11 Ocak 2016 Pazartesi

Tuhaf kadınlar, biyolojik silaha benzer!

Tuhaf kadınların tipik özelliklerini teorik olarak biliyordum zaten, sadece teorik olarak bilmenin mutluluk olduğunu bir kez daha anladım sayelerinde. Zira yakından tanıyınca, mecburen de olsa aynı ortamda bulununca, kadın olarak dünyaya gelip bir süre sonra biyolojik silah formuna geçtiklerini, panzehiri olmayan zararlılar olduklarını maalesef anlamış oldum yine. 

Kıskanç kadın biyolojik silah gibidir!
Yanlış anlaşılma olmasın; sevgilisini, eşini kıskanan kadından bahsetmiyorum. Zira kıskançlığın en masum halidir bence aşk yüzünden olanlar. Kadınların birbirlerine olan kıskançlıklarından bahsediyorum; yani en zararlı, en yıkıcı olandan!

Bu tip kadınlar öncelikle kendinden güzel olanı asla çekemez. Bunun için bütünlüklü bir güzellik de gerekmez. Söz konusu kişi örneğin 34 bedendir, uluslararası normlarda kabul gören çok düzgün bir fiziği vardır, ama ne bileyim mesela burnunu çirkin bulur. Bilin ki, burnu güzel olan bütün kadınlar onun düşmanıdır! Ya da bir başka kadının saçlarını beğenmeyegörsün, hemen silahlarını doğrultur ve hasmının moralini bozmak için vurucu cümleyi patlatır; özellikle kalabalık bir ortamda:

Saçının dipboyası gelmiş şekerim, böyle iğrenç görünüyorsun!”

(görsel, buzzfeed.com sitesinden alıntıdır.)
Evet böyle şeyler söyleyebilen, hem de rahatlıkla söyleyebilen densiz kadınlardan o kadar çok var ki! Belki de bu kadınların amip gibi hızla çoğalmalarından bıktığım için seviyorum 30'lu, 60'lı yılları ve oradaki naif ve zarif kadınları anlatan filmleri ve hikayeleri.

Dedim ya kıskanç kadın biyolojik silah gibidir diye, cidden abartmıyorum. Kendileri patlarken çevrelerini de yıkıp geçerler çünkü. Bir daha asla düzelmeyecek olan izler bırakırlar geride. Birisi kendinden azıcık zayıfsa kıskanırlar, öbürü kendine yakışan güzel bir giysi giydiyse kıskanırlar, bir diğerinin kariyeri kendisinden daha iyiyse kıskanırlar, bir başkasının ilişkisi mutluysa kıskanırlar. Kıskançlıklarını gizleyip entrika çevirmeye kalksalar da nafile! Çünkü bakışları vahşileşir, ses tonları değişir, yürüyüşleri tuhaflaşır. Hemcinsini kıskanan kadın insan değildir aslında, bir çeşit android formuna evrilmiştir! Patladıkları zaman tufan yaratırlar. Nedense çevrelerindeki erkekler bu kadınların zehrini en son fark eder. Ama önünde sonunda onlar da anlar gerçeği. Zira bu kadınların kıskançlık krizleri ortamı er ya da geç savaş alanına çevirecektir. Dünyanın en anlayışlı, an aşık erkeği bile bu duruma katlanamaz!

Erkeksi kadınlardan kaç kaç kaç!
Görüntü itibariyle erkeksi olanlardan bahsetmiyorum elbette. Olabilir, bir kadının hormonları bozuktur, görüntüsü erkeğe benzeyebilir. Ya da ne bileyim çok sigara içiyordur, sesi kalınlaşmıştır. Veya içinden gelmediği için kaşlarını düzeltmeden dolaşabilir. Elbette bütün bu kadınlar değil benim bahsettiklerim. Ya da cinsel tercihi gereği erkek gibi davranan kadınları da kastetmiyorum, özel yaşamıdır saygı duyarım. Benim bahsettiklerim, ağzından küfür düşmeyen, oturmasını kalkmasını bilmeyen, bağırarak konuşup insanları rahatsız eden, cinsel anlamda heteroseksüel olmasına rağmen, erkek cinsinin en berbat özelliklerini taklit eden kadınlar!
Hele bir de ikiyüzlülerse hiç ama hiç çekilmezler. Mesela bütün gün erkek gibi davranır, ama patron gelince bir kırılır, bir kırıtırlar ki... Oy oy oy, beşinci sınıf soytarılıktır sergiledikleri; oyunculuk falan da değil, o derece yani! Eminim bu yazıyı okuyan herkesin bu tip kaçılası bir kadın tanıdığı vardır.

(görsel, explosion.com sitesinden alıntıdır)

Densizliğin adı “ben neysem oyum, dürüstüm” oldu!
Bilmiyorum farkında mısınız, son dönemlerde densiz kadınlar çoğaldı sanki. Laf sokmak onlarda, aşağılamak onlarda, kendilerini övmek onlarda... Bence densizliğin bu derece patlamasında sosyal medyanın da etkisi var! Klavyeyi ellerine geçirdiklerinde nasıl ki ne yazdıklarını bilmiyorlarsa, günlük hayatta konuşurken de aynı durumdalar. Bunlar çeşit çeşit.

Birinci grup; özel hayatını olduğu gibi gözler önüne serenler;

Mesela ofise gelir başlar anlatmaya. Kocası bebeğin altını nasıl almış, efendim sokakta güzelliğine nasıl laf atmışlar, haftasonu nerede takılmış, ne yemiş, ne içmiş, ne satın almış, kaç kilo vermiş, hangi sporu yapmış, kayınvalidesini evden nasıl kovmuş! Hatta abartıp en mahrem hallerini bile anlatanlara tanık oldum... Tabii ki ben hemen bir bahane bulup bu temaşanın sergilendiği sirk alanını terk etmeye bakarım. Bazen hemcinslerimin nasıl böyle makineli tüfek gibi ara vermeden konuştuklarına, her ortamda kendilerini nasıl en özellerine kadar ortaya saçıp döktüklerine gerçekten hiç ama hiç anlam veremiyorum. Bu kadınlar, sosyal medyada da bu kadar cesurlar, zaten tahmin ediyorsunuz. Sanırsınız ki dünya onların çevresinde dönüyor, densizlikte sınır tanımıyorlar, özel hayatları herkesin diline düşse de umurlarında mı? Onlar için önemli olan, sadece gündemde olmak ve reyting almak!

İkinci grup densizler ise sivri dilli olanlar;

Yukarıda da bahsetmiştim, söylediği şey karşısındaki insanı kırmış kırmamış asla umursamazlar. İyilik olsun diye söylüyorlardır zaten her şeyi, içleri neyse dışları da odur! Belli başlı konularda "master" yapar bu tipler. Kilo, saç baş, kıyafet, ilişki ve bütün bu konulardaki tavsiyeleri... “Sen çok kilo aldın, eski fotoğraflarında ne kadar güzelsin, yeme!” Ya da “Seninki seni aldatıyor olmasın!”, ya da “Ay şekerim sen çocuk eğitmeyi bilmiyorsun”... gibi. Herşeyin en doğrusunu, en güzelini onlar bilir, hepsi adeta birer yaşam koçudur! Benim gözümde ise cahil cesaretidir ortaya sergiledikleri şey...

Üçüncü grup densizler, sosyal medya canavarları;

Ben ve benim gibi birkaç dinozor kafa, sosyal medyada özel hayatımıza dair iz bırakmama konusunda çabalarken, bir güruh var ki neredeyse hayatının her anını anlatıyor, fotoğraflıyor, kameraya alıyor. Bizim millet de meraklıdır bilirsiniz, dedikodu yapar gibi izlemeye alıyor bu afişe edilen hayatları. Hal böyle olunca, yani hayatını gözler önüne seren kişi ne kadar cesursa, o paylaşılan hayata yapılan yorumlar da o derece densizleşebiliyor. Yani birisi saçının yeni rengini sosyal medyada tanımadığı insanlarla paylaşıyor, benzer diğeri de “iğrenç olmuş” diye yorum yapıyor. Benim fikrimi soracak olursanız, densizlik her iki tarafta da var. Bu arada düzeyli paylaşım yapıp kendi fotoğraflarını da arada sırada yayınlayanlara değil sözüm elbette. “Yani kendimi gizleyerek doğru yapıyorum” demiyorum yanlış anlaşılmasın, ben zaten normalde de kendimden bahsetmeyi pek sevmem, sosyal değilimdir.  Konumuz bu değil zaten. Hayatının bütün gizemini ortaya serenlere benim sözüm. Yani her şeylerini uç noktada paylaşanlara... Ne bileyim bikinili tatil fotoğrafı koyuyor sayfasına birisi, öbürü de “selülitlerin iğrenç” diyor. Ya da çocuğunun her halini paylaşıyor birisi, öbürü de “çocuğun ne kadar şımarık!” diyor... Sonra sosyal medyada kavgalar çıkıyor falan. Ben buna tanık olmadım ama, son dönemlerde birçok blogger bu konuda bir şeyler yazıyor. Şeffaf olmak sanırım bizim toplumda, özellikle kadınlar arasında biraz yanlış anlaşıldı. Evde perdeleriniz açık yaşamayı tercih ediyorsanız, komşuların sözlerini de sineye çekmek zorundasınız. Yani, niye kızıyorlar ki birbirlerine!

(görsel, fashionlady.in sitesinden alıntıdır)
Nezaket istiyorum!

Evet, ben gerek reel hayatta, gerekse sosyal medya ortamlarında nezaket taraftarıyım. Bir yazının içinde sırıtan rezil bir küfür görürsem, konusu istediği kadar ilgimi çeksin, o yazıyı okumuyorum. Tanımadığım insanlara “siz” diye hitap ediyorum. Sosyal medyadaki senli benli söylemlerden olabildiğince kendimi uzak tutmaya çalışıyorum. Bloguma gelen e-postalardan nezaketsiz bulduklarıma yanıt vermiyorum. Bir ortama girdiğimde “merhaba” diyorum, insanlara gülümsüyorum. Haddimi bilmeye çalışıyorum. Eğer karşımdaki densizse, kabuğuma çekilip çok sinirlenmediğim sürece kendisiyle muhatap olmamaya çalışıyorum. Belki de gittikçe yalnızlaşmaya götürüyor beni böyle davranmam. Ama ben nicelikten çok nitelikten yanayım. Yani abuk sabuk iletişimlerden çok olacağına, az ve öz diyaloglarım olsun istiyorum.


Çok mu abartıyorum yoksa, bu yazı burada bitsin en iyisi...
Mutlu bir hafta olsun, sevgiyle...

28 yorum :

  1. Ağzına sağlık her zaman ki 12den vurmuşsun. Bence bu yazıyı asıl okuması gereken kadınlar vardır. Ve mutlaka ama mutlaka okumalıdırlar.
    sevgiyle kal

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, muhtemelen o kadınlar bu yazıyı okumayacaklar, zira bu yazıda dedikodu yok, adrenalin yok, özel hayat yok:))

      Sil
  2. Kadınların %70 i aptaldır. Gördüğüm %30 luk kesim ise ben de hep hayranlık uyandırmıştır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok iddialı oldu, gerçi erkekler için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Aziz Nesin'i sevgi ve rahmetle anıyorum bu vesileyle...

      Sil
    2. benim yaptıgım gözlem ise erkeklerin o yüzde otuzluk dilime giren akıllı ve entellektüel düzeydeki bayanları pek tercih etmemeleri, acaba erkekler (söz meclisten dısarı) kendilerinen daha akıllı, daha cesur ve özgüveni yüksek nitelikli bayanların gölgesinde eziliyor gibi mi hissediyorlar bilemiyorum. etrafımda gözlemledigim kadarı ile kadın biraz güzel olsun fizigi düzgün olsun cok fazla konusmasın herseye karısmasın ama varlık göstersin yeterli diyenlerle dolu. :)

      Sil
    3. Doğrudur eziliyor gibi hissediyorlardır. Çünkü o kadınlar özgüven patlaması yaşadıkları için, erkek doğal olarak hiç de alışık olmadığı bu özgüven karşısında bir afallama yaşamaktadır. Hayranlık hissi de buradan geliyor zaten :)

      Sil
  3. Sevgili evdeyazar yazını baltalamış gibi olduğum için kusura bakma özür dilerim. Boş yere benim yüzümden gereksiz ve yersiz bir tartışma içine girdin.




    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lütfen her zaman yorum yazmaya devam et. O negatif enerjili sözcüklerin hepsini kaldırdım buradan. Yakışmıyor böyle tartışmalar buraya. Aslında akıllandım da, demek ki demokratik olmak gerekmiyor. Yorumları daha iyi yönetmek gerekiyormuş, sevgilerimle...

      Sil
  4. Bazıları oldukça tehlikeli. Onların dilinden konuşmadıkça kendilerini bir şey sanma eğilimi oluyor. Sen asıl bizim bu durumlar için ne yapacağımızı yazmalısın. Selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooo çalışmadığım yerden geldi bu soru, paslıyorum efenim size; lütfen bu sorunun yanıtını bir ara blogunuzda yazabilir misiniz:) Zira ben bilsem, ah keşke bilsem:)
      Sevgilerimle..

      Sil
  5. Yazınızı beğendimi ve yaptığınız analizlere katıldığımı söylemek isterim. Kadınların kafası erkeklerinkinden daha farklı çalışıyor olmalı. "Erkeklerin % 70'i aptaldır" şeklinde bir değerlendirmeye bir erkek olarak "Erkeklere hakaret ediyorsunuz" diyerek müdahil olacağımı hiç sanmıyorum. Neticede bunu ciddiye alsam bile, ne olduğumu bilen biri olarak kendimi % 30'luk dilime sokardım.:) Bazıları katılmasa da Aziz Nesin'in değerlendirmesini de esprili bir yaklaşım kabul edip onaylıyorum. Bu saptamanın Türklere hakaret şeklinde algılanmasını da aşırı buluyorum. Hakaret tartışması yerine bu lafların neden ve hangi şartlar altında söylendiğini anlamaya çalışmak daha isabetli olurdu kanaatimce. Ülkemizin adalete olan güven, basın özgürlüğü, kadına şiddet ve benzeri konularda dünyadaki yerine baktığımızda hakaret olarak algılanan sözlerin hiç de boşuna söylenmediğini anlamak mümkün. Kocamdır, sever de, döver de diyorsa bir kadın, kusura bakmayın ama hiç de akıllı biri değildir bence. Böyle düşünen kadınlara "aptal" sıfatını kullanmak hakaret mi yoksa gerçeğin ta kendisi mi acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, katılıyorum görüşlerinize. Ülkemizde gelinen nokta maalesef yukarıdaki tartışmada gördüğünüz gibi.. Onlarca insan "birilerine hakaret ettiği için" mahkemeye veriliyor. Hazımsızlık, anlayışsızlık, her an kavga yaratmaya müsait bir ruh hali, ben bunu kabul etmiyorum böyle yapma tehditler ve emirleri...
      Hoşgörüyü unutturuyorlar, kendinden olmayanı linç etme kültürü oluşturdular, olaylara at gözlüğü ile bakmak maalesef üniversite mezunu olduğunu söyleyenler arasında bile yaygın.. Hal böyle olunca kadınların ve erkeklerin keşke %100'ü akıllı olabilseydi diyesi geliyor insanın...

      Sil
  6. Saatlerce otur, düşün, kafa patlat yazı yaz sinra bir yorumla dağıl, empati yapamıyorum çok zor bir durum. Benim anladığım tartışan iki bayanın arasına asla girme :)
    Yazınız çok güzel olmuş. Bir erkek olarak ricam erkekleri konu alan bir yazı yazmanızdir. Emeğinize sağlık TEŞEKKÜRLER.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aynen söylediğiniz gibi, kafa patlat yazı yaz, sonrasında bir sanal kahraman gelsin şahane bir yorum yapsın ve günün rezil olsun... Böyle bir şeyi 3 yıllık blog hayatımda daha önce hiç yaşamadım. Umarım bir daha da yaşamam.
      Erkekler hakkında bir yazı eğlenceli olabilir evet, bunu düşüneyim.
      Teşekkür ederim yorumunuz için.

      Sil
  7. Sevgili evde yazar, yazdiklarinla aslinda kadinlarin aptal degil ne kadar zeki varliklar oldugunu anlatmissin. kadınlar duygu ve hislerini zirvelerde yasayabilme ozeligine sahipken erkeklerde boyle bir ozellik yok gibi. Gibi diyorum ben cok rastlamadım. Kadinlarin bir kısmı kendilerini malesef bencil bir zekilikle böyle ortaya koymaya çalışmaktalar. Bunu dogru bulup bulmamak ayrı bir sey elbette ki ben de böyle kadınları dogru bulmuyorum ama onları anlıyorum. mümkünse de hemen hayatımdan çıkarıyorum. Aptal diye nitelemek ise durdugumuz yere gore farklilik gosterir dusunceme gore. Onlar bizim gibi kiskancligin, densizligin icinde barinmadigi, paylasimci, iyi niyetle yaklasan kadınlara aptal dedikleri kadar bizim de durdugumuz yerden o tip kadınlara bakıp aptal dememiz cok normal. Kendi hemcinsimizi en iyi bilen biz olmayacagiz da kim olacak Allahıni seversen. Hic bu kadar kadinlari anlama sanati diye bir sürü kitap yazilir miydi erkeklere rehber babında? Erkekleri anlama sanati diye kac kitap vardir acaba? Erkek boyle ince silahlarla donanmak yerine cogunluk kaba kuvvete bas vuruyor. Haaa yok mu aninda dönek olabilenleri, tek ayak üzeri palavranin kitabını yazanları elbette var. Ama bir kadin kadar seri halde donandigi silahlarini kullanani gormedim ben. bir diger onemli konu ki bunu gercekten onemli buluyorum internet dunyasindaki paylasimlarimiz! Ve bunun bize geri bildirimleri. Bu konuda da yuzde yuz haklisin. Yaşıyoruz ve taniklik ediyoruz. Bu (elbette tercihe gore) tıpkı duvarlari kapısı olmayan bir evde yasamak gibi. Bu durumda sen ne kadar bana hakaret etti. Bana kufur etti. Beni elestirdi deme hakkina sahip olabilirsin ki? O zaman sen paylasimlarinda bir oto kontrol yapman gerektigini ogrenmelisin. bunlari sana demiyorum bu arada boyle her hallerini internete koyan duvarsızlara diyorum. Koyuyorum kime ne diyorsan bunun sonuclarini da bilip hakaretleri görmezden gelebileceksin. Takipcilerinin hepsi ayni degil oyleyse seni severek takip edenlere saygi göstererek kavga ortami olusturmadan devam edeceksin. Yorumları yayınlamak veya yayinlamamak en kolay cozum bu açıdan. Ne guzel sozdur o "kendini bil kendini, sen kendini bilmez isen bildirirler haddini." Gercek ve gecmisten gelecege degismeyecek bir konuyu ele almissin. Eline, fikrine yuregine sağlık. (Not; yine mobilden yorum yaptigimdan noktalamalar, cumle bozuklukları o biçim fena kusura bakma. ) sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Minelse, mobilden emek verip bu güzel yorumu yazdığın için çok teşekkür ederim. Söylediklerine aynen katılıyorum. Dediğin gibi, hayalarının neredeyse her mahremini sosyal medyadan paylaşıp, sonrasında gelen densiz yorumlara kızanlara anlam vermek gerçekten mümkün değil. Ne kadar garip bir zaman diliminde yaşıyoruz değil mi...
      Sevgilerimle...

      Sil
  8. Abartmamışsınız. Yazı oldukça güzel olmuş. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim yorumunuz için.

      Sil
  9. Bir kadın olarak kadınlardan çekmediğim kalmadı, size katılmaktan başka yol göremiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef kadınlar arasında böyle anlaşmazlıklar çok oluyor. Ben mesela erkeklerle çalışmayı kadınlarla çalışmaya tercih ederim, iş hayatındaki kadın davranışları çekilmez oluyor.
      Teşekkür ederim bu arada yorum yazmaya vakit ayırdığınız için, sevgiler.

      Sil
  10. Densiz kadın, haddini bilmez kadın, erkek gibi kadın, dedikoducu kadın, özelini paylaşan kadın, çok konuşan kadın... Bence tek sorun kadınlara yapıştırdığınız rollerde. Rolden çıkanı benimseyemiyorsunuz. Biz de erkeklere aynı şeyi yapmışız maalesef. Küfürbaz erkek, kumarbaz erkek, kadın gibi erkek, hesap ödemeyen erkek, kavga edemeyen erkek, dedikodu seven erkek, hiç konuşmayan erkek, dayakçı erkek... Aslında sadece biziz bunlar. Gelenekçiyim, seviye seviyorum v.s. bu da bana fazla kapalı geldi. Akşam kocasının yemek pişirip bez değiştirdiğini ertesi gün iş arkadaşlarına anlatan kadın mutlu oluyorsa bırakın anlatsın. Dinleyen de mutluysa bırakın dinlesin. Siz özelinizi kendinize saklayarak mutlu oluyorsunuzdur, ona göre o özele bile girmiyordur. O'nun özeli başkadır. Seviyeli olmak size göre gereklidir, bana göre iticidir. Ben sizin fikirlerinizi okudum, saygı duydum. Bunlar da benim fikrim. Fazla uzatıp sıkmak istemem.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kusura bakmayın, sizin yorumunuz gerilerde kalmış, ancak yayınlayabildim. Evet herkesin rahatsız olduğu şeyler farklıdır, ben de bu yazıda kendi rahatsızlıklarımı dile getirmiştim. Teşekkür ederim katkınız için.

      Sil
  11. bence kadınlar tuhaf değil, kadınları tuhaf gösteren erkekler var. Yazınız için teşekkür ederim bir kez daha durup düşünme ve sorgulama hissi yarattı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim yorumunuz için.

      Sil
  12. Yazınızın son virgülüne kadar katılıyorum.
    Bu arada takibe de aldım ^^

    YanıtlaSil
  13. Yorumculara bir sözüm olacak. BAYAN değil KADIN.Kadın demekten korkmayın, Bu arada yazı çok şahane benim de buna benzeyen bir yazım vardı; ama sizinki daha güzel olmus;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayan sözcüğü son 14 senenin şahane kazanımlarından, şunu bir anlayabilsek...

      Sevgiler..

      Sil