9 Ağustos 2024 Cuma

Hızlandırılmış Hayat Simülasyonu Turu

Tamam olabilir, böyle zamanlar hep olabilir. Ama neden hızlı çekim gibi her şey… Senaryonun birden hızlanıp izleyicinin kafasını karıştırdığı, ucu açık bir finalle sonlanan ve ağızda kekremsi bir tat bırakan kısa film tadında bu aralar hayat… Hayır nasıl bu kadar hızlı olup bitiyor bir şeyler ve hemen “sıradaki” geliyor? Yıllarca suda bekletilen bir yaprağın köklendiğini görüp sevinmekle, o yaprağın kararıp solmasına üzülmenin aynı film karesine sığması gibi… 5 günde 8 ülke 12 şehir gezdiren tur şirketlerinden biri beni kafaladı da hayatı mı turlatıyor...
Devamını Oku

6 Ağustos 2024 Salı

Son Durak Filmi Gibi Bir Gündü...

Gece kabuslar gördüm. Kendi sesime uyanmış olabilirim. Kalktım, önceki yazıyı yazdım. Biraz oyalandım sonra. Dünden kalan mısır ekmeği, birkaç zeytin, domates, üzerine zeytin yağı… Kolayından neskafe… Sonra karnımda olağan dışı hareketlenmeler hissettim, azıcık bekleyeyim dedim; sokakta tuvalet kazası falan yaşanmasın bir de… Evet azıcık bekledim. İyi hissedince kol çantamı boşaltıp sadeleştirmeye başladım. Maksat ağırlığı azaltmak mıydı, yoksa evden çıkmayı geciktirmek mi… İptal ettiğim kredi kartlarını, birkaç kalemi, birkaç fişi ve bozuk paraları ayıkladım...
Devamını Oku

5 Ağustos 2024 Pazartesi

Ah Benim Salak Kafam...

Ah be benim salak kafam… Bu blog sonuna kadar anonim kalmalıydı.  Özellikle yakın çevreler bilmemeliydi kim olduğumu. İşte insan düşünemiyor böyle şeyleri. Ya da sonradan dank ediyor kafaya, şarkıdaki gibi; “Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan, sonradan… “ Bir iki kişinin sansür baskısı yüzünden elbette 11 senelik blogumu kapatmayacağım ve yazdıklarımdan taviz vermeyeceğim ama “ah be” diyorum; “ne söylersin blogunun adını! Ah salak kafam ah!  Çünkü burası bir gazete köşesi değil ki, gönül teline dokunan şeyleri yazma yeri… İnsanın...
Devamını Oku