home-office çalışmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
home-office çalışmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2016 Perşembe

İçerik yazarak para kazanmak!

2013 ocak ayında başladığım, o zamanlar adı “makale yazarak para kazanmak” olan, şimdilerde ise “içerik üretmek/ içerik yazmak” olarak adlandırılan işler konusunda maceralarımı şu başlıktaki yazılarda toplamıştım. Bu yazıları okuyanlardan, ya da sadece başlığı görenlerden gelen e-postalar beni o kadar çok yormaya başladı ki, bir güncelleme yapıp tüm sorulara toplu yanıt verme ihtiyacı duydum. İçerik üreterek para kazanmak isteyenlerden gelen e-postalarda genel olarak aynı sorular var. Ana başlıklar halinde olayı bir toparlayıp olabildiğince deneyimlerimi ve gözlemlerimi tekrar aktarmaya çalışacağım. Ama şunu bilmenizi isterim ki ben bu konuda otorite değil, aynı sizler gibi kelime işçisiyim. Ya da “sözcük emekçisi” diyelim..

içerik yazarak para kazanmak kolay bir iş değildir!

1- İçerik yazarak kimler para kazanabilir?
Bu sorunun yanıtı bana göre kısaca şöyle verilebilir: “Herkes yazarak kazanamaz!”
Çünkü dışarıdan göründüğü kadar kolay bir iş değil bu. 3 sene önce bu işlere yeni başladığımda iyi yazan da iyi yazmayan da bir şekilde para kazanabiliyordu. Çünkü piyasada bir boşluk vardı. O kadar çok kalitesiz iş üretildi ki bu süreç içinde, o kadar çok çöp yazı “makale” adı altında pazarlanmaya çalışıldı ki, Google buna önlem aldı. Artık sanal ortam yazılarında ziyaretçinin geçirdiği süreye çok önem veriyor Google örümcekleri. Ben bu konuda uzman değilim, SEO'cular bu başlığı çok daha iyi açıklayacaklardır. Yani demem o ki, okunabilir içerik üretenler kazanıyor, çöp içerik üretenler piyasadaki fiyatları aşağıya çekmeye çalışsalar da bir şekilde eleniyorlar. Çünkü bizim ülkemiz maalesef nitelikli, üniversite mezunu, okuyan, yazan, Türkçesi iyi olan işsizler cenneti! Hal böyle olunca, kötülerin elenmesi de çok doğal ve beklenen bir sonuç.
Özetle diyebilirim ki, lisedeyken yazmayı ve okumayı sevmediyseniz, ders kitabı haricinde okuduğunuz kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmiyorsa, çantanızda kitapla yola çıkmıyorsanız, bence bu işi unutun! Böyle yaparak zaman kazanır ve hem kendinize
hem de piyasaya iyilik yapmış olursunuz. Nasıl ki herkes overlokçu olamazsa, herkes yazarak kazanamaz. Çünkü basit gibi görünen işler de yetenek gerektirir.

2- Ne tür içeriklerden para kazanılır?
Konumuz SEO uyumlu internet içerikleri. Yani e-ticaret, haber portalı, blog gibi ortamlarda yayınlanan içerikler. Kimi zaman sizden istenen şey bir ürün tanıtımı olabilir, ya da bir kategori tanıtırsınız. Örneğin tekstil ürünleri satan bir e-ticaret sitesinde “x marka tişört” ürününü 300 kelime ile tanıtmanız istenir. Ya da “montlar” kategori başlığına “mont” sözcüğünü anlatan en az 500 kelimelik bir içerik üretmeniz istenir. Son zamanlarda adından çokça söz edilen eğlenceli içerik sitelerinden birine “dizilerde bıktırıcı 5 klişe” başlığı altında 200 kelimelik bir yazı yazmanız ve bu yazıya uygun görseller bulmanız da istenebilir. Bir videoya alt yazı yazabileceğiniz gibi yemek tarifi de istenebilir sizden. Ya da bir e-ticaret sitesinin bloguna içerik üretebilirsiniz. Mesela puzzle satan bir sitenin bloguna, resimleri puzzle olarak üretilmiş ressamlar hakkında yazılar yazarsınız. Bazen çok daha zor içeriklerle karşılaşırsınız, çünkü müşteriniz tabiri caizse biraz gıcıktır... Bu kadar açıklama sonrasında ilk cümleye dönüyorum:

İnternette para kazanılan yazılar SEO uyumlu olmak zorundadır!

Google'a “SEO uyumlu içerik ne demek?” diye sorduğunuzda zaten birçok açıklama göreceksiniz. Bu konuyu araştırmayı size bırakıyorum...


3- Yazarak kazanmaya nereden başlamalı?
SEO uyumlu yazı nasıl yazılır?” konusunu öğrendikten sonra kariyer sitelerinde (daha önceki yazılarımda belirtmiştim, kariyer.net, secretcv...vs) kendinize bir özgeçmiş oluşturarak “içerik yazarı, metin yazarı” gibi aramalarla iş ilanlarına başvurmalısınız. Projesi olanları freelance çalışanlarla buluşturan sanal mecralarda da şansınızı denemenizi öneririm.

Bana gelen e-postaların arasında şöyle yazanlar çok var:

Dediğiniz internet sitelerindeki ilanlara baktım, iş bulamadım. Siz çalıştığınız işleri benimle paylaşır mısınız?”

Bu söylemi gerçekten anlamam mümkün değil. Sanki uzayda yaşıyor gibi, bir günde iş bulacağını zannedecek kadar ülkemiz gerçeklerine yabancı olan biri için ne yapabilirim?

Bulana kadar her gün bakmalısınız ilanlara” yanıtını vermeye cidden utanıyorum. Ve o kadar çok zamanımı alıyor ki bu e-postalar!

Bu olayın diğer bir boyutu ise biraz hazıra konmak oluyor, yani farkında olmadan yapılan emek hırsızlığı... Şunu anlıyorum ben:

Evdeyazar 3 senedir uğraşıyorsun, öğrenmişsin birşeyler, paylaş. Hatta çalıştığın yeri söyle, senin yerine ben çalışayım!”

Gerçekten bu konuda çok rahatsızım, e-posta kutuma bakmak bile istemiyorum bazen..
Ben iş aramak için saatlerimi günlerimi harcadıysam siz neden harcamayasınız ki? Çalıştığınız ofise girsin diye tanımadığınız insanlara referans oluyor musunuz? Peki bunu sizin için yapmamı neden benden istiyorsunuz? Açıkçası bazı e-postalar o kadar içtenlikle ve duygusal yazılmış oluyor ki, yardımcı olamadığım için üzülmeme sebep oluyor. 
Ama ben üzülmeyi hak etmiyorum!
Olabildiğince deneyimlerimi sizinle paylaşıyorum, sizse daha çok yardım etmem için beni zorluyorsunuz. “Bana iş bul!” diye, tanımadığınız bir insandan baskı görseniz ne düşünürsünüz? Biraz empati rica ediyorum. Evet işsiz olmak kolay değil, bu durumu çok iyi biliyorum. Ama kimseye bu şekilde baskı yapmayı hiçbir zaman düşünmedim. Hatta bazı postalar var ki aynen şöyle yazıyor:

Telefon numaram bu, sizden bilgi bekliyorum!”
Nasıl yani, böyle bir zorunluğum mu var benim? Neden yapayım ki? Kim yapar ya da böyle bir şeyi...

Dediğim gibi empati, biraz empati. Sevgili arkadaşlarım ben iş bulma kurumu değilim, blog yazıyorum o kadar!

Uzattım bu konuyu farkındayım, ama inanın çok sıkıldım...


4- Nerede yazacağımıza nasıl güveneceğiz?
Son zamanlarda bu işi gerçekten layıkıyla yapan siteler çıktı ortaya. Ben de içlerinden biriyle yoğun bir şekilde çalışıyorum bu aralar. Son derece profesyonel yazar panelleri var, fiyatları gayet makul, her önüne gelene iş vermiyorlar. Referans yazı istiyorlar, editör onayı veriyorlar. Yani siz paneli açıp istediğiniz konuda, fiyatını gördüğünüz yazıyı seçerek çalışmaya başlıyorsunuz. Yaklaşımlarından zaten kalitelerini anlayabiliyorsunuz. Ama bazıları var ki, nasıl etsem de yazan kişiyi sömürsem mantığındalar...
Geçenlerde bir tanesine deneme amaçlı üye oldum. Projelere verdiğiniz tekliften para alıyor, yani projeyi kazanmasanız da komisyonunu sağlama alıyor, yazdığınız yazının %25-40 arasında bir oranını komisyon olarak alıyor, üstelik varsa eğer blogunuz, orada kendi reklamlarını yayınlatma zorunluluğu da koymuş! Bir bitki adı taşıyan bu siteye dedim ki,

Sömürünün böylesini ilk kez görüyorum, haksız yere para kazanmanın üst boyutundasınız!”

Hiçbir cevap veremeyip üyeliğimi iptal ettiler. İnsan gerçekten bu kadar kurnaz olabilir mi? Şaşkınlık içindeyim...

Bazıları da utanmadan 100 kelimeye 50 kuruş teklif ediyor 2016 yılında! 3 sene önce bile öyle fiyatlar yoktu! Geçen bir tanesini eleştirdiğimde "ben işsiz insanlara istihdam sağlıyorum, bütçe bu ne yapabilirim" gibi kendince günah çıkaran bir yanıt verdi. Yani demem o ki sektör geliştikçe iyiler iyice profesyonel ve güven veren bir aşamaya gelmişler, piyasadaki köylü kurnazlarının ise sayısı belli değil!

Ne yazık ki ülkemizdeki işsizliğin bir sonucu bu durum; gerçekten utanç verici...

İyiyi bulmak için araştıracaksınız, iş deneyimlerinize güveneceksiniz. Her iş gibi yani... Yapacak bir şey yok. Ben tavsiye etmiyorum hiçbir yeri, çünkü bunu etik bulmuyorum. Kimseye de sormadım bugüne kadar nerede çalışmam gerektiğini... Karşınıza çıkan iş fırsatlarını hemen kabul etmeden önce iyi analiz etmenizi öneriyorum.

5- Ne kadar kazanılır?
Bu işi düzgün bir platformda gerekli mesaiyi harcayarak yaparsanız, bir maaş kazanabilirsiniz. Maaşın kaç lira olacağını siz belirlersiniz. “Sen ne kadar kazanıyorsun?” sorularını yanıtlamıyorum. Hayatım boyunca kimseye kazancını sormadım, bence ne kadar iyi niyetli sorulsa da böyle şeylerin konuşulması çok gereksiz, hele ki sanal ortamda! İş hakkında en ufak fikri olmayıp direkt parasını soranları ise gerçekten anlamıyorum.

6- Ne kadar zaman harcamak lazım?
Benim freelance çalışma disiplinim var, sabah 7:00 gibi oturuyorum, 16:00'ya kadar çalışıyorum. Haftasonlarını kendime ayırıyorum. Belki başkaları gece çalışıyordur. Freelance çalışmanın en büyük avantajı da bu zaten. Esnek ve özgür...

7- Blog yazarak para kazanılır mı?
Ben bu blogu yaklaşık 3 sene önce açtığımda para kazanmak birincil amacım değildi. Emek verdikçe blog para kazandırmaya da başladı. Nasıl mı, Bumerang teklifleri, reklam teklifleri, tanıtım yazısı teklifleri, ya da blogum aracılığıyla gelen proje teklifleri... Adsense hesabımda işler karışık. Orayı saymıyorum zaten. Bloglarında ürün tanıtımı yapanlar, blogu ticari bir mecra olarak görenler mutlaka daha çok kazanıyordur. Ama benim için blog öncelikle duygusal bir alan. Dolayısıyla öncelikli hedefim okunmak, para kendiliğinden geliyor...

Umarım içerik yazarlığını merak edenler için aydınlatıcı olmuşumdur. Bol şans diliyorum..

not: Yazarak Kazanmak konu başlığındaki bütün yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.



Devamını Oku

20 Nisan 2014 Pazar

Freelance işlerde piyasayı kimler kırıyor?


Evde çalışan insanlara “ucuz iş gücü” muamelesi yapılması, freelancer çalışmanın bir tercih değil de bir mecburiyet olarak algılanıp “iş bulamadığı için evde çalışıyor, demek ki paraya ihtiyacı çok; ne versem kabul eder” mantığı ile yaklaşılması, home-office çalışma biçiminin ülkemizde henüz yeterince kabul görmediğinin bir göstergesi diye düşünüyorum.

Aslında bu konuda söylenecek o kadar çok şey var ki..

İşsiz insan çok olunca freelance  işlerin fiyatları dipte elbette!

Tüik tarafından açıklanan Aralık 2013 işsizlik rakamlarına baktım, yine %10 civarında. Şahsen ben buna inanmıyorum. Üniversitedeyken iş hukuku hocam istatistikler bikini gibidir, her şeyi gösterir ama asıl merak edilen yerler gizlenir” demişti. Bu cümleye çok gülmüştük o zamanlar ama beynimizde de bir şekilde yer etmiş işte..
Yani demem o ki, %10 diye bir işsizlik rakamı bana asla ve asla inandırıcı gelmiyor. Çıkın mesai saatinde mesela Bahariye Caddesi'ne ve bir bakın etrafınıza, kalabalıktan adım atamazsınız! Üniversiteden yeni mezun olmuş yakınlarınızı bir düşünün, kpss sınavı için dershane kapılarını aşındıran çoğunluğa bir bakın.. Yani yok öyle %10 filan, insanın gözü inanmalı her şeyden önce..
Konuyu dağıtmayalım, bu işsiz arkadaşların çoğu, iş aramaktan bunaldıklarında evden para kazanma derdine düşüyor. Neyse yetenekleri, mesela çeviri, mesela içerik yazma, mesela veri tabanı yönetme gibi konularda iş kapmaya uğraşıyorlar çeşitli platformlarda. “İşi ben almalıyım” mücadelesi başlıyor sonrasında. Aslında iş dünyasında temel var olma içgüdüsü de diyebiliriz buna. 
Nasılsa işsizim, bu  geçici sürede  ne kazansam kârdır” mantığı ile yaklaşıyorlar olaya. Böyle yaparak, tercihlerini evde çalışmaktan yana kullananlara karşı haksız bir rekabeti de körüklüyorlar maalesef. Zaten “ucuza iş kapatıcılar” hep tetikte olduğu için emek sömürüsü korkunç boyutlara ulaşıyor. Kıran kırana pazarlıklar yapılmıyor bile.. İş yaptırıcılar, ucuz alternatiflerin farkında oldukları için zaten çoğu zaman isteseniz de pazarlık yapamıyorsunuz, sonrasında ise doğal olarak bu rezillikten kaçıp kurtulmak istiyorsunuz. Ben mesela üç kuruşun hesabını yapanlardan çok sıkıldım. 
Eskiden amele pazarları olurmuş ya, belki halâ da vardır. Şimdilerde ise nitelikli elemanların emeklerinin alınıp satıldığı internet ortamları var. Sömürü aynı sömürü, mantalite aynı mantalite, değişen bir şey pek yok aslında; sadece kapitalizm daha da vahşileşti!

emege saygi


Şark kurnazları yine devrede!

Bilirsiniz Kemal Sunal'lı, Şener Şen'li seksenli yılların filmlerini. Şark kurnazı tabir ettiğimiz şahısların hedef kitlesi o dönemlerde ünlü bir türkücü olmak isteyen saftirik vatandaşlardı. Onlara hitaben uyduruk ilanlarla “şarkı yarışması” düzenlerler,  yarışmaya katılım paralarını toplayıp insanların umudunu çalarak bir süre sonra ortadan kaybolurlardı.

İşte eski filmlerdeki şark kurnazları çağa uyum sağladılar. Baktılar ki internetten herkes para kazanıyor, onlar niye kazanmasındı değil mi ama! Hemen pratik zekâları(!) çalışmaya başladı. Birilerinin sırtından internet ortamında nasıl para kazanılırın hesabını yapmaya başladılar. 

Ev hanımları, öğrenciler günde iki saat makale yazarak ayda 3000 TL kazanabilirsiniz”

gibi gerçek dışı sloganlarla girdiler işe. Önce bir web sitesi kurdular, kendilerini nasıl lanse ettilerse artık, Seo firmalarıyla anlaştılar. Mesela 10 liraya aldıkları makale işini evde para kazanmak isteyen kişilere 1 TL ya pas etmeye başladılar. Kan ter içinde yazı yazan kişi 1 lira kazanacağı için sevinirken bu kurnazlar 10 liranın tamamını  cebe indirme derdine düştüler.
"Ödeme talep etmek için 50 liralık yazı yazın” gibi kurallar koydular akıllarınca. E tahmin edeceğiniz üzere ödeme yapmadılar, sudan sebeplerle ya yazıyı geri çevirdiler, ya da site bir iki ay sonra ortadan kayboldu ve benzer bir adla yeni site açarak dolandırıcılığa devam ettiler. Ben de bu işe ilk başladığımda onlara para kaptıran saftiriklerdendim itiraf edeyim. Birisi deneme diye benden aldığı yazıyı yayınlamıştı ödeme yapmadan, bir diğeri ise cidden profesyonel görünen bir siteydi; çok olmasa da biraz alacağım birikmişti içeride, baktım ki bir sabah site yok olmuş! Sonrasında hepsinden uzaklaştım. Tecrübe gerçekten de yenilen kazıkların toplamıymış, ben en fazla 50-100 lira zararla bu cümlenin anlamını bir kez daha kavrayan şanslılardan sayıyorum kendimi..
O kadar çok ki bu dolandırıcı siteler, yazın Google'a “evde yazarak para kazanmak” diye onlarcasını görürsünüz. İçlerinde UzmanKirala gibi bu işi cidden profesyonelce yapıp, sizi doğru işverenle buluşturma karşılığında küçük komisyonlar alanları, ücretinizi garanti ederek aldıkları komisyonu hak edenleri  elbette ayrı tutuyorum. 
"Diğer düzgün siteler hangileri?" derseniz ise verecek cevabım gerçekten yok.  Deneme yanılma yöntemi ile kendiniz bulacaksınız!
Bu hep böyledir ya, birileri yaratıcıdır, emek verir; diğerleri o emeğin üzerinden alavere dalavere ile 10 kat daha fazla  kazanır, korsan kitapçılar da böyledir mesela..



evde calismak



Herkes uzman oldu!


İnsanın biraz haddini bilmesi, yeteneklerinin sınırlarını görmesi lazım. Diplomayla olmuyor elbette bu, öz eğitim şart..
Kıytırık 1 aylık kursa gidip bilgisi teoriden ibaret olan herkes kendini "fotoşop uzmanı" diye lanse ederse, yazdığı bir sayfalık yazıda 10 tane yazım hatası olmasına rağmen kişi kendini "makale yazarı" olarak lanse ederse, html temel bilgiyi aldıktan sonra kişi kendini "kodlamacı" olarak lanse ederse ortalık ne olur bir düşünün?

İyiyle kötü asla ayırt edilemez, edilemeyince de fiyat pazarlıkları lafta kalır..



Sonuç olarak evden para kazanılmaz demiyorum ben. 
“Evden para kazanmak çok kolay, herkes yapabilir” diyenlere ise “kazın ayağı hiç de öyle değil” demek istiyorum hepsi bu!

Ekmek her yerde aslanın ağzında; kolay para kazanma hayalleri kurmayın boşu boşuna diyor ve çekiliyorum şimdilik..






















Devamını Oku

4 Mart 2014 Salı

Benim bloğumda değil, UzmanKirala.com'da!

Makaleyazarak para kazanma maceralarım-3 adlı yazım çok okunuyor ve hemen hemen her gün bu yazıyla ilgili mailler alıyorum. Maillerin çoğunda “ben de yazmak istiyorum, bana yardımcı olur musunuz?” gibi istekler var. Elimden geldiğince tek tek e-postaları yanıtlarken söylediğim şey şu:
Çok üzgünüm, maalesef ben de sizler gibi freelancer olarak çalışıyorum.”
 “Peki ama güvenilir siteler, platformlar nereler, nerelere gideyim?” diyenlere de Uzmankirala.com'da mutlaka bir profil oluşturun diyorum.


home-office



Peki ama ya siz freelancer çalışan değil de proje sahibi iseniz?

Mesela bir web sitesi tasarlatmak istiyorsanız, bir reklam ya da grafik işiniz varsa, çeviri yaptırmak istiyorsanız, belirli bir konuda danışmanlık almak istiyorsanız, ya da ne bileyim işte herhangi bir konuda uzun süreli ya da bir kereye mahsus freelance /home office bir destek almak istiyorsanız ne yapacaksınız?

Doğru insanlara ulaşmanız cidden zor olabilir. Ulaşsanız da karşılıklı memnuniyetin oluşabilmesinin risk içerdiğinin farkındasınızdır.
Forumlarda ilan bırakırsınız mesela, gayrı ciddi başvurulara sinirleriniz bozulma olasılığına hazırlıklı olmanız gerekir.
Eş-dost aracılığı ile sorununuza çözüm ararsınız. Bu da zaman kaybıdır; üstelik tanıdık birileri ile çalışmak kapris çekmek demektir, pazarlık yapamamak demektir.
Baştan ödeme yaptığınız işinizin yarım kalıp kalmayacağı ise freelancer çalışanın insafına ve biraz da sizin şansınıza kalmıştır yalan yok. Her freelancer çalışan benim gibi olmuyor deyip işi espriye vurayım biraz ☺
Şaka bir yana, bu tip sorunlar aslında hem freelancer olarak çalışanların, hem de bağımsız çalışanlara iş verenlerin ortak sorunu.

Her iki tarafı da koruyan çözüm belli aslında; e-ticarete aracılık yapan firmaların da kullandığı ve “güvenli ticaret kalkanı” denilen havuz hesabı sistemi.

UzmanKirala.com'da projeniz nasıl yürür?

  • UzmanKirala.com sitesine ücret ödemeden, işveren olarak üye olursunuz. Projenizi yine ücret ödemeden ilan edersiniz. Bu aşamada ya kendiniz ne istediğinizi yazarsınız, ya telefon numaralarından arayıp proje ilanınızı hazırlama konusunda UzmanKirala'dan destek alırsınız; ya da örnek projelere bakıp “benzer proje ilan et” tuşuyla bu aşamayı çabucak halledersiniz.
  • Sonrasında sisteme kayıtlı uzmanlardan teklifler gelir, ya da siz uzman profillerini inceleyip teklif almak istediğiniz uzmanlardan projenize teklif istersiniz.
  • Bu süreç boyunca projeniz ile ilgilenen uzmanlarla sistem üzerinden mesajlaşıp detayları netleştirirsiniz.
  • Bir tane uzmana karar verince, UzmanKirala'nın güvenli havuz hesabına paranızı yatırırsınız. Uzman projeye başlar. Projeyi teslim alınca, “projeyi teslim aldım, uzmana ödeme yap” işlemini seçersiniz ve uzman parasını alır.
  • Projeniz zamanında bitmezse veya eksik kalırsa, sistem üzerinden projeyi iptal ederek paranızı hiç bir kesinti olmadan geri alırsınız.

İşveren yani iş yaptıran üyelerden UzmanKirala.com'da hiç bir komisyon alınmıyor. Yani sıfır risk ve gönül rahatlığıyla sadece sonuca para ödeyerek UzmanKirala.com'da tüm freelance işlerinizi yaptırabilirsiniz. Komisyon ise yalnızca başarıyla bitirilen projelerde freelance çalışan uzman üyelerden alınıyor. (Bildiğim kadarıyla %10)

Ben, Uzmankirala.com ile çalışma konusunda şimdiye kadar hiç bir sorun yaşamadım.

Nereden başlasam, nasıl yapsam, senin bildiğin reklamcı var mı, nerede yazsam?” diye soran bütün takipçilerime faydalı olacağını düşündüğüm için böyle bir yazı yazma gereği hissettim, hatta UzmanKirala.com'un tanıtım videosunu da paylaşıyorum sizinle..




Devamını Oku

25 Ekim 2013 Cuma

Evden çalışmak kulağa hoş geliyor, ama...

Uzunca bir süredir home-office, yani evden çalışan biri olarak bu çalışma yöntemini anlatabilecek yeterince deneyime sahip oldum. Gelin, evden çalışırken neler oluyor bir göz atalım..
                                    Evden çalışmanın en güzel yanı, patronların olmayışıdır!
                             
patron yok!
 Aslında bizler tembel insanlar değiliz, çalışmayı sevmeyenimiz az. En azından ben, kendi adıma bu kategoride olduğumu söyleyebilirim. Bizleri çalışmaktan soğutan en önemli unsur, bence kendini bilmez patronlar, patronlardan daha da bıktırıcı olan kişiliksiz yöneticiler ve elbette ki çekilmez iş arkadaşları...Beni onlar bezdirdi bu güne kadar..  Bakınız bu yazı ..  
Evden çalıştığınızda, yüzlerini her gün görmek, kaprislerine katlanmak zorunda kaldığınız bu tiplerin hiç biri olmuyor.. Bir tek bu avantajı için bile evden çalışma yöntemi tercih edilebilir bence..

 İstediğiniz yerde çalışabilirsiniz!
Home-office yapılan işler, genelde  benim yaptığım gibi makale yazmak, içerik yöneticiliği yapmak, çeviri yapmak, e-ticaretle, affiliate marketing ile  ilgilenmek şeklinde bilgisayarla  ve internetle yapılabilen işler olduğu için, özellikle yaz günlerinde açık havalarda, parklarda, bahçelerde de çalışmanız mümkün olabiliyor. Yaşasın bedava  wi-fi bağlantıları! Çoğunuz havasız, camsız ofislere tıkılmak zorundayken, freelance çalışanlar, bol oksijen alabiliyorlar. Ama biraz sonra anlatacağım gibi bu pek de kolay olmayabiliyor bazen..
freelancer hayat
Bakınız, adamımız jakuziden ofis yapmış kendisine! Bir ofiste olması gereken her şey ve hatta daha fazlası mevcut yanında.. Bu da bir çalışma tarzı gördüğünüz gibi.. Home-office çalışmak için ille de kendi işiniz olması gerekmiyor ayrıca.. Call-center temsilcileri,  grafikerler, bilgisayar mühendisleri, mimarlar, tercümanlar, organizatörler, pazarlamacılar da bir şirkete bağlı ama özgürce çalışabiliyorlar artık.. Bu çalışma tarzı her geçen gün yaygınlaşıyor.. Ofis giderleri azaldığı için patronlar memnun, çalışanlar da patronları görmediği için memnun.. Aslında herkes memnun..

Home-office 7/24 full time iş!!
evden-calisinca-zaman-durur
Şimdiye kadar güzel taraflarından bahsettik, ama maalesef her şey öyle güllük gülistanlık da olmuyor evden çalışınca.. Zamanınızı iyi değerlendiremezseniz, bu zavallı gibi günde 15-16 saat çalışırken, hatta işinizin başında uyuklarken kendinizi bulmanız işten bile değildir. Çalıştığınız müşterilerinize, ya da şirketlere sizin de normal insanlar gibi mesai saatleriniz olduğunu iyi anlatmanız lazım. Kendi prensiplerinizi baştan belirleyip, bu prensiplere öncelikle kendiniz uyacaksınız ki, onlar da sizi anlayışla karşılayabilsinler. Bu işlere ilk başladığımda gece dörtlere kadar çalışıyordum, müşterim de gecenin 23:00'ünde mail atıyor, işi bir iki saat içinde yetiştirmemi rica ediyordu.Tabii ki kendisini kırmıyordum, zaten tek müşterim vardı! Bu böyle bir kaç ay devam etti, işlerde deneyim de kazanmaya başlayınca kuralları koyan ben olmaya başladım. Acil işleri geri çevirdim, kapasitemi zorlamaktan vaz geçtim.. Özgür olmak için home-office çalışmayı tercih edip, çok daha uzun süreler çalışmanın içinde kendinizi bulmak istemiyorsanız, bu konuya özen göstermeniz şart! Ben bu konuda kendimi iyi disipline ettim diyebilirim. Sabah erkenden kalkıyorum, kahvaltımı yapıp işlere başlıyorum. Gerçi öğle yemeği molası verdiğim pek söylenemez ama, gün içinde en geç 18:00'de işi bırakıp paydos ediyorum..



home-office calisirken yalnizsiniz!
 Fabrikalarda çalıştığım dönemlerde bilgi-işlem departmanında çalışan, genelde ukala, kendini bilgisayar dahisi olarak gören, yaşları ne olursa olsun ergen kişilikli olduklarını düşündüğüm tiplerden nefret ederdim.. Bin bir yalvarmayla sorunları çözerlerdi. İtiraf edeyim, home-office çalışmaya başlayınca zaman zaman “keşke olsalardı” dediğim oldu.. 
Home-office çalışırken bir sorunla karşılaşınca yardım alabileceğiniz kimse olmuyor maalesef. Ama zaman içinde bu sorunları da aşmayı öğreniyorsunuz. Sanal dünyada, yüzünü hiç görmediğiniz yardımsever insanlarla tanışıyorsunuz, karşılıksız yardımlaşmanın güzelliğini yaşıyorsunuz.. Bir çok teknik konuda ister istemez bilgi sahibi olmaya başlıyorsunuz.. Aslında sabırlı iseniz, bu sorun size zaman içinde avantaj olarak geri dönebiliyor. 
evden calisan pejmurde kisi

 Home-office çalışırken kendinize özen göstermez, dağılırsınız!
İşte benim yaşadığım en büyük sorun bu! Sabah pijamalarla oturuyorum bilgisayarın karşısına, akşam üzeri markete gideceksem değiştiriyorum ancak üzerimi.. Gerçi avantajı yok mu? Var elbette.. "Bugün  ne giysem acaba?" derdiniz yok.. Makyaj yapmak ya da traş olmak zorunda değilsiniz.  Acayip de ekonomik oluyorsunuz elbette.. Bir kadınsanız, örneğin eskiden on günde bir manikür yaptırırken, ayda bire indiriyorsunuz bu döngüyü.  Sokağa pek çıkmadığınız için yeni bir mont, yeni bir bot almak zorunda kalmıyorsunuz mesela.. Ama işte aynaya bakınca bütün bu büyü bozuluyor! Kendinizi öyle bakımsız, dağınık, özensiz görünce "yahu ofiste mi çalışsaydım!" çelişkisine düşüyorsunuz ister istemez.. Yani evden çalışmak için  öz disiplin şart! 
     
anti-sosyal olabilirsiniz!
  Home-office çalışırken anti-sosyal olma tehlikesine dikkat!

   Öncelikle çevrenize işsiz olmadığınızı, evde çalıştığınızı anlatmanız epey bir zaman alır. İlk başlarda tam da işinize yoğunlaştığınız zamanlarda sizi ararlar:
"Hadi gel dışarı çıkalım, hava güzel.. Nasılsa çalışmıyorsun" derler mesela.. İşinizin olduğunu, çalışmanız gerektiğini anlamaları epey bir zaman alırken, siz de bu duruma ister istemez sinir olursunuz.. Siz bu tür teklifleri reddettikçe zaman içinde arkadaşlarınız da bu durumu kanıksarlar ve sizi aramamaya başlarlar.. İlk aylarda özellikle eski iş arkadaşlarınızı görmek istemediğiniz için bu sakinlik size de iyi gelir. Bir kaç ay daha geçince, bu sefer siz aramaya başlarsınız, onlar "Şimdi telefonu kapatmam lazım, müşteri geldi, çok işim var" falan demeye başlarlar.  Derken derken bir de bakmışsınız ki kimseyle görüşmez olmuşsunuz! Hayatınızda artık "cuma gecesi iş çıkışında bir yerlere gidelim" gibi  spontan teklifler yer almamaya başlar.. Arkadaşlarınız, "Nasılsa üşenir ve gelmez" diye sizi aramazlar, arasalar da cidden üşenirsiniz. Zaman içinde bakkal, manav haricinde hiç bir yere gitmez olursunuz.. İşte bu nokta, tehlike çanlarının çalmaya başlayacağının göstergesidir.. Kalabalıklar her zaman iyi değildir ama insanlara da ihtiyacımız var nihayetinde.. Dedim ya, denge ve öz disiplin olmadan evde çalışmak zordur!                                                       

evden para kazanmak
Evden para kazanmak kolay değil!

Bu kadar zor yanları olduğunun farkına varmayanlar veya başka çaresi olmayanlar, zannediyorlar ki evde para kazanmak kolay iş! Kimse pembe hayaller kurmasın bence, hiç de öyle kolay değil bu işler. Evde bir şirketin elemanı olarak çalışıyorsanız, evet düzenli bir işiniz ve geliriniz olabilir. Ama evden kendi işinizi yapacaksanız, cidden çok fazla emek sarf etmeniz gerekiyor.
Öncelikle  evden yürütebileceğiniz bir mesleğiniz veya yeteneğinizin olması lazım. Yıllarca mühendislik yapmış ve bunun haricinde ne yapacağını bilmeyen biri olarak, aylarca internetten evde nasıl para kazanılacağını araştırdım ve sonunda "yazmak" gibi bir yeteneğim olduğunu fark ederek bu işlere soyundum. 

Aslında burada söylemek istediğim şey, "herkes nasıl yapıyorsa ben de yaparım" diyenlerin çoğunun kendilerini ve yeteneklerini iyi tanımamaları..

Daha önce de söylediğim gibi bir çok mailler alıyorum,"Sizin gibi ben de yazarak kazanmak istiyorum" diyenlerden.. Ama bazılarının yazdıkları iki satır e-posta bile, yazma konusunda ne kadar yeteneksiz olduklarını, basit dil bilgisi kurallarını bile bilmediklerini  gösterebiliyor. Üzülüyorum da aslında, ama yapacak bir şey yok elbette.. Herkes bir şekilde para kazanmak istiyor çünkü.. Ama dediğim gibi bir işe başlamadan önce o işte ne kadar yetkin olduğunuzu rasyonel bir bakış açısıyla test etmeniz lazım. Balıklama atlarsanız bir işe, hem hayallerinize, hem çabalarınıza, hem de zamanınıza cidden yazık olur! 
Her neyse konuyu dağıtmadan söylemeliyim ki, home-office çalışırken, işi kaytarma özgürlüğünüz olmadığını bilmeniz gerekir. Yani "çok kar yağdı, yollar kapandı" gerekçesiyle ofise gitmediğinizde maaşınız çalışır ama, evden yaptığınız işleri zamanında teslim edemezseniz para kazanamazsınız!
Evde çalışırken, hastalanıp rapor alma lüksünüz de olmaz.. Eğer sosyal güvenceniz yoksa, kenarda köşede paranız da yoksa;  sağlık sorunlarıyla karşılaştığınızda evden çalıştığınız için pişman olabilirsiniz. 
"Yazmak, çizmek, tasarlamak, tercüme etmek"  gibi bir yeteneğinizle para kazanmayı hedefliyorsanız, kendinizi müşterilerinize kanıtlayana kadar geçen sürede işiniz sürekli olmayabilir, kazandığınız paralar da emeklerinizin karşılığı olmayabilir. Zaten öncelikle müşteri bulmak için iş ilanlarını kovalamak zorundasınız. Kendinizi tanıtmanız lazım, bir yerlere başvurmanız lazım.. Pes etmemeniz lazım.. 
 Yani her işe başlarken nasıl ki çaba ve sabır gerekiyorsa, bu işlerde de aynı durum söz konusu.. Başlarda karşı tarafın isteklerine boyun eğmek zorunda kalacağınızı, kendinizi kanıtlayana kadar çok fazla özveride bulunacağınızı kabullenmeniz şart! Aylarca dürüst, güvenilir bir müşteri bulamayacağınızı da bilerek başlamalısınız bu işlere..

Sonuç olarak demeliyim ki, sabırlı ve çalışkansanız, yeteneğinize ve öz disiplininize güveniyorsanız, başarmamanız için hiç bir sebep yok aslında..

Bu uzunca yazıdan sonra merak ediyorum, home-office çalışmaya başlayacak mısınız?

Herkesin mutlu olacağı işlerde çalışması dileğiyle, sevgiyle kalın..





Devamını Oku