28 Mart 2015 Cumartesi

Para ile olan ilişkimi itirafımdır!

Başlarda O'nunla olan ilişkim itiraf edeyim genel geçer bir gönül ilişkisi gibiydi. Aramızda bir bağlılık yoktu anlayacağınız. Her ayın ilk günlerinde bana misafir olurdu, birlikte güzel vakit geçirirdik, bir kaç gün sonra da uçarı bir kadın edasıyla sessizce yok olup giderdi... Gittiğini, bittiğini anlamazdım bile; ardından bakmazdım da itiraf edeyim. Çok önemli değildi varlığı benim için o günlerde. Evet değerliydi ama özel değildi, olsa da olurdu, olmasa da olurdu. Çok gençtim çünkü, bitmez tükenmez bir enerji ile gece gündüz çalışıyor ve iyi de...
Devamını Oku

25 Mart 2015 Çarşamba

Harç bitti, yapı paydos!

Hep böyle değil midir, ilişki biter, kirli çamaşırlar ortaya dökülür. Oysa ilişki devam ederken taraflardan biri çok çenebaz değilse, genel mahremiyet kuralları geçerli olur. Misal iş ilişkilerini ele alalım. O işyerinde çalışmaya devam ederken, sevmediğiniz, zaten çoğunluğun da nefret ettiği yönetici hakkında düşündükleriniz, dilinizin ucuna gelse bile içinize atmaz mısınız? Çünkü birine söyleseniz, Allah muhafaza kulağına falan gider, sonra ayıkla pirincin taşını! Kendinizi sıkar, o büyük günün gelmesini beklersiniz. O büyük gün, rüyalarınıza...
Devamını Oku

18 Mart 2015 Çarşamba

Yüksek sesle konuşan kadın terörü!

Metrobüse bindim, yolum uzun. Açtım kitabımı okuyacağım güya, ne mümkün! Yan tarafımda duran üç yaşlı kadın hararetli hararetli içlerinden birinin gelini hakkında dedikodu yapmaya başladı. Gelinin ne tembeliği kaldı, ne dağınıklığı, ne de iş bilmezliği. Belli ki maddi durumları iyiydi, gelin dedikodusu bitti diye tam sevinirken bu sefer alışveriş konusuna geçtiler.  Hayır bence kulaklarında ve duymalarında bir problem yoktu, sadece görgüsüzdüler! Hem muhtemelen yüzüne gülücükler saçtıkları gelinin arkasından atıp tuttukları için, hem de hıncahınç...
Devamını Oku

13 Mart 2015 Cuma

Ece Temelkuran'ın son kitabı Devir'i çok sevdim!

Samimi söylüyorum, ne zamandır bu kadar lezzetli bir kitap okumamıştım. Hani bazı romanları hem elinizden bırakmak istemezsiniz, hem de bittiğinde kahramanlardan ayrıldığınız için üzülülürsünüz ya, Ece Temelkuran'ın “Devir” romanı benim için tam da böyleydi. O kadar güzel, akıcı, diyaloglara dayalı bir eser ortaya çıkarmış ki yazarımız, bir film izliyor gibiydim okurken. Şu anda hâlâ da o filmin etkisinden kurtulmuş değilim. 493 sayfaydı kitap, bir 493 sayfa daha uzasaydı eminim keyifle okumaya devam edebilirdim. Hatta belki bu yazıyı okursa diye...
Devamını Oku

10 Mart 2015 Salı

CANNES’DA ŞEHİR ŞOV

Türkiye, 10-13 Mart tarihleri arasında Fransa’nın Cannes şehrinde düzenlenecek MIPIM’e damga vurmaya hazırlanıyor. Global yatırımcıların buluşma noktası olan fuarda bu yıl ‘İstanbul çadırı’ kurulacak, kentin maketi sergilenecek. Uluslararası katılımcıların İstanbul’u görebilecekleri 96 metrekarelik dev kent maketinde her saat başında İstanbul’un seslerini, tarihini yansıtan şovlar yapılacak. Geçmiş yıllarda gayrimenkul projeleri segilenen fuarda bu yıl şehirler ön plana çıkacak. Yabancı yatırımcılara İstanbul’un yanı sıra Antalya, Ankara ve Balıkesir...
Devamını Oku

8 Mart 2015 Pazar

Dikkat, bu yazı aşırı dozda kişisellik ve duygusallık içerir!

Geçen sene yazmıştım zaten 8 Mart'ın anlam ve önemi hakkında. Gayet de açıklayıcı ve hatta biraz da isyankar bir yazıymış okuyorum da şimdi. Bu sene “kadın” olgusuna biraz duygusal yaklaşmak niyetindeyim. Daha doğrusu aldığım sürpriz bir hediye paketiyle böyle bir yazı yazmak geldi içimden. O nedenle baştan uyarayım.  Bu yazı yoğun duygusallık ve ayan beyan kişisel anılar içeriyor, ilginizi çekmeyebilir... Cuma günü tam da çıkmak üzereyken,  saat 17:02'de iş yerine bir kurye geldi, adıma bir hediye getirmiş. Acaba sosyal medyada bir...
Devamını Oku

3 Mart 2015 Salı

Sen benim kim olduğumu...!

Size de olur mu, insanların yüzüne bakarsınız, ya da sesini duyarsınız, içlerinden geçenleri adeta okursunuz ya hani. Bu aralar epeyce yükseldim bu anlamda. Mesela birinin yüzüne bakıyorum: “Benim dışımda herkes aptal, en akıllı benim, ben olmasam haliniz nice olurdu!” cümlesini, okuyorum yüzünde. Tiksinç buluyorum elbette. Bir diğerine bakıyorum: “Ne yapacaksın bu devran böyle gelmiş böyle gidiyor. İdare edeceksin, gelen ağam giden paşam diyeceksin!” diyor yüzü ve mimikleri, onu da tiksinç buluyorum! Bir diğerine bakıyorum: “Önemli olan...
Devamını Oku