31 Ocak 2015 Cumartesi

Acıların Kadını Bergen, okunası bir kitap...

Kitabı okumadan önce ön yargım vardı ne yalan söyleyeyim. Şimdi bu kitapta ajitasyon vardır diyordum, arabesk bir duygusalllık vardır diyordum, kitabı sever miyim acaba diyordum.
Ama yanılmışım, öyle olmadı. Yavuz Hakan Tok, kurguyu, gerçeği, öyküyü, duyguyu o kadar dozunda harmanlamış ki, kitap okunası bir roman olmuş ve ben de zaten elimden bırakmak istemedim. Kendisini bu ilk kitabındaki başarısından dolayı kutlamak istiyorum. 


Acıların Kadını Bergen

Bilirsiniz, duymuşsunuzdur, en azından “acıların kadını” sözleri kulağınıza mutlaka çalınmıştır bir yerlerden. Eski kocası tarafından yüzüne kezzap atıldığı için bir gözünü kaybeden, o nedenle fotoğraflarında hep saç perçemi ile sağ gözünü kapatan, sahnede bıçaklanan, defalarca dövülen, bütün bu şiddeti adına “aşk” dediği bir “delilik” uğruna yaşayan ve daha otuzunda iken sokakta 6 kurşunla öldürülen bir kadındır Bergen.  Acıların Kadını'dır O, nam-ı diğer Belgin Sarılmışer'dir adı...



Adana'da sahneye çıktığı dönemlerde her gece gelip gazinoda kendisini izleyen, her gece ama her gece bıkmadan usanmadan kendisine bir buket çiçek gönderen bir adam vardır. Her gece ama her gece bıkmadan usanmadan o çiçekleri çöpe attığı bir sürecin sonunda, ne olduysa olur ve o adama, kendi ifadesiyle o “kömür gözlü” adama, yani Halis'e aşık olur Bergen.


Sonrası malumunuz, adına “aşk” dedikleri yıkıcı süreç başlar. Mutlulukla mutsuzluk iç içedir artık. Gecenin bir yarısında memuru yatağından kaldırıp nikah kıydıracak kadar uçuk kaçık, sözümona kıskançlıktan kaynaklanan şiddetin artan dozajı ile de vahşice bir aşk (!) ile bağlanır Halis Bergen'e. Ne zaman sevdiği kadına zarar verse, oturup ağlayacak kadar da ruh sağlığı bozuktur aslında...

Günümüzde değişen bir şey yok maaalesef!

İçimizden birisidir Bergen, her gün gazetelerin üçüncü sayfalarında gördüğümüz bahtsız kadınlardan biridir.. O'nun öyküsünü okuduğunuzda ister istemez “aşk” kavramını sorgularken bulacaksınız kendinizi. 

 Bence okuyun, pişman olmazsınız...



Fazla da anlatmıyorum, sizi Bergen'in acılı arabesk bir şarkısıyla başbaşa bırakıyorum...


12 yorum :

  1. Gerçekten bu durum nasıl duzelecek?Her gün kadın cinayeti haberi almak istemiyorum artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplumun kadına bakış açısı topyekün değişmedikçe bu çok zor... Eğitim sistemi her geçen gün yozlaşıyor ve buna paralel olarak da maalesef kadı cinayetleri artıyor.
      Umarım bir gün bu sorunlardan kurtuacağız....

      Sil
  2. Berger ben de de her zaman hüznü çağrıştırır. Kezzap hikayesini biliyordum. Kitabı okuma listeme ekledim. Şiddet ve aşkın bir arada olması mümkün değil. Bu kadını bu adama mecbur eden neydi acaba. Gittikçe artan kadın cinayetlerinin özel hikayesi bence bu kitap. Ben de kısa sürede okumalıyım. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler bu güzel yorum için.
      Kitabı okuyunca, kadın cinayetlerindeki benzer nedenler, benzer ihmaller, benzer duyarsızlıklar da insanın gözünde daha net canlanıyor.
      Sevgilerimle..

      Sil
  3. hayatında gerçek anlamda sevgi merhamet olmayan pis insanlarla aşk gibi yüce bir duygunun yanyana getirilmesine gıcık oluyorum. aşk duygusunu içinde taşıyan bir insan aşık olduğu kişiye zarar verir mi hiç?
    aşkı sevgiyi paylaşabilmek bir insani düzey gerektirir. bu düzeyden yoksun olanlar aşığım dediği kişinin gerçekte kendi kölesi olmasını bekler. beklentileri karşılanmayınca bu tür acımasız şiddetle karşılık verir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru söylemişsiniz, ama bu coğrafyada yaşanan hikayelerin çoğu böyle malesef...

      Sil
  4. Bu kitabı merak edeceğim hiç aklıma gelmezdi. Sayenizde çok merak etmeye başladım :)

    YanıtlaSil
  5. Bence okunması gereken bir kitap , okuyacaklarım listesine ekledim

    YanıtlaSil
  6. Bergen çok güzel şarkı söylerdi, ezilmiş kadınların kendilerini gördüğü bir ayna gibiydi o yıllarda. Konfeksiyon atölyelerinde hep onun şarkısı çalardı hatırlıyorum da.
    Kocası gibi adamlar aşık olmuyorlar canım, onlar birlikte oldukları kadını kendilerine mahkum etmeyi seviyorlar.
    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama adına çoğunlukla "aşk" diyorlar, trajedi tam da orada başlıyor...
      Sevgiler..

      Sil