Batum’a varana kadar güneşli olan
gökyüzü, uçak şehre yaklaşırken grileşmeye başlıyor. Öyle bir yağmur var ki,
uçak kapıya 15 -20 metre yaklaşmış olmasına rağmen bizi otobüse bindiriyorlar.
Büyük incelik bence.
Küçücük bir havaalanı burası.
Bizden başka bir tane de İsrail uçağı inmiş sadece. Yerel saatle 16’ya geliyor
saat. Evet uzun bir kuyruk oluyor girişte, 2 uçağın yolcuları. Amaaa yine
mucizeli bir şeyler oluyor. Uçaktan iniş, bavul olmadığı için
beklemeyiş, kapıdan çıkış, yağmurun altında 10 numaralın otobüsü görüş ve
otobüse biniş toplam 10 dakika sürüyor. Bayılıyorum böyle kompakt şeylere,
küçük ve pratik…
Yalnız havaalanı içinde polis
köpeğinin salıverilmiş halde insanları koklayıp uyuşturucu araması ürkütmüyor
desem yalan olur. Görevli anlıyor korktuğumu ama pek de yardımcı olmuyor.
Allahtan köpeğin işi uyuşturucu kokusu olduğu için bana yaklaşmıyor. Sonra yine
havaalanı içinde başka bir sokak köpeği geliyor yanıma. Yaşlıca ve uysal,
kulağında küpesi var; korkmuyorum. Sonradan fark ediyorum ki, bu şehirde
neredeyse hiç kedi yok ama çok çok fazla sokak köpeği var. Yavru köpekler de
çok, demek kısırlaştırmıyorlar
10 Numaralı Otobüsle Şehre Doğru
Belediye otobüsüne orta kapıdan da
binilebiliyor, kredi kartı okutulabiliyor. Otobüste Tiflis’den hatırladığım
“Şimdiki gaçeraba” olarak algıladığım anonsu duyunca gülümsüyorum. Sanki bildik
bir yere tekrar gitmiş gibi…
Otobüsün içi çok kalabalık.
Muhtemelen ana hat bu. Önlerde bir yer bulup oturuyoruz. Yalnız camdan hiçbir
şey göremiyorum, çünkü camları da reklam ile kapatmışlar, görüntü resmen piksel
piksel renklendirilmiş gibi…
Bizim otobüslerdeki gibi ekran
yok, bir sonraki durağın ne olduğu yazmıyor. “ Şimdeki gaçeraba”
kelimesinden sonra uzun uzun söylenen durak isimlerini anlayabilirsen anlarsın.
Bence pek kolay değil. Çünkü bir kez söyleyip geçiyor kayıttaki ses. Neyseki
her gezide kullandığımız, internetsiz de çalışan maps.me uygulamasının
Batum haritasını önceden telefona indirmiştik. Uydudan nereye gittiğimizi takip
edebiliyoruz bu sayede. Eve yaklaşınca ineceğiz. Google haritalar da
internetsiz çalışıyor ama, bu tür ülkelerde zaman zaman sapıtabiliyor. Gerçi
maps.me Moldova'da ilk akşam uydudan veri alamayıp ufak bir çarpıntı yapmıştı
ama genelde iyi.
Eve yakın bir durakta iniyoruz.
Acayip yağmur yağıyor. Öyle böyle değil. Yanımıza şemsiye almıştık. Açıyorum
ama ne kadar işe yarayacak bakalım. Çevreyi alıcıgözle inceleyemiyorum ama
belli ki hali vakti yerinde bir semtteyiz. Geniş kaldırımlar ve Tiflis’den
aşina olduğum kocaman ağaçlar var. Kaldırımlar Tiflis’den çok daha düzgün ama
yine tanıdık su dolu çukurlar yanıltmıyor.
Old Town’dayız, evi de çok merkezi
bir yerde tutmuştuk zaten. Hiç sokak isimleri yazan tabela olmadığı için biran
şaşırıyoruz, harita da şaşırıyor. Karşı kaldırımın köşesinde döviz bürosu
olduğunu düşündüğüm küçük bir ofis var, oraya soralım diyoruz. Evet, meğer
bizim evin sokağındaymışız. Ve içinde iki kişinin çalıştığı o küçük yer de bir
banka şubesiymiş…
Ve bir kez daha fark ediyorum ki
her kapının üzerinde zaten hem sokak adı hem de kapı no yazıyormuş… Biz boşuna
sokak başında tabela arıyormuşuz…
Batum’daki Evimiz
Ev gerçekten çok güzel. Bir kere
düz ayak olması, müstakil ama yıkık dökük olmaması zaten mükemmel. Önündeki gül
sandığım, ama sonradan sevgili blog arkadaşım Yeliz’in bu yazısını
okurken aynı çiçek olduğunu fark edip kamelya olduğunu öğrendiğim güzelliklere
bayılıyorum… Ne tesadüftür ki sevgili Yeliz de çiçeğin adını sosyal medyadan
öğrenmiş. Belki de bu yazıyı okuyan birileri bu çiçeği tanıyacak. Zincirleme
kamelya sevdası gönüllerde...
Edip Cansever'i nasıl
hatırlamam şimdi...
![]() |
| Batum Evimizin Önü 💖Kamelya |
"... Derken karanfil elden ele..."

Elbette o kamelyadan özenle bir filiz seçildi ve Gürcü su şişesinde Kadıköy'e getirildi... Tam benlik hareketler bunlar...
Sokak kapısından sonra iki
basamak, sonra askılık ve bir raf var. Ev sahibimiz bir şemsiye ve tek
kullanımlık paketli terlikler bırakmış. Hemen salona giriliyor sonra, kapı yok
arada. İki koltuk, içinde güzel objeler olan retro bir komodin, köşede bir sehpa
üzerinde tuşlu bir telefon ve gerekli telefon numaraları…
![]() |
| Batum'daki evimden... |
Ortada bir sehpa ve
üzerinde şık paketleri içinde buranın meşhur cevizli sucuğu… Bize
özenle ikramlık bırakmış. Bundan daha sıcak bir karşılama olabilir mi…
Her yere sevimli, gülücüklü notlar
yerleştirmiş ince ev sahibimiz. Salondan yatak odasına oradan da mutfak ve
banyoya geçiliyor, arada kapılar var. Mutfakta her şey sanki yeni alınmış gibi
pırıl pırıl. Şık bardaklar, sevimli fincanlar, pırıl pırıl çelik tencereler…
Dar alana uygun alınmış küçük bir fırınlı ocak ve buzdolabı… Her şey yerli
yerinde. Hatta dolaba taze Türk kahvesi ve bakır cezve ile şeker bile koymuş…
Banyoda tek kullanımlık diş
fırçası, banyo kokusu çubuklar, çamaşır deterjanı, yedekli tuvalet kağıtları,
ıslak mendiller, pırıl pırıl havlular… Hızlı çalışan internet. Hemen
kendimi yeni evimde hissediyorum.
Bir şey söyleyeyim mi, şu son
dönem ortaya çıkan ve sunduğu hizmet karşılığı aldığı komisyonu sonuna kadar
hak eden en iyi uygulama bence Airbnb… Aman diyeyim, birileri uyanmasın da
Booking gibi, Uber gibi bunu da yasaklamasınlar sonra…
Airbnb’de misafir yorumları ve
puanlar çok önemli olduğu için bu işi ciddiye alan ev sahipleri de böyle en
ince detaylara kadar özeniyor. Niye otelde kalayım ki böyle bir konfor varken…
İkramlık Churchkela’nın tadına
bakıyorum. Bence içinde sadece meyve şekeri ve ceviz var, şahane…
Kaloriferler cayır cayır yanıyor
ama tavanlar o kadar yüksek ki, biraz daha iyi ısınmak için klimadan da destek
alıyoruz.
Saat beşe geliyor, her şey çok
güzel derken birden elektrik kesiliyor. Biraz bekliyoruz geliyor. Ev sahibine
mesaj yazıyoruz, “Bu normal, kesilir ama gelir” diyor. Birkaç kez böyle gidip
gidip geliyor elektrik. Ne yapalım, bu da nazar boncuğu olsun…
Eve çok yakın olan, gelmeden önce
yorumlarını okuduğumuz Türk restoranı Mevlana’dan lahmacun ve ayran alıyoruz;
evde yiyorum. Lezzeti iyi, midemi yakmıyor. Çok yorgun olduğum için pufidik
yorgan ve yastıklara uzanıp uyuyorum erkenden.
Mutfak penceresinden bakınca dar
bir avlu ve bir limon ağacı olduğunu ve üzerinde de iki tane limon
olduğunu söylemeyi unutmuş muyum yoksa…
![]() |
| Mutfak penceresinden görünen avlu ve limon ağacı |
Arkası yarın…
Gezinin tamamını okumak isterseniz
Bütün Batumnotları burada.
Başka gezi yazısı yok mu diyenler
için de diğer gezilerimburada…









Görsel grafikleri düzenleyen sevgili asistan Gemini Nano Banana-2'ye teşekkür etmeyi unutmuşum, buraya yazıyorum :) Yazıya sonradan ekleme yaparken bütün yazı karakterleri bozulduğu için böyle yapayım dedim. Sahi blog yazısını açıp bir şey ekleyince neden yazı karakterleri bozulur, bilen var mı? Yorum okuyan blog dostlarımdan yardım rica ediyorum :) 🥰🤷🏼♀️🙏🏼🫠🎉🌟
YanıtlaSilBende öyle olmuyor ya bence senin temanla alakalı olabilir :)
SilVayy, teşekkürler bu soruya cevap verdiğiniz için :) Evet bu özel yazılmış bir tema olduğu için olabilir. Taslaklara kaydedince de bozuluyor, ne yapalım uğraşıyorum , tekrar düzenliyorum 🤷🏼♀️🥰
SilAyyy bayıldım eve. Gidersem sana soracağım orayı.
YanıtlaSilEv gerçekten müthişti, bence git yakında, hem baharda daha güzel olur
SilMerhabalar.
YanıtlaSilBatum isminin geçtiği her yazıda önce "buralar bizim topraklarımız ve bizim şehrimizdi" diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Batı'da kaybettiğimiz Batı Trakya toprakları ve Karadeniz'de kaybettiğimiz Batum, aslında bizim sınırlarımız dahilinde ve bize bırakılması gerekirdi. Gürcistan ile Türkiye arasındaki sınır ne zaman çizildi, bu konuda pek sağlıklı bir bilgim yok, ancak araştırırsam bilgi sahibi olacağım. Hatta bir şarkımız var ya "Ben giderim Batum'a, Batum'un batağına" diye.
Gürcistan'ın da Ahzabya ile Güney Osetya bölgesi nedeniyle Rusya ile ilgili sorunları varmış.
Kalorifer iyi yandığı halde, tavanların yüksekliği nedeniyle pek iyi ısınamazdığından bahsetmişsiniz. Hangi akla hizmet ederek tavanları öyle yükseltmişler ki, burası ne bir kilise, ne de manastır, öyle değil mi?
Her şeye rağmen, Gürcistan üzerine güzel bir gezi proğramlamışsınız. İyi gezmeler.
Selam ve saygılarımla.
Merhaba Recep Bey,
SilBlogumu ziyaret ettiğiniz için çok teşekkür ederim. 🌸 Batum, araştırdığım kadarıyla 1878 savaşında zaten Osmanlı’dan çıkmış Rusya’ya geçmişti. Rusya İmparotorluğu çöktükten sonra, önce Mart 1921’deki Ruslarla dostluk ve sınır konulu Moskova anlaşması ile Batum Gürcistan’a bırakıldı. Ekim 1921’de Gürcistan ile yapılan Kars Anlaşması ile de resmi olarak bugünkü statüsüne kavuştu.
Milli Mücadele zamanında Atatürk genişlemeye değil eldeki Anadolu topraklarını korumaya odaklanmıştı. Yeni cephe açmaktansa Misak-ı Milli sınırlarını savundu. Bu bence birinci etken. Bir de o dönem kendisine destek olan SSCB ile arasını bozmak istemediği için denge politikası yürütmüştür diye düşünüyorum.
Batum Gürcistan’a bırakıldı ama önemli bir şart konuldu. Müslüman halk için Batum’un bulunduğu Acara bölgesine özerklik verilecekti. Yani tamamen vazgeçme değil de bir nevi “haklarını koruyarak bırakma” gerçekleşmiş oldu anladığım kadarıyla.
Evet ne güzel bir türküdür o, muhtemelen tarihi de çok eskidir.
Rusya ile aralarındaki sorunu internette araştırınca şöyle bir özet çıkıyor karşımıza:
“Gürcistan ile Rusya arasındaki sorun, Abhazya ve Güney Osetya bölgelerinden kaynaklanır: 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Gürcistan bağımsızlığını kazanırken, bu iki bölge zaten Gürcistan’a bağlı özerk yapılar olmasına rağmen merkezî yönetimden ayrılarak bağımsız kalmak ya da Rusya’ya daha yakın bir statüye geçmek istedi ve bu nedenle ayrılıkçı hareketler başladı; süreç 1990’larda çatışmalara dönüştü ve en kritik kırılma noktası 2008 Rusya-Gürcistan Savaşı oldu, bu savaşta Rusya’nın askeri müdahalesiyle bölgeler fiilen Gürcistan’ın kontrolünden çıktı; Abhazya ve Güney Osetya bağımsızlık ilan etse de uluslararası alanda büyük ölçüde tanınmazken bugün Rusya’nın askeri ve siyasi etkisi altındadır ve Gürcistan bu toprakları hâlâ kendi sınırları içinde görmektedir; ayrıca Gürcistan’ın NATO’ya yakınlaşma isteği Rusya tarafından tehdit olarak algılanmakta, bu bölgeler de Rusya için stratejik bir tampon görevi görerek sorunun uluslararası boyutunu daha da derinleştirmektedir.”
Bence Rusya ile benzer sorunlar Moldova’da da, Ukrayna’da da yaşanıyor diye düşünüyorum.
İyi oldu bu konuları gündeme getirdiğiniz, sayenizde ben de bilgilerimi tazelemiş oldum.
***
Tavanların yüksek olması benim çok hoşuma gitti açıkçası. İnsana çok ferah hissettiriyor. Kadıköy’deki taştan yapılmış eski Rum evlerinde de böyle. Yani çok yüksek olmasa da 3 metre ile 4 metre arasındaydı sanırım. Yeni yapılan kutu gibi apartmanlarda tavanların çok basık olmasını hiç sevmiyorum. 240 cm- 260 cm tavan ölçüleri yerine açıkçası böyle havadar olması çok güzel bence. Belki çok sıcak değil de ılık yaşamaya alışır insan böyle evlerde.
Daha önce Tiflis’e gitmiştim, bu seferki Batum gezim de çok güzel geçti, parça parça yazmayı düşünüyorum.
Sevgi ve saygılar… 🌸🌟
Kamelya mııı haha evet ben de bu çiçeği görüp gül sanmıştım şimdi senden öğrendim kamelya olduğunu dediğin gibi birilerinin öğrenmesine vesile oldun yani :D
YanıtlaSilAirbnb mi otel mi... tek gideceğim için ben oteli tercih etsem daha iyi olur galiba ya emin değilim ama birkaç kişi gidiliyorsa airbnb kesinlikle harika seçenek bence
Otobüs anonsunun sadece 1 kez yapılması kötüymüş anladın anladın anlamadıysan gecmis olsun diyorlar resmen :)) maps.me neymiş bakayım ben de indireyim haha. e-sim kullanmıyor musun?
Ben de güle benzettim önce, ama yakından bakınca yapraklarının kalın olması ilgimi çekmişti. Ne güzel, öğrenmiş olduk. 🌸Batum'da sokaklarda bundan çok var, beyazını da gördüm, ama kırmızısı gerçekten de harika. Bakalım çimlenirse getirdiğim filiz, ben de ekeceğim. 🙏🏼🌟
SilBen yemek ve özellikle kahvaltı konusunda biraz nane mollayım. En son Tiflis'te yediğim börekten yine mideyi bozmuştum. Peynir de yemediğim için çok alternatifim olmuyor gittiğim yerlerde. Airbnb evinde ilk gün bir alışveriş yapıp kahvaltıyı garanti ediyorum en azından. Yemek konusu Batum'da sıkıntı değildi, Türk restoranı ve Mc Donald's vardı. Ama örneğin Tiflis'te bu konu çok sıkıntılıydı. Turistik bölgede sadece onların mantısı hinkali ve pideleri haçapuri ve bir de tavuk vardı, hamburgerci bile yoktu. Hal böyle olunca mecburen yemeği evde yapmak zorunda kaldık. Eğer yemek sıkıntınız yoksa otel de olabilir tabii ki...
Maps.me çok işe yarıyor, ben de gezginlerin videolarından öğrendim. E-sim hiç kullanmadım, zaten kısa süreli tatile gittiğim için gerek duymadım. Kaldığım evde, veya gittiğim kafelerde veya kamusal alanlarda internet oluyor, sıkıntı yaşamadım hiç. Biraz telefondan uzaklaşmak da iyi geliyor :) 🥰
İlk postta dediğiniz gibi, "gönül gezmek ister şehirler bahane" keyifli bir anlatım, ev sahibinin sürprizleri de hoşmuş. Bilmediğim uygulamaları da öğrenmiş oldum, daha ne olsun. Nice gezmeleriniz olsun ☺️
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim. O turist moduna girmek çok güzel ve özgür hissettiriyor gerçekten de. Niceleri hepimize olsun :) Ev sahibimiz çok inceydi, çok keyifli bir konaklama oldu.
SilSevgiler 🙏🏼🙏🏼🥰🥰
vergi vermeden belediyeden gizli airbnb yapan da çokmuş bizde, kimse şikayet etmezse sorun olmuyormuş.
YanıtlaSilO kısımda yasaları sıklaştırdılar diye biliyorum ben, yani şirket kurma zorunluluğu getirdiler. Her önüne gelen airbnb'ye kiralama yapamıyor. Cesaret eden olur mu bilemedim. Genelde sıkın takipteler. Yurt içinde hiç kullanmadım ben ama yurt dışında cidden çok iyi hizmet
SilHala böyle ince düşünceli insanların olması ne güzel :) Yağmurun sesiyle uyumak da :)
YanıtlaSilÖncelikle elimde olmayan nedenlerden ötürü geç yayınladığım için özür dilerim. Evet basit bir şey ama incelik insanın ne kadar mutlu ediyor :) Keşke böyle insanlar çoğalsa.
SilYağmurun sesi gerçekten çok keyifliydi, ev çok güzeldi.:)