GÜNCELLEME: 2014'DE yazmışım bu yazıyı. Bugün yine gül ağacı aldım, yine yazdım dileklerimi. Gerçekleşecekler biliyorum, öyle hissediyorum...
Masalları
da severim, efsaneleri de. Çocuksu tarafım coşar, mutlu olurum,
hayaller kurarım hikayelerde kaybolurken.
Dün
de Hıdrellez'di. Hızır ve İlyas peygamberler ölümsüzlüğe
erdikleri bu gün buluşacak, bahar gelecek, doğa coşacak, gül
ağacının altına çizilen dilekler kabul olacaktı..
Ben
de dün, belki de hayatımda ilk kez bu kadar içtenlikle hıdrellez
coşkusuna kapıldım, gittim küçük bir gül ağacı aldım
küçücük balkonuma. Yazdım çizdim dileklerimi küçük bir
kağıda, elbette uğur parasını da unutmadım. Güzel ağacımın dibine bir güzel yerleştirdim çizdiğim hayallerimi. Rivayetlere
göre sabah eğer gül ağacı ıslaksa dilekler kabul olacaktı. Dün
gece yağmur yağdı çok çok. Çünkü Hızır ve İlyas
buluştuklarında sevinçten ağladılar ve bulutlar da onlara eşlik
etti. Bu demektir ki İstanbul'da dilenen dilekler kabul oldu...
Ne güzel.
Aslında
masallarda yaşamak ne kadar güzel. Gökten üç elma düşmesi, bu
elmalarla birlikte dileklerin kabul olması. Sevgiyle verilen bir
öpücüğün kurbağayı yakışıklı bir prense dönüştürmesi,
kötü kalpli üvey annelerin masalların sonunda hep kaybetmesi, iyi
yürekli kül kedilerinin prenses olması...
Hızır
ve İlyas hikayesi de böyledir. Ölümsüzlük suyu ab-ı hayatı
aramaya çıkarlar bir gün. Deniz kenarında yemek yiyecekleri
vakit, sıçrayan su ile önlerindeki kurutulmuş balığın
canlandığına şahit olurlar. Ab-ı hayatı bulmuşlardır...
İşte
tam da bu anda bir melek gelir ve kulaklarına sonsuza dek
yaşayacaklarının müjdesini fısıldar. O saatten sonra artık
Hızır karada, İlyas ise denizde ihtiyacı olanlara yardım etme
görevini üstlenmiştir. Denizlerin ermişi İlyas ile karaların
ermişi Hızır, her sene aynı gün, yani 6 mayısta gökyüzünde
buluşurlar.. İşte bu buluışmanın sonunda dünyaya baharla
birlikte bereket gelir, gül ağacını dibine çizilen dilekler
kabul görür.
Bu
içimizi ısıtan hikayeye, tam da 6 mayıs 1972'de gölge düşürür
kara yürekli insanlar. Deniz, Yusuf, Hüseyin adındaki üç
gencecik karanfilin boynuna yağlı ilmeği geçirirken bu kara
yürekliler, mutlaka bir aksilik olmuştur Hızır ve İlyas'ın
buluşmasında.
Masalların
mutlu sonla bitmesi gerekir çünkü!
“Baba”
der Deniz mektubunda “Annemi teselli etmek sana düşüyor!”
İşte
hayat bazen böyledir. Kötü kalpli cadılar zaman zaman
istediklerini yaparlar..
5
mayıs 2014 günü, tam da Hızır ve İlyas'ın buluşacakları
gecenin gündüzünde o kara yürekli insanlar, meclis kürsüsünde
kendilerini aklama komedisini oynayacaklardır..
Hiçbir
masalda kötüler kazanmaz oysa ki!
Onlara
aldırmadan, yürekten inanarak astım dileklerimi gül ağacının
dibine.
Çünkü
kötülerin öyle ya da böyle kaybedeceklerine, iyilerin bir şekilde
kazanacağına inanmak istiyorum. Aslında inanıyorum da.
İyi
yürekli insanların mutlu olduğu masalları çok seviyorum.
Bu
kadarına hakkım var.
Çocukcasına,
sevgiyle, hem de tüm kalbimle...




