makale yazarak para kazanmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
makale yazarak para kazanmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2017 Perşembe

İçerik Bulutu Yazarlığı


Kişisel blogumun adını “Evde Yazar” koyduğum için gerçekten abartmıyorum- Güzin Abla kadar olmasa da- her gün en az 3 tane “Güvenilir bir sitede yazarak para kazanmak istiyorum. Bana tavsiye edeceğiniz adresler var mı?” şeklinde e-postalar alıyorum. İşte bu sorularınıza vereceğim toplu yanıt:

Evet, İçerik Bulutu'nda yazarak kaliteli bir oluşumda yer alabilir ve düzenli bir gelir elde edebilirsiniz. Üstelik bu işi olabilecek en profesyonel ortamda yapmanın keyfine vararak! Heyecanlandınız biliyorum; o halde gelin size sürecin tüm detaylarını kendi deneyimlerimden yola çıkarak anlatayım. Çünkü 29 Aralık 2015'den bu yana İçerik Bulutu'nda “içerik üreticisi” olarak yer almaktan son derece memnunum. İşte belki de hayatınızı değiştirecek bu platformun detayları:





Öncelikle altını çizelim; “Makale” değil, içerik üretiyoruz!

Bu işlere ilk başladığımda, piyasada çok yanlış bir şekilde yaygınlaşan “makale yazarlığı” tanımlamasını ister istemez ben de kullanıyordum. Ama biliyorum ki internet için profesyonel içerik üretmek, bilimsel anlamda “makale yazarı” olmaktan çok çok farklı bir uğraş! Makale; bilimsel bir gerçeği açıklamak, bir tezi savunmak; ya da bir düşünceyi anlatmak için yazılıyor. İnternette tanıtım ve pazarlama amaçlı üretilen “içerik”lerin, bu makalelerle hiç bir benzerliği yok! Dolayısıyla “makale yaz para kazan” mantığı ile açılan deyim yerindeyse “merdiven altı” web sitelerinden çok farklı bir yer İçerik Bulutu. Tahmin edersiniz ki, üretilen içeriklerin kalitesi ve işleyiş de “100 kelimesi 1 TL” mantığıyla çalışan bu düzeysiz web siteleriyle karşılaştırılamaz bile.!Yani pazarda satılan markasız ucuz ürünleri “100 kelimesi 1 TL”ye satılan “makale” adındaki anahtar kelime çöplüğüne dönüşmüş yazılara benzetirsek, İçerik Bulutu'nda üretilen web içeriklerini markalı butik ürünlere benzetmemiz yanlış olmaz. Bir tekstilci de başka türlü örnek vermez...

İçerik Bulutu Yazar Ücretleri

En çok bu konuyu merak ettiğinizi biliyorum. Elbette direkt web siteleriyle çalıştığınız ücretler kadar süper ücretler almıyorsunuz İçerik Bulutu'nda. İyileştireceklerini söylüyorlar, ki ben de samimiyetlerine inanıyorum. Ama şu da bir gerçek ki; 100 kelimesi 1 TL gibi ücretler de yok. Elbette fiyatlar daha iyi durumda. Konunun özelliğine göre; uzun blog, kısa blog, ürün tanımı, gibi kategorilerine göre; yazar statüsüne göre değişiklik gösteriyor ücretler. Bir örnek vermek gerekirse, “TOPİKO” denilen bir kaç kelimelik konu başlığı bulmak için ödenen ücretin, o malum sitelerde 300 kelimeye verilen ücretle hemen hemen aynı ya da daha fazla olduğunu söylersem, sanırım daha iyi değerlendirme yapabilirsiniz.

İçerik üretme hızınıza ve disiplininize göre günde 3-4 saat çalışarak ciddi sayılabilecek bir gelir elde etmeniz mümkün. Fazla detay verirsem iş ahlakına sığmaz.

Hesabınızda biriken paradan ne kadarının ödenmesini istiyorsanız her ayın 13-14'ü gibi sistem üzerinden “ödeme talebinizi” oluşturuyorsunuz. Ayın 15'inde para banka hesabınızda oluyor. Ne zaman ödenecek, ödendi mi gibi stresli süreçler asla yaşamıyorsunuz. Çünkü ödeme yapılınca posta kutunuza otomatik bir mesaj geliyor:

Hesabında bir hareket var. Kontrol et ve güle güle harca!”
Takdir edersiniz ki, bu da çok hoş bir şey...




İçerik Bulutu sistemi nasıl çalışıyor

Sistem gerçekten profesyonel. Müşteriler en bilindik markalar. O yüzden ben, İçerik Bulutu'nda yer almayı çok önemsiyorum. Kısaca anlatayım. Bir yazar ekranı var. Açtığınızda içerik talepleriyle karşılaşıyorsunuz. Bu listede marka adı, içerik tipi, konu başlığı, minimum kelime sayısı, ücret bilgisi yer alıyor. Listeden bir içeriği üstlenmek için tıklıyorsunuz. İçinde müşterinin istekleri, kullanılacak anahtar kelimeler, kullanılacak dilin özelliğine kadar bütün bilgiler var. Yani müşteri samimi mi, profesyonel bir dil mi istiyor;hangi ara başlıkları istiyor.. vb.bütün detaylar bu açıklamalarda yer alıyor. Kimseye başka bir soru sormak zorunda kalmıyorsunuz.

Ve süreç başlıyor. İçeriği üretmek için 15 saatiniz var! 15 saat boyunca ekranda içeriği üretmezseniz sizden otomatik olarak içerik alınıyor. Bu da sizin yazar puanınızı kötü etkileyen bir şey. Ben bu duruma sanırım hiç düşmedim. Çünkü içerik üretmek disiplin gerektiriyor ve ben de disiplinli çalıştığım için bu işten para kazanabiliyorum.

İçeriği üretip sistemden gönderdikten sonra profesyonel editör onayı süreci başlıyor. İmla, içeriğin kopya olup olmadığı, konu bütünlüğü, anahtar kelime kullanımı gibi kriterlere göre editör ya içeriğe onay veriyor. Ya da revize istiyor. Revize için de yazarın 12 saat süresi var. Sonraki aşamada yayıncı onayına gidiyor içerik. Eğer onaylanırsa otomatik olarak ücreti yazarın hesabına yansıyor. Eğer takıldığınız bir şey olursa, sistem üzerinden yöneticilere mesaj yazıyor ve kısa sürede yanıt alabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar. Nasıl şahane değil mi sistem!

Açıkçası başlarda editör denetimlerinde zorlanıyordum, ama verdikleri revizeler sayesinde kendimi kaliteli içerik üretme konusunda oldukça geliştirdim. Artık ben de sistemde editör olabilirim. O derece yani. (İçerik Bulutu yöneticilerine duyurulur)



İçerik Bulutu Yazar Davetiyesi

Sistemde 2500+ yazar çalışıyor. Önce yazar olmak için sistemdeki formu dolduruyorsunuz. Eğitiminiz, deneyimleriniz,kendinizi ifade biçiminiz değerlendiriliyor ve bu aşamadan geçerseniz, e-posta adresinize davetiye kodu geliyor. Bu şekilde yazar olabiliyorsunuz.

Puanlandırma sistemi

Yazar, uzman ve guru olmak üzere üç kategoride çalışabiliyorsunuz. Unvanınız geliştikçe gelirleriniz de artıyor. Ciddi bir performans değerlendirme sistemi var. Yeni güncellenen ekranlarımızda başarı grafiklerimizi takip edebiliyoruz. Yani freelance iş yapmak ancak bu kadar sistemli olabilir!

Eğer kendinize güveniyorsanız, sürekli yazarak düzenli bir gelir elde etmek için İçerik Bulutu Yazarlığı yapabilirsiniz. Başvurmak isteyenler, buradaki bağlantıya tıklayabilir. Bol şans...

NOT: Başvurmadan önce bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederim. 



Devamını Oku

7 Ocak 2016 Perşembe

İçerik yazarak para kazanmak!

2013 ocak ayında başladığım, o zamanlar adı “makale yazarak para kazanmak” olan, şimdilerde ise “içerik üretmek/ içerik yazmak” olarak adlandırılan işler konusunda maceralarımı şu başlıktaki yazılarda toplamıştım. Bu yazıları okuyanlardan, ya da sadece başlığı görenlerden gelen e-postalar beni o kadar çok yormaya başladı ki, bir güncelleme yapıp tüm sorulara toplu yanıt verme ihtiyacı duydum. İçerik üreterek para kazanmak isteyenlerden gelen e-postalarda genel olarak aynı sorular var. Ana başlıklar halinde olayı bir toparlayıp olabildiğince deneyimlerimi ve gözlemlerimi tekrar aktarmaya çalışacağım. Ama şunu bilmenizi isterim ki ben bu konuda otorite değil, aynı sizler gibi kelime işçisiyim. Ya da “sözcük emekçisi” diyelim..

içerik yazarak para kazanmak kolay bir iş değildir!

1- İçerik yazarak kimler para kazanabilir?
Bu sorunun yanıtı bana göre kısaca şöyle verilebilir: “Herkes yazarak kazanamaz!”
Çünkü dışarıdan göründüğü kadar kolay bir iş değil bu. 3 sene önce bu işlere yeni başladığımda iyi yazan da iyi yazmayan da bir şekilde para kazanabiliyordu. Çünkü piyasada bir boşluk vardı. O kadar çok kalitesiz iş üretildi ki bu süreç içinde, o kadar çok çöp yazı “makale” adı altında pazarlanmaya çalışıldı ki, Google buna önlem aldı. Artık sanal ortam yazılarında ziyaretçinin geçirdiği süreye çok önem veriyor Google örümcekleri. Ben bu konuda uzman değilim, SEO'cular bu başlığı çok daha iyi açıklayacaklardır. Yani demem o ki, okunabilir içerik üretenler kazanıyor, çöp içerik üretenler piyasadaki fiyatları aşağıya çekmeye çalışsalar da bir şekilde eleniyorlar. Çünkü bizim ülkemiz maalesef nitelikli, üniversite mezunu, okuyan, yazan, Türkçesi iyi olan işsizler cenneti! Hal böyle olunca, kötülerin elenmesi de çok doğal ve beklenen bir sonuç.
Özetle diyebilirim ki, lisedeyken yazmayı ve okumayı sevmediyseniz, ders kitabı haricinde okuduğunuz kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmiyorsa, çantanızda kitapla yola çıkmıyorsanız, bence bu işi unutun! Böyle yaparak zaman kazanır ve hem kendinize
hem de piyasaya iyilik yapmış olursunuz. Nasıl ki herkes overlokçu olamazsa, herkes yazarak kazanamaz. Çünkü basit gibi görünen işler de yetenek gerektirir.

2- Ne tür içeriklerden para kazanılır?
Konumuz SEO uyumlu internet içerikleri. Yani e-ticaret, haber portalı, blog gibi ortamlarda yayınlanan içerikler. Kimi zaman sizden istenen şey bir ürün tanıtımı olabilir, ya da bir kategori tanıtırsınız. Örneğin tekstil ürünleri satan bir e-ticaret sitesinde “x marka tişört” ürününü 300 kelime ile tanıtmanız istenir. Ya da “montlar” kategori başlığına “mont” sözcüğünü anlatan en az 500 kelimelik bir içerik üretmeniz istenir. Son zamanlarda adından çokça söz edilen eğlenceli içerik sitelerinden birine “dizilerde bıktırıcı 5 klişe” başlığı altında 200 kelimelik bir yazı yazmanız ve bu yazıya uygun görseller bulmanız da istenebilir. Bir videoya alt yazı yazabileceğiniz gibi yemek tarifi de istenebilir sizden. Ya da bir e-ticaret sitesinin bloguna içerik üretebilirsiniz. Mesela puzzle satan bir sitenin bloguna, resimleri puzzle olarak üretilmiş ressamlar hakkında yazılar yazarsınız. Bazen çok daha zor içeriklerle karşılaşırsınız, çünkü müşteriniz tabiri caizse biraz gıcıktır... Bu kadar açıklama sonrasında ilk cümleye dönüyorum:

İnternette para kazanılan yazılar SEO uyumlu olmak zorundadır!

Google'a “SEO uyumlu içerik ne demek?” diye sorduğunuzda zaten birçok açıklama göreceksiniz. Bu konuyu araştırmayı size bırakıyorum...


3- Yazarak kazanmaya nereden başlamalı?
SEO uyumlu yazı nasıl yazılır?” konusunu öğrendikten sonra kariyer sitelerinde (daha önceki yazılarımda belirtmiştim, kariyer.net, secretcv...vs) kendinize bir özgeçmiş oluşturarak “içerik yazarı, metin yazarı” gibi aramalarla iş ilanlarına başvurmalısınız. Projesi olanları freelance çalışanlarla buluşturan sanal mecralarda da şansınızı denemenizi öneririm.

Bana gelen e-postaların arasında şöyle yazanlar çok var:

Dediğiniz internet sitelerindeki ilanlara baktım, iş bulamadım. Siz çalıştığınız işleri benimle paylaşır mısınız?”

Bu söylemi gerçekten anlamam mümkün değil. Sanki uzayda yaşıyor gibi, bir günde iş bulacağını zannedecek kadar ülkemiz gerçeklerine yabancı olan biri için ne yapabilirim?

Bulana kadar her gün bakmalısınız ilanlara” yanıtını vermeye cidden utanıyorum. Ve o kadar çok zamanımı alıyor ki bu e-postalar!

Bu olayın diğer bir boyutu ise biraz hazıra konmak oluyor, yani farkında olmadan yapılan emek hırsızlığı... Şunu anlıyorum ben:

Evdeyazar 3 senedir uğraşıyorsun, öğrenmişsin birşeyler, paylaş. Hatta çalıştığın yeri söyle, senin yerine ben çalışayım!”

Gerçekten bu konuda çok rahatsızım, e-posta kutuma bakmak bile istemiyorum bazen..
Ben iş aramak için saatlerimi günlerimi harcadıysam siz neden harcamayasınız ki? Çalıştığınız ofise girsin diye tanımadığınız insanlara referans oluyor musunuz? Peki bunu sizin için yapmamı neden benden istiyorsunuz? Açıkçası bazı e-postalar o kadar içtenlikle ve duygusal yazılmış oluyor ki, yardımcı olamadığım için üzülmeme sebep oluyor. 
Ama ben üzülmeyi hak etmiyorum!
Olabildiğince deneyimlerimi sizinle paylaşıyorum, sizse daha çok yardım etmem için beni zorluyorsunuz. “Bana iş bul!” diye, tanımadığınız bir insandan baskı görseniz ne düşünürsünüz? Biraz empati rica ediyorum. Evet işsiz olmak kolay değil, bu durumu çok iyi biliyorum. Ama kimseye bu şekilde baskı yapmayı hiçbir zaman düşünmedim. Hatta bazı postalar var ki aynen şöyle yazıyor:

Telefon numaram bu, sizden bilgi bekliyorum!”
Nasıl yani, böyle bir zorunluğum mu var benim? Neden yapayım ki? Kim yapar ya da böyle bir şeyi...

Dediğim gibi empati, biraz empati. Sevgili arkadaşlarım ben iş bulma kurumu değilim, blog yazıyorum o kadar!

Uzattım bu konuyu farkındayım, ama inanın çok sıkıldım...


4- Nerede yazacağımıza nasıl güveneceğiz?
Son zamanlarda bu işi gerçekten layıkıyla yapan siteler çıktı ortaya. Ben de içlerinden biriyle yoğun bir şekilde çalışıyorum bu aralar. Son derece profesyonel yazar panelleri var, fiyatları gayet makul, her önüne gelene iş vermiyorlar. Referans yazı istiyorlar, editör onayı veriyorlar. Yani siz paneli açıp istediğiniz konuda, fiyatını gördüğünüz yazıyı seçerek çalışmaya başlıyorsunuz. Yaklaşımlarından zaten kalitelerini anlayabiliyorsunuz. Ama bazıları var ki, nasıl etsem de yazan kişiyi sömürsem mantığındalar...
Geçenlerde bir tanesine deneme amaçlı üye oldum. Projelere verdiğiniz tekliften para alıyor, yani projeyi kazanmasanız da komisyonunu sağlama alıyor, yazdığınız yazının %25-40 arasında bir oranını komisyon olarak alıyor, üstelik varsa eğer blogunuz, orada kendi reklamlarını yayınlatma zorunluluğu da koymuş! Bir bitki adı taşıyan bu siteye dedim ki,

Sömürünün böylesini ilk kez görüyorum, haksız yere para kazanmanın üst boyutundasınız!”

Hiçbir cevap veremeyip üyeliğimi iptal ettiler. İnsan gerçekten bu kadar kurnaz olabilir mi? Şaşkınlık içindeyim...

Bazıları da utanmadan 100 kelimeye 50 kuruş teklif ediyor 2016 yılında! 3 sene önce bile öyle fiyatlar yoktu! Geçen bir tanesini eleştirdiğimde "ben işsiz insanlara istihdam sağlıyorum, bütçe bu ne yapabilirim" gibi kendince günah çıkaran bir yanıt verdi. Yani demem o ki sektör geliştikçe iyiler iyice profesyonel ve güven veren bir aşamaya gelmişler, piyasadaki köylü kurnazlarının ise sayısı belli değil!

Ne yazık ki ülkemizdeki işsizliğin bir sonucu bu durum; gerçekten utanç verici...

İyiyi bulmak için araştıracaksınız, iş deneyimlerinize güveneceksiniz. Her iş gibi yani... Yapacak bir şey yok. Ben tavsiye etmiyorum hiçbir yeri, çünkü bunu etik bulmuyorum. Kimseye de sormadım bugüne kadar nerede çalışmam gerektiğini... Karşınıza çıkan iş fırsatlarını hemen kabul etmeden önce iyi analiz etmenizi öneriyorum.

5- Ne kadar kazanılır?
Bu işi düzgün bir platformda gerekli mesaiyi harcayarak yaparsanız, bir maaş kazanabilirsiniz. Maaşın kaç lira olacağını siz belirlersiniz. “Sen ne kadar kazanıyorsun?” sorularını yanıtlamıyorum. Hayatım boyunca kimseye kazancını sormadım, bence ne kadar iyi niyetli sorulsa da böyle şeylerin konuşulması çok gereksiz, hele ki sanal ortamda! İş hakkında en ufak fikri olmayıp direkt parasını soranları ise gerçekten anlamıyorum.

6- Ne kadar zaman harcamak lazım?
Benim freelance çalışma disiplinim var, sabah 7:00 gibi oturuyorum, 16:00'ya kadar çalışıyorum. Haftasonlarını kendime ayırıyorum. Belki başkaları gece çalışıyordur. Freelance çalışmanın en büyük avantajı da bu zaten. Esnek ve özgür...

7- Blog yazarak para kazanılır mı?
Ben bu blogu yaklaşık 3 sene önce açtığımda para kazanmak birincil amacım değildi. Emek verdikçe blog para kazandırmaya da başladı. Nasıl mı, Bumerang teklifleri, reklam teklifleri, tanıtım yazısı teklifleri, ya da blogum aracılığıyla gelen proje teklifleri... Adsense hesabımda işler karışık. Orayı saymıyorum zaten. Bloglarında ürün tanıtımı yapanlar, blogu ticari bir mecra olarak görenler mutlaka daha çok kazanıyordur. Ama benim için blog öncelikle duygusal bir alan. Dolayısıyla öncelikli hedefim okunmak, para kendiliğinden geliyor...

Umarım içerik yazarlığını merak edenler için aydınlatıcı olmuşumdur. Bol şans diliyorum..

not: Yazarak Kazanmak konu başlığındaki bütün yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.



Devamını Oku

2 Eylül 2013 Pazartesi

Makale yazarak para kazanma konusundaki sorularınız..

yazarak-kazanmak

Makale yazarak para kazanma konusunda bir çok kişiden abartmıyorum her gün mailler alıyorum. Bir çok mailde de, iş bulma konusunda kendilerine yardım etmemi istiyorlar. Keşke elimden gelen bir şey olsa.. Ben sadece nelere dikkat edilmesi gerektiğini, bu işe ilk başladığım zamanlarda nasıl yöntemlerle iş aradığımı aktarabiliyorum kendilerine. 
"Peki nasıl iş buluyorsun?" sorularının ardı arkası gelmiyor yine de.. İlk zamanlarda arıyordum evet. Ama artık aramıyorum, artık özgün içerik ihtiyacı olanlar beni kendileri buluyorlar bu blog aracılığıyla. Blog yazılarım bir anlamda referansım oldu diyebilirim. Dolayısıyla, seçme hakkımı kullanabiliyorum. 

Emek verdim, karşılığını alıyorum yavaş yavaş..

Evet bu işten hem keyif alıp hem de para kazanmanın yolu, her işte olduğu gibi emek vermekte, sabırlı olmakta yatıyor. Elime aldığım her projede daha çok bilgi vermek, yazıyı keyifle okunur kılabilmek için araştırmalar yapıyorum. Okuyorum, yazdığım bir yazıyı defalarca gözden geçiriyorum, beğenmediğim yerlerini değiştiriyorum. Her şeyden önemlisi de yazmış olmak için kendimi zorlamıyorum. Kendimi veremiyorsam o işi o gün yarım bırakıyorum. Ama teslim tarihine de sadık kalıyorum elbette. Yazıların bitiş tarihi ile ilgili söz verirken, bu ilham perilerinin gidişini de hesaba katıyorum.. Bazen bir iki günlük sapmalar olabiliyor yine de, karşılıklı tolere ediyoruz birbirimizi. Çünkü ben bir makine değilim, düşünce gücümü kullanıyorum nihayetinde.. Zaten bunun değerini anlayamayacak olanları hissediyorum ilk yaklaşımlarından. Dedim ya, seçme hakkımı kullanıyorum.

Yazma işi için biraz sıra dışı olmak gerekir!

Kendinize özgü bir tarzınız yoksa, sıradan okul kitaplarında yazılanlar kadar sıkıcıysa yazdıklarınız, bence bu işten uzak durmalısınız! Çünkü yazma eylemi, okuyanları memnun ettikçe anlam kazanır. Bunu Google da çok iyi biliyor, Seo'cular da artık son zamanlarda sıradan bir yazı ile kaliteli bir yazı arasındaki farkı görmek zorunda kalıyorlar. "Zorunda kalıyorlar" diyorum, çünkü okunabilir nitelikteki bir yazıyı 100 kelimesi 1-2 TL'ya yazdıramayacaklarını yavaş yavaş anlıyorlar.. 

Aracı kazanır, emekçi sömürülür!

Her işte böyle değil midir? Pamuk toplayan ırgatları bulan aracı, bu insanları tarla sahibiyle muhatap etmez, çalıştırır yevmiyelerini kendisi verir. Çoğunlukla da sıcakta gün boyu pamuk toplayan ırgatlardan daha çok para girer cebine. Evet işçi toparlamak da emek ister, ama gün boyu tarlada çalışanın alnından daha çok ter damlar!.. Mavi yakalı işçi bulma ajanslarının da onlardan farkı yoktur bana göre. Büyük işveren, işçiyle muhatap olmak istemez, ajansı sokar araya. Asgari ücretle iş bulduğu insanların maaşlarından komisyon alır bu ajanslar. Evet emek harcarlar, ama ne kadar? Tartışılır.. Demem o ki taşeronlaşmanın olduğu her iş kolunda emekçiler çifte sömürüye maruz kalırlar. Evet işleri kolaylaştırırlar, normalde bir araya gelemeyecek insanları buluşturmak da bir iştir. Ama ucunda sömürü vardır.. Bu sömürü düzenine karşı çıkan biri olarak son zamanlarda tabiri caizse mantar gibi çoğalan "makale yazdırma siteleriyle" çalışmıyorum prensip olarak. Hatta bir tanesi, sitesinin tanıtımını yapmam için çok dil döktü geçenlerde. Kazanç ortaklığı gibi tekliflerde bulundu.. "Bana ters gelen bir oluşumda yer alamam!" dedikçe ısrar etti. Hatta işi "Siz yeter ki tanıtın; iyi yönüyle de kötü yönüyle de yorumlarınızı da yazın" noktasına kadar vardırdı!  Sitesinde yazar olmak isteyenlerden başlangıçta ücret talep edecekmiş! Söyleyecek laf bulamadım, biraz terslemek zorunda kaldım en sonunda.. Bakar mısınız, ne tatlı paralar peşinde insanlar.. Hem ucuza işçilik yaptıracak, hem de bunun için peşin peşin aidat alacak! Yazarken yine sinirlendim şimdi.. 
   Makale yazma işi, bir önceki yazımda  belirttiğim gibi kelime işçiliğidir bana göre. Nitelikli, üniversite mezunu kelime işçilerini sömüren, 100 kelime için utanmadan 0,50 TL ücret vermeyi uygun gören bu sitelerin hangilerinin iyi olduğunu lütfen bana sormayın.. İçlerinde insanların hakkını verenler olabilir elbet, onları tenzih ederek söylüyorum ki, bu makale yazma sitelerinin mantığı, birilerinin üzerinden para kazanmaya dayalıdır. Bana çok soruyorsunuz "hangi site?" diye.. İşte yanıtlıyorum: hiç birisi..
 Başlangıçta Makalego'yu gerek yazılımının güzelliği, gerek verdiği fiyatlar, gerek sahibiyle olan düzeyli diyaloglarım sayesinde tavsiye etmiştim. Sonra bir sabah baktım ki Makalego sitesi yok olmuş! Küçük de olsa alacağımı da vermeyerek üstelik! Size daha ne diyebilirim ki! 

Hiç bir iş kolay değildir! 

İşin bir de öbür yüzü var. Hep iş verenleri suçlamamak lazım, objektif olmak da lazım. Hiç bir iş kolay değildir unutmayınız lütfen. Çaba sarf etmeden, deneyim kazanmadan, birileri bana 100 kelimesi 10 TL'lık işler versin, iki dakikada yazayım tatlı para kazanayım diye düşünmeyiniz. Bana mail atanlardan birinin çok güzel yazılarının olduğu bir bloğu vardı. Kendisi de o kadar zor durumda olduğunu anlattı ki, o zamanlar aktif olarak çalıştığım, Türkiye'nin en bilinen Seo firmalarından birine kendisi için referans yazısı yazdım. İşe de hemen başladı. Sonrasında kopya içerikler göndererek, yazıları zamanında teslim etmeyerek beni o kadar mahçup duruma düşürdü ki! Halbuki kişisel bloğundaki yazılar gayet özenliydi. İş başkasına para karşılığında yazmaya gelince, işi savsaklamaya başlamıştı hemen.. Kendimi övmek için söylemiyorum ama, eğer bu güne kadar aldığım işlerde böyle hatalar yapsaydım, sizce bana kendiliğinden teklifler gelir miydi? Sizce çalışmalarım uzun soluklu olur muydu? Bu işi basit zannederek balıklama atlayanlar içindir bu verdiğim son örnek de...


Herkesin hak ettiğiyle karşılaşması dileğiyle bu gün de ayrılıyorum aranızdan. Umarım faydalı olabilmişimdir.

Sevgiyle kalın..










Devamını Oku

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Yazdığım makaleleri hesapladım, 1307 sayfalık roman ediyor!!

evde-yazarak-kazanmak
Makale yazarak para kazanmaya başladıktan bu yana geçen sürede kendi adıma bu işte ciddi bir deneyim kazandığımı düşünüyorum. Yaptığım işlerin detaylı dökümünü baştan beri Excel tablosunda tuttuğum için istatistiksel veriler de var elimde.. Örneğin sadece bir Seo firması için tam 100150 kelime yazmışım. Bu yüz bin kelimenin tamamı anahtar kelimelere yönelik seo uyumlu makalelerden oluşuyor. Yine İspanya'da bir firma için yazdığım makalelerin toplamı da 50179 kelimeden oluşmuş. Bir temizlik firması için 12 tane makale yazmışım toplam 4000 kelimeymiş o da.. 4000 kelime de bir okul projesi için yazmışım. Şu anda elimde 5300 kelimelik başka bir proje var örneğin, 53 tane makale yazacağım 100'er kelimelik. Kendi blog yazılarımı saymıyorum tabii ki..
 Merak ettim, sadece para kazanma amaçlı yazdığım toplam 163479 kelime  nasıl bir kitap olurdu diye.. Yaptığım araştırmada bulduğum sonuçlar beni bir hayli şaşırttı. Örneğin George Orwell'in meşhur Hayvan Çiftliği kitabı sadece 29966 kelimeymiş. Yani ben 5,5 tane Hayvan Çiftliği kitabı kadar yazmışım!. Madam Bovary bile 117963 kelimeden oluşuyormuş, ben ondan da fazla yazmışım! Biraz daha araştırdım sonra; hesap yapmışlar, 100 sayfalık bir roman yaklaşık 12500 kelimeden oluşuyormuş. Bu durumda ben makale yazıp para kazanacağım diye uğraşırken aslında 
 (163479/12500)*100 = 1307 sayfalık bir roman yazabilirmişim. Aklıma direkt henüz okumadığım ama en kısa zamanda almayı düşündüğüm Haruki Murakami'nin tabiri caizse tuğla gibi kalın romanı 19Q4 geldi.. O kitap da 1300 sayfa.. Elbette ki roman yazmak için yazar deneyimi ve birikimi gerekiyor, ben bu fantastik hesabı yaparken biraz da matematik ve istatistik sevgimi de tatmin etmiş oldum. Bu hesabı yaptıktan sonra zaten bir süredir karar aldığım şekilde "seçici olmak, yazarken emeğimin karşılığını olabildiğince çok almak" fikrim de biraz daha kesinlik kazandı aynı zamanda.. 

Bütün bunları neden söylüyorum, çünkü artık anahtar kelime ile makale yazma işinden cidden sıkılmaya başladım. Bu nedenle bana gelen projelerde artık seçici davranıyorum. İçinizde bu işe, yani makale yazarak para kazanma işine yeni başlayanlarınız veya başlamak isteyenleriniz varsa, deneyimlerimi aktardığım önceki yazılarımı burayı tıklayarak okuyabilirler. Bu işin ne kadar zor olduğunu merak ediyorlarsa da bu yazıma bir göz gezdirebilirler.

Evet ne diyordum, seçici davranmak.. Her işte de böyle değil midir zaten? Başlangıçta hiç bir deneyiminiz yokken ilk bulduğunuz işi koşulları ne olursa olsun kabul edersiniz. Ben de öyle yaptım, ne konu verdilerse yazdım. Topuk dikeni tedavisi de yazdım, Linux Hosting de.. Hatta o kadar çok tatil ile ilgili yazı yazdım ki, neredeyse gezi rehberi kadar bilgi sahibi oldum yurdumuzun tatil beldeleri hakkında! Verilen ücretlere sesimi de çıkaramadım ilk zamanlar.. Bence tam anlamıyla kelime işçisi'ydim.. Emek sömürüsüne felsefe olarak şiddetle karşı çıkan ben, bunca deneyimden sonra artık kelimelerin işçisi değil, patronu olmasa da "iyi kazananı" olmak isterken sizce de haksız sayılmam öyle değil mi? Çünkü şimdiye kadar kiminle çalışsam, en sıkıcı konuyu bile akıcı ve zevkle okunur bir şekilde yazdığımı söylediler abartmıyorum..  Madem yazılarım bu kadar beğeniliyor, o halde neden  100 kelimesi 1 TL'ya - 2 TL'ya yazayım ki? Olay sadece para da değil elbet, yaşanan tükeniş.. Örneğin geçenlerde bir teklif geldi yine, "uçak bileti, araç kiralama..vs." gibi kısır bir konuda benden ayda 300 tane makale istiyorlar.. "Kusura bakmayın ama ne kadar yaratıcı olursa olsun, hiç bir yazar eğer konunun uzmanı değilse, aynı konuda bu kadar çok yazı üretemez!" dedim.. "Ben bu konuda kendimi çok zorlasam da en fazla 10 tane yazı çıkarabilirim." diye ekleyerek nazikçe işi reddettim.. Neden 300 taneyi bir kişiye yazdırmak istiyorlar? Ucuz olsun diye elbette.. 
Biliyorum makale yazarak para kazanma hayali kuran bir çok kişi işsiz, yani mecburiyetleri var.. Bir çoğu da benim gibi iş hayatını protesto ederek evde para kazanmanın yollarını arıyor..
Ama arkadaşlar lütfen 100 kelimeye 0,50 TL / 1 TL gibi ücretlere razı olarak, kelime işçilerinin olabildiğince sömürüldüğü bir piyasanın ekmeğine yağ sürmeyiniz! Çünkü bu iş, zannedildiği gibi öyle basit, tıkır tıkır yapılacak bir iş değil.. Çok ciddi emek sarf etmek gerekiyor kaliteli bir içerik çıkarmak için.

Peki nasıl projelere "evet" diyorum? Dedim ya çok  anahtar kelimeye bağlı yazmamaya gayret ediyorum. Bir müşterim için örneğin günlük tarzı yazıyorum, içimden gelen her hangi bir konuda üstelik. Yazımda sadece bir kez anahtar kelime geçiyor. Elimdeki son proje henüz bitmediği için detaylarını etik olarak vermem doğru olmaz ama şöyle söyleyeyim; 100-150 kelimelik eğlenceli yazılar yazıyorum bu aralar.

Makale yazdırarak web sitelerine trafik getirmeyi, dolayısıyla daha çok kazanmayı hedefleyenlere de kendi bulduğum ve çok da hoşuma giden tabirle "kelime işçileri"nin emeklerini küçümsememelerini, fiyat politikalarını bu anlamda tekrar gözden geçirmelerini tavsiye ediyorum. Aksi takdirde mütevazi olmayacağım bu konuda kusura bakmayın; -benim gibi- kaliteli içerik üreten yazarları kaçırırsınız diye de uyarıyorum kendilerini.

Herkesin sevdiği işte, emeğinin karşılığını doyurucu bir şekilde alması dileğiyle..

Sevgiyle kalın...


Devamını Oku

30 Ocak 2013 Çarşamba

makale yazarak para kazanma maceralarım-1


İnternette dolaşırken “makale yazarak para kazanmak” başlığında bir çok yazıya rastladım. Açıkçası bu beni çok heyecanlandırdı. Düşünsenize, en sevdiğim işi yaparak para kazanacaktım. Onlarca yazı okudum bu konuda. Herkes kendince yorum yapmış ama nerede yazılıyor bu makaleler, nasıl ulaşılıyor taleplere, doğru dürüst bilgi yok maalesef.

Günlerce aradım, taradım. Forumlara girdim, bir şey bulamadım. En sonunda klasik yöntemle, yani kariyer siteleri aracılığıyla araştırmaya başladım. Bir yerden cevap geldi, heyecanlandım da. Bu işlerin nasıl yapıldığını da bilmiyorum üstelik..Örnek makale istiyorlar benden ve konu da medyumlar.. İlk talep olduğu için bu tuhaf konuyu geri de çevirmek istemedim. Çünkü kendimi denemek istiyordum.

 “medyumların gizemli dünyası” adlı makaleyi yazıp gönderdim. Aradan bir hafta geçti, ses seda yok. Mail atıp sordum. Aldığım cevap:

“.. Yazınızı yayınlayacağız, Google'daki okunma oranına göre size geri dönüş yapacağız” oldu. O anda zaten anladım adamların zihniyetini. İstediğiniz kadar iş hayatında tecrübeli olun, bir sürü dolandırıcı, emek hırsızı tanıyın; internet ortamının sanal insanları gerçekten de sizi yine de tufaya düşürebiliyor. Neyse bir kaç gün sonra Google'da aratınca yazımı buldum. Bu garip konu zaten medyumlarla ilgili tuhaf ve bana yakışmayan bir sitede yayınlanmış.. Ne olduğunu artık anlamış olmama rağmen bir iki hafta sonra tekrar mail yazdım adamlara: “Sonuç hakkında geri dönmediniz.” dedim. “Biz başka bir arkadaşla çalışmaya karar verdik, başka siteler açınca size yine geri döneceğiz” dediler.. Evet onların sitesinin konseptinin çok dışında bir yazı yazmıştım gerçekten de. Ama aradan aylar geçmesine rağmen yazı hâla orada duruyor. Madem yayınlamaya uygun buldular, neden para ödemediler ?

İnternette makale yazarken düşülecek en büyük tuzak !

Yukarıda anlattıklarım bana çok büyük bir ders oldu. Bu işin üçkağıt yöntemi buymuş meğer.. Yaşamadan bilemezdim elbet. Sizden “demo, deneme..vb” adlarında bedava yazı alıyorlar, sonrasında da çeşitli bahanelerle ödeme yapmayarak işlerine bakıyorlar.. Tabii ki dürüstçe ve hatta çok profesyonelce çalışanlar da var. Ben onlara bir-iki ay sonra ulaşabildim, sırası gelince anlatacağım.

Bu arada size benden tavsiye; eğer internette makale yazdıracak kişiler sizden deneme yazısı diye bedelsiz bir şey isterlerse onlara pek güvenmeyin. Gerçi eğer referans göstereceğiniz bir yazınız yoksa, tarzınızı öğrenmek isteyebilirler ama bu yazı bence en fazla 100 kelime olmalı.. Deneme yazısı diye 300-500 kelime isteyenler, muhtemelen bu yazıyı yayınlıyorlar ve bir anlamda emek hırsızlığı yapıyorlar. Çünkü “medyum dolandırıcılığı” hadisesinden iki ay sonra, hem de bu işlerde artık deneyimli olmama rağmen ben aynı tuzağa bir kez daha düştüm. Bu iki tecrübem sonunda diyorum ki, bu işi düzgün yapanlar, sizden demo olarak en fazla 100 kelimelik yazı istiyorlar, ya da hiç istemiyorlar. Başvuru mailinizdeki yazı tarzınız bile bir referans olabiliyor çünkü..

Tecrübe, yenilen kazıkların toplamıymış ya.. Bu toplama hiç bitmeyecek sanırım. Özellikle internet dünyasında çalışmak, benim gibi bu işe yeni girenler için gerçekten de bilinmezlerle dolu. Örneğin insanları yüzünden anlardım eskiden, şimdiyse yazı tarzlarından ve kullandıkları sözcüklerden neredeyse kişilik analizi yapacak kadar uzmanlaştım diyebilirim. Çünkü mecburum; insanları görmeden, seslerini duymadan onlarla bir şekilde iş ilişkisine girmeden önce güven oluşturmanın başka yolu yok maalesef..Aslında başlangıçtaki bu gizem ve sonrasında oluşmaya başlayan sanal da olsa netlik de ayrı bir tat veriyor buralarda çalışmaya..

Maceralarım devam ediyor sayın okuyucu, devamını bir sonraki yazıya saklayalım..Ev Yazarı sükünete çekilsin artık..

Devamını Oku