24 Ocak 2019 Perşembe

Taht olmasın baht olsun be ya!



2019 oldu, bir yazı bile yazamadım. Geçen sene kasım ayında kırk yılın başı bir geziye gitmiştim, iki tane yazı yazdım hakkında, aylar geçti daha üçüncü yazı bitmedi maalesef. Oysa anlatacağım çok güzel şeyler var, içimden geçiyor hep. Tiyatroya gidiyorum arada; yazsam ya bunu diyorum. Yok bir türlü o da olmuyor. Otobüste kitap okuyorum, nefis kitaplar var. Mesela Suç Ve Ceza’yı nefesimi tutarak okuyorum bu aralar. Dostoyevski’yi bu sene silme bitirecek kadar hayran ola ola hem de. Balta sahnesini okudum dün. Hakikaten sahnede izlemiş kadar içindeydim olayın. Üç boyutlu yazmışsın be Dostoyevski diyesim geldi. Neredeyse Raskolnikov’un nefes alışını bile duyar gibi oldum, satır aralarında anlatılan kanın kokusu geliyordu. Hem okuyorum soluksuz, hem de olayın gayet dışına çıkarak “İşte böyle yazmalı, her şeyi çetrefilsiz ve net anlatmalı” diye hayranlık, haz  ve de kıskançlıkla yorum yapıyorum bir taraftan. Otobüste Dostoyevski, işe gidince beşinci sınıf diyaloglar! Neyse işte;  bahsetsem mutlaka blogda bunlardan diyorum, hayır yine olmuyor. Çünkü işe gitmek için harcadığım zaman, işte harcadığım  zaman, kafamın yorgunluğu, insanların yüklediği manevi yorgunluk, saçma salak şakalar, kulağa çalınan saçma salak dedikodular derken yazma dürtüm içimde hapsolup kalıyor ister istemez. E peki hayalini kurduğum roman ya da senaryo ne zaman çıkacak ortaya? Kem de küm…

Ben biliyorum nedenini, siz de biliyorsunuz bal gibi! İşte cevap:

 İş hayatı bir labirent. Dön dolaş aynı yerdesin, çıkışı bulan bile çıkamıyor  bu dolambaçtan!


Bazıları gerçekten iyi paralar kazanıyor bu dünyada, her gittikleri yerde hep üst düzey yönetici oluyorlar, “siefou”, “siyoo”, “kostumır representatif” gibi telaffuzu zor ama kulağa afili gelen kartvizitleri oluyor. Bir üstten bakmalar, bir afralar, bir tafralar… Sanki doğuştan “yönetici” olarak gelmişler dünyaya. Donuk bakışlar, omuzlar dik, göğüs dışarı, yere basınca “ tak tak” diye çıkan topuk sesleri. Kadınlarda kalkık kaşlar, erkeklerde keskin parfüm kokusu… “Ben emrederim siz yaparsınız” modu, heyt beee!  Afedersiniz sanki hiç sümükleri akmazmış gibi, sanki hiç tırnak kenarlarında gereksiz et parçaları uzamazmış gibi, sanki hiç günlük diziye takılmazlarmış gibi. Hep Netfliks, hep belgesel tadında geçiyor hayatları gibi… Ne bileyim işte zoruma gidiyor bütün bunlar. Şimdi bazılarınız “Kedi uzanamadığı ciğere…” falan gibi yorumlar yapıyor, aman diyeyim, gözünüzü seveyim yapmayın böyle. 

Uzanmak ya da uzanmamak değil ki mesele; mesele üstadın dediği gibi gerçekten de “Olmak ya da Olmamak” meselesi! Olmamış kavunu koy altından tahta, o kavun kelek kelek parıldar. Peki var mıdır tahtta balı damlayan, mis kokulu, kehribar sarısı kavun! Bana sorarsanız kavunun iyisi tarlada belli olur ayan beyan!.

Demem o ki, taht olmasın baht olsun be ya! Entrika olmasın, herkesin allı güllü entarisi olsun. Sevenler birbirine kavuşsun; şiir olsun, resim olsun, heykel olsun. Yönetenler ve yönetilenler bir kazanda aşure gibi kaynasın, az şekerlisinden, bol tarçınlısından hem de…

  Bir de daha çok yazmalı olsun, allısından morlusuna…

Not:
Yazayım yani, oh be rahatladım biraz...



12 yorum :

  1. to be are not to be=olmak yada olmamak
    değil bütün mesele
    Asıl iş insan olmak,insan olmayı öğrenmek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet "olmak" derken ben de öyle düşünmüştüm, hani olgun meyve derler ya, o misal :)

      Sil
  2. Herkesler mutlu olsun esas siefo sa çaycı da:)))

    YanıtlaSil
  3. Abi evsiz mi kaldın(?)Nadir yazıyorsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma sorma, evdeyazar'dan iştesızar'a terfi :))

      Sil
  4. Hiç anlamamışımdır bu afraları tafraları, seviyelerini düşürdüğünden bile haberleri olmuyor.

    Yaz işte böyle arada, iyi geliyor insana :) (Bu ne yaaa, ciklet reklâmı gibi cümle oldu :D)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz uzayda yaşıyorsak onlar nerede yaşıyor acaba:)
      Evet yazmak harika bir şey, sakızdan çıkan fallar gibi de olsa huzur veriyor :)

      Sil
  5. aa yukarıda birisi 'abi' demis. Ben sizi kadın zannediyordum evde yazar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben fark ettim de hiç bozuntuya vermedim :) Hayalinde neysem o kalayım istedim:)

      Sil
  6. Birkaç gündür nerelerdesiniz diye yorum atacaktım:) Siz olmadan buralar eksik kalıyor. Yazılarınızı özledik. Bakın ben bile döndüm yine:) Evde yazın, işte yazın nerede yazarsanız yazın ama bizi yazılarınızdan n'olur mahrum bırakmayın:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, ben de çok özlüyorum buaraları da fırsat bulamıyorum, kafamı toplayamıyorum bir türlü. Sizin dönmenize de çok sevindim, geniş zamanda yazılarınızı okuyup topluca yorum yazayım diyordum:)
      Evet buraları ihmal etmeyelim artık, blog mahallesini özlüyor insan :)
      sevgiler,selamlar

      Sil