7 Ocak 2014 Salı

Ahmet Ümit'in Beyoğlu'nun En Güzel Abisi kitabını 2 günde okudum!

İstediğim kadar işim gücüm olsun, vaktim dar olsun, bir kitabı sayfa sayısına da bağlı olarak en fazla 5 gün içinde bitiriyorsam, o kitap benim için güzel bir kitaptır.
Ahmet Ümit'in son kitabı Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'ni pazar akşamüzeri aldım, pazartesi sabahtan öğlene kadar okudum, bugün  yani salı günü devam ettim ve saat 14.13 iken  412 sayfalık bu kitap bitti. Demek ki kitap  benim için hakikaten güzelmiş.

Beyoglunun en guzel abisi


Nedir kitabı beğenme kriterim?
Sanırım öncelikli olarak kitabın anlatım biçimi ve dili beni etkiliyor. Ahmet Ümit, daha önce okuduğum birkaç kitabında olduğu gibi bu kitabında da oldukça akıcı, keyifli bir konuşma dili kullanmış. Zaten polisiye bir kitabın başka türlü anlatılması sanırım sıkıcı olurdu.

 Her kitapta elbette hayalimizde canlandırırız karakterleri ve olayları ama, polisiyelerde işin içine diyaloglar ve aksiyonlar daha çok girdiği için bir film gibi olsun isteriz kitap. Açıkçası polisiye kitap pek okumam Ahmet Ümit hariç, ama şu da bir gerçek ki O’nun kitaplarını bir film izler gibi okuyabiliyorum. Çünkü kitaplarında dinamizm var, kısa diyaloglar var, uzun uzun çözümlemeler ve betimlemeler yok.  Aksi olsaydı zaten kitabın sonunu okumadan yarım bırakırdım muhtemelen. Çünkü polisiye kitap biraz da eğlenmek, ipuçlarını takip ederken beyin egzersizi yapmaktır, geriye pek bir şey kalmaz insanda. Polisiye aksiyon filmleri, dizileri de öyle değil midir? Mesela "The 24" ve "Prison Break" dizilerini soluk soluğa izlemiştim zamanında. Detaylarını sorsanız, derim ki Prison Break’de baş karakter, hapishaneden kaçış planını vücuduna dövme yaptırmıştı ve sonunda kaçtı. Hadi yine bunda konuyu anımsıyorum, ama The 24 ‘den aklımda kalan sadece ajan Jack Bauer, O’nun zekâsını ve cesaretini hayranlıkla izlemek için perşembe akşamlarını iple çektiğimdir.  Hepsi bu kadar!

Polisiye kitaplar da böyledir benim için. Dedim ya pek de okumam. Mesela Ahmet Ümit’in ilk okuduğum kitabı Patasana’yı aldım kitaplığımdan elime şimdi, 22 Mart 2007 yazıyor içinde. (Hep tarih atarım kitaplarıma) Nereden baksanız 6-7 sene olmuş okuyalı, ne hatırlıyorum? İnanın hiçbir şey. Bir arkeoloji hikâyesi vardı bir de cinayet. Ama keyifle okumuştum, hatta ilk okuduğum polisiye romandı da diyebilirim. Kitap kötü olduğu için mi anımsamıyorum detayları, elbette hayır. Peki, hafızamda mı sorun var, sanmıyorum. Keyifle okumuştum, güzeldi ve geçti gitti. Zaten bir polisiye hikayeden detay hatırlamak insana ne katar ki? 

Ama Beyoğlu’nun En Güzel Abisi, bu anlamda biraz daha farklı bir yere koyabileceğim bir kitap. Evet, ortada çözülmesi gereken bir cinayet var ama arka planda toplumsal olaylar iyi kurgulanmış. Cinayetin geçtiği ortam Tarlabaşı. İstanbul’da yaşayanların adını duyunca ürktükleri, hafızalarına “tekinsiz” olarak kazınmış yer. Tarlabaşı’nın arka sokaklarında tinercisi var, mafyası var, kumarhanesi var, bedenini satarak para kazanan insanlar var, sanatçısı var, solcusu var, tutunamayanı var.. İşte kitapta tüm bu birbiriyle alakasız gibi görünen insanlar birer karakter olarak yer alıyor ve siz Komiser Nevzat’ın gözünden ipuçlarının izini sürerken tüm bu toplumsal figürlerle de tanışıyorsunuz. Onlar birbiriyle konuşuyorlar, olaylar hakkında yorum yapıyorlar, siz de ister istemez o tablonun içine dahil oluyorsunuz. Kitapta en çok bu kurguyu sevdim. Özellikle daha yeni yaşadığımız gezi direnişinin arka planda kitabın temel kurgusuna çok doğal bir şekilde eklenmiş olması benim için kitabı daha bir okunası yaptı. Gezi direnişi hakkında çok şey yazıldı çizildi, ama romandaki tinerci çocukların bakış açısı bence güzel ve son derece doğaldı.

6-7 Eylül olayları ile yüzleşmek hep içimi parçalar, utanırım yaşananlardan, okumak, izlemek son derece rahatsız eder vicdanımı. Kitabın bu olayları anlatan bölümlerinde yine çok kötü oldum, hatta satırların çoğunu atlayarak okuduğumu da itiraf etmeliyim. Beyoğlu deyince bu olayları da anımsatmak istemiş yazar, çok detaylı değil, ama çarpıcı bir iki kısa öyküyle değinmiş. Güzel de bağlantı yapmış günümüze, ama sanki kitabın sonuna sıkıştırılmış gibi geldi bana bu detaylar. Gezi olayları gibi biraz daha kitabın geneline yayılsaymış daha mı iyi olurmuş? Belki de dedim ya bu konuyla yüzleşmeyi çok ağır bulduğum için böyle düşünüyorumdur, utanç duyuyorum sanki ben suçluymuşum gibi…
Muhtemelen budur nedeni böyle düşünmemin.

Komiser Nevzat, duygu olarak bana eski Türk filmlerindeki babacan komiser Hulusi Kentmen’i anımsatıyor. O hiç yanlış yapmaz diye düşünüyorum, babacandır, saygı duyulan tatlı sert bir komiserdir. Kimselere belli etmese de duygusaldır, sevgi doludur. İnsan sarrafıdır, herkesle çok iyi diyalog kurabilir, rahatlıkla empati kurabilir. Aslında hepimizin sokakta görmek istediği ideal polis tiplemesidir. Kitabı okurken komiser Nevzat gözümde hep Ahmet Ümit’in sakallı fotoğrafı olarak canlandı. Yani bildiğimiz, sevdiğimiz, içimizden biri.
Kitabın kurgusunda zaman zaman Ahmet Ümit’in “tuhaf yazar” olarak esprili bir şekilde yer alması ise beni gülümseten ve çok da hoşuma giden bir detay oldu. Ben de bir roman yazsam, kesin böyle küçük oyunlarla kendimle eğlenir okuyucuyu da şaşırtırdım diye düşündüm. Azıcık kendisini de övmüş, olacak o kadar, bence bu detay kitaba ekstradan bir şirinlik katmış. Röportajında okuduğuma göre bu romanın düşüncesini ilk açtığı kişilerden olan Selim İleri’den bahsetmesi çok hoş bir jest olmuş.  Keşke 346. sayfada “İnsan yaşadığı yere benzer demişti bir şair” cümlesine de dizelerin sahibi çok sevdiğim şair Edip Cansever’in adını not düşseydi çok da şık olurdu demeden de geçemeyeceğim bu arada.

Peki, katil kimmiş, tahmin edebildim mi?

Edemedim, katili öğrendiğimde de “oh be rahatladım” duygusu olmadı. Aslına bakarsanız iyi ki de olmadı. Çünkü düşünülecek o kadar çok detay vardı ki, geri planda anlatılanlar o kadar önemliydi ki, katilin kim olduğu konusu insanı meraktan öldürmüyordu. Kentsel dönüşümün arka planında dönen mafyatik olaylar, Tarlabaşı’nın arka sokaklarında yaşayan, sıradışı olarak değerlendirebileceğimiz insanların yaşamlarından kesitler, tam bu gerçeklerin ortasında patlayan gezi olayları derken katil açıkçası benim pek de umurumda değildi.  

Ne demiştim, polisiye romanlardan akılda pek bir şey kalmaz demiştim. Belki birkaç sene sonra bu romandaki katilin kim olduğunu unutacağım, ama Tarlabaşı’nın hazin öyküsünden kesitler mutlaka aklımda kalacak.

Romandan güzel bir cümleyle bitireyim:

“Hayat, yaşadıklarımızdan çok hayal ettiklerimiz değil mi zaten?”  (sf:270)


Kitabı okuyun, bence siz de seveceksiniz. Hatta okuduktan sonra bu yazının altına yorumlarınızı da eklerseniz  tahmin edebileceğiniz gibi pek bir memnun olurum..


49 yorum :

  1. kitap evde var, sıramı bekliyorum okumak icin :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyun bir an önce, yazın yorumunuzu, Bumerang etkinliğine katılın, ben şansımı deneyeceğim:) Ahmet Ümit'le söyleşmek keyifli olacak:)

      Sil
  2. okudum ben :) sadece bu kitabı okumakla olmuyor, önceki kitaplarını da okumuş iseniz o zaman gerçekten tat veriyor. Yani ilk defa bu yazarı okuyan için karmaşık olabilir. Ahmet ümiti okuyanlar bu kitapdan daha çok keyf almışlardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında hiç okumayanlar için de oldukça keyifli bir kitap bence, komiser Nevzat'ı yine çok güzel anlatmış ve sevdirmiş yazar..

      Sil
  3. bende Hakan Günday'ın Daha kitabını toplamda 4 günde ama 2 çalışma gününde bitirdim :) bende onu tavsiye ederim. Bu kitaptan elimde 3 tane oldu :) diğer ikisini hediye edip birini ben okuyacağım ama sırada bekleyen tam 70 kitap birikmiş :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet okumak istiyorum o kitabı da, bu kitabı okuyup bir yazı yazıp Ahmet Ümit'le tanışma Bumerang etkinliğine katıl bence, yani öne al:)

      Sil
  4. Bumerang etkinliklerine katılmayı bir türlü beceremeyen ben :(
    Sürekli beklemede kalın diyorlar kalıyorum ama tık yok anlamıyorum...
    Bu kitabı ben de çok merak ediyorum. Paylaşımınız için çok teşekkürler. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki bu sefer siz de katılabilirsiniz, zaman varken kitabı okuyup yazınızı hazırlayın bence, sevgiler:)

      Sil
  5. Galiba Ahmet Ümit okumak için yanlış kitapla başladım ''Sultanı Öldürmek''.Okuyamadım fena sıkıldım boğuldum ve yarım bıraktım.Hayatımda yarım bıraktığım ikinci kitap oldu.Kitabın kahramanının ruhsal sorunu olduğu için mi yoksa yoksa sıklıkla Osmanlıya dönüp kardeş cinayetlerini anlattığı için mi bilemedim.Şimdi cesaretim yok tekrar Ahmet Ümit okumaya.Oysa okuyanlar gayet memnun.Nevzat komiser bütün romanlarında var demek ki...Neyse önemli olan sizde bıraktığı etki herkes her şeyi aynı oranda sevemez değil mi? Sevgiler :)) (Not:Kitabı tekrar okuyacağım ama kafam rahatken)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kitabı okumadım, ama belki de tarihi bir kurgusu olduğu için sıkılmış olabilirsiniz, bence ön yargılarınızı atıp bu kitabı okuyun, seversiniz çünkü çok sürükleyici gerçekten de, tavsiyeme güvenin derim:)

      Sil
    2. Kesinlikle yalnis düşünüyorsunuz sultanı öldürmekte gayet güzel bir kitap hem insanin tarihini öğrenmesinden daha güzel ne olabilir ki ? Düşüncenize saygi duyuyorum fakat bir daha okumayi deneyebilirsiniz..

      Sil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. 1 dakika da okurum!

    (Benim açımdan bu:"http://goo.gl/GIeNwv", gerçekte bu:"http://goo.gl/DJBCo8")

    YanıtlaSil
  8. Doğrusu İstanbul'a kısa bir dönem için geldiğimde Bostancı Sanat Merkezi'nde Ahmet Ümit ile tanışmış ve bu kitabı kendisinden almıştım. Ancak hayatın yoğunluğu içinde okumak kısmet olmamıştı ta ki sizin bu yazınızı okuyana kadar. Sizin kadar hızlı okuyamadım ama bugün bitirdim. Anlatılan çevre ve kişiler bana tarifsiz bir tad verdi çünkü yıllarım her ne kadar polis değilsem de orası ve orası gibi çevrelerde geçti, oraların insanlarını çok çok iyi tanırım. Gerçekten de olay örgüsü içinde kitabın sonuna doğru gelirken bir hayli merakla katilin kim olabileceğini düşünüyor, kendinizce tahminlerde bulunuyorsunuz ancak bulamıyorsunuz. Bu da kitabın çekiciliğini bir kez daha arttırıyor. Sadece belirtmek isterim ki her ne kadar tasvirlerde ve olay örgüsü içinde karakterleri gerçek hayattaki gibi göstermek için çaba sarfedilmiş olsa bile, birebir hayattaki bazı diyaloglara yer verilmeyebilir, kapalı geçişlerle hikaye anlatılabilirdi. Tabii bu benim şahsi düşüncem. Sonuç olarak söyleyebilirim ki sizin bu yazınız sayesinde meraklanıp okuduğum kitaptan (hayatımın bir bölümünü de tasvir ettiği içindir belki) oldukça zevk aldım. Yazarın diğer kitaplarını da buldukça okumaya gayret edeceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumanızda bu yazının etkisi olması benim açımdan çok sevindirici bir durum. Kitap gerçekten de çok sürükleyici ve akıcıydı. Diyaloglar, kişilerin bağlantısı, kurgu çok dengeliydi.
      Bazı kitaplar vardır, genel olarak güzeldir ama bazı bölümlerini okurken sıkılırsınız. Ben bu kitapta sıkıcı bir sayfa ile bile karşılaşmadım ve bu da çok enteresan bir detay benim açımdan.

      Sil
  9. Ben şuan okuyorum Beyoğlu'nun en güzel abisini ve her boşlukda okumak için fırsat kolluyorum henüz 287.sayfadayım fakat benimde gezideki olaylar tinerji çocuklar 6 Eylül olayları gerçekten bu ülkenin değiştirilemez acı gerçekleri. Herkese tavsiye ediyorum.Şunuda eklemek isterim Ahmet Ümit'in İstanbul Hatırası da çook güzel bir roman gerçekten. Ama katilide merak etmiyor değilim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstanbul Hatırası'nı okumadım, okuma listemde..
      Yorumunuz için teşekkürler, sevgiler:)

      Sil
    2. İstanbul Hatırası gerçekten mükemmel bir eser.

      Sil
  10. Kitap dün akşam bitti tavsiye ediyorum sürükleyici, kolay anlatımlı merak uyandırıcı bir roman. Fakat ilk kez bir Ahmet Ümit romanında katili doğru tahmin etmiş olduğumu gördüm sevinsemmi üzülsemmi bilemedim :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katili doğru tahmin etmek sizin başarınız, sevinin bence:)
      Çünkü kitapta katil haricinde bir çok olası şüpheli vardı:)

      Sil
  11. Teşekkür ederim iyi günler dilerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yorumlarınız için teşekkür ediyorum, sevgiler:)

      Sil
  12. kitabi okudum çok beğendim ancak size bi sorum olacak. yazar neden beyoğlu semtini kullanmış olabilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet Ümit'in okuduğum her kitabında mutlaka tarihi bir mekan var, bu sefer de Beyoğlu'nu seçmiş. Zaten kitaptaki olaylar ve karakterler de Beyoğlu'nuın dokusuna uygun. Röportajlarından bildiğim kadarıyla Beyoğlu'nu çok da seviyor Ahmet Ümit, benim yorumlarım böyle:)

      Sil
  13. aslında ben de çok hızli bir şekilde okudum Beyoğlunun en güzel abisini.. 3 günde. Maalesef ki hayal kırıklığına uğradım.Ahmet Ümit ilk kez okudum. Çok daha iyi polisiye romanlar okumuştum bu yüzden çok fazla beğenemedim.bi an cinayet bile çözülemeyecek diye düşündüm. Yanlış anlaşılmasın katılın sadri olduğunu tahmin etmiştim.ben çok daha iyi bir kurgu bekliyordum..ama bilindik hikayeler ve tanıdık kültürler anlatıldığı için sıkıcı değildi. Bence yazar polisiyeden ziyade Zülfü Livaneli tarzında kitaplar yazmalı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben zaten Ahmet Ümit'i cinayet kitapları yazdığı için değil, güzel hikayeler anlattığı için seviyorum. Cinayetin arka planında anlattıkları çok daha fazla ilgimi çekiyor. Cinayet de kitaba heyecan katıyor. Bir tane daha okusanız mesela Bab-ı Esrar, belki yazar hakkında fikriniz değişebilir, sevgiler..

      Sil
  14. elbette okurum dediğim gibi ben polisiye kurguyu beğenemedim ama onun dışında kitabı okurken sıkılmadım.aslında polisiye kitapları ben çok zaman önce okumayı bıraktım ve bu kitaba başlarken de önyargıyla başladim dediğim gibi sıkıcı değildi ama bence yanlış tarzda yazıyor yazar. Çok daha başarılı olabilir oysaki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet Ümit'le Hürriyet Gazetesi'nde düzenlenen özel bir söyleşiye katılma şansını yakalamıştım ve linkteki yazıda paylaşmıştım izlenimlerimi. Kendisi gerçekten de çok dolu bir insan ve bence de ne yazsa başarılı olacaktır. (http://evdeyazar.blogspot.com.tr/2014/01/ahmet-umit-soylesisi-1-yazma-seruvenine.html)

      Sil
  15. İlk defa Ahmet Ümit okuyorum ve bu okuduğum ilk polisiye romandı . gercekten akıcı bir anlatımı var. Katili doğru tahmin edemedim onun bir üzüntüsü yok değil simdi :) . sen katili kimi tahmin etmiştin acaba ? Bir de yazarın okuyabileceğim diğer bi kitabını önerir misin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de katili tahmin edememiştim:)
      Ben Patasana, Bab-ı Esrar ve Kavim kitaplarını okumuştum, hepsini sevmiştim:)

      Sil
  16. Vay arkadas ben turk romanlari olarak polisiyede "osman aysu buyuk hesaplasma"nin ustune kitap tanimazdim,ama ahmet umitinde ondan geri kalir yani yokmus,ahmet umitin baska polisiye romani onerebilir misiniz ?
    Ama mumkunse seri katiller olsun :D
    Gercerkcen ahmet umitinde en az osman aysunun kadar akici bir anlatimi varmis,bi okadarda surukleyici :)
    Size tavsiyem osman aysunun buyuk hesaplasma adli romanini mutlaka okuyun ozellikler son bolumu goz kirpmadan okudum okadar begendimki 1 ayda 4 sefer okudur ard arda :) osman aysu buyuk hesaplasmayi okumanizi tavsiye ederim bir diger baskida adi casus olarakda geciyor,bunun da altini cizmis olayim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet Ümit'in bütün kitapları polisiye. Ama hepsinin arka planında tarihe gönderme var, şahane bir kurgu ve çok akıcı bir dil var. Seri katilli romanını bilmiyorum :)
      Bence girin bir kitapçıya herhangi birini alın, seversiniz. Osman Aysu'yu görüyorum raflarda ama hiç okumadım. Teşekkürler tavsiye için..
      NOT: tatildeydim, yorumları geç yayınladım; kusura bakmayınız :)

      Sil
  17. Ben de kitabı daha yeni bitirdim. fakat üzülerek söylüyorum ki kitabı çokta begenmedim. daha önce ahmet ümitin bir ses böler geceyi adlı kitabını okumuştum. Açıkçası onu da pek begenmedim. beyoğlunun en güzel abisini gelince okumayı sevdiğim türden polisiye romanlari gibi katilin kim olduğu hakkinda merakla okuduklarim gibi değildi. cinayetin çözüm süreci dışındaki arka plan olayları daha çok hoşuma gitti. anlatım tarzı güzel fakat polisiye romanlari gibi merakla sonunu beklediğim romanlar gibi değildi. polisiye gerilimde benim için en iyisi agatha christie. tüm kitaplarıni aynı merakla okuyup sonunda hep aynı şaşkınlıgi yaşadım. Ahmet ümitin beğendiğiniz baska kitapları varsa önerilerinizi beklerim. belki sevecegim kitapları vardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben aslında cinayet romanı sevmem, sadece Ahmet Ümit'i okuyorum bu anlamda. Dediğiniz gibi geri plandaki olaylar, tarihe yaptığı göndermeler, akıcı üslubu beni cezbediyor. Ahmet Ümit'in Bab-ı Esrar kitabını da severek okumuştum mesela..
      NOT: tatildeydim, geç yanıtladım, lütfen kusura bakmayınız..

      Sil
  18. Ben de kac gundur her firsatta elime aldigim kitabi bugun bitirebildim. Dediginiz gibi beni de katilin kim oldugundan cok, 6-7 Eylul olaylari, Tarlabasi'ndaki duzen, Ihsan, Nizam ve Cilem etrafinda donen olaylar ve sik sik yer verilen ve insana cok farkli bir bakis acisi sunan toplum elestirileriydi. Tinerciler, Janti Cemal, gibi karakterlerin anlattiklarinin gercek dunyada olanlara benzer olaylar oldugunu bilmem beni kitabin icine daha da cekti dogrusu. Kitap hakkindaki tek olumsuz yorumum ise Gezi olaylarinin hikayeye dahil edildigi bazi noktalardi. Ozellikle Nazli'nin agaclarin Gezi'de yasamlarini yitiren cocuklarin adlarini fisildadigini duydugu bolum bana malesef cok yapmacik geldi. Birkac sene sonra benimde aklimda sizin gibi Tarlabasi'nin hazin oykuleri kalacak aklimda. Okumaya degerdi diye dusunuyorum:)

    YanıtlaSil
  19. İlk kez bir polisiye kitabı okuyorum. Nedeni ise polisiye dizilerinden hoşlanmamamdı. Ancak Ahmet Ümit'in "Beyoğlu'nun En Güzel Abisi" ile tanışınca bu önyargım kırıldı ve fikrim değişti. Kitabı elimden bırakamadığım gibi Tarlabaşı'nın sokaklarında ben de karakterle o amansız sokaklarda koştum durdum onlarla birlikte. Katili ise aslında en masum görünen kişi olarak düşündüğümden zihnim hemen buluverdi kim olduğunu. Hatta dedim biraz daha saklasaymış da şaşırsaydım dedim. Bana sürpriz olmadı yani:) Diğer yandan Gezi ve 6-7 Eylül Olaylarına değinmesi ayrı bir güzellik katmış romana. Komiser Nevzat'ın ise babacan tavrı "abi"liğini hiç unutmayacağım. Ve ölümle karşı karşıya kaldığında boğazıma bi şeylerin düğümlendiğini. Bi yakınım gibi hissettiren o duyguyu. Toplumsal gerçekliklerimizi anlamamız noktasında ve hayatın sadece orta ve üst katmandan değil çok çok daha vahim hayatlardan oluştuğunu gösteren bi belge bi gösterge bir gerçek. Toplumsal gerçeklikleri "işte böyle yaşayan bu durumda insanlar da var" diyebileceğimiz bu polisiye roman okunmalı diyorum ! Teşekkürler emeğine, yüreğine ve kalemine sağlık sayın "Ahmet ÜMİT."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de polisiye kitap sevmem, Ahmet Ümit istisnadır. Kendisiyle uzun bir söyleşi yapma olanağım oldu, blogda 3 yazı olarak o söyleşiyi yazmıştım. Engin dünya görüşü ve polisiye hakkında söyledikleri gerçekten de çok etkileyiciydi.
      Teşekkür ederim bu güzel yorum için size de, sevgiler...

      Sil
  20. Ben de ilk defa Ahmet Ümit ve ilk defa polisiye bir roman okudum, çok sevdim, Beyoğlu olması ayrı bir güzellik katmış kitaba söylenilen olumlu her şeye katılıyorum, gezi olayları, 6-7 Eylül olayları çok güzel anlatılmış ben de Nazlı ile Başkomiser Nevzat'ın arasında bir şey gelişir mi diye bekledim ama olmadı :) Beyoğlu Rapsodisi sırda şimdi bence, Ahmet Ümit'i sevdim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevilmeyecek gibi değil ki, keyifli okumalar :)

      Sil
  21. Ben Ahmet Ümit romanlarina bayiliyorum. İlk okuduğum kitabı İstanbul hatırası idi ve etkisinden kurgulamamıştım. Sonra Bab-ı esrar okudum, oda çok güzel ama farklıydı. Beyoğlu'nun en güzel abisi benim çok hoşuma gitti, aynen yazdıklarınıza katılıyorum. Sanki yanlarındaydim;) Tarlabaşı'nı gördügüm icin nasil bir yer olduğunu, aynen anlattığı gibi, yani gidilmemesi gereken bir yer... Anlatım harika, sadece katili öğrendiğimde sasırdım gerçekten, aynı İstanbul hatırasında şaşırdığım gibi. Başkomiser Nevzat efsane bir karekter;) su an sis ve gece okuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yakında yeni kitabı çıkacak, ben de merakla bekliyorum:)
      Sevgiler...

      Sil
  22. Bu romanı met eden arkadaş ya daha önce hiç kitap okumamış yada iyi kitap okumamış. 400. sayfadayım okuduğuma acımasam bugün bırakırım okumayı. Kitapta tamamen kendi ideolojisini bizlere empoze etmek için uğraşmış yazan arkadaş. Bir çok yerlerinde gezi eylemini öven ve ballandıra ballandıra anlatan gaz kapsülüyle insanların kör olduuğunu söyleyen bununla da yetinmeyip gezi parkında ki ağaçların orada ölen insanların adını söylediğinden ( bunu duyglarımıza yön vermek için değil kitapta gerçek bir olaymış gibi anlatıyor) bahseden çok basit bir roman. 10 tane roman okuyan insanın kesinlikle yazabileceği bir kitap.Daha önce de Ahmet beyin Bab-ı Esrar kitabını okumuştum tam 500 sayfa boyunca ana karakter bir Şems-i Tebrizi oluyor bir kendisi son sayfada bir bakıyoruz aa tüm bunlar rüyaymış. Ben 500 sayfayı rüya olsun diyemi okudum. Allahtan kork kardeşim rüya 5 sayfa olur 10 sayfa olur 500 sayfa onca ayrıntısı ile rüya olur mu. Bir kitap böyle mi biter. Okuyucunun zeka yapısıyla eylenmektir bu. Beyoğlu Ahmet beyin okuyacağım son kitabıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,

      Yorumunuzu yayılayıp yayınlamama konusunda çok tereddütte kaldım açıkçası. Türkiye'nin en iyi yazarlarından biri için bu yorumunuz bence ayıp olmuş. 10 tane roman okuyan herkes Ahmet Ümit gibi olabilseydi keşke diyorum ve hayata biraz empati ve hoşgörüyle bakmanızı öneriyorum. Kitap okumak, bunu gerektirir çünkü...

      Sil
  23. Yeni bitirdim ideolojisi bana çok ters olmasına karşın başkomiser nevzat'ı behzat ç ile,yardımcı ali'yi de behzatın yardımcısı hamza ile özdeşleştirince gayet de film gibi oldu
    Beğenmedim diyemem :)

    YanıtlaSil
  24. Okudum ben kitabı bence ahmet ümit başkomser nevzat karakteri adı altında bir efsane yarattı kitaplarında ayrıca kendinden bahsetmesi ve beyoglunun gerçek yüzünü tüm çıplaklığı ile anlatması gerçekten müthişti ellerine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de söylediklerinize katılıyorum. Kitap gerçekten de güzeldi. Teşekkürler yorumunuz için

      Sil
  25. Esasen kitap çok güzel gidiyordu. Akıcıydı hoştu ama katilin bulunması basit bi aile yemeğinde tespit edilmesi çok gereksizdi. O kadar güçlü karakter varken (isim vermeyim okuyan olacak) o kişi olması saçma. Sanki romanı bitireyim sonuca gideyim demiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de katili öğrenince şaşırmamış, ters köşe olmamıştım...

      Sil