaz!
5
katlı ilk okul gibi binaları üniversite diye açıyorlar. Bu
sözümona üniversitelerin yanında yurt var mı? Yok..
Peki
bu öğrenciler nasıl barınacak? Cevap, başlarının çaresine
bakacaklar.. Paraları yoksa da cemaatin evlerinde hem beyinleri
yıkanacak, hem de bedava kalacaklar..
Bu
üniversitelerin eğitim kalitesi nasıldır? Bilen yok..
Hoşlanmadıkları ODTÜ'de okuyan bir öğrenciyle, yeni açılan
RTE Üniversitesi'nde okuyan bir öğrencinin aynı seviyede eğitim
alacağı söylenebilir mi? Bilinmez ama RTE'den mezun olacakların
iş bulması daha garanti artık!!
Vaizin
2655 TL aldığı temmuz 2013'de, üniversite araştırma görevlisi
2484 TL alıyor.. Polis memuru hepsinden daha değerli, 2784 TL
alıyor.. Bu adaletsizliği gören var mı? Yok.. Sonra da bizden
neden bilim adamı çıkmıyor diye yakınıyorlar... Aslında
üniversiteye gitmeye gerek yok ki.. Ne kadar donanımlı olursanız
olun, iş bulmak artık mucize çünkü.. Bu devirde ya polis
olacaksın, ya da vaiz.. Hem iş garantisi var, hem de yüksek maaş!
Uzay bilimleri okuyup da KPSS sınavlarında dirsek çürütmekten
evladır neticede..
Hiç
girmek istemiyorum aslında günlük politik manevraların
girdabına.. Bütün bunlar, daha doğrusu politikanın kendisi bana cidden çok iğrenç geliyor.. Ama o
kadar sinirleniyorum ki, tutamıyorum bazen kendimi..
Güzel
günler görmek dileğiyle, siz yine de sevgiyle kalın...

