6 Kasım 2016 Pazar

Ferzan Özpetek "İstanbul Kırmızısı" ile yine beni benden aldı...

Nedendir bilinmez; sabah kalkar kalkmaz elime aldım İstanbul Kırmızısı'nı. Sesli sesli okumaya başladım sonra. Sanki bütün şehir benim bu kitabı okumam için ortam hazırlamış gibiydi. Mesela üst katta kendi halinde yaşayan doktor komşum, hiç âdeti olmadığı halde müziğin sesini açmıştı sabahın o saatinde. Hem de ne müzik... Okumamın perde arkasına belli belirsiz bir fon müziği ancak bu kadar yakışırdı! Tangolar, valsler çalıyordu ardı ardına, öyle uyumluydu ki kitapla... Alt kattaki gürültücü komşuların hiç sesi çıkmadı mesela, kapıyı bile çarpmadılar... Şehir de uyanmamıştı sanki daha. Sokaktan geçen hiç araba yoktu; oysa saat dokuz olmuştu. Bence algılarımdaki bütün bu pozitif haller, Ferzan Özpetek'in sımsıcak, o içine alıveren samimiyette yazılmış satırlarıyla direkt alakalıydı. Kitabın büyüsüydü, başka ne olabilirdi... Yoksa her şey böylesi mükemmellikte denk gelir miydi! Sanki kitabı okumuyor, kitabın içinde yaşıyor gibiydim. Nasıl desem, öykünün bir parçası da bendim sanki, o derece...
İstanbul Kırmızısı-Ferzan Özpetek
Tam da dün senaryo kursunda “görselleme”konusunu işlemişken; bir sinemacının gözünden, ruhundan, kaleminden çıktığı belli olan, muhteşem bir anlatımla her satırının insanın gözünde canlandığı bu kitap nasıl da denk gelmişti... 137 sayfalık kısa bir kitap İstanbul Kırmızısı, yaklaşık 3 saatte bitirdim ben. Müthişti, gerçekten müthişti... Duygusu iliklerime kadar geçti. O kadar çok altını çizdim ki satırların...




İstanbul'a gelen bir yönetmen var kitapta, bir de Anna var. Bu iki kişinin aynı uçakta başlayan öyküleri paralel düzlemlerde seyrederken, bazen anlık olarak hafif kesişiyor, kitabın sonunda da müthiş bir ortak noktaya kavuşuyor. Ferzan Özpetek “Sen Benim Hayatımsın” kitabında olduğu gibi,  anılarını kurguyla harmanlarken, yine sıcacık sarmalıyor insanın ruhunu. (bkz: buyazı)


Başka yönetmenlerde az bulunur cinsten bir şiir var O'nun filmlerinde. Öyle bir şiir ki, hüzünle umudu harmanlıyor. Öyle bir şiir ki, sanki bambaşka bir dünya varmış gibi, sadece sevgi varmış gibi, zorluklar bile sevgiyle doluymuş gibi... Masalmış gibi...





Yazarın çocukluğundan anılar günümüze doğru akarken, insanın yüreği de gidip gidip geliyor. Nasıl bir içtenlik, nasıl bir naiflik, nasıl bir güzellik...



"İstanbul Kırmızısı" demiş yazar kitabın adına, okuyucu olarak kendimi kırmızıların izin sürerken buldum ben de. Kimi zaman yaşlı annenin elbise kırmızısı, kimi zaman ansızın gelen bir kazada akan kanın kırmızısı, kimi zaman maviyle karışan gün batımı kırmızısı, Gezi'deki kadının elbise kırmızısı, suyu sıkılan narın kırmızısı, şehrin lalelerinin kırmızısı ve anneannenin bir ritüel gibi aksatmadan içtiği konyağın kırmızısı...



Öykü hırsızı” diyor kendine Özpetek, ne de güzel söylüyor. Sokakta beliriveren anlık bir kadın siluetinden öyküler çıkarabilmek için, sanatçı gibi bakmak gerekiyor çünkü dünyaya. Öykü hırsızı olabilenlere gönlümüzün akışı, biraz da bundan değil midir zaten...



Mart 2017'de sinema olarak da izleyeceğiz İstanbul Kırmızısı'nı. Ama kitabın aynısını çekmemiş söylediğine göre. “Aynı şeyi yapmaktan sıkılırdım!” diyor bir söyleşisinde. Bence de şahane bir karar bu!


Önce kitabı okuyun derim ben, sonrasında film gelsin. Çünkü Ferzan Özpetek filmleri ayrı güzel, kitapları ayrı güzel... İyi ki böyle güzel insanlar var da, nefes alabiliyoruz... Günüme güzellik, sevgi, umut kattığınız için size çok teşekkür ediyorum sevgili Ferzan Özpetek, ruhunuzun güzelliğine sağlık...



Bakın nasıl da şahane bir fragman var film hakkında... Heyecanlanmamak elde değil...


20 yorum :

  1. Ne çok yazmışlığım var öykülerde gürültücü komşuları :)))))

    Böylesi olumlu anların böylesi olumlu anlatıları sonrasında kitap çok merak uyandırdı bende. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o komşular yok mu:)
      Kitap muhteşem, ben Ferzan Özpetek'in bütün yapıtlarına bayılıyorum zaten...
      Teşekkürler yorumunuz için.

      Sil
  2. Ferzan Özpetek'i tanımama vesile olduğunuzda oturup her akşam filmlerini izlemeye koyulmuştum.Kitabını okursam merakla beklediğim filminin tadı eksilir korkusuyla okumamıştım.Madem ki aynı olmayacak kitap ve film, okuyalım o halde ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bence de okuyun, böylesi lezzetli bir kitap okunmayı hak ediyor, sevgiler :)

      Sil
  3. Saatte kırk beş sayfadan fazla. Ben günde o kadar sayfa okuyabilsem kendimi alim sınıfına koyarım:) Maşallah size. Bu kadar sürükleyici olduğuna göre okunası bir kitap olmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap güzel olunca insan nasıl okuduğunu anlayamıyor. Ben yaklaşık 3 saat dedim ama, belki de 4 saatte okumuşumdur. Tek bildiğim şey, sabah başlayıp öğlen bitirdiğim :)
      Sürükleyici diyemem kitap için, çünkü merakla okumadım kitabı. Lezzetli demek daha doğru olur sanırım. Duygusu, samimiyeti, anlatımı, görselliği...
      Yani Ferzan Özpetek filmlerini sevmek lazım kitabı da sevmek için. Ben O'nun o büyüleyici bakış açısına bayılıyorum, dolayısıyla kitaba da bayıldım... Eğer filmelrini siz de sevmişsenizi kitabını mutlaka seversiniz.

      Sil
  4. çok sevdiğim bir yönetmen, tüm filmlerinde de var o şiirsellik zaten, edinmeliyim kitabını da, teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen Benim Hayatımsın ikinci kitabıymış, ben önce onu okumuştum. Bence kitapları da en az filmleri kadar mükemmel..
      Ben teşekkür ederim bu arada, sevgiler.

      Sil
  5. Öyle güzel yorum yapmışsın ki, insan okumak için can atıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize sevindim, umarım okuyunca siz de beğenirsiniz, sevgiler :)

      Sil
  6. Gerçekten güzel anlatmışsınız. Kitap merak uyandırdı bende. Ayrıca söylemeden geçemiycem, kitabın sayfalarında gördüğüm cicilerde çok şeker :)

    Sevgi ve selam ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap bu kadar güzel olmasaydı, ben nasıl güzel anlatabilirdim ki :)
      O gördüğünüz ciciler benim uğurlu objelerim, ayrıca teşekkürler
      Sevgiler...

      Sil
  7. ne zamandır aklımda bu kitap. not almıştım alınacak kitaplar listesine. ferzan özpetek çok yakınlık hissettiğim bir güzel insan. ve de başarılı olmayı becermiş örnek alınacak ilham alınacak bir insan..
    altı çizililer harika. gerçi pek altına denk gelememiş çizgiler.. :))
    teşekkürler bu güzel anlatımın, bu güzel paylaşımın için..
    ben de büyük harf küçük harflere de dikkat edemedim. kızmayın. :)
    selamlar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ferzan Özpetek konusunda ben de aynı sizin gibi düşünüyorum.
      Açıkçası kitapların altını "kitap gibi" çizenlere ben de hayranım:) Ama bir türlü beceremiyorum o işi. İtiraf edeyim, okula giderken de defterlerimin kenarları hep kıvrık kıvrık olurdu, düzgün defterli olanlara hayran olur, ama nasıl bunu başardıklarını bilemezdim :)
      Büyük harflere dikkat etmemişsiniz üstelik, neyse bu kadarcık hatayı en sevdiğimiz blog dostlarında görmezen geliriz. Ferzan Özpetek de böyle yapardı :)
      Selamlar, sevgiler

      Sil
  8. Kitabı da filmi de çok merak ettim. İlk fırsatta bi el atayım o zaman :)

    YanıtlaSil
  9. Merhaba. Bugün filmi izledim ve bayıldım. Arkasından blogunuza getirdi film beni.Ne güzel yazmışsınız, en kısa zamanda kitabı okuyacağım. İstanbul Kirmizisi beni çok yanlız hissettirdi.Çünkü salonda 5 kişi izledik filmi.Çıktığımda metrelerce uzayan Recep İvedik kuyruğu karşıladı beni.medya yorumları kötü demiş, gişe başarısız. Tercihlerimiz, begenilerimiz, seviyemiz , iyiye gitmiyor hicbirsey. Bunun film elestirisiyle alakası yok, beğenmek beğenmemek değil mesele.Siz anladınız sanırım beni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki günümüzde beğenileri de birileri belirliyor; medya, sosyal medya... Recep İvedik'leşen bir toplum, televizyonda cehalete övgü gibi birbiri ardına tekrar hortlatılan ağa dizileri, sanata küçümseyici bakış...
      Ne olursa olsun sanat ve sanatçılar hep var, ve hep var olacaklar. Politikalar ise dün olduğu gibi bugün de bitmeye mahkum...

      sevgiler

      Sil
  10. Oyunculukların, kalitenin başarısına rağmen yine de ne olursa olsun kitaptan aldığı o tadı arıyor insan izlerken. Filmden sonra yazınızı okumuş olmak geç kalmış olsam da iyi geldi açıkçası, teşekkürler.. :)
    http://herteldensef.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmi henüz izlemedim, çok merak ediyorum. Genelde olumsuz yorumlar var çünkü.
      Sevgiler :)

      Sil