1 Mayıs 2013 Çarşamba

1 Mayıs Emek Ve Dayanışma Günü

emek en kutsal değerdir
Emek, en kutsal değerdir..

1 Mayıs deyince benim aklıma "emeğe saygı"  ve "dayanışma ruhu" geliyor. Böylesine masum olan bu kavramlara tarih boyunca tepki gösterilmiş; 1 Mayıs'lar "işçi bayramı" olarak kutlanacak yerde, katliamlarla ölümlerle anılır olmuştur maalesef..
EMEK, en kutsal kavramlardan bir tanesidir.Çalışma ortamlarının insanca olması, verilen emeğin karşılığında hak edilen ücretin kazanılması, eşit işe eşit ücret anlayışı istenmesi insani talepler değil midir? Bu masum taleplerin bireysel olarak dile getirilmesinden hiç bir sonuç çıkmayacağı için, çalışanların bu taleplerini bir sendika çatısı altında örgütlenerek toplu dile getirmesi ise en doğal yol değil midir sizin de hak vereceğiniz üzere.. Çünkü birlikten kuvvet doğar. Çünkü örgütlü olmak, güçlü olmaktır. İşte bu gücü bilenler, çalışanlara hak ettikleri ücreti vermek istemeyenler, yıllarca sendikalara karşı çıktılar. Sendika üyesi olmayı" anarşistlik" olarak empoze edip işçileri yalnız kalmaya zorladılar.. Evine üç kuruşluk ekmek götürmekten başka bir amacı olmayan kitleleri ağır koşullar altında çalışmaya zorladılar..
           Oysa hepimiz insan değil miyiz?
           Parası olan, işçi çalıştırma gücü olan patronların, evine ekmek götürmekten başka amacı olmayan insanların emeğini sömürerek, onların sırtından kazandıkları paralarla lüks içinde yaşaması hak mıdır? Soruyorum size, hak mücadelesi yapmak suç mudur??
    Ben, tekstil mühendisi olarak yıllarca "beyaz yakalı" işçilik yaptım. Milyonlarca insanın ekmek kapısı olan tekstil sektöründe her geçen yıl koşulların daha da ağırlaştığına bizzat şahit oldum . Kurumsallaşmayı başarmış, parmakla gösterilen bir kaç fabrika haricinde, tekstil sektöründeki koşullar gerçekten de içler acısı hale geldi her geçen yıl. Önce ikramiyeler kaldırıldı, ardından senede iki kez yapılan zamlar bire düşürüldü. Çoğu firma "zarar ettiğini(!) bahane ederek artık yılda bir kez bile zam yapmıyor üstelik. Mesai saatleri korkunç, her gece onda on birde gidiyor insanlar evlerine. Sevkiyat zamanlarında sabahlamalar oluyor. Mesaiye kalmak istemeyen işçi direkt atılıyor, çünkü yerine daha düşük ücretli bir yenisini almak o kadar kolay ki..Sigorta meselesine ise hiç girmeyeyim. Tahmin edeceğiniz üzere çoğu işçi sigortasız, büyük çoğunluğun ise sigortası kesinlikle tam maaştan yapılmıyor. "E-devlete dönüştük, artık her şey kontrol altında" diyenler nedense bu durumu görmezden geliyorlar. Ben daha bir gün SSK tarafından cezalandırılan firma görmedim çalıştığım yerlerde. Şikayetler oluyor elbet, ama bir şekilde hallediyor patronlar durumu.Para her şeyi çözüyor anlayacağınız... Şikayet eden işçi, işinden oluyor, yine olan ona oluyor sonuçta..
 Bütün bu olan bitene daha fazla tanık olmak istememem çok büyük etkendir evde çalışma kararımda.. Zarar ettiğini söyleyerek göstermelik iflas kararı alan, işçilerine bir kuruş tazminat ödemeyerek villasında sefa sürmeye devam eden patronlar da gördüm.. Nefret ettim kendilerinden, adalet duygumu çok zedelediler çünkü..
Sonuç olarak diyorum ki 1 Mayıs önemlidir. 1 Mayıs'a sahip çıkalım, korkmayalım. Dayanışma ruhumuz eksilmesin..

Herkesin çalışması karşısında hak ettiği kazançları elde edeceği, insana yakışan koşullarda ve ortamlarda çalışacağı güzel 1 Mayıs'lar görmek umuduyla diyorum ki:
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı'mız kutlu olsun..








6 yorum :

  1. Yanıtlar
    1. Konu 1 Mayıs olunca pek ilgi görmüyor yazılanlar maalesef..

      Sil
  2. Evet size katılıyorum.Benim 1 Mayıs yazım da öyle oldu,yemek tariflerime daha çok yorum alıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Önemli olan duygularımızı, düşüncelerimizi anlatabilmek sanırım. Zaman içerisinde belki farklılaşabilir yaklaşımlar. Yani denizyıldızlarını denize atan adam gibi, bir kişiye bile ulaşsa önemlidir diye düşünüyorum.

      Sil
  3. Bu tür yazılara aslında ilgi olmamasını belki de insanların farkında olup görmezden gelmek istemeleriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Çünkü çoğumuz yazınızda anlattığınız bir ortamda çalıştık veya çalışıyoruz. Gerçekleri yansıtan bu tür yazıları okuyor olmak kişiyi o anda içinde bulunduğu çalışma ortamına hiçbir fayda sağlamayacağı düşüncesi ile ilgi noksanı haline getirebiliyor. Belki de bu tür yazılar(ımız) "yaramı deşme" gibi bir düşünce yaratıyor karşımızdakinde. Ama olsun, doğruyu söylemek, insanları doğruya teşvik etmek. Güzel şeyler bunlar. Keşke herkes doğru söze katlanabilseydi. Ümit o ki, dediğiniz gibi "zaman içinde belki faklılaşabilir yaklaşımlar". Bir şiirimden üç mısrayı paylaşmak istiyorum bu anlamda:
    Yaz kalemim, doğruyu yaz, yanlışı yaz,
    Yarılsa da parmaklarım, bitse de mürekkebin
    Akan kanımı kendine mürekkep yap ta yaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir şiir paylaşmışsınız teşekkür ederim. Bu şiirden sonra söylenecek pek bir şey de kalmıyor aslında.. Doğru bildiklerimizi elimizden geldiğince yazıp çizeceğiz..
      Emeğinize, yüreğinize sağlık diyorum..

      Sil