Şimdi size anneler günü için bir soru
sormak istiyorum.
Teyze anne yarısı mıdır?
Gelin bu kabul görmüş ama
sorgulanmamış hassas konuya parmak basalım birlikte, ama dürüstçe…
Bizim toplumumuzda hep böyle söylenir; teyze anne yarısıdır denir. Ben de eskiden böyle düşünüyordum…
Ama artık buna inandığım
söylenemez. Ha çok samimi olanlar vardır, birbirlerini çok seven teyze yeğenler
vardır ayrı. Ama mesela şöyle düşünelim. Bir anne çocuğunun onaylamadığı bir
şey söylese o çocuk annesini siler mi? Silmez… Peki teyzesini siler mi? Silme
ihtimali yüksektir.
İstisnalar kaideyi bozmaz
diyeceksiniz; bence dememek lazım bence. Genel kabullerin ardına sığınıp da istatistiklerde
kendilerine yer bulmayan gerçekleri niye göz ardı edelim ki…
Mesela deprem olsa çocuk önce kimi arar? Annesini arar değil mi, dur annemin yarısı da teyzemdi diyen kaç duygusal kişi vardır şu dünyada? Teyzeler, sözüm meclisten dışarı, kurtarılacak kişiler sıralamasında kaçıncı önceliklidir? Ben söyleyeyim; anne, baba, kardeş, öbür kardeş, eş, çocuk, öbür çocuk… Yani kurtarılacaklar listesinde aile için zurnanın son deliğidir teyzeler; hatta belediye yeğenlerden önce koşturabilir bir derdi olduğunda teyzelerin… Yalan mı? “Teyzeyim, yeğenlerim var, yardımıma koşarlar” diye kendini güvende hissedenler büyük yanılgı içindedir bence. Zaten sevdiğimiz insanlardan böyle şeyler beklemek de sanırım biraz feodallikten gelir. Modern toplumlarda bireyler yalnızdır ve kendilerinden sorumludur...
Konuya dönecek olursak; mesela bir yeğen, eşi ile anlaşmıyor diye annesini siler mi? Çok zor, en azından gizli gizli görüşür annesiyle. Ama teyzesini direkt yok sayabilir eşini üzmemek için. Bu da teyzelik müessesesinin önemsizliğine örnektir. Elbette doğrusu da budur, çünkü çekirdek aile çok önemlidir. Teyzesini yok sayan yeğenleri asla ama asla kınamıyorum. Zira hayatım boyunca kendi teyzelerimle en ufacık bir bağ kurmuşluğum da yoktur… Bu işler gönülden gelirse anlamlıdır, sevgi yoksa kurulan iletişimde zaten kandırılçılık olur.
Şimdi bana “katısın, saçmaladın,
antisosyal yaratıksın, duygusuzsun, bencilsin… ” gibi şeyler diyecek olanlar
vardır ama içimden geçeni söyleyeyim:
Teyzeler, dayılar, şunlar bunlar aslında hepsi dış kapının mandallarıdır! Evet, öyledir; en azından benim için...İçlerinden bazıları iyi insan oldukları için sevilir, diğerlerine de toplum ayıplamasın, ailede kavga çıkmasın diye seviyormuş gibi davranılır.
Yani yineliyorum; kimse
kimsenin annesinin yarısı değildir ve anne yarısı muamelesi görmeyi hak etmez!
Sadece hak edenlere sevgi gösterilir, gerisi “mış gibi yapmak”tır…
Peki kınıyor muyum? Yine söylüyorum; ASLA!
Bence teyze anne yarısı falan
değil, hatta bazen yangında üstüne daha da ateş atılacak, bunu hal eden biri bile olabilir.
Çünkü teyzeler sevilecek diye bir kaide yoktur. Ama çok çok cani falan olmadığı
sürece anneler hep affedilir, sevilir.
Aslında akrabalık denilen şey de
büyük bir aldatmacadır! Kimse kimseyi içtenlikle sevmez; en yakınların
birbirlerini düşmanlaştırması bir küçücük kırmızı çizgiye bakar…
Kırmızı çizgiyi aşan kişi ister
teyze olsun, ister baba olsun, ister akrabadan öte dost olsun; anında
düşmanlaştırılabilir. Sadece anneler hariç tutulur kırmızı çizgilerden.
Yani konuyu nerelere getirdim,
bağlayayım; anneler gününde “teyze anne yarısıdır” diye düşünüp kutlama falan
beklemeyin sayın teyzeler… Acıdır ya da değildir, hissiyatınızı bilemem; ama
gerçek budur. Eğer hak ediyorsanız, yani o yeğenler sizi sevmeye değer görüyorsa
zaten her gün bunu gösterir, hissettirir. Özel günlere ihtiyaç yoktur. Ama siz
onların gözünde sevilmeye layık değilseniz, anneler gününde öyle kös kös oturup
sevgi beklersiniz. Bence beklemeyin; gerçeklere dönün, hatta kendinizi sevmenin
yollarını arayın… Kendinizden kimsenin size göstermediği şefkati ve hoşgörüyü
eksik etmeyin…
Ha, anneler gününde aranmayan teyzeler de kendilerine dönüp bir baksınlar; muhtemelen sevgiyi hak etmediklerini gösteren pek çok yanlışları vardır… Kalan mı terk etmiştir, giden mi sorunsalına benzer bir durumdur bu...
O yüzden; özel günler anlamsızdır, çok da şey etmemek lazım… Bırakırsınız Oruç Arıoba'nın dediği gibi, evet bırakırsınız ve biraz da yağmur yağar....



