Yılın ikinci günü, bugün yine hava
çok güzel. Aklıma ne gelirse yazma çabasına devam ediyorum, bakalım nereye
kadar sürecek bu macera…
Dışarı çıkabilsem çok daha güzel
olacak aslında.
Ama sanki içimde bir güç var, beni
hep engelliyor.
İşe giderken nasıl çıkıyordum yağmur
demeden çamur demeden.
Mecburiyetler ve keyfiyetler demek
ki…
Şöyle diyorum, şahane kocaman bir
bahçem olsa. Hangi ağaçları dikerdim?
Bir kere vişne olacak kesin. Sonra
kızılcık, sonra mürdüm eriği, sonra mor üzüm. Ve mutlaka leylak ağacı olmalı
ve misler gibi kokutmalı bahçeyi. Bence ayva da olsun bir tane. Şeftali, elma
ve armut da olsun. Yağ armudu diyorlar, kocaman sapsarı olandan… Bir de
portakal ağacı, yanına da limon yakışmaz m? Hadi bir de kumkuat dikelim
yamacına. Dut olmasın, yerlere dökülür uğraşamam onunla. Ama muz olabilir bak.
Bu yaz tatilde ilk kez dalında muz gördüm, çok güzeldi.
Peki sadece ağaçlar mı olacak bahçede?
Bir köşeye çilek ekmek isterim.
Bir de ot köşesi yaparım. Nane, maydanoz, dereotu, mor reyhan sonra. Sahi yazın
kuruttuğum reyhanlardan çay mı yapsam, bak iyi geldi aklıma. Salkım domates de
mi eksem bir köşeye, belki yanına da karpuz… Dalında karpuz hiç görmedim, ilk
kez kendi bahçemde tanık olurum büyümesine… Şahane olmaz mı?
Peki ya çiçekler? Bu bahçede çiçek
olmayacak mı?
Olmaz mı iki gözüm, elbette çiçekler de olacak. Bir köşede kokulu yediveren gülü, kendiliğinden yedi kere açacak her sene. Sonra bir köşede ortancalar olmalı, pembeli ve mavili karışık. Ama ortanca gölgede yetişmez mi? Tamam işte ben de ortancaları bahçe duvarının dibine, bol yapraklı bir ağacın gölgesine dikerim. Dert dediğin böyle olsun yeter ki…
Peki başka ne çiçekler olsun bu
bahçede?
Bence şebboylar da olsun. Akşam serinliğinde mis gibi koksunlar. Biraz papatya köşeye, sonbahara doğru kırmızılı sarılı kasımpatıları da ekerim.
Sen ne unuttun?
Ne unutmuş olabilirim?
Begonvilleri mi? Onları en sona sakladım.
Bir küçük okuma köşesi yapmayacak
mısın bu bahçeye?
Asmanın altına olur mu?
Çok da güzel olur.
Ananas ağacı olur mu peki? Ya da ejder
meyvesi? Belki de kivi?
Biliyor musun, hayalleri de bir
yerde durdurmalı insan.
Senin de durun durağın yok, ha
deyince koşturup gidiyorsun.
Evet öyle; yeter ki bir başlayayım, hayal olsun gerçek olsun kimse tutamaz beni sonra…
Neymiş?
Bahçe kapısını saracak mis gibi
kokan yaseminleri unuttun; bahçe çitini süsleyecek melisaları unuttun. Bir de
ne unuttun biliyor musun? Lavantaları unuttun…
Hadi yaaa, nasıl dikmem bahçeme lavanta!
Hemen dikiyorum, ohh mis gibi kokuları şimdiden burnuma geliyor!
Çok güzel oldular, hadi sen de
gelsene….
Bir de şarkı patlat da bari, sürrealizmi arşa çıkaralım..
Emrin olur, işte şarkı da geldi...












