26 Ağustos 2014 Salı

Bir düşbazın evi ve kahvaltı sofrası...

Sabah erkenden kalkmışım yine.. Bahçeye bakan salon kapısını sonuna kadar açıyorum, içeriye mis gibi çiçek kokuları doluyor. Çayın altını yakıyorum, koyuyorum hafiften bir müzik. Seçmiyorum müziği, akşamdan kalan Pera Klasikleri var cd-çalar'da, biliyorum... Bahçeye bakan mutfak balkonundaki bambu masayı hazırlamaya başlıyorum. Topladığım vişnelerden yaptığım vişne reçelini, kızılcıklardan yaptığım kızılcık marmelatını, kayısılardan yaptığım kayısı reçelini koyuyorum süslü seramik tabaklarıma. Ege köylülerinin kendi çizdikleri kalamata...
Devamını Oku

22 Ağustos 2014 Cuma

Bankanın Teklifini Duyunca Şaşkınlığını Gizleyemedi

Dün sabah sularında günlük işlemleri için bankaya gelen vatandaş, yılda ortalama 1.200 TL kazanç sağlayacağını öğrenince şaşkınlığını gizleyemedi. Emre A., yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Sıradan bir gündü ve her zamanki işlemlerim için şubeye gittim. Tam sıra bana gelmişken bankada çalışan arkadaş bana reddedemeyeceğim bir teklif sundu. Daha önce böylesini ne duymuş ne de görmüştüm. Bana yılda ortalama 1200 TL kazanç sağlayacağımı söyledikleri anda Büyük Adım’lı olmaya karar verdim. Masraflar masraflar... Emre A., “Bu zamana kadar hesap işletim ücretiydi,...
Devamını Oku

20 Ağustos 2014 Çarşamba

Şirin'le beni Şirin Payzın!

Hiç kenardan dolaşıp ima ederek kapalı kapalı yazmayacağım. Konu belli, dün akşam Şirin Payzın'ın Muharrem İnce'yi konuk etmesidir bugün beni böyle dellendirip yazdıran şey.. Baştan söyleyeyim, Muharrem İnce'nin fan grubundan falan değilim. Sadece muhalif seslerin daha çok konuşmasını isteyen sıradan bir televizyon izleyicisiyim. Dün akşam beni ve de Twitter camiasını dellendiren olay şöyleydi, izleyenler biliyor: Şirin Hanım her zaman olduğu gibi provokasyona oldukça müsait bir konu ve konuk seçmişti. CHP'de kaynayan kazan olur da üzerine hangi gazeteci...
Devamını Oku

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Validebağ Korusu da neymiş!

Dün Facebook'da gördüm bir resim: “Validebağ Korusu betona gömülüyor” yazıyordu. Hababam Sınıfı'nın çekildiği meşhur koruya beton dökmüşler.. Validebağ Korusu da mı? “Amma da abartıyor bu provokatörler de” dedim kendi kendime. Çamurlu tozlu topraklı pislik yerine mis gibi beton dökülmüş işte fena mı! Bir iki ağaç kesildi diye bu yaygara da ne şimdi böyle. Arabalarına otopark yeri yapılıyor yine de yaranılamıyor bu insanlara! Tutturmuşlar yeşil de yeşil, ağaç da ağaç diye. Halbuki medeniyet denilen şey yapılaşmadır, meydana getirilen eser(!)lerdir....
Devamını Oku

17 Ağustos 2014 Pazar

Ne menem şeymiş bu nem!

Bu seneki gibi bir yaz yanlış anımsamıyorsam bir de 2010'da olmuştu. Mahalledeki bir çok evin dışında klima kirliliği oluşmuştu oradan hatırlıyorum. Bense hep “Oo bizim ev püfür püfür eser, arkalı önlü camları açtım mı doğal serinlik yeter!” diye övünürdüm, ta ki bu seneye kadar! Yıllarca 18 dereceye getirdikleri klima yüzünden yaz günü hırka giyme ihtiyacı hissettiren ateşli(!) iş arkadaşlarımı hatırlattığı için midir, yoksa abartıp 14 derecede sabitlenen otobüslerde soğuktan büzülerek yaptığım onlarca işkenceli yolculuklardan mıdır nedir klima konusuna...
Devamını Oku

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Ayşe Kulin'in Füreya'sı bana dokunamadı...

Bir kadın var; çocukluğunun kışları İstanbul'da, yazları adadaki konakta geçen, hizmetçilerle büyümüş, Osmanlı paşası soyundan olmalarına rağmen Atatürk'lü zamanlara hızla adapte olmuş bir aileden geliyor. Ailenin bütün kadınları Fransızca biliyor, bir müzik aletini çok iyi çalıyorlar, ayrıca resimle de ilgileniyorlar. Bu kadın Füreya Koral, kitabın son sözüne kadar pek de anlaşılmayan bir özelliği var: Türkiye'nin ilk kadın seramik sanatçısı. Kitabın başında bir aile ağacı çizilmiş, eyvah dedim ben o ağacı görünce. Zira aile ilişkileri, kim...
Devamını Oku

12 Ağustos 2014 Salı

Robbin Williams öldü dediler...

Sabah haberlere bakarken “Robbin Williams” evinde ölü bulunmuş” dedi spiker. “Bir süredir depresyondaymış” diye ilave etti, “Polis intihardan şüpheleniyor.” dedi...  Çok üzüldüm gerçekten de.. Bir yıldızın daha kayıp gitmesinden, hem de çok ama çok sevdiğim bir yıldızın kaymasından dolayı çok üzüldüm.. Türk filmlerinde Hulusi Kentmen'in oynadığı iyi yürekli tonton baba, sevimli komiser amca, zengin ama yufka yürekli patron gibi insanın içini ısıtan, oldukça pozitif karakterler vardır ya, filmi izlerken arındığınızı hissedersiniz hani, işte...
Devamını Oku

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Yalaka Selim mi yoksa Pısırık Niyazi mi!

İlkokuldaki sınıf başkanı seçimlerini hatırladım şimdi. İki aday olurdu genelde, ikisi de birbirinden kıl! Biri olur olmaz her şeyi öğretmene gammazlayan yalaka Selim; diğeri de sınıfın uzun boylu yaramazları tarafından ezik muamelesine layık görülen, çalışkan ama pısırık Niyazi.. Bu gibi durumlarda ne yapardım hiç anımsamıyorum, çoğunlukla seçimi protesto edip boş oy mu verirdim, olabilir.. Çünkü benim için Selim ya da Niyazi fark etmezdi, ikisini de sevmezdim. Yıl bitince en çok da pısırık Niyazi'nin ya da yalaka Selim'in saçma başkanlığından kurtulduğuma...
Devamını Oku

5 Ağustos 2014 Salı

Gerçek hayatta camdan ayakkabılar yok ki!

Bir zamanlar ülkenin birinde bir kurucu lider varmış. Savaşın yıkıntıları arasında yoktan var ederek kurduğu ülkesinde her türlü imkansızlığa rağmen başarılı öğrencileri yurt dışına gönderir, iyi eğitim alıp dil öğrenmelerini sağlar, sonra ülkelerine dönüp hizmet etmelerini şart koşarmış. Beyin göçü dediğimiz şey o zamanlar tersine işliyormuş; o imkansızlıklar içinde değerli bilim adamlarını ülkesine davet edermiş o öngörülü büyük lider.. O lider ki resmi kayıtlara göre 3997 tane kitabı varmış. Hasta yatağında yatarken bile üçüncü yabancı dili öğrenmek...
Devamını Oku

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Konuk Yazar- İstanbul'un Ruhsal Reçetesi: Durum Ciddi!

Bu hikaye HızlıAdam blogunun sahibi Bünyamin Kapıcıoğlu tarafından Evde Yazar blogda yayınlanmak üzere kurgulanmıştır. Keyifli seyirler.. Geçen gün haritadaki şehirleri tedavi eden bir psikiyatriste rastladım. Bana şunları anlattı: 2014 verilerine göre İstanbul'un ortalama nüfusu 14 milyon hasta (Küsüratsız) “Ne yani hepimiz ruh hastası mıyız?” dediğinizi duyar gibiyim. Ruh hastalığı gündelik hayatımızda sık sık duyduğumuz hakaret tabiri olsa da, tıptaki karşılığı grip olmak kadar masum ve doğal bir durumdur. “Ruh” kelimesinin psikolojideki karşılığı: “Zihinsel...
Devamını Oku