Ülkemizde
olup biten kötü olaylar her ne kadar canımızı yaksa da, arada
iyi sonuçlara da vesile olmuyor değil, haklarını yememek lazım!
Misal,
bölündük parçalandık; yardımseverlik, dayanışma, kardeşlik
gibi duygularımız yok oldu diye hayıflanırken birdenbire
kenetlenmiş bulduk kendimizi milletçe!
Dün
Twitter'a erişim yasağı konuldu, bunun üzerine teknik bilgisi
olanlar seferberlik ilan ettiler. “Şöyle yapın, böyle yapın”
diye herkes bilgisini ortaya döktü, paylaştı ve teknolojiyle hiç
ilgisi olmayanlar bile bu yardımlaşma sayesinde Twitter'a yeniden
girmeyi başardılar.
Hani
her şey satılıktı?
Demek
ki değilmiş, demek ki bilgi de paylaşılırmış içtenlikle ve
karşılık beklemeksizin.
Twitter'a
erişim yasağı koymasalardı, DNS ayarı, Hotspot Shield, Onavo
Protect gibi daha önce hiç duymadığımız sözcüklerin ne demek
olduğunu nasıl öğrenecektik?
“Tişikkirler
sayın mahkeme” diyesi geliyor insanın neredeyse..
Sabahları
erken saatlerdeki haber programlarını izlerim kahvaltı yaparken.
Bugün sabah programları da sanki daha bir güzeldi. Korku duvarları
aşılmış, sanki sözleşmiş gibi birçok kanal, "Twitter yasağını
nasıl deleriz" konusunda bize yardımda bulunuyordu. Hem şaşırdım,
hem de çok hoşlandım bu durumdan. Milletçe gözümüze sallanan
parmakla “ hıı, öyle yaparsan görürsün, sus bakıyim”
korkutmalarından bıkmıştık, rahatça karşı durasımız vardı
bir şeylere, yoksa patlayacaktık. Bir tweet okudu mesela Kanal
D'nin başarılı sabah habercisi İrfan Değirmenci, duygularıma tercüman olan bir tweet, yanılmıyorsam
şöyle diyordu:
-Düğün
dağılmış da biz bize kalmış gibiyiz!
Benim
sabah yaşadığım duygu tam da böyleydi; biz bizeydik gerçi ama
bayağı da yorgunduk. En sevdiğimiz kuzenimiz evlenip gitmiş gibi
hüzünlüydük ama biz bize rahatça dedikodu yapabiliyorduk..
Kayınvalidenin DNS ayarları, görümcenin mobil ayarlamaları her şey
ortadaydı sabah haberlerinde. Gerçi düğünün bitmesi aynı
zamanda acı gerçeklere dönmek de demekti ama olsun, güzeldi o
“bir olma” duygusu.. “Penguen” diye geçtiğimiz haziran
ayında protesto ettiğimiz kanalın suratsız sabah sunucuları bile
bugün sevimli geldiler gözüme.
Bir
de sosyal medyanın nasıl bağımlılık yarattığına şahit
olduk. Düşünsenize, yasağı çıkaran partinin kıdemli belediye
başkanı tweet'siz yapamadı ve gecenin üçünde yasakları delerek
“gülücük” attı Twitter'da! En "traji mi- komik mi" olduğunu
bilemediğim durum ise internet yasakları yasasını bizzat
onaylayan cumbaba bile dayanamayıp “umarım bu uygulama uzun
sürmez” diye tweet atarak yasakları delmiş oldu.
Ne
oldu, sonuç ne şimdi derseniz söyleyeyim. Nev-i şahsına münhasır
bir ülke olduğumuz bir kez daha tescillendi ve dünyaya yine rezil
olduk.
Ama
olsun, iyi ki Twitter yasaklandı diyorum yine ben. Niye mi,
içimizdeki birlik-beraberlik duygusunu yitirmediğimizi öğrenmiş
olduk. Saldırıya karşı kara-kaş, kara-göz ayrımı
yapmadan birbirimizi kolladığımızı görmek benim için çok özel bir duygu
haliydi. Dedim ya , tekrar yineleyeyim: “tişikkirler mahkeme!”
Yarına
ne olacağı belli değil, belki yine kendime hakim olamayıp güncel
bir şeyler karalarım..
Sevgiyle
ve her ne olursa olsun gülümseyerek yaşayalım diyorum..

