23 Temmuz 2017 Pazar

Televizyonda film izlemek artık sadece bir nostalji!

Televizyonda film izlemenin hiç tadı kalmadı artık. Çoktandır farkındaydım da, dün akşam Kanal D'deki “Çok Uzak Fazla Yakın” adlı filmi izlerken; daha doğrusu izlemeye çalışırken ve izleyemezken bunun daha bir ayrımına vardım! Ne garip değil mi; teknoloji geliştikçe gelişiyor, plazma televizyonların görüntü kalitesi yükseldikçe yükseliyor. Üç boyutlu televizyonlar çıkıyor ama, artık tüplü televizyondan izlerken aldığımız film keyfini alamıyoruz! Elbette bunun nedeni olarak “İnternet var artık, televizyon mu kaldı!” diyenler olacaktır aranızda. Buna ben de katılıyorum; ama  televizyonda film izlemeyi bu kadar keyifsiz hale getiren şey sadece internet mi? Bence değil; gelin beraber düşünelim...



San ve sür gitsin; izle izleyebilirsen!

Bir zamanlar televizyonda bir kadın ile bir erkek yakınlaştığı zaman, evdeki bütün genç kızlar bir bahane uydurup mutfağa kaçarlardı. Çünkü babaların annelerin yanında aşk filmi izlemeye utanılırdı. Artık böyle şeyler yok! Yanlış anlaşılma olmasın. Artık genç kızlar utanmadığı için değil; televizyonda böyle sahneler olmadığı için! Ya hunharca kesiliyor, ya da araya reklam kuşağı verilerek sahne unutturuluyor! Dün akşam “Çok Uzak Fazla Yakın” adlı filmi izlerken bunu düşündüm. Filmdeki genç kadın, yıllar sonra eski sevgilisiyle karşılaşıyor, O'nunevine gidiyor, konuşuyorlar, yan yana geliyorlar. Sonra hoop genç kadını sokakta kapının önünde ağlarken görüyoruz. Kadın neden ağlıyor bilemiyoruz. Eski sevgilisi taciz mi etti, eski sevgilisi ile yeniden mi yakınlaştı, pişman mı oldu, sahne mi kesildi; yoksa yönetmen cidden kopuk kopuk mu çekmiş filmi belli değil! Film film olmaktan çıkıp bir bulmacaya dönüşüyor ve zaten araya uzun uzun reklamlar girdiği için izlemekten vazgeçiyoruz...

Televizyonda film izlemek artık gerçekten sadece güzel bir nostalji... Yeşilçam klasiği olan Kemal Sunal filmlerindeki “eşşoğleşşek” lafının bile sansürlendiği televizyonda niye film izlesin ki insan! Sanki bütün çocuklar aşırı terbiyeyle yetişiyor, sanki toplumda çok üst boyutta ahlak anlayışı var da Kemal Sunal'ın “eşşoğleşşek” lafı bütün bu terbiyeyi bozuyor!


Dublajlı film izleyeceğime Sanskritçe film izlerim daha iyi!

Cnbc-e kapandıktan sonra televizyonlarda orijinal film kalmadı. Paralı dijiturk, tivibu gibi platformlardan bahsetmiyorum. Ben onlarla aramı çoktan kopardım. Standart uydu yayınlarından söz ediyorum. Zaten ulusal kanalların yabancı film gösterdikleri pek yok, gösterseler de rezil dublaj yüzünden izlenmiyor! Bir zamanlar ülkemiz, en iyi dublajın yapıldığı ülkeler arasında gösterilirdi. Mükemmel dublaj sanatçıları vardı. Ama şimdi onlar kalmadı. Kurtlar Vadisi'nde Polat Alemdar'ı konuşan Umut Tabak, CSI NY dizisinde Sheldon Hawkes olarak karşımıza çıkıyor. Küçük Emrah'ı seslendiren de aynı kişi, Lost dizisindeki Jack de aynı kişi, ve 12 Maymun'daki Brad Pitt de aynı kişi. Bir de kadın var, her yerde o... Cumartesi ard arda 2 film var mesela; ikinci film başladığında oyuncular değişiyor ama sesler aynı... Kalite, doğu bloku ülkelerinde tek sesin filmi anlatmasından bir tık üstte! Sırf orijinal yayınlamadıkları için bile televizyonda film seyredilmez bu saatten sonra!

Her filmde dumanlı dağlar

Dünkü filmden örnek vereyim yine. Karakterler barda oturuyor; doğal olarak ellerinde kadehler, arka fonda da içki şişeleri var! Ama hayır, biz sadece görüntüsü dumanlanmış abuk bir ekran görüyoruz. Çünkü içki şişeleri, kadehler sigaralar hepsi dumanlanıyor. Ama filmlerde bol yağlı, bol kanser yapıcı cipsleri kolaları hapur hupur sansürsüz götürebiliyor karakterler! Televizyon sağlığımızı düşünüyor sağ olsun, ama cipsler kolalar naylon şekerler hariç!! Biz bu kadar iradesiz bir toplum muyuz? Filmdeki karakter içki içiyor diye hemen kadehlere mi sarılıyoruz?

Sanat sanat için mi, sanat reklam için mi?

Dumanlama meselesi sadece içki sigarayla sınırlı değil. Bir de dumanlanan markalar var. Reklam ve satış ekseninde dönen bir dünyada yaşadığımız için; kitaplar bile tüketim malı olarak görüldüğü için; her şeyin, ama her şeyin, -kendi çapında bir bakkalın adı bile- dumanlanıyor filmlerde. Ambiyans kaçmış kimin umrunda! Öte yandan filmin altı üstü, sağı solu bant halinde reklamlarla kaplanıyor; arada verilen yarım saat reklam molaları cabası!“Sanat sanat için mi, sanat toplum için mi?”tartışması bile işlevsiz artık. Sanat elbette reklam için, daha çok tüketmek için!



Peki filmleri nereden izleyeceğiz?

Bilete adam başı en az 20 TL verip, canlar çeksin diye aşırı kokuttukları mısıra da en az 20 TL verip, bir şişe suya 5 TL verip; sinema salonları avemeler içinde konuşlandığı için, çıkışta hamburgerciye de adam başı en az 20 TL verip, otopark yol parası falan saymadan iki kişi ortalama 100-150 TL karşılığında sinemada film izleyebilirsiniz elbette! Tabii ki Amerikan filmlerinin salonları domine ettiğini hesaba katarak. Halk günü, film festivali, öteki sinema, yazın Kadıköy'de olduğu gibi belediyelerin açık hava gösterilerinde falan çok daha az ödeyerek ya da ödemeyerek de izleyebilirsiniz. Peki bu olanakları olmayanlar ne yapacak? Misafir gibi umduğunu değil, sofra artıklarını yiyecekler ne yazık ki! Hem film izlemek nedir, izlemeyiversinler; yarışma izlesinler, kaynanalı gelinli!



Korsancıdan 5 TL'ye film alıp izlemek de bir seçenek, ama onlar da kalmadı pek. Dvd alsanız o da en az 20 TL tutar. İnternetten şimdilik izlenebiliyor, ama yakında onların da hepsi paralı ve vergili olacak.  Bir haber okumuştum; korsan kanaldan film izleyenin internetini yavaşlatacak hatta kesecekmiş devlet yakında!İyi de ben nereden bileyim hangi site korsan, hangisi değil! İnternete zaten para veriyorum, reklamlar çıkıyor mecburen izliyorum, internet vergisi de veriyorum. Ama hala bir şeyler daha ödemem gerekiyor demek ki film izleyebilmek için!

TRT Film kanalı var mı?

TRT-2 diye bir kültür sanat kanalı vardı eskiden. Ne güzel filmler, klasik müzik konserleri yayınlardı, değerini bilememişiz. Şimdi yazarken düşünüyorum; TRT'nin onlarca kanalı arasında bir tane film kanalı var mı? Var da ben mi bilmiyorum!

Sözün özü;

Ben bu yazıda sadece televizyonda film izle-ye-bilmekten bahsettim. Habermiş, diziymiş, eğlen-me-ce programıymış o konulara hiç girmedim farkındaysanız. Demem o ki su içelim, şöyle soğuk soğuk kana kana! Televizyonda film izleme nostaljimiz adına su içelim birer kocaman bardak...

Ailecek mutlu pazarlar efendim. Amacım keyfinizi kaçırmak değil; inanın hiç değil...


20 yorum :

  1. Televizyonda sadece çizgi film izliyorum artık ben. Onda bile dublajlar rahatsız ediyor beni. Sürekli aynı sesler. İki üç kişi var onlar götürüyor bütün işi herhalde. Filmi de sinemada izlemekten zevk alıyorum sadece. Tabii uygun fiyatlı zamanlara denk getirip öğrenci işi bir şeyler ayarlıyorum da anca öyle rahat rahat gidebiliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dublaj konusu gerçekten berbar durumda. Bu konuda eleştirmenlerden de nedense hiç ses çıkmıyor. Her şeye, daha doğrusu verilene alışıyoruz sanırım...

      Sil
  2. Aynı filmi izlemek için benzer bir mücadele verdim ben de. O kadar kopuktu ki, birşeyler kaçırmış, yarın yamalakmış hissi bıraktı bende.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üstelik kopukluk senaryodan mı, yönetmenden mi yoksa sansürden mi kaynaklanıyor hiç bir yorum yapamadık. Sanırım en kötüsü de buydu. Ve ben dün akşamki filmden sonra televizyonda film izlememe kararı aldım :(

      Sil
  3. Gerçekten o TRT 2'yi özlüyorum. Bir ara TRT TÜRK onun yerini tutar gibi olmuştu. Ben izliyordum. Sonra nedenini bir türlü anlamadığım şekilde TRT HABER ile ortak yayına geçtiler. Bir daha da ayrılmadılar. Ne denir ki?

    YanıtlaSil
  4. Dekolteleri kapatan tv kanalları da mı var?:) Ben sadece içki kadehi ve sigara sanıyordum:))bu arada gençken de aile yanında açıksaçık film izleyemezdim, 59 yaşındayım hala aynıyım. Demek bu kişilik meselesi, anne, baba, abi vs. yanında ancak ailecek izlenebilen Disney vs. izleyebiliyorum.

    Tvde hakikaten iyi film azaldı, çok azaldı. Netflix var tabii paralı..:(((puhu tv ücretsiz ama onda da yabancı film yok..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç göstermeyenler de var :) Bipleme o kadar üst boyutta ki, "şerefsiz" sözcüğü bile kesintiye uğrayabiliyor. Oysa biplemeye harcayacakları zamanı eğitime ve rafine kültüre harcasalar, zaten bu yaptıklarına gerek de kalmayacak.
      Puhu Tv'ye sizin yorumunuzdan sonra baktım. Kullanıcı sözleşmesinde neler neler yazıyor. İstediği gibi yayını kesebilir, yayını durdurabilir... vs. Yakında ücrete de bağlarlar emin olun:)

      Sil
  5. Ne yazık ki çok haklisin. İnternetten izlemeyi tercih ediyoruz bizde çünkü kanallarda filmler hep ayni , özel TV lerde de durum çok farklı değil. Diziler hafta içi tüm geceyi kaplayacak kadar uzun. Çok sıkıcı hepsi de birbirinin aynı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normalde alternatifler arttıkça rekabetin ve dolayısıyla kalitenn artması beklenir. Ne yazık ki televizyonu bir rekla makinesine çevirdiler...

      Sil
  6. TRT kültür işini bıraktı sadece siyaset yapıyor maalesef. Sinema için bütçe gerekiyor dediğiniz gibi. Digiturk ve Dsmart a parayı bayılmaktan başka çare yok gibi görünüyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oysa bizim vergilerimizle yaşıyor TRT, ne acı... Digitürk ve Dsmart'ta da sansür yok mu? En son para vererek kiraladığım film sansürlenince Tivibu'dan iyice soğuduğumu hatırlıyorum :)

      Sil
  7. Daha keyif kaçıracak çook konu var. Dediklerinize sonuna kadar katılıyorum.
    O yüzden çok az izlerim tvden.
    İnternet üzerinden yabancı dizi izlemek daha makbul geliyor. Filmler için de öyle. Dublajın her türlüsünden nefret ediyorum. Alt yazı en güzeli :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu anlattıklarım sadece yumuşak magazinsel bir başlık. Şimdilik internetten izleyebiliyoruz, umarım hep izleyebiliriz...
      Sevgiler:)

      Sil
  8. İktidar başa geldiğinden bu yana TRT diye bir kanal yok benim için. Diğer kanallar da korkudan iktidarın borazanı. Bu sebeple TV benim için yok artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kusura bakmayın lütfen, yorumlara yeni bakabildim ..
      Daha dün TRT vergisi yine arttı, orası bir devlet kurumu ve bu ülkede milyonlarca insanın tek eğencesi televizyon... Yani TRT'de size yönelik de bana yönelik de programlar olmak zorunda... Yararlanmadığımız bir şeyin parasını veriyoruz :(

      Sil
  9. Harika! Uzun zamandır bu kadar anlamlı bir yazı okumamıştım. Ellerinize sağlık! Çocukluğumda aynı programlar gosterilirken hep sıkılırdım, hep büyük işi şeyler gibi gelirdi bana. Mesela Akşam Sefası vardı klasik... şimdi müzik bile dinlemeyi unutmuşuz dedi bir büyüğüm. İçler acısı gerçekten. Bunun gibi birçok şey tabii...Tekrar teşekkürler bu yazınızdan dolayı. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Keşke güzel gelişmelerden bahsettiğim bir yazı olsaydı...
      Sevgiler.

      Sil
  10. Yazinin konusundan uzak ama söylemeden edemicem. Hayatta kendimi şanslı hissettiğim tek konu; köye televizyonu getiren komşunun evinde köy ahalisi ile izlediğim filmler olmuştur 😀 Yeni nesil için uzgunum.Onlar ailece tüplü televizyondan banker bilo'yu bile izleyemeyecekler.Belki filmin netliği iyi değildi belki kalitesizdi ama ortamın kalitesi yetiyordu be

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence yazının konusu ile çok da güzel bağlantısı var yorumunuzun. Günümüzdeki en büyük sorun, ortam kalitesinin düşmesi değil mi zaten...

      Sil