twitter yasaklandı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
twitter yasaklandı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2014 Cuma

30 mart seçim günü ne yapacağım?

Ne yaparsan yap, bize ne?” diyebilirsiniz. Ama ben yine de anlatmak istiyorum.
Sabah erkenden kalkacağım her zaman olduğu gibi, muhtemelen kalkar kalkmaz gözlerimi ovuşturarak sosyal ağlara şöyle bir göz atacağım. Sosyal ağ kalmışsa tabii ki o güne kadar!

internet ozgur kalsin
Bendeki de ne şans ama, tam da “Şu sosyal medya işlerinde epey aşama kaydettim, bloğumun Facebook hesabı, Twitter hesabı, Google Plus hesabı bir yerlere geldi, bir de Instagrama eğilsem iyi olacak” diye düşünürken Twitter gitti, Facebook sallantıda, Google Plus da sıradadır kesin...
Ya bir de sosyal medya uzmanı olarak geçimimi sağlasaydım ne yapardım? Sahi son zamanlarda sayısı giderek çoğalan sosyal medya uzmanı arkadaşlar nasıl da strestedirler şimdi? Umarım olmaz ama bir sabah yöneticilerinden “sosyal medya sektörü devlet tarafından yok edildiği için sizi işten çıkarıyoruz” talimatı alıp işsiz kalabilirler. Olur mu böyle bir şey, belki bir ay öncesinde "yok artık, daha neler!" derdim  ama artık “olur, her şey olabilir” diye düşünüyorum.
Tam da mesleğimi unutup “gelecek internette” diyerek son bir buçuk yıldır kendimi sanal ortamlarda geliştirmiştim, tam da yeni projeler için anlaşmalar yapmak üzereydim. Ne yapsam, tekstil mühendisi özgeçmişimi güncelleyip iş başvuruları mı yapsam yeniden?

Amma da karamsarsın iç ses, bir sus da anlatmaya devam edeyim 30 martta ne yapacağımı!

Sahi ne diyordum, evet, o gün eğer kalmışsa sosyal ağlara bakıp, kapatılmamışlarsa internet gazetelerinden her gün okuduğum köşe yazarlarına  bir göz atıp bir iki lokma bir şey atıştırdıktan sonra oy vermek için evden çıkarım herhalde..

Bak şimdi yine içime kurt düştü. Ya birisi devletin bekasına yönelik iç ve dış mihrak odaklı bir yazıyı bloğunda yayınlarsa ve kırmızı güvenlik seviyesi nedeniyle Blogger'a da giriş engellenirse ne yaparım? Onca yazı yazdım, blog benim hayatım oldu, sanal dünyada takipçilerim oldu, takip ettiklerim oldu, ya bir daha görüşemezsek, eyvah eyvah yazılarımın yedeği de yok, Bloghocam'a acilen başvurmam lazım!

Sus be iç ses! (Yemek programlarındaki dış ses hiç olmazsa espri yapmaya çalışıyor, sen nasıl bir iç sessin böyle felaket tellalı gibi)

freedom


Son günlerde internetim niye yavaşladı, ne oluyor böyle diye Google'da gezinirken bir yazı ile karşılaştım. Güvenlik gerekçesiyle -tape denilen videolar izlenemesin için- internetin bant genişliği bayağı bir daraltılmış. Bir tek benim değil, herkesin interneti yavaşmış bu aralar. Yani şimdi bu internet bilinçli olarak yavaşlatılabiliyorsa pat diye neye kapatılmasın ki?

Ya uyandığımda interneti yerinde bulamazsam?

Canım ne olacak, dünyanın sonu değil ya, eskiden internet mi vardı diyebilirsiniz. Ben diyemiyorum ama, çünkü artık internet var. Revolution dizisinde nasıl aniden elektrik kesiliyor ve dünya kaosa sürükleniyorsa benzer bir şey olmaz mı? Düşünsenize artık hayatımızı internet olmadan zor idame ettiriyoruz. O kadar adapte olduk ki, sanal banka hesaplarımız var, e-devlet işlerimiz var, faturalar internete geliyor, müşterilere faks çekme dönemi bitti, internette çalışıyor, internette eğleniyor, internetten iletişim kuruyoruz. İşin ekonomik yanını düşünmek bile istemiyorum; dev e-ticaret şirketleri ve oralardan ekmek parası kazanan milyonlarca çalışan?

Yeter iç ses yahu, 30 mart sabahı ne yapacağımı ağız tadıyla bir anlattırmadın bana! Ne diyordum, kahvaltımı yaparım 30 mart sabahı, oy vermeye gitmeden önce belki televizyon açarım bir süre.

Ya televizyonu açtığımda 12 Eylül dönemindeki gibi tek tip yayınla karşılaşırsam? Hadi canım olmaz deme, niye olmasın ki! Söz konusu olan devletin güvenliği ve bekası ise zararlı yayınlardan beni korumak ister tabii ki RTÜK, zaten korumuyor mu, zaten süzgeçten geçirmiyor mu yayınları, biraz daha sıkı çalışacak hepsi bu.. Olur mu olur..


election

Tamam iç ses, anlaşıldı sen bana 30 Mart'ta ne yapacağımı anlattırmayacaksın ağız tadıyla.. O zaman kısa kesiyorum, gidip vicdanımın sesini dinleyerek oy verme işlemini yapacağım,  yani çok ama çok önemli  olan vatandaşlık görevimi yerine getireceğim.
 Karar verirken gelecek nesillere olan sorumluluk bilincim bana kılavuz olacak.

Peki ya sizler, sizler ne yapacaksınız 30 martta?


Devamını Oku

21 Mart 2014 Cuma

Tişikkirler sayın mahkeme; iyi ki Twitter'ı yasakladınız!

Ülkemizde olup biten kötü olaylar her ne kadar canımızı yaksa da, arada iyi sonuçlara da vesile olmuyor değil, haklarını yememek lazım!

Misal, bölündük parçalandık; yardımseverlik, dayanışma, kardeşlik gibi duygularımız yok oldu diye hayıflanırken birdenbire kenetlenmiş bulduk kendimizi milletçe!
Dün Twitter'a erişim yasağı konuldu, bunun üzerine teknik bilgisi olanlar seferberlik ilan ettiler. “Şöyle yapın, böyle yapın” diye herkes bilgisini ortaya döktü, paylaştı ve teknolojiyle hiç ilgisi olmayanlar  bile bu yardımlaşma sayesinde Twitter'a yeniden girmeyi başardılar.

Hani her şey satılıktı?

Demek ki değilmiş, demek ki bilgi de paylaşılırmış içtenlikle ve karşılık beklemeksizin.
Twitter'a erişim yasağı koymasalardı, DNS ayarı, Hotspot Shield, Onavo Protect gibi daha önce hiç duymadığımız sözcüklerin ne demek olduğunu nasıl öğrenecektik?
Tişikkirler sayın mahkeme” diyesi geliyor insanın neredeyse..

twitter yasak


Sabahları erken saatlerdeki haber programlarını izlerim kahvaltı yaparken. Bugün sabah programları da sanki daha bir güzeldi. Korku duvarları aşılmış, sanki sözleşmiş gibi birçok kanal, "Twitter yasağını nasıl deleriz" konusunda bize yardımda bulunuyordu. Hem şaşırdım, hem de çok hoşlandım bu durumdan. Milletçe gözümüze sallanan parmakla “ hıı, öyle yaparsan görürsün, sus bakıyim” korkutmalarından bıkmıştık, rahatça karşı durasımız vardı bir şeylere, yoksa patlayacaktık. Bir tweet okudu mesela Kanal D'nin başarılı sabah habercisi İrfan Değirmenci, duygularıma tercüman olan bir tweet, yanılmıyorsam şöyle diyordu:

-Düğün dağılmış da biz bize kalmış gibiyiz!

Benim sabah yaşadığım duygu tam da böyleydi; biz bizeydik gerçi ama bayağı da yorgunduk. En sevdiğimiz kuzenimiz evlenip gitmiş gibi hüzünlüydük ama biz bize rahatça dedikodu yapabiliyorduk.. Kayınvalidenin DNS ayarları, görümcenin mobil ayarlamaları her şey ortadaydı sabah haberlerinde. Gerçi düğünün bitmesi aynı zamanda acı gerçeklere dönmek de demekti ama olsun, güzeldi o “bir olma” duygusu.. “Penguen” diye geçtiğimiz haziran ayında protesto ettiğimiz kanalın suratsız sabah sunucuları bile bugün sevimli geldiler gözüme.

Bir de sosyal medyanın nasıl bağımlılık yarattığına şahit olduk. Düşünsenize, yasağı çıkaran partinin kıdemli belediye başkanı tweet'siz yapamadı ve gecenin üçünde yasakları delerek “gülücük” attı Twitter'da! En "traji mi- komik mi" olduğunu bilemediğim durum ise internet yasakları yasasını bizzat onaylayan cumbaba bile dayanamayıp “umarım bu uygulama uzun sürmez” diye tweet atarak yasakları delmiş oldu.

Ne oldu, sonuç ne şimdi derseniz söyleyeyim. Nev-i şahsına münhasır bir ülke olduğumuz bir kez daha tescillendi ve dünyaya yine rezil olduk.

Ama olsun, iyi ki Twitter yasaklandı diyorum yine ben. Niye mi, içimizdeki birlik-beraberlik duygusunu yitirmediğimizi öğrenmiş olduk. Saldırıya karşı kara-kaş, kara-göz ayrımı yapmadan  birbirimizi kolladığımızı görmek benim için çok özel bir duygu haliydi. Dedim ya , tekrar yineleyeyim: “tişikkirler mahkeme!”

Yarına ne olacağı belli değil, belki yine kendime hakim olamayıp güncel bir şeyler karalarım..

Sevgiyle ve her ne olursa olsun gülümseyerek yaşayalım diyorum..







Devamını Oku