selam vermek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selam vermek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2016 Perşembe

Devrim yapmak gerek!

Hava güneşli olunca insana daha çok enerji geliyor. Ben de günde en az bir kere dışarıya çıkıyorum çalışmaya ara verip. Biraz önce de çıktım. Sokakta yürürken belediyenin temizlik görevlisine rastladım. “Kolay gelsin” dedim her zamanki gibi. Çünkü tanımasam da içimden gelirse  eğer, insanlara selam vermeyi, kolay gelsin demeyi, olmadı gülümsemeyi önemserim. Okuduğum bir gezi yazısında bir blogger arkadaşın, “Fransa'da sokakta gezerken insanların birbirlerine gülümsediğini görmek çok hoşuma gitti, sabah otelde birbirine “bonjour” demeyeni dövüyorlardı, medeniyet böyle bir şey. “ şeklindeki anlatımını okurken kendimi düşünmüş ve benzer yaklaşımlarımı takdir etmiştim. Hatta geçenlerde İzmir'de sokakta yürürken bana gülümseyen insanlar olmuş ve İzmir'i neden sevdiğimi bir kez daha anlamıştım.



Evet dolmuşa bindiğimde sabahsa “günaydın” derim, inerken teşekkür etmeyi ihmal etmem. Bir simitçi vardı mesela, her sabah karşılaşırdık bir ara kendisiyle. Bir kez simit almıştım, sonraki görüşümde “sen uğurlu geldin, o gün ne simit sattım ama!“ demişti de nasıl mutlu olmuştum. Sonrasında işe giderken hemen hemen her gün karşılaştık, bazen karşı kaldırımdan “Hayırlı günler, hayırlı işler” dedi, ben de aynı dileği ona ilettim. Bazen de “Hadi gel siftah yapalım” deyip  sabahın ilk simidini aldım başının üzerinde taşıdığı tepsiden ve yolda giderken gördüğüm insanlara o simiti paylaştırarak işe gittim. Bunlar küçük ama beni çok mutlu eden şeyler. Öyle unutulmaz anlar var ki sokakta, en umutsuz dönemlerde bile insana “bu ülkede hâlâ güzel insanlar var” dedirtiyor ve mutlu ediyor.

Aslına bakarsanız tanıdık insanlarla uzun uzun konuşmaların sonunda ya bir kırgınlık oluyor, ya bir yanlış anlama oluyor, ya da bir soğukluk bir şey giriyor araya, sonra kafaya takıp üzülüyor insan, ya da ne bileyim tartışıyor gereksiz yere. Oysa böyle özele girmeden, bazen adını bile bilmeden yabancı insanlarla ne güzel sohbetler edilebiliyor. Ben öyleyim, küçük ânların insanıyım. İstanbul'a ilk geldiğimde hiç unutmam evinde misafir kaldığım arkadaş, söylediğim “İstanbul ne güzel, insanlar ne kadar iyi” cümlesini garipsemiş ve bir kara mizah örneği olarak yıllarca diline dolamıştı, hâlâ da ne zaman karşılaşsak aynı espriyi yapar. Aslında galiba insan nasıl enerji yayıyorsa aynısını görüyor.



Evet ne diyordum, birkaç saat önce hazır hava da güneşliyken sokağa çıktım. Yolda giderken temizlik görevlisine her zamanki gibi “kolay gelsin” dedim, o da gülümseyerek teşekkür etti. Süpürdüğü şeyler çoğunlukla sigara izmaritiydi. “Yere sigara izmariti atanları dövesim geliyor” dedim, “dövmekle olsa” dedi, “sokağa çöp atmayan Avrupalılar insansa biz neyiz, biz insansak onlar ne” dedim. “Avrupayı tersten işlerine geldiği gibi görüyor bizimkiler” dedi. “Peki ne yapmalı, bir çözümü olmalı mutlaka” dedim. Cevap verdi: “Çözümü var” dedi, merak ettim, yanıtladı:

Devrim yapmak gerek!”

Doğru söylüyorsunuz” dedim ve gülümseyerek uzaklaştım, afallamıştım bu yanıtı duyunca...

Ben daha ne söyleyeyim! Yüreğine sağlık be emekçi dostum; günümü güzelleştirdiğin için, içimi umut doldurduğun için...


Devamını Oku