31 Ocak 2015 Cumartesi

Acıların Kadını Bergen, okunası bir kitap...

Kitabı okumadan önce ön yargım vardı ne yalan söyleyeyim. Şimdi bu kitapta ajitasyon vardır diyordum, arabesk bir duygusalllık vardır diyordum, kitabı sever miyim acaba diyordum. Ama yanılmışım, öyle olmadı. Yavuz Hakan Tok, kurguyu, gerçeği, öyküyü, duyguyu o kadar dozunda harmanlamış ki, kitap okunası bir roman olmuş ve ben de zaten elimden bırakmak istemedim. Kendisini bu ilk kitabındaki başarısından dolayı kutlamak istiyorum.  Acıların Kadını Bergen Bilirsiniz, duymuşsunuzdur, en azından “acıların kadını” sözleri kulağınıza mutlaka...
Devamını Oku

29 Ocak 2015 Perşembe

Mimlendim yine, konu kendi kitabım...

Bloglararası mimlemeler arada keyifli yazılar çıkmasına neden oluyor. Bugün de sevgili Kozmokitap'ın beni de mimlediği sorularla karşınızdayım. Kozmokitap'a bu keyifli anket için teşekkür ediyorum. Benim kitabım 1- Bir kitap yazmaya karar verdiniz. Türü ne olurdu?Bir kitap yazma hayalim var zaten, henüz karar aşamasında değil gerçi ama türü belli; roman olacak. Zira uzun soluklu paylaşımların, uzun soluklu okumaların, yani romanların insanıyım ben. Hiç sevmedim hayatım boyunca öykü okumayı, tam kahramanlarla tanışıp hemhal olmuşken...
Devamını Oku

23 Ocak 2015 Cuma

Evdeyazar 2 yaşına giriyor bugün!

Bugün benim için şımarma günlerinden biri. Öyledir ya zaten, doğum günlerinde şımarmak adettendir. İşte bu yüzden, tebrikleri büyük bir zevkle kabul ediyorum.  Bugün, Evdeyazar 2 yaşına giriyor çünkü! Hakikaten ne çabuk geçiyor zaman, bakın geçen sene birinci yaş günümüzde neler yaşamışım, nereden nereye gerçekten de... Blog yazarlığı artık benden bir parça oldu. Yazmazsam olmuyor, sorumluluk hissediyorum, blogumu yalnız bırakmak bende kaşıntı yapıyor, en kötü olasılıkla haftada bir kez yazmaya dikkat ediyorum. Umarım hep birlikte...
Devamını Oku

19 Ocak 2015 Pazartesi

Öykü yazacaktım, elime yüzüme bulaştırdım!

Tırsak tırsak da yazı yazmanın zevki çıkmıyor ki! Farklı dünyalarda yaşayan insanları anlatan bir öykü yazmak istiyorum, yazıya şöyle başlayacağım: “Adamlar kendi paralel evrenlerinde yaşıyorlar. Mesela onların evreninde fakirlere yer yok! Fakir dediğin insanın sesi çıkmayacak, öyle ortalık yerde görünmeyecekler..." Hemen siliyorum, malumunuz son dönemlerin en tehlikeli sözcüklerinden biri oldu bu “paralel” sözcüğü! Vatan haini anlamına gelebiliyor, darbeci anlamına gelebiliyor, derin devlet ve hatta köstebek anlamına gelebiliyor, işin en kötü...
Devamını Oku

13 Ocak 2015 Salı

Morkaranfil sendromu!

Hani vardır ya kendilerinden “O” diye bahsedenler, kimi zaman blogların “hakkımda” sayfalarında, kimi zaman iş başvurularına gönderilen öz geçmişlerde rastlarsınız. Hatta bazıları abartıp konuşurken bile kendinden “üçüncü tekil şahıs” olarak bahseder! Seçim zamanı hatırlamıyor musunuz bir belediye başkan adayı televizyonlara çıkıp “Morkaranfil herkese saygılıdır, Morkaranfil asla böyle şeyler yapmaz, Morkaranfil dürüsttür...” gibi nutuklar atıyordu ve spikerler soruyordu “neden kendinizden başka birisi gibi bahsediyorsunuz?” Pek de cevap veremiyordu, çünkü...
Devamını Oku

11 Ocak 2015 Pazar

Sue Miller'dan Senatörün karısı, bir kadın kitabı..

O gün biraz yolu uzatayım diye düşünmüş ve nedense ara sokağa dalmıştım. İyi ki de öyle olmuş. Zira biraz yürüyünce fark ettim ki mahallemizin sahafı kapısının önüne bir tezgah yapmış, tezgahın üzerine kitaplar koymuş, bir de güzel bir el yazısıyla hazırladığı tabelayı asmıştı:                                            “Yagmurda ıslanan kitaplar 1 TL!” Sahaf gibisi var mı? Kitap, şirinlik, yaratıcılık hepsi bir arada olunca ben...
Devamını Oku

5 Ocak 2015 Pazartesi

Benim bir hayalim var...

Şimdi sabahın bu saatinde kalkıp da hiç gündemden bahsetmeyeceğim açıkçası. Yüce divana gidilsin mi gidilmesin mi, “eğer ben gidersem bildiklerimi açıklarım” diyen hangi bakanmış, kaza olan Soma madenlerinin sahibi sermayesini nasıl 75'e katlamış, devlete kömür diye kaç bin ton taş satmış, Galatasaray'ın başkan yardımcısı neden “sarayı gören yabancı futbolcuların bazıları Türk vatandaşlığına geçme kararı aldı” diye açıklama yapmış, mış mış da miş miş...! Bütün bunları bir kenara bırakıp yaklaşmakta olan bembeyaz kardan bahsetmek istiyorum ben....
Devamını Oku