22 Ocak 2016 Cuma

İzmir mi İstanbul mu?

Geçen hafta İzmir'e gittim, oldukça maceralı gidişimin detaylarını son yazımı okuyanlar biliyor. İzmir benim için hep özeldir, hep Türkiye'nin Avrupası derim İzmir için ama, bu sefer cidden iliklerime kadar hissettim bu durumu. Neden derseniz, İstanbul gittikçe Avrupa kenti olmaktan uzaklaştığı için olabilir mi acaba? Vaktiniz varsa madde madde anlatayım düşündüklerimi

1- İstanbul'un kalabalığı gülümseme sınırını aştı! Darısı elbette İzmir'e değil!
Eskiden olsa, İstanbul çok kalabalık diyenlere gülüp geçerdim. “İnsan alışıyor kalabalığa, sakinlik ne kadar banal!” şeklinde mesnetsiz savunmalarım bile olurdu. Yok bu sefer öyle demeyeceğim. *Bir gazete Tüik araştırmasını yayınlamış. Buna göre İstanbul, Türkiye'nin toplam nüfusunun %18,5'unu barındırıyormuş. Yapılan çalışma sonucu çıkan rakamlar cidden ürkütücü. Her gün yaklaşık 801 kişi İstanbul nüfusuna ekleniyormuş! İyi de her gün 801 kişilik ilave oksijen mi veriliyor bu şehre, her gün 801 kişilik ilave iş olanağı mı açılıyor, her gün 801 kişilik ilave yeşil alan mı ekleniyor? Her gün 801 kişiye yeter mi bilmem ama bu şehirde en çok yapılan şey beton beton evler! Her yer inşaat sahası mübarek. Üçüncü köprüyle övünüyorlar ya, pardon o köprü kaç tane 801 kişiye yarayacak?

**İstanbul'un nüfusu 2015'de yaklaşık 14.561.865 kişiymiş, İzmir'inse 4.154.203. “İyi de yüzölçümüne de bak!” diyeceksiniz biliyorum ben sizi. Ona da bakarız efendim, mühendis kafası var ne de olsa, merak etmeyin analiz yapmak bizim işimiz... (Off bu kötü söylemin esprisi bile nasıl da itici, şöyle mi demeliydim yoksa “Analiz yapmayı sizden öğrenecek değiliz!” Tabii ki öyle bir şey demem, diyemem, çok ayıp!) Konuya dönelim, dersimiz coğrafyaydı. Denizi doldurup yüzölçümünü büyütmüşler ve sonuç İstanbul için 5461 km², İzmir içinse 12.007 km².
Doğrusunu isterseniz yazıdan koptum, saatlerdir Google'da yüzölçümler arasında geziyorum. Yüzölçüm büyüklüğü açısından  81 il içinde İzmir 22. sırada, İstanbul ise 64. sırada yer alıyormuş!

İzmir'i sevmemek ne mümkün!
Küçücük bir kutuya sıkıştırılan, üst üste atılmış karıncalar gibiymişiz İstanbul'da, sayılar öyle gösteriyor. Yani kaba hesapla nüfusu yüzeye bölersek, 14.561.865/5461 = 2666 ve 4.154.203/12007= 345. Sonuç sürpriz değil, metrekareye İstanbul'da 2.66 kişi düşerken; İzmir'de ise 0.3 kişi düşüyor. Ben sayıları sevdiğim için böyle basit bir hesap yaptım. Ama buna da gerek yok, yaşananlar ortada! 
Kalabalıktan uçağı neredeyse kaçırıyor olduğumu yazmıştım biliyorsunuz.. İzmir'e indim, havaalanı bomboş, etrafta koşturan insan yok, birbirine çarpanlar yok. Hal böyle olunca hizmet kalitesi de yükseliyor doğal olarak. İstanbul'da bir görevliye soru sormaya kalksanız, aristokrat bir aileden gelmiyorsa, -ki genelde gelmiyor!-  asık suratla geçiştirir, çoğunlukla sizi duymazdan gelir; bezmiştir zaten. Metrekareye 3 kişi düşüyor kolay mı, hangi birine cevap versin! Hiç bu açıdan düşünmemiştim kalabalığın etkisini, yazarken aklıma geliyor. Avrupa'da nüfus az deniyor ya hep (bu konuyu araştıramadım kusuruma bakmayın), kimbilir hizmet kalitesi ne kadar artıyordur! Bize ne onlardan, yaşlı onların nüfusu! Yurdumda her aile üç çocuk, üç de yetmez beş çocuk yapmaya devam etsin, yaşayıp gidiyoruz işte kardeş kardeş demek isterdim ama, ne yaşamak kaldı, ne de kardeşlik!

Aslında mesele sadece kalabalık da değil! Direkt iyi planlama, iyi yönetim ve yaşayanların kent kültürünü özümseme meselesi. Şehir planlaması iyi yapılsa, inşaatlar yapılırken yeşil alanların kişi başına oranı korunsa, her semtte kocaman parklar olsa, demir ağlarla örülmüş olsa kentin herbir yeri (dünyanın ikinci metrosu İstanbul'daymış diye övünüyoruz, keşke 141 yıl önce Karaköy ile Beyoğlu arasında Fransız bir mühendisin yaptığı dünyanın ikinci metrosunu bugüne dek geliştirebilseymişiz!) Olmamış işte ne diyelim! O kadar yönetim gelmiş gitmiş, kimsenin aklına şu şehre metro yapalım demek gelmemiş. Nüfusun bu kadar artacağını mı düşünemediler, “ne gerek var canım!” mı dediler, “hele sonra yaparız, acelesi ne?” mi dediler biz bilemeyiz tabii ki. Ama şu var ki modern bir kentte yaşamak benim, sizin, herkesin en doğal hakkı ve bunun için modern beyinler gerekiyor.
İzmir'de metroya hem sabah, hem de iş çıkış saatinde bindim, insanlar üst üste değillerdi, çoğunluk oturabiliyordu. İnsanlar üstüme üstüme gelmeyince derinden ve huzurla “oh be!” diyebildim.
2- İzmir'in insanı hâlâ nazik! İstanbul'da hoyratlık moda!
Taksiye bindim, “buyurun hanımefendi” dediler, “kısa mesafe olabilir gideceğim yer, şehrin yerlisi değilim” dediğimde “sorun değil” diyerek 5 liralık mesafeye güleryüzle bıraktılar. İstanbul'da olsa nasıl da söylenir taksiciler! Sokakta hiç tanımadığım bir kadınla göz göze geldiğimde gülümsedik birbirimize modern insanlar olarak. Metroda olması gerektiği gibi yaşlılara ve engellilere yer veriliyordu. İstanbul'da değil yer vermek, çoğunluk uyuma numarası yapar, yürürken omuz atar, yüksek sesle konuşup başkalarını rahatsız eder. Metroda telefonla konuşan en az 4 kişi gördüm, hepsi de kısık sesle konuşuyordu. Ben alışkın değilim buna, İstanbul'da yüksek ses kanıksanmış çünkü.  Hem metroda, hem de dolmuşta kitap okuyanlar çoğunluktaydı, ne kadar önemli bir ayrıntı! İnanır mısınız Bornova-Karşıyaka dolmuşuna bindim iki kez, ikisinde de şoför kısık sesle dinliyordu müziğini, arabesk değildi zaten, bildiğiniz türküydü, hem de güzel olanlardan. Bir de bizim Pendik-Kadıköy dolmuşlarını düşünün, içiniz dışınıza çıkar, arabeskten boğulacak gibi olursunuz! İzmir'de korna sesi duymadım desem yeridir, çünkü telaş yok, hayat yavaş akıyor. Dolayısıyla yeşil yanar yanmaz öndekini taciz etmek için kornaya basmıyor insanlar. İşte buna nezaket deniyor, İstanbul'un bazı semtlerinde geçerli olan, gerisinde ise nazik olmanın neredeyse suç işlemekle eşdeğer sayılayacağı bir yüce kavram!
İşte modern metro!
3- İzmir'in sokakları geniş, ferah; her evin önünde ağaç var!
Tabii ben Bostanlı - Girne Caddesi - Aksoy'daydım hep. Çünkü seviyorum oraları. Caddeler geniş, kaldırımlar alçak; karşıdan karşıya geçmek için iğrenç üst geçitlerden geçmek zorunda değilsiniz. Adım başı turunç, limon ve adını bilmediğim ağaçlar var. İstanbul'da öyle mi? Anadolu yakasında, Kadıköyümde bir nebze olsa ağaç var yine de, ya karşısı? Yüksek binaların plansızca dikildiği bir çöle döndürdüler canım İstanbul'u! İnşaat en kolay rant şekli çünkü, dik binayı kap parayı, bul karayı sat dünyayı! O eskinin nakış nakış işlenen yalılarını, ahşap binalarını, taş evlerini acımasızca yıkıp pis ve çirkin ucubik yapılarla doldurmuşlar ve doldurmaya devam ediyorlar. Avrupalılar salak çünkü, bu kadar rant varken hâlâ Ortaçağ'dan kalan yapıları koruyorlar! Alemin en akıllıları bizleriz, çevre bakanımız beton dökme makinesinin sesine aşık olduğunu söylüyordu unuttunuz mu... Neyse sinirlenmeyeyim devam edeyim.

4- Karşıyakalı estetiğe önem veriyor!
Çöp kutularını suni çim malzemesi ile kaplamışlar, ne kadar temiz ve ne kadar hoş göründü gözüme. İki gün boyunca sürekli dolaştım; ne yerlerde sigara izmariti gördüm, ne ağzına kadar dolmuş ve yanlara taşmış çöp kutuları gördüm, ne de kıyıda köşede atık gördüm. Herşey olması gereken gibiydi, gerçekten kendimi bambaşka bir ülkede gibi hissettim. Zaten Kadıköyümden çıkamayışım da bundandır. Kadıköy biraz İzmir'dir çünkü gözümde.

İşte çöp kutusu, işte estetik!

5- Adım başı lokanta, restoran yok!
Bence bu güzel bir şey, insan dışarıya çıkınca sadece yemek yemez. Parka gider, sahile iner, çay içer, yürüyüş yapar. İstanbul'da öyle mi ya, her yer yemekçi, her yer pis pis kokuyor!

Tabii ki boyoz yemeden dönmedim:)
6-Kültür-sanat meselesi
İşte İzmir'in sınıfta kaldığı tek nokta bu. Bizim Kadıköyde hele son dönemlerde neredeyse adım başı bir tiyatro sahnesi var, Kadıköy Belediyemiz çoğu bedava olan şahane etkinlikler düzenliyor, yetişemediklerim olsa da, en azından kültür sanata doyacağımı biliyorum İstanbul'da. İzmir'de sanmıyorum böyle olsun. Yanlış biliyorsam lütfen İzmirli dostlar yorumlarını belirtsin...

7-Hayat İstanbul'dan daha ucuz İzmir'de!
1000 lira kira vererek oturacağınız 3+1 ev için İstanbul'da merkezden ve denizden uzaklaşmanız gerekir, ama İzmir'de öyle mi? 1000 lira kira vererek Karşıyaka'da, güzel bir evde oturabilirsiniz. Başka şeylerin fiyatı nedir bilmiyorum, ama ev kirası iyi bir kriter bence karşılaştırma yapmak için...

Uzun bir yazı oldu farkındayım ama, dediğim gibi bu sefer İzmir'i başka türlü sevdim ben. Keşke yurdumun her ili İzmir gibi olsa, olabilse! Ama gönlünde yatan aslan nedir diye sorsanız, kalbim Ege'de kalsa da galiba ille de Kadıköy derim... En azından şimdi böyle, ilerisini kim bilebilir...
Sevgiyle ve sağlıcakla kalın, gidiyorum bugünlük...


KAYNAKLAR:
*http://www.gazetevatan.com/istanbul-un-nufusu-ayda-24-bin-kisi-artiyor-815424-yasam/
**http://www.nufusu.com/il/istanbul-nufusu
***http://www.gazetevatan.com/istanbul-un-yuzolcumu-buyudu-711476-yasam/
****https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0zmir
*****http://www.mynak.com/forum/illerin-yuzolcumleri-illerin-buyuklukleri-ne-kadar


40 yorum :

  1. 28 yılını İzmir'de geçiren ve İzmir'e aşık bir sonradan İstanbul'lu olarak daha yazının yarısında gözlerim doldu. Özellikle nezaket eksikliğine hiç adapte olamadım İstanbul'da geçirdiğim 5 yılda ve bu beş yıla rağmen hala eve su getiren adamla, kargocuyla, güvenlikçiyle, bakkalla vs. gülümseyerek konuştuğum, nasılsınız, teşekkür ederim, mutlu günler gibi gayet sıradan olan ve bence bir iletişimde olmazsa olmaz sözleri söylediğim için uzaylı gibi algılanıyorum. Bir de hala bu trafiği algılayamadığım için her yere geç kalıyorum.
    Biz annemle bir konuşmamızda bunun nedenlerine kendimizce bir yorum getirdik. Namı değer "Gavur İzmir" zamanında çok göç aldı. Aynı zamanda şehirde yaşayan gayrımüslim ve levanten nüfus da hiçbir zaman az olmadı. Daha geçen sene Paris'e gittiğimizde eşimle gözlerimize, kulaklarımıza inanamadık. Yolda yanımızdan geçen yaşlılar bile bize bonjour diyordu. Bir markete girdiğimizde, kaldığımız apartmanda birisiyle karşılaştığımızda sanki Bonjour, bonsoir demezsek arkamızda bir nezaket memuru bize ceza kesecekmiş gibi davranıyorlardı. Bu tabii ki alışık olmadığımız bir şeydi ama çok hoşumuza gitti. Daha sonra bu durumu 16 yıl Yunanistan'da bir Türk olarak yaşadıktan sonra İzmir'e yerleşen anneme anlattım. O da dedi ki "Kızım size hep söylüyordum, herkes Yunanları kötü bilir ama o Yunan askerleri, köylüleri, esnafları ne zaman bizi görseler kibarca Geia sou der, bizi rahatsız etmemek için hemen bakışlarını indirir yanımızdan geçerlerdi." diye.
    Yani İzmir böyle bir kültürde ise hala, gayrimüslimlerin katkısını da es geçmemek gerekir sanıyorum :)
    uzun yazıya uzun yorumla cevap... :)
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim katkınız için. Söylediklerinize tamamen katılıyorum. Dolmuşa bindiğimde hala günaydın diyorum. Bazı şoförler bunu anlamayıp susarken bazıları mutu olup gülümsüyor şaşırarak. Yolda gördüğüm temizlik emekçilerine "kolay gelsin" diyorum mutlaka, onlar hep güleryüzle karşılıyor bu durumu. İnsan olmak böyle birşey, elimden geldiğince böyle olmaya devam edeceğim. Polonyalı bir arkadaşım, sokakta insanlara gülümsediği için yanlış anlaşıldığından dert yanıyordu geçen gün. Ne üzücü!
      Öyle bir korku toplumu yaratılmaya çalışılıyor ki, herkes birbirinden şüphelensin, mümkünse sokakta fazla vakit geçirilmesin, terör olsun.. Bu arada birileri de cebini doldursun...
      İşte İzmir böyle olmamak için hala direniyor benim gördüğüm kadarıyla, ve İstanbul'da herşey o kadar üzerime üzerime gelmeye başladı ki son zamanlarda bu gidişimde İzmir'de gerçekten de nefes aldığımı hissettim. Doğru söylüyorsunuz,İzmir'in modern köklerinde levantenlerin etkisi yadsınamaz..
      Sevgilerimle:)

      Sil
  2. Kültür sanat konusuna değineyim İzmir'de yaşayan biri olarak. Evet İstanbul kadar çeşitli değil zaten olması beklenemez çünkü nüfus/talep ilişkisi açısından imkansız. Buna rağmen Adnan Saygun Kültür Merkezi, Karşıyaka Büyük Şehir belediyesi gibi yerlerde sürekli bir etkinlik (ücretsiz) olarak bulunabilir. Bunun yanında İzmir Devlet Tiyatrosu tüm yıl kapalı gişe oynar ve biletler eylülün ilk haftası biter. Gelen hiçbir özel tiyatro boş sahneye oynamaz. Bunların yanında İzmirli genç tasarımcılar düzenli olarak panayırlar düzenler. Göz önünde bulundurulması gereken şey İstanbulda bir söyleşiye birini getirmek maliyetsiz olabiliyorken İzmire olan davetlerde hep bir bütçe beklentisine girilir. Biliyorum çünkü çok organize etmeye çalıştım. Bu arada İzmirde hiç mi sıkıntı yok? Çok var ama iyilikleri göz ardı etmemizi sağlıyor. İzmiri seven dikenine katlanıyor. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katkınız için teşekkür ederim. izmir'de bir etkinliğin boş salonda olacağına ben de hiç ihtimal vermiyorum, çünkü İzmirliler bu konuya değer verirler. İstanbul'dan bakınca az geliyor ama biz İstanbul'da neye ne kadar katılabiliyoruz? Bütçe,zaman, yol gibi birçok değişkenin örtüşüyor olması gerekiyor. Belki özel girişimlerin İzmir'e daha cesur yaklaşmaları bu eksikliği kapatır zamanla.. Tek sorun bu olsun, İzmir benim için hep özel, hep özel, sevgilerimle...

      Sil
  3. bende izmir hayranıyım gerçi izmir maceram sadece 3 gündü ama olsun baya gezdim yınede bayıldım alsancaka fılan istanbulun gereksiz kalabalığından trafiğinden valla bıkkınlık geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzmir'de en az bir sene yaşayan, oranın ruhunu anlayabilen, bence kendini İzmirli hisseder. Üç günde bunu hissedebildiyseniz şanslısınız, sevgiler:)

      Sil
  4. Ne güzel bir şehir, çok güzel anlatmışsınız. Umarım bir gün benim de yolum İzmir'e düşer :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. İzmir anlatılmakla bitmez ki, oranın ruhunu yaşamak lazım. Birgün gittiğinizde bunu eminim siz de göreceksiniz. Sevgiler:)

      Sil
  5. Yazınızı heyecanla bekliyordum. Bir Kadıköylü olarak İzmir'i bu kadar övmenizden gururlandım doğrusu. Ellerinize sağlık, epey araştırma yaptığınız, emek verdiğiniz görülüyor. Güzel yerleri gezmişsiniz. Bir de Balçova ve Narlıdere tarafları benim hoşuma gidiyor. Eski Karşıyaka'nın dar sokakları tam bir felaket. Ne arabanızı park edecek bir yer var ne de sokakların arasından arabayla geçmek mümkün. Bir İzmirli olarak en fazla gurur duyduğum İzmir'in insanları... Yüzlerinin daima batıya dönük olması. Gavurluğu yani. Bu gavur lafı hiç bir şehre yakışmadı bu kadar. Beni esas korkutan da göçler. Doğudan çok göç aldı. Yetmezmiş gibi şimdi de Suriyeli doldu. İzmirli bakabileceği kadar çocuk yapar. Keyfine düşkündür. Çalışmasını da bilir gezmesini de, eğlenmesini de. İsim vermeyim ama bazı semtler o kadar yabancı ile doldu ki, artık oraları İzmir olmaktan çıktı. Kültür ve sanat bakımından sizinle aynı fikirdeyim. İstanbul'dan destek bekliyoruz. Nasıl gelip Çeşme Alaçatı'yı keşfettiler, sanat ve kültürü de İzmir'e getirseler inanın karşılık bulacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim güzel yorumunuz için. İzmir'in en çok insanını seviyorum aslında. İnsanı güzel olunca kent de güzel oluyor ister istemez. Dediğiniz gibi hiçbir kente "gavur" lafı bu kadar güzel yakışmadı. Anlamı olumsuz olan hiçbir sözcük bu kadar pozitife dönüşmedi...
      Göç konusu kanayan yara, maalesef yanlış politikalar, yıllardır devam eden ayrımcılıklar, ihmaller, savaşlar... Uzun konu... Bazen insan fanus içinde yaşayıp nefes almak ister ya, İzmir'in Bostanlısı benim için öyle. Sanki başka bir ülke gibi, Avrupa gibi... Hep öyle kalsın, hep tertemiz, hep medeni, hep aydınlık...
      Balçova ve Narlıdere'ye hiç gitmedim, hep söylüyorlar. İnşallah bir dahaki gelişimde oraları da görme fırsatı bulurum.
      Selam ve sevgiler.

      Sil
  6. Hep bi Izmir lafidir gider durur. Demek boşuna değilmiş. Gittiniz, gördünüz ve yazdiniz. Kordondan da çok bahsederler. Ve de saat kulesi. Izmir'e gidersem ilk gormek istediğim yerler. Bu harika yazı teşekkürler. Sizi okumak zevk. O kadar akıcı ki. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bu yazıda ben İzmir'i değil daha çok Bostanlı'yı anlattım. Elbette Alsancak var, Kemeraltı var, Narlıdere var, Urla var... İzmir hakkında anlatacak çok şey var. Hayatımın bir dönemini İzmir'de geçirdiğim için çok şanslıyım gerçekten de. Umarım siz de gider ve bu yazdıklarımı anımsarsınız. Sevgiler :)

      Sil
  7. Oldum olası yüksek binalı, yeşilden yoksun ve kalabalık şehirleri sevmemişimdir. Bir şehirin güzel olması icindeki insanlarla alakalıdır. Irkıyla alakalı değildir. Emeğinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. TEŞEKKÜRLER.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler yorumunuz için. Aslında bence insanların çoğu aynı şeyi istiyor. Az katlı estetik binalar, sakin bir hayat, temizlik, nezaket ve bol yeşillik. Kimileri şanslı, böyle şehirlerde yaşıyor, kimileriyse hayal kuruyor:)

      Sil
  8. Yanıtlar
    1. İzmir'e mi gitmediniz :)

      Sil
    2. İzmir'e gitmek yetmez zaten, orada bir süre yaşamak lazım ruhunu anlayabilmek için...

      Sil
  9. İzmir'de yaşamak. Düşününce bi an olabilir gibi geldi. Ama Ankara'ya, evime yeni geldiğimi düşününce yok yok tadını almadan özlem gidermeden terketmiycem betondan aşkımı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman betondan aşkınızla size mutluluklar dilemek lazım:) Şaka bir yana, ne kadar çirkin de olsa, insanın evinin olduğu şehir başkadır.

      Sil
  10. İletişim başlığından size ulaşmaya çalıştım, sanırım elinize geçmedi. İstanbul'da m2 ye düşen kişi sayısı bana biraz fazla gibi geldi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında iletişim sayfası düzgün çalışıyor ama bir aksaklık oldu herhalde, e-postanızı göremedim. Sayıları yazının sonuna eklediğim kaynaklardan aldım, yani onların yalancısıyım, ama bana sorarsanız az bile o sayı:)

      Sil
  11. Ben 17 yaşındayım. Burada doğdum ve büyüdüm.İzmir i sevsem de hiç bu kadar güzel gelmemişti gözüme. Size yazınız için teşekkür ederim belki bu yılki üniversite tercihime bile etki edebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ege'den mezun biri olarak söyleyebilirim ki, İzmir bir öğrenci için harika bir şehir. Bence de düşünün derim, sevgilerimle:)

      Sil
  12. Bir İzmir'li olarak yazdığınız övgülere kendi adıma çok teşekkür ederim. Evet İzmir'de hayat başkadır, insanlar başkadır. Kibar ve güleryüzlü insanlar , sakinliği, hayatın bir kosusturmacadan ibaret olmaması yaşanacak bir şehir haline getirir İzmir'i. Kültür ve sanat açısından ben de çok dertliyim. Cok az tiyatromuz var. Özel tiyatrolar da, konserler de, malesef İstanbul'a uğradıkları kadar ugramazlar İzmir'e. Pahalılık açısından bakarsanız, aslinda bazı şeyler daha pahalıdır İstanbul'a göre, yanlış hatirlamiyorsam ulaşım İzmir'de daha pahalı. İzmir'i anlamak için evet bir süre yaşamak gerekir. Bu harika yazı için tekrar teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim bu güzel yorum için.. İzmir gönlümüzün birincisi her zaman... Orada hayatımın bir dönemini geçirdiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Belki birgün yine yaşarım, belli mi olur, sevgilerimle...

      Sil
  13. Yazınızı zevkle okudum bir İzmirli olarak şehrime aşığım en birçok il gezdim ama benimde kalbimde gönlümde aklımda hep İzmir de kalır zaten İzmir de yaşayan insan başka yerde yaşayamayacağını sanır tabi ki yaşanır alışılır ama İzmir hep özlemle anılır bende Göztepe deyim bu tarafı gezme şansınız pek olmadı sanırım :) İzmir de alıştığımız en güzel şey özgürlüktür hürüz özgürüz bu şehirde kimsenin kimseyle işi olmaz yardıma ihtiyaç duysanız tanımadığınız herkes yardıma koşar dolmuşta paranız yetmese başkası sizin yerinize öder yağmurda saçak altına sığınan birileri olsa sizi görseler yer açalar yağmurun ortasında o saçak altında sıcacık sohbet başlar sıcak kanlıyız gönlümüzü de soframızı da evimizi de misafire açarız kimse kimseyi yargılamaz en önemlisi ve gurular söylüyorum her yanımız her semtimiz MUSTAFA KEMAL ATATÜRK' le doludur vatan sevgisi milliyet sevgisi bir Cumhuriyet bir 23 Nisan bir 30 Ağustosta yüreğinizde sonuna kadar hisseder her evin balkonunda şanlı Türk bayrağımızın dalgalandığını görürsünüz İzmirliyiz işte kimi gavur der kimi hoyrat kimi yoldan çıkmış der kimi günahkar kim ne derse desin İzmir de doğduk İzmir de ölücez bu şehrin aşkını bir tek bilicez. sevgilerimle ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel yazmışsınız, teşekkür ederim, sevgilerimle :)

      Sil
  14. Ben de İzmir'e geleli 31 yıl oldu evim memleketim her şeyim oldu:))Rahmetli babam nerelisiniz diye sorulduğun da doğduğunuz yeri değil doyduğunuz yeri söyleyin derdi:) Ankara ve istanbul'da da yaşadım ama İzmir'im bambaşka şehir dışına çıktığım da özlüyorum ötesi yok genelde evdeyim altını üstüne getiren biri de olmadık ama var işte bir büyüsü İzmir benim için ev,yuva,Vatan ,Türkiye ötesi yok:)))
    Sevgiler canım her daim sağlıkla git sağlıkla gel:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet dediğiniz gibi var İzmir'in bir büyüsü, çok teşekkürler, sevgiler :)

      Sil
  15. Izmir hakkinda buraya guzellemeler yazan herkese tesekkur ederim: Oyle, ya, olulerin arkasindan kotu konusmak olmaz..

    Ama, guzellemelerin bir yana birapkip gercekci olursak: Gavur/hoyrat filanlar tabii ki Izmir'i dogru anlatmaz.

    Onlarin yerine, irkci, musrif ve tembel vb gibi sifatlar gerekir.

    Irkci, cunku, baska pek az yerde dandik yaya gecitlerinin uzerine 'Sehit Bilmemkim" yazilir.. Dindarlikla nominal iliskisi olan bir sehir icin, Guneydoguda olmus askerlerin isimlerini suraya buraya yazmalarinin arkasinda yatan saik, hem irkciliktir hem de "bakin, biz de elimizden geleni yapiyoruz" demektir. Ikisi de yanlistir.

    Musriftir, cunku, Devletten aldiklari fonlari ya carcur ederler (bkz altyapi) ya da alenen israf ederler. Bkz. Otuz sene once, sirf tuzukurular haftasonu Cesme'ye daha rahat gidip gelsinler siye yapilan otoyol.. Yillarca bos kaldi. Ayni sekilde, sehrin icinde katli gecitlere/tunellere para dokerken, sehirn arkasindaki bolgede yasayan insnalara (gecekondu mahalleleri) yillarca su bile goturulmedi --yol-mol hakeza.

    Tembeldirler, cunku, calismak gerektiren islerin tamamini Izmir'den kacirmislardir --sonunda elle tutulacak bir sanayisi kalmamistir. Varsa-yoksa, Kordon'da oturalim laflayalim; Karsisyaka'ya gecelim muhabbet edelimler..

    Sanayisi olmayan, olmasini da istemeyenlerin sehrinde, gelenksel olarak eglence ve hayvan panayiri amacli kurulan fakat adina (yanlislikla) 'fuar' dedikleri ucubenin sonunda daha uygun bir yere gittigini gormekten memnun oldugumu eklemeliyim... Neydi oyle yaw, gunduzleri kapali, aksam-gece vakti acilip, artiz panayirligindan baska bir sey olmayan o ucube?..

    Izmirlilerin kibri de ayri bir konu.. Ait olmadiklari bir zumrenin (Ingilizlerin kompradoru olan Levantenlerin) bile yasamadigi bir donemin nostaljisinden hareketle, bir sekilde, baska herkese daha ustun, onlardan daha uygar filan olduklarini sanarlar.. Isin ilginci de, neredeyse tamami, 'o Izmirli'lerden degil, daha sonralari baska diyarlardan Izmir'e gocetmis olanlardir.. Ama, her dinde muhtediler daha sofu degilm idirler zaten?.. Bunlar da oyle.

    Osmanli'da kiytirik bir liman kasabasindan bahsediyoruz yahu.. Saruhan Sancagina bagli --merkez filan degil... Yakinda, Sabuncubeli tuneli ve Izmir-Istanbul yolu tamamlaninca, iste o zaman, Izmir gercek karakterine tekrar geri donecek bence: Manisa'nin (Saruhan Sancaginin merkezinin) dogal uzantisi olan bir liman kasabasi..

    Emekli olunca donulmez aksamin ufkunu uzunca bir sure seyretmek icin, tabii ki, ideal bir kasabadir Izmir..

    Ama, yok, icinizde azicik olsun canlilik belirtisi varsa, kapagi Istanbul'a atarsiniz --birkac senedebir 10-15 gunlugune geri gelip nereden kurtuldugunuza sukredersiniz, o ayri.

    Not: Blog yazmagi uzun zaman once biraktim; o yuzden, Internet uzerinde kimlik sayilabilecek bir site filanla baglantili degilim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Açıkçası ülkemizde nefes alınacak üç-beş şehir kalmışken, onlardan biri de İzmir'ken bu şekilde olumsuzluklarını alt alta yazarak üzerini çizmek istemem. (ben böyle düşünüyorum, yazdıklarım güzelleme değil, bizzat gördüklerimdi)
      Bu söyledikleriniz sizin görüşlerinizdir, saygı duyarım. Ama ülkede faşist rüzgarlar olabidiğince sert eserken, sizin verdiğiniz örnekler açıkçası bana çok masum görünüyor. Osmanlı'nın kıytırık liman kasabası dediğiniz yer, iyi ki İstanbul gibi plansız programsız büyüyüp fazla çirkinleşip metropol olmamış. Her şehirde sanayi olacak diye bir kural yok, olmasın da zaten. Avrupa ülkelerinin her şehrinde sanayi mi var? Turizm olsun, kültür olsun, sanat olsun, ticaret olsun; yeter ki ekonomik değer üretsin.
      Ben demiyorum İzmir'in herşeyi mükemmel, mutlaka kendi içinde sorunlar barındıyordur, hangi şehrin sorunu yok ki? Devletten aldığı fonlardan bahsediyorsunuz, İzmir yıllardır muhalif partilere oy veriyor. Acaba devletten ne kadar fon alıyor, incelemek lazım.
      Her neyse, amacım polemik yaratmak değil. Fakat çok olumsuz bir tablo çizmişiniz, ben sizin gibi düşünmüyorum. Eleştirirken var olan iyi şeylerin hakkını da vermek lazım. Son söz olarak şunu söylemek istiyorum. Bence İzmirliler eğer sizin söylediğiniz gibi kibirlilerse eğer, bunda son derece haklılar. Zira bu ülkede İzmirdeki kadar medeni insan görmedim ben.

      Zaman ayırıp yorum yazdığınız için teşekkür ederim.

      Sil
  16. Şu İzmir'i bir ben göremedim. İstanbul gerçekten çok berbat. Bir de o çöp kutusunu hayatımda ilk kez görüyorum bayıldım valla :) Ne kadar da özenli ve düzenli izmirliler
    Çok güzel

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstanbul'a berbat demek haksızlık olur kanımca. Hani var ya bir türkü; "İstanbul güzel ama zabitleri pek yaman.." diye o hesap:)

      Sil
  17. 17 yıldır İstanbul'da yaşamış birisi olarak bana göre tabi ki İstanbul. İzmir'e yolum 3 kez düştü. Bu 3 gidişim'de hep gezdim fakat ısınamadım. İstanbul bir başkadır. Bugün İstanbul'u bir kez daha yaşadım. Sabah 10'da yola çıktım. Önce Taksim , sonra Osmanbey. Sonra Nişantaşı , Beşiktaş derken baya gezdim. Ve İstanbul'umu içten yaşadım. Ama İzmir'e kötü dememeliyiz. Orası da güzel bir şehir. Fakat İstanbul'un verdiği duyguyu hiç bir şehir veremez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke stanbul gibi güzel bir şehrimizi bu hae getirmeselerdi, bence dünyanın en güzel şehri olurdu istanbulumuz...

      Teşekkürler yorumunuz için.

      Sil
  18. İzmirliyim fakat izmire sadece 1-2 kez gittim :( Ama izmirli bile olmak benim için gurur verici. Kimi insan betonu sever, kimisi de yeşili.. Ama ben ikisini de seviyorum. Ve belki de bu kriterlere en uygun şehir olduğu için izmiri seviyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beton ve yeşil birarada yaklaşımı değişik bir bakış açısı olmuş, İzmir umarım daha fazla betonlaşmaz :)

      Sil
  19. Yani yeşil tabii ki lazım ama beton da olsun ya :)

    YanıtlaSil