klonlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
klonlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2023 Pazartesi

Ağaç Ev Sohbetleri - #225


Ağaç Ev’in 225. Haftasında yine enteresan bir konu vardı. Her ne kadar üzerinden iki hafta geçmiş olsa da fikir beyan edeyim dedim efenim, gündem sevgili Sade ve Derin /DeepTone ‘dan geldi. Konumuz şöyle:

” İnsan ömrü uzadıkça, beden parçalarını değiştirebilmek için insan klonlamak gerçek olmaya başladı. Bu ürkütücü bir gelişme mi?”

Yıl olmuş 2248. Klonlar etrafta cirit atıyor. Kim klon kim orijinal belli değil. Hükümet orijinal insanları klonlardan ayırmak için zaman damgası diye bir şey çıkardı. Yani orijinallerde bir şey yazmıyor ama klonların vücutlarının gizli bir yerinde üretim tarihi var. İyi de ara ki bulasın! Kiminin serçe parmağının ikinci boğumunun altında, kiminin kafa derisinin enseye birleştiği yerde, kiminin de topuğunun altında bu tarih. Niye böyle? Bizim akıllı hükümetten akıllı biri şöyle düşünmüş:

“Biz bu klonların hep aynı yerine üretim tarihini yazarsak çakmalarını yapmak kolay olur. En iyisi biz klonlara seri numarası verelim, her seri numarasının da üretim tarihi kendine özel bir yerde olsun.”

 Ya harbi kafayı yemişler! Klonun çakması olsa ne olacak olmasa ne olacak! Klon zaten insanın çakması değil mi? Hem bu saatten sonra orijinal insan olsa ne olacak olmasa ne olacak? Herkes birbirinin klonu olmuş. 21. Yüzyılda dudaklarını şişiren, Fransız askısıyla kaşlarını 45 derece kaldırtan, çenelerini törpületip hepsi Seda Sayan çakması olan kadınlar ışınlanıp 2248’e gelseler, akıllanıp orijinal kalmak için servet öderlerdi herhalde…  

Nasıl ki 21. Yüzyılda plazalara, Avm’lere dedektörlerden geçip giriliyordu; bizim klon çağında da klon dedektörleri var. Elbette hepimiz çipliyiz. Devletin polisi elindeki aygıtı başından ayağına kadar tutuyor insan görünümlü ama ne idüğü belirsiz yaratıkların; sonra elbette o klasik ses duyuluyor, ne sandınız ya! Yıl 2248 de olsa o ses duyulacak kardeşim!

“Dzzzııııt,dzzzzıııtt”

Bakıyor sonra ekrana, kimliği okuyor:

“Ali’den olma Ayşe’den doğma insan.”

“Geç bakalım, sıradaki gelsin”

“Dzzzııııt, dzzzzıııtt”

“Seri No: 2248-00126- tarih damgası kuyruk sokumunun en son kemiğinde”

“Sen, aç bakayım kazağını, sıyır pantolonunu”

Klon utanıyor:

“Ne utanıyorsun, klonsun işte, aç şu kazağını da işimi zorlaştırma!”

Klon utana sıkıla kazağını açıp pantolonunu da az indirerek damgayı gösteriyor:

“Geç, sıradaki gelsin…”

“Klonlara ruh yüklediler bir de utanma dertleri çıktı! Hay ben böyle işe!” diye kafa sallıyor güvenlikçi abi.

Bu kontrollerden sonra yakalanan “çakma klonları” cezaevlerine tıkıyorlar. Neden? Çünkü bu çakmalar bir yerden sonra saçmalamaya başlıyor da ondan. Kimi çırılçıplak soyunuyor ortalıkta, kimi cinnet geçirip sağa sola saldırıyor. Niye? Çünkü çakma klonların beyinlerinde bir nöron eksik oluyormuş. Valla bu da doğru mu yalan mı bilemem. Zira klon markaları uyduruyor bu safsataları. En büyük kloncu Elon Klonx öyle diyor, yersen… Bence markalarını satmak için arada bazı klonlara “çakma” süsü verip kendileri delirtiyor.

Dert bir tek bu olsa keşke! Bu klonlardan sonra işler iyice karıştı. Mesela adliyelerde boşanma davaları kilitlendi kaldı. Misal; kadın kocasını yatakta başka kadınla basmış. Adam iddia ediyor, ben değilim klondur o klon! Hadi çık bakalım işin içinden çıkabilirsen!

“E bunun kolayı var. Madem zaman damgası diye bir şey var, çağırsınlar devletin dedektörlü güvenlikçilerini; karısını aldatan adam klon mu değil mi çıkar ortaya…”

He canım, biz bilmiyorduk bu yöntemi! 21. Yüzyıl kafasıyla oradan ahkâm kesiyorsun! 2248 yılında olabiliriz ama elbette devletimizin memurları işini biliyor. Anlamadın mı daha? Parayı veriyosun, hoop al sana zaman damgası! E bilgisayar programındaki kayıt? Oooo kozmik oda, dark web falan o şeyler geride kaldı çoktan… Uzay çağındayız bebeğim! Adam karısını aldatmadan önce zaten yaptırmış klonunu merdiven altında; zaman damgası işini de devletteki dayılar halletmiş. Gönderiyor klonu mahkemeye. Klon mahkemede inandığı bilgisayar kodları huzurunda basıyor yemini, zaten kravat da takmış; iyi halden olay kapanıyor. Adamın aklandığı yetmezmiş gibi sonra bir de utanmadan özür dilettiriyor karısına:


“Ben ettim sen etme Hüsnücüğüm, çok özür dilerim, klonunmuş o şerefsiz! Sen zaten beni hiç aldatır mısın?”

2248’de yaşamanın tatlı tarafları bunlar. En tatlı hayat tabii ki klon politikacılar için. Mesela rüşvet verirken mi yakalandı, veriyor demeci televizyona:

“WcX Galaksisi Dış Gezegenler Bakanı Ahmet Bey’in 2254-00176 No’lu klonu, Ay’daki bir bakana rüşvet verirken yakalanmıştır. Klonun zaman damgası, 20’lik dişinin boşluğunda tespit edilmiş olup…”

Yersen; yemezsen de sen bilirsin canım kardeşim.

Klon çağındayız biz. En zenginlerimiz lüks kliniklerde kendilerini klonlarken, orta hallilerimiz o işi merdiven altlarında hallediyor. Bir suç mu işlemek istiyor canımız, çakıyoruz bir klon, bakıyoruz keyfimize. En fakirlerimiz ne mi yapıyor? 

“Fakir ama gururlu ve orijinal kaldılar!”

 dememi bekliyorsun değil mi? Maalesef canım, o senin dediğin şey 20. YY Yeşilçam filmlerinde olur.

Madem kendilerinin klonlarını yapacak paraları yok, kendilerine en çok benzeyen çocuğu üretmek için çalışıyor en fakirlerimiz. Hayat akıyor yani bir şekilde; kimse klonlardan kurtulma derdinde değil anlayacağın! Geçen gün televizyonda bir profesör konuşuyordu:

“Madem klon diye bir gerçek var, biz de klonlarla yaşamayı öğreneceğiz!”

Mutlu pazartesiler…

Devamını Oku