![]() |
| görsel, internetten alıntıdır.. |
Bir
deli bir kuyuya taş atmış, kırk akıllı kişi o taşı
çıkaramamış..
Peki
deli niye kuyuya taş atmış?
Belki
canı sıkılmıştır.
Belki
hakkında konuşulsun istiyordur ve deli numarasına yatıyordur..
Reklamın iyisi kötüsü olmaz çünkü!
Belki
merak etmiştir, ardından kaç kişi gelecek diye..
Taşı
attıktan sonra kenarda pusuya yatıp, taşı çıkarmaya çalışan
akıllıları gözetleyerek eğleniyor olamaz mı?
Belki
de attığı taşı çıkarmaya giden akıllıların evlerini soymaya
gidecektir. Aslında deli değil, son derece detaylı planlar yapan
ve o planları adım adım hayata geçirmeyi hedefleyen bir strateji
uzmanıdır kendisi..
Attığı
taş büyüktür de ondan mı kırk akıllı seferber olmuştur?
Yoksa küçücük taşı kırk kişi çıkarmaya gittiği için taş
efsaneleşmiş midir? İşte bu konuyu iyi düşünmek lazım..
Kırk
kişi taşı çıkarmaya uğraşırken mutlaka bir karmaşa çıkmıştır
ve belki de bu nedenle başarılı olamamışlardır.. İçlerinden
birini görevlendirmeyi denemişler, muhtemelen ego savaşlarına
yenik düşmüşlerdir.. Egosu yüksek insan, akıllı olsa ne yazar
ki?
Bu
kırk kişi, o taşı çıkarmayı başaramadıkları halde neden hâla “akıllı” sıfatına layık görülür, bu da ayrı bir
tartışma konusu..
Bu
söz hakkında yazılmış kişisel gelişim kitabı var mıdır
acaba? Çünkü kıldan tüyden meselelerden bile “liderlik
sanatı(!)” üzerine söylevler çıkarmayı iş edinmişler ya
kendilerine..
Kırk
akıllı kişi, olay öncesinde o delinin yoluna taş döşeselerdi
acaba ne olurdu diye düşünmüyor değilim hani.. Sahi kim deli,
kim akıllı?
“Bırakınız
atsınlar, bırakınız gitsinler “ diyen olmuştur mutlaka.. İyi
de nereye kadar, ya atılan taşlar suyu kapatır da kuyu kurursa!!
Ön
görü şart, hatta eğitim de şart..
Yetmez
ama evet diyenler, hikayeye seyirci kalanlardır.
Akıllarımıza
mukayyet olalım, sevgiyle kalmayı ihmal etmeyelim..

