27 Kasım 2015 Cuma

Can Dündar'ın tutuklandığı gece cennet hurmasından reçel yaptım!

Dün akşam üzeri, tam da işten eve dönmeme 10 dakika kalmışken Facebook sayfama bir başlık düştü, “Can Dündar ve Erdem Gül adliyedeler!” Tam da bu haberin altında başka bir gönderi daha vardı, “cennet hurmalarından reçel yapımı!” Her zamanki gibi bilgisayarımı topladım, iş arkadaşlarıma iyi akşamlar diledim, merdivenlerden inerken aklımda tek bir düşünce vardı; evet ben cennet hurmalarından reçel yapacaktım! Her zaman sokağın köşesinde, kaldırıma oturup kendi bahçesinden getirdiği meyveleri satan kadından alırım hurmaları diye düşündüm, ama gelmemişti,...
Devamını Oku

25 Kasım 2015 Çarşamba

Fotokopi Kağıdı Satın Almadan Önce Nelere Dikkat Edilmeli?

Ofiste durmaksızın kullanılan fotokopi kağıtlarının çeşitlerini, kullanım alanlarını ve yaptığımız performans/fiyat karşılaştırmasını sizler için derledik. Düşük ve yüksek gramajlı fotokopi kağıtlarının kullanımı sonucu karşılaşabileceğiniz farklara bir göz atın ve ofisinizde bilinçli bir tüketim başlatın! Bitmek bilmeyen ofis ihtiyaçlarından biri olan fotokopi kağıdı, bir ofiste en çok kullanılan ve stokta mutlaka bulunması gereken en önemli malzeme olarak adlandırılabilir. Sürekli olarak fotokopi çekilmesi gereken dokümanlar ve elden ele dolaşan evraklar...
Devamını Oku

22 Kasım 2015 Pazar

Venedik'te Bir Yahudi

Kitabın adını sevdim, arka kapak yazısını sevdim, üstelik kitap fuarında sadece 5 TL'ye satılıyordu, hiç düşünmeden aldım. İyi ki de almışım, çok beğenerek okudum Roberta Rich'den orijinal adı “The Midwife of Venice” olan Venedik'te Bir Yahudi adlı kitabı... Yahudi'lere ait öyküler, özellikle İkinci Dünya Savaşı temalı olanlar hep ilgimi çekmiştir. Çoğu film hafızamdan silinir ama mesela Hayat Güzeldir ve Piyanist filmini unutamam. Bunun nedenini ben de çözmüş değilim. Bilemiyorum, Yahudilere ait hikayelerin dokunaklı oluşundandır belki, ama muhtemelen...
Devamını Oku

20 Kasım 2015 Cuma

Paramı yönetebiliyorum, onun kölesi değilim!

İstediğimiz kadar romantik olalım, “iki gönül bir olunca samanlık seyran olur”'un nostaljik bir söylem olduğunu kabul etmek zorundayız. Çünkü beğensek de beğenmesek de biliyoruz ki dünya para ile dönüyor! Ve akıllı olanlar, paranın zaman zaman oynadığı tuzaklara gelmeyerek, onun kendisini esir almasına müsaade etmeden, parasının efendisi olmayı başarıyorlar. Tıpkı bizim Orçun gibi... Paramıyonetebiliyorum.net'ten edindiği tecrübelerin Orçun'un hayatındaki yansımalarını görebiliyorum ben de. Bu siteden aldığı eğitimlerde altın değerinde şeyler...
Devamını Oku

19 Kasım 2015 Perşembe

Ayrılmaz İkililerim...

Geçenlerde gördüğüm bir Facebook sayfasında “kasım ve aşk ayrılmaz ikilidir, siz de söyleyin ayrılmaz ikililerinizi” diyordu. Çok hoşuma gitti, yazmaya başladım hemen... Pazar kahvaltımda kaymak ve bal, sonrasında gazetelerim ve bulmacalar, mutfağımda sevgi ile yaptığım yemekler ve huzur veren kavrulmuş soğan kokusu, dumanı tüten tarhana çorbası ve olmazsa olmazı karabiber, mahallemdeki köşe ve o köşedeki laz bakkal... Sabah günaydını ve içten gelen bir gülümseme... Aslında hayatımda vazgeçemediğim o kadar çok ikili var ki, hangi birini anlatsam...
Devamını Oku

17 Kasım 2015 Salı

Orçun'un para ile imtihanı devam ediyor!

Eskiden olsaydı, yani Orçun Orçun değil de mesela Müşfik Bey olsaydı, işi nispeten kolaydı. Erkek tarafı tanıdık mobilyacılara taksitle bir koltuk takımı yaptırır, yemek masası ve perdeleri de eksik bırakmazdı, adettendi ne de olsa! Kız tarafı da bir şekilde yatak odasını halletti mi tamamdı neredeyse iş. Zaten kap kacak, kızın çeyizinin olmazsa olmazlarındandı. Nohut oda bakla sofa bir de ev bulundu muydu tamamdı o iş. Sonra davetiyeler basılır, nikah salonu ayarlanır, eş dost akraba kim varsa en az çeyrek altın, bilezik falan takardı düğünde. Öyle...
Devamını Oku

16 Kasım 2015 Pazartesi

Ayşe Kulin'den Tutsak Güneş'i okudum...

Kitabı Ayşe Kulin'den distopik roman diye tanıttılar. Açıkçası çok merak ettim ve çıkar çıkmaz gidip aldım ben de. Zira iyi kurgulanmışsa distopik öyküler ilgimi çeker. Mesela Orwel'ın 1984'ü bu anlamda gerçekten de sarsıcı muhteşem bir kitaptı. “Distopik de ne ola ki?” diyenleri daha yazının başındayken Google'a geri göndermemek için kısacık bir açıklamayı görev biliyorum bu arada. (sözcüğü bilenlerden af dileyerek) Edebiyat ve sanatta kullanılan distopya terimi, ütopyanın tam tersidir. Yani distopik bir dünyada herşey kötü, otoriter-totaliter, baskıcı...
Devamını Oku

12 Kasım 2015 Perşembe

Şarj edilebilir diş fırçalarına dair doğru bilinen yanlışlar

Manuel diş fırçası şarj edilebilir diş fırçası kadar iyi temizler! Yanlış. İlk kullanımdan itibaren şarj edilebilir diş fırçaları manuel fırçalara oranla 2 kat daha fazla plak temizler. Bu özellik dişlerinizin yalnızca dış görünümü için değil, sağlığı için de oldukça önemli. Plak, dişin dış kısmını kaplayan bakteri tabakasıdır. Bakteriler yediğimiz yiyeceklerdeki şekerle beslendikleri için, zamanla asit oluştururlar. Bu nedenle bakterilerin diş yüzeyine yerleşmesi, diş ve diş eti hastalıklarının en önemli sebeplerinden biridir. Oral-B’nin elektronik...
Devamını Oku

11 Kasım 2015 Çarşamba

Niyet ettim kitap fuarına gitmeye...

Evet nihayet yıllar sonra şeytanın bacağını kırdım ve kitap fuarına gittim geçen cumartesi günü, yani fuarın açılış günü. İstanbul'a ilk geldiğim zamanlarda kitap fuarı Taksim'de Tepebaşı'ndaydı, dolayısıyla fuar boyunca akşamları iş çıkışında giderdim, söyleşilere katılır, imza kuyruklarına girerdim kaygısızca. Yani dolu dolu yaşardım kitap fuarını. Tüyap'a taşındıktan sonra ise hiç gitmedim, kaç yıl oldu hatırlamıyorum bile! Sadece söyleniyordum her sene; kitap fuarı şehirden bu kadar uzak olur mu, kültür sanattan soğumamızı istiyorlar, zaten AKM'yi...
Devamını Oku

2 Kasım 2015 Pazartesi

Kendine iyi bak, beni düşünme...

Bugüne kadar yaşadıklarından ne öğrendin diye sorsalar, edeceğim birkaç cümleden biri de şu olur: “Bazen çok üzüldüğümüz dönemler olur, sonra aradan biraz zaman geçer, bir de bakarız ki o üzüldüğümüz şey sayesinde yeni bir kapı açılmış önümüzde” Şimdi bu cümlenin üzerine bazılarınızın yorumlarını duyar gibiyim. Mesela birileri “bu ne şimdi, gereksiz pozitif yaklaşım” diyor, bazılarınız beni aşırı “kaderci” olmakla itham ediyor, hatta içinizden bazıları duyarsız ve oportunist olduğumu düşünüyor. Müsaade edin bir iki örnek vereyim: bırak...
Devamını Oku