2 Haziran 2017 Cuma

İklim değişir mi, sahiden Akdeniz olur mu?

Hayatımda böyle bir dönemi sanırım bir de üniversitedeyken yaşamıştım. Yani çemberin içinde hem var hem yok. Hem duyarlı, hem önemsemeyen. Hem üzgün, hem de boş vermiş. Hem burada hem değil gibi. Hem öyle gibi, hem de “hadi canım boş ver Allasen” der gibi... Alışmayı istemeyen, ama alışmış gibi; yok sayan, yok saymalara sığınan...

Yıllar sonra ilk kez uzunca bir süredir ana haber bültenlerini izlemiyorum. Yıllar sonra ilk kez, eve hafta sonları bile gazete almıyorum. (Radikal Gazetesi ve hafta sonları yayınlanan nefis bulmaca ekini, tam sayfa kare karalamaca günlerini yad etmesem olmaz) Çok sevdiğim aylık dergileri bile okuyasım yok. Sahi yıllar sonra ilk kez, mahallemizin sevgili kırtasiyesine uğramayalı aylar oldu. Kocaman bir kış geçti hatta... Yıllar sonra ilk kez, ne zamandır kendime renkli kalem almıyorum örneğin... Ve tatilde üç günde severek okuduğum "Baba ve Piç" kitabını saymazsak, (onu da en yakın zamanda yazsam aslında) yıllar sonra ilk kez bir kitap tam beş aydır elime yapıştı kaldı! Kırmızı ve Siyah'a yılın ilk ayında başlamıştım, son yüz sayfasına geldim, bırakmaya gönlüm de elvermiyor, ve ne acayiptir ki benim gibi kitap seven biri, beş ay elinde kitap sürükleyebiliyor! (Yarın başlayan Haydarpaşa Kitap Günleri'ne katılarak belki bu olumsuzluğu kırabilirim)

Neden mi böyleyim? Belki de ülkenin değişmeyen iklimindendir! Bugün 02 haziran ve yaz henüz gelmedi. Ülkenin iklimi bu haldeyse, ben böyle olmuşum çok mu! Utanmasam akşamları kombiyi yakacağım. Hala yorgan örtüyorum geceleri, hala camlar kapalı, hala dışarıya çıkarken yanıma ince de olsa mont alıyorum. Neden? Çünkü ülkemize bu sene yaz bile gelmek istemiyor ! “Silkinin, kendinize gelin. Yoksa sizi üşütürüm!” diyor belki de kendi diliyle! Kim bilebilir? Bilmeyen biziz... Bir şeyler hızla değişiyor, biz aynı kafa!

Sanırım umut etmekten ve hayal kırıklıkları yaşamaktan yorulduk ülkece! Benim bu hallerim de ülkenin ruh halinin yansıması olsa gerek.

Bu sene daha önce izlemediğim kadar tiyatro izledim, baleye gittim, operet izledim. Oralarda oyunların içindeyken nefes alabildiğimi fark ettim. Gerçek hayatın boğuculuğu, beni kurmaca hayatlara doğru çekti muhtemelen!

Bu sene hayatımda ilk defa, sevdiğim annelerin anneler günlerini kutlamak gelmedi içimden, zorlamadım da! Aramadım kimseyi ve sanırım biraz küstüler! Sevgi kelebeği gibi sahte sahte gülücükler de atasım yok ne yalan söyleyeyim! Hesap veresim yok, günah çıkartasım hiç yok! Küsenleri alttan alma düşüncesi bile yorucu!

Farkındayım, iç sıkıcı bir yazı oluyor gitgide! Ama, bunu yapmazsam, içimi dökmezsem daha güzel şeyleri nasıl yazabilirim ki!

Peki ama gerçekten iklim değişir de Akdeniz olur mu?
Biz görür müyüz, kötü cadılar pamuk prenses için hazırladıkları elmaları kendileri yer mi?
 İklim değişir mi sahiden? Akdeniz olur mu?
 Hiç Sezen Aksu fanatiği olmadım hayatım boyunca. Bu nedenle  Kemal Burkay'ın bu harika şiirini Rahmi Saltuk'tan dinletmek istiyorum. Ya da ne bileyim; bir şekilde kendime “hadi gülümse!” diyesim var bu sabah!

Hadi Gülümse, lütfen gülümse, ama ne olursun gülümse...

Not: Bu yazıyı sonuna kadar okudunuz ve içinizi sıktıysam lütfen beni affedin. Bu aralar böyle, ve ben de bu blogda sahte olamam ki! Sevgiler...


10 yorum :

  1. Benim de artık hiç ama HİÇ inancım kalmadım... bende ki iklim değişse bile ancak tundura olur ... veya ne olursa olsun ... UMURUM DA BİLE DEĞİL ... artık hiç ama hiç bir şey ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ruh halinden kurtulmamız lazım, bir şeyler yapmalıyız, en azından biz blogger'lar...

      Sil
  2. İçimden geçenlere tercüman olmuşsun.

    Ayrıca belirtmeliyim ki o Kırmızı ve Siyah'ı beş kere okumaya çalışma deneyimim oldu ve en sonunda pes ettim. Bırak gitsin, o sürede kaç kitap okunur.

    Yarın becerebilirsem İrfan Değirmenci'nin imzasına yetişmek istiyorum. Bakalım.

    Sanat iyi ki var, içinde nefes alabiliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kıyamıyorum kitabı kenara bırakmaya, bu kadar dayandım, son 100 sayfayı da bitireceğim:)
      İrfan Değirmenci'nin konuşması umut olabilir, becerebiirsem (üşenmezsem) ben de gitsem ne iyi olur, belki tanışırız bile:)
      Sanat ve sanat dostları iyi ki var, sevgiler.

      Sil
  3. Bir şeyler değişse bile yeniden kötü olacak gibi düşünüyorum nedense. Burada önemli olan bizim hangi tarafından baktığımız :)
    İç karartmak değil, derdini paylaşmak diyelim biz ona, hepimizden bir şeyler barındırıyor ruh haliniz.
    Baba ve Piç i lise yıllarında okumuştum, benim de sevdiğim kitaplar arasında. Yanlış hatırlamıyorsam porselenlerin kırılmasıyla sorunu vardı ana karakterin. Sonra kendi evine de alıyordu :)
    Daha güzel günler görmek umuduyla, sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Evrene kötü enerjiler göndermemek gerekir" diye kendi kendimle çeliştiğim oluyor zaman zaman. Yani daha kötü olacağını düşünmel dahi istemiyorum...
      Cam bardak takımlarına özel ilgisi var. Evinde onlarca cam bardak takımı var:)
      Sevgiler.

      Sil
  4. Bitemeyen kitaplar, keyifsiz hatta bir tabir vardır sasa bir tadı vardı derler, tam öyle tadta geçen günler oluyor. Havlar soğuk, ben de bizlerle ilişkilendiriyorum, birbirimize çok mu sıcağız sanki diyorum. Birden bir ısınacak, o zaman da nem var ya nem.. diyeceğiz. İçimizde bir sensör var bizi dış dünya ile adapte halde tutan işte o biraz çalışmıyor son zamanlarda. Bir şekilde tamir edeceğiz, dileyene Akdeniz dileyene dağ havası gibi gelecek hayat. Belki sadece biri içten bir gülümsese ve iki çift laf etse gönülden şimdi hemen olacak, o kadar da yakın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel söylemişsiniz, üzerine edecek söz bulamadım.
      Sevgiler...

      Sil
  5. Hiç de içimi sıkmadınız. Olanı resmetmişsiniz yazınızda. Son beş aydır, belki daha fazla uzun bir süredir kitaplara uzak kaldım ben de. Sizlerin okuyup anlattıklarınızla yetinmek zorunda kalıyorum. Bu durumun iklimle alakası olduğunu düşünenlerdenim. Bir an önce Akdeniz olacaksa olsun, zira Arabistan çöllerinde boğulduk artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim ruhumuz Akdenizli, alışkanlıklarımız Akdenizli, içimiz Akdenizli, dışımız Akdenizli... O çöllerde yaşamayı hiç hak etmiyoruz ki...
      Sevgiler

      Sil