kaytarmayan canımız blogger arkadaşımız Deep’e ve sohbete katılan bütün blog dostlarına sevgilerimi göndererek bugünün konusunu hemen alıyorum:
"İyi dinleyen mi iyi, güzel konuşan mı daha iyi arkadaştır?"
N'apalım, madem böyle iki seçenekli
soru var karşımda; ben de gider, her iki kulübü de ziyaret eder, didik didik inceler
ve kafama göre en güzel sonucu bulurum. Böyle düşünüp üzerime bir kot bir tişört geçirerek
çıktım evden, istikamet “İyi Dinleyenler Kulübü”
Tam zile basacaktım ki çatt diye
kapı açılmaz mı? Neredeyse şaşıracaktım, pat diye aklıma geldi: E burası “İyi Dinleyenler
Kulübü” ya! Ve evet kapıyı açan Melahat Hanım neden hemen kapıyı açmıştı sizce?
Bildiniz, bingo! Çünkü kendisi kapıyı dinliyordu. Ne alaka, yine sulandırdın
suyu diyeceksiniz de; demeyin arkadaşım demeyin. Burada arkadaş seçmek söz konusu,
hayat memat meselesi. Şimdi Melahat benim iyi arkadaşım olabilir mi? Tabii ki hayır,
çünkü iyi dinleyen Melahat her şeyi dinliyor! Kapıları, pencereleri, insanın iç
seslerini, dizilerde hikayesi durma noktasına gelen senaristlerin yazdığı dış
sesler de dahil, her şeyi ama her şeyi dinliyor Melahat! Sanırsın psikolog
doktor Gülseren KafaBudayan... Dinliyor, “hmm” diyor, arada “emme basma tulumba
gibi” kafa sallıyor, fakat dinliyor! İyi de bu Melahat sadece dinlese başım gözüm üstüne!
Benden dinlediğini sana satıyor. Senden dinlediğini altın gününde komşularına
satıyor; hatta hızını alamıyor, dinleyip dinleyip sonra da sosyal medyasında
olmasa da en kötüsü whatsapp durumunda laf sokmalı aforizma şeklinde dünya
aleme yayın yapıyor. Şimdi bu Melahat’ten iyi arkadaş olabilir mi? Güya insan ruhundan anlayan Melahat, güya dinleyen Melahat gördüğünüz üzere sizi dinliyor ayağına
yatıp, aslında kişisel filmlerini çekmek için veri topluyormuş. Ne diyeceksiniz
şimdi? Aman aman; dostlardan ırak olsun Melahatgiller ve tüm uzak yakın
familyaları! Çıkıyorum bu kulüpten hızlıca!
İstemiyorum arkadaş ben bunların
ikisini de. Ne dinleyen Melahat ne de konuşan Nebahat benim arkadaşım olamaz!
Dinleyen ve dinlediklerinin dedikodusunu
yapan Melahat’in okumuş versiyonları bile var artık. Gülseren Hanım mesela! Psikolog yahu kadın! İşi
dinlemek ve hasta mahremiyetine saygı göstererek dinlediklerinden çıkarımlar
yapmak ve karşısındakinin ruhunu iyi etmek gibi bir işi var! Kadın sattı ayol
dinlediklerini televizyonlara! Üstelik dinlediklerinin hikayelerini sattıkça “Beni
de dinle beni de sat!” diyen danışan sayısı da patladı! Yaaa Melahat, paraya
çeviremedin sen! Bu devirde her şey para iken hem de! Hem kelsin hem de
fodulsun Melahat ama, en azından sahicisin be!
Çok konuşan Nebahat de sütten çıkmış ak kaşık değil elbet. Üstelik bu kişiden bence
herkesin çevresinde var. Benim vardı mesela. Bir şey paylaşmak için açardım
telefonu, O başlardı anlatmaya. Araya girip bir kelime etmeyi başarırsam da
hemen o kelime üzerine destan yazmaya kalkardı. Amaan bir gün bana deli cesareti
geldi;” Sen ne kadar bencilsin, ben artık seninle konuşmak istemiyorum” deyiverdim
de kafam rahatladı.
Eee,ne anlattım şimdi ben, soru neydi:
"İyi dinleyen mi iyi, güzel konuşan mı daha iyi arkadaştır?"
Kimse kusura bakmasın da ikisinden de arkadaş olmaz bana. Arkadaş dediğin dengeli olacak. Bir sen konuşacaksın bir o. Tık tık, tık tık, pinpon maçı gibi… Bir sen dinleyeceksin bir O dinleyecek.
Hiçbir ilişki Allahım korusun Gülseren KafaBudayan standardında olmayacak. Arkadaş
kişisi senden dinlediğini başkasına satmayacak. Konuşmak istediğinde ağzına
lafı tıkmayacak. Efendime söyleyeyim arkadaş dediğin kişi sürekli dert
anlatmayacak. Hep hayatını dramatize edip ilgiyi üzerine çekmeyecek. Sende de
hep dert aramayacak. Hayatını, aileni, ilişkini kurcalamayacak. Bitmedi; tabii
ki hava atmayacak. Karşısındakini sarımsak gibi ezmeyecek büzmeyecek. Arkadaşlık
dediğin şey limonata gibi olacak. Senin şekerinle O’nun limonu su dolu bir
bardakta eriyecek, ortaya çıkan şey homojen olacak. Ağza ne şeker kristali gelecek
ne de limon lifleri takılacak dişlere… Ortaya lezzetli bir şey çıkacak. Serin serin dinlemeler, ekşi tatlı konuşmalar olacak.
Anladın mı Melahat, peki ya sen
Nebahat!
Güzeelll, hadi biraz sohbet edin
bakalım. Pinpon maçı gibi, bir sen bir O, bir O bir sen, tık tık, tık tık...
Benden bu kadar, dağılabilirsiniz
gençler, sevgiyle…






