13 Eylül 2013 Cuma

Evdeyazar'ın buruk halleri!


barış

Son günlerde sokaklarının biber gazı koktuğu, gecelerinin kabusa dönüştüğü bir semtten, size eğlenceli, keyifli yazılar gönderemeyeceğim bir süre üzgünüm.. Çünkü keyifli yazılar yazmak için iç huzuru gerekir, belki de ben böyle düşünüyorum..

İsterdim elbet, çok sevdiğim Cemal Süreya'nın  yine çok sevdiğim kısacık şiirini tekrarlayarak, 
"hayat güzel, kuşlar uçuyor"
 demeyi. Ama dedim ya üzgünüm, maalesef bu aralar hayat pek göstermiyor güzel yüzünü.. Kuşlar bile korkarak uzaklaşmaya başladı semtimizden..

Belki sizler, bu yazıyı okurken neden bahsettiğimi bile anlamadınız. Belki de gündelik yaşantınız hep aynı döngüsünde sürüyor. Ama maalesef öyle değil gerçekler.. 
Sokaklarda şiddet var artık, geceler kabusa döndü! Uykusuzluk can yoldaşımız oldu, havanın kararmaya başladığı saatlerde yüreklerimiz hop etmeye başladı..

Şimdi bunları okuyunca politik yorumlar yapmak isteyeceksiniz. Yapmayın!

Şu ya da bu partiyi destekliyor olmanız sizin özgürlüğünüzdür, saygı duyarım.. Sadece, hep birlikte gittikçe kronikleşen şiddete "son" diyebilelim istiyorum..
"Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler!" demiş ya usta şair..
 İşte bu cümledeki insani duyarlılığı hissedebilelim istiyorum... Mesele şu siyasi görüş, bu siyasi görüş değil.. 
Mesele basit: İnsan olmanın ağır sorumluluğunu hissedebilmek!.. Biraz da empati kurabilmek ve yaşanan şiddete hep birlikte karşı koyabilmek.

Düşünün, yaşlısınız. Astımınız var, ya da bebeğiniz var evinizde.. Bunların hiç biri değil de yatağında uyuyan sıradan bir vatandaşsınız.  Gecenin bir yarısı sokaktan gelen korkunç seslerle uyanıyorsunuz, evinize gaz dolmuş! Nefes alamıyorsunuz.. "Niye?" diye soruyorsunuz can havliyle, "Niye?" 
Yanıt, gençler istemedikleri bir şeyleri protesto etmek için toplanmışlar, seslerini duyurmaya çalışıyorlar.. Öyle basına yansıdığı gibi ellerinde ne molotof var, ne silah var, ne de başka bir şey! Heyecanla bir şeylerin değişmesini istiyorlar, sadece haykırmak istiyorlar düşüncelerini. Gözlerimle görüyorum, sokağımızda yaşanıyor bütün bunlar.. Bu gençler en az sizin kadar, en az benim kadar masumlar.. Bırakın terörist adlandırması yapılan bir gruba üye olmayı, çoğunun bu grupların adından bile haberi yok!  Dedim ya, sadece gittikçe artan baskı ortamında biraz daha özgürce nefes almak istiyorlar o kadar.. 
Diyelim ki polissiniz, karşınızda düşman gibi gördüğünüz bu gençler sizin kardeşleriniz! Belki de komşularınız, akşam kıyasıya nefretle dövmeye çalıştığınız bu çocuklara belki de gündüzleri selam veriyorsunuz.. Kendinizi koyun onların yerine, siz de bu kadar gaz yedikten sonra haksızlığa uğradığınızı düşünmez miydiniz? Sizi kıyasıya dövseler, sadece bir yerde toplanıp bir iki slogan attınız diye, öfkeniz kabarmaz mıydı?
İşte empati kurmak bu kadar basit aslında..
Yazılan bazı şeyleri okudukça insanlığımdan utanır hale geliyorum inanın. "Biz zamanında çok öldük, biraz da siz ölün!" diyenlere kızdığım kadar, "Mısır'da birisi öldü diye yas tutacağınıza kendi ölülerinize bakın!" diyenlere de kızıyorum.. İnsan ölümlerinden bahsediyoruz burada.. Ölümün, cinayetin ırkı, dili, dini, siyaseti olur mu? Oluyor maalesef, olduruyorlar, olması işlerine geliyor.. Hepsini, ölümler üzerinden yapılan bütün siyasetleri kınıyorum.. 
Ben insanım, var mı bunun ötesi???

Dediğim gibi amacım politika yapmak değil, politik bir yorum da yapmayın bu yazıya! Politik hamasetten, üst perdeden yapılan konuşmalardan, kendisini haklı çıkarmaya uğraşan görüşlerden midem bulanıyor artık çünkü.. Sadece geldiğimiz noktayı siyaset üstü, insani duygularınızla bir değerlendirin istiyorum.
 Demokrasi, başkalarının düşüncesini dönüştürmeye uğraşmak, bunun için şiddete başvurmak değil; aksine bütün düşüncelerin zenginliğinden yararlanarak, barış içinde ortak yaşamanın zeminini oluşturmak değil midir?

 Demokrasi denilen kültürde dinlemek, konuşmaktan daha önemli bir kavram değil midir? Susturmak, üste çıkmaya çalışmak, egoların çarpışması yaşandığında ne kalır geriye?
 Usta şair Edip Cansever diyor ya "Ne gelir elimizden insan olmaktan başka?"
Evet  soruyorum sizlere, var mı insan olmaktan, insan olabilmekten başka çözüm?

İki gündür kalp çarpıntısı ve panik atak gibi bir heyecan var üzerimde.. Çünkü ben de evine gaz girerek uyananlardanım! Alıç çiçeği ve sarı kantaron aldım aktardan, çay yapıp içiyorum bozulan kimyam düzelsin diye.. 

Dedim ya, politika üstü bir durum bu.. Herkes karşısındakini dinlemeyi bilseydi, bütün bu şiddet yaşanmayacaktı! 

Sahi kaçımız biliyoruz karşımızdakini dinlemeyi...




Hare, Hare Krishna

9 yorum :

  1. Artık yetmeli diye düşünüyorum ben de. Ne yazık ki bıçakla tam ortadan böler gibi bölmeye çalışıyorlar. Her iki taraf da çekiştiriyor. Ne sen ne o. Hayır hiç biri, dostluk ve kardeşlik diye haykıracak güçlü bir ses gerekiyor. Kırk yıllık dostların bile aralarına girmeye çalışıyorlar öyle düşünüyorsan ondan yanasın. Öyle düşünüyorum ama hayır ondan yana değilim. İnsanları kategorize etmeye kimse kalkışmamalı. Bunun acı sonuçları yakın tarih içinde görüldü. Ne yükseklerdekiler rövanşist bir zafer kazanan edasında olmalı ne karşısındakiler gör bak neler olacak demeli.
    Baya bi üstü kapalı yazmaya çalıştım umarım yanlış anlaşılacak bir şey çıkmaz. Bu ülke siyah ve beyaz dan ibaret değil, pembeden yeşile, maviden eflatuna çok değişik renklerin harmanlandığı bir ülkedir.
    Bu cennet vatana yazık etmeye kimsenin hakkı yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli katkınız için teşekkür ederim. Ben de çeşitlilikten, barıştan, huzurdan yana olalım istiyorum. Kim istemez ki böyle olmasını zaten?

      Sil
  2. Sevgiler evde yazar, değerli bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim , sevgilerimle:)

      Sil
  3. yüreğinize sağlık.. yazdıklarınıza bütün yüreğimle katılıyorum...

    YanıtlaSil
  4. İnsanlar artık ölümü bile ucuzlaştırdılar malesef. Müslümansan ölüm çok ağır değilsen çok hafif.Müslümanın ölümüne üzülebilirsin ama alevi ateist ya da hırıstiyansan(seçenek çoağltılabilir )üzülmene gerek yok.Sanki müslümanların dışında yaşayanların hiç bir şeye hakkı yok ölmeye bile :( Böyle yüce bir dine inanıp nasıl bu kadar gaddar olabiliyorlar? Ölüm bu, hiç bir insana hiç bir canlıya yakışmıyor. Niye bizler sürekli önce dinimizden nereli olduğumuzdan cinsiyetimzden sorgulanırız niye insan olduğumuzu ön planda tutamayız. Velev ki müslüman olmasın Türkte olmasın benim doğduğum memleketli de olmasın ne değişir bu karşımdakinin insan olduğu gerçeğini değiştirir mi? Kusura bakmayın biraz uzun yazdım zamanınızı da aldım ama bu konu artık çok canımı acıtıyor insanca kardeşçe ve sevgiyle yaşayabileceğimiz günlere ulaşabilmek dileğiyle sevgiler,

    YanıtlaSil
  5. Politik yorum yapmamak için kendimi zor tuttum ama Allah'tan yasal yolları da var. Haklı olmak ve şiddet kullanmamak protesto veya gösteri yapmak için gerekli ama yeterli şeyler değil. Nerede, ne zaman, ne için yapıldığı ve emniyet güçlerinin uyarılarının dinlenmemesi gibi durumlarda yeterlidir: Müdahale için.

    Bunların hepsi yasal olarak sınırları çizilmiş olgulardır. Polisin müdahalesi sizin düşüncenize göre değil yasal sınırlara uyup, uymayan davranışlarınıza göre şekillenir. Sizin haklı olup olmamanız en önemli sebeptir; Ama protesto yapmak için. Nasıl yapacağınız yasalar ile belirlidir. İzin almanızda yeterli kalmıyor. İzin verildikten sonraki gelişmeler, olası tehlikeler de düşünülüyor. Örneğin; Dünyanın en sağlıklı protestosu dahi yapılmış olsa eğer izin verilen sınırların dışında erken bir bitirmeye çalışılıyorsa emniyet tarafından bunun nedeni sorulmalı. Özellikle Türkiye gibi ülkelerde protestoların arasına sızıp kötü işler yapmak çok büyük olasılıktır. İşte bunların tedbiri için protesto gibi olaylara müdahale edilebilir. Müdahale ise Rica/Uyarı/Zarar vermeyen müdahale/Karşı tarafa göre silahlı müdahale veya bedeni müdahale/Ateşli müdahale olarak -sırası değişmeyecek- şekilde artar. Eğer hiç olayın olmadığı bir protestoya müdahale oluyorsa bunun sebebi siyasi otoritenin darbe dönemlerinde olduğu gibi kendini koruması nedeni ile olabildiği gibi, Bugün çok ilerlemiş emniyet istihbaratının ve MİT'in ihbarlarıdır. Sonrasında "polis nerede ölen öldü kalan kaldı" demek istemiyorsanız bu tür şeylere de hazırlıklı olunmalı. Siz olay oluştururken bunu bilenler de boş durmaz. Emniyet bunun için var.

    Kısacası emniyetin müdahalesi yasal sınırlara tabidir. Saygılar.

    YanıtlaSil
  6. İnsani değerler açısından da değil bunlar. Yasalar çerçevesinde müdahale gördüler.

    YanıtlaSil